PAYLAŞ

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Darbe girişiminin ardından bazı şehirlerde Alevi yurttaşların oturduğu evler işaretlendi, ibadethane ve derneklerine ırkçı  yazılamalar yapıldı. Son olarak da Alevilere yönelik tematik yayın yapan TV 10 kapatıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, kapıların işaretlenmesi, OHAL ve Meclis’ten geçen savaş tezkeresi hakkında gazetemize konuştu. Kaplan, muhalif kesimleri susturma aracı haline gelen OHAL’in Alevi yuttaşları tedirgin ettiğini söyledi. Kaplan, gerçek bir laiklik için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. 

TV 10’un kapatılmasına ilişkin ise “Alevilerin seslerini duyurma araçlarından birisi ellerinde alındı” dedi. 

TÜRKİYE’NİN YUMUŞAK KARNINA DOKUNUYORLAR

Son günlerde Alevi dernek ve ibadethaneleri ile Alevi yurttaşların evlerine işaret konmasının, halkı korkutma ve sindirme amacı taşıdığını vurgulayan Kaplan, “İşaretlenen evlerde yaşayan halkın hakları için sokağa çıkmasını engellenmek istendi. Yaşadıkları yerleri terk etmeleri istendi. Mamak’taki işaretleme apartman içerisinde gerçekleşen bir olay. Asıl işaretlemenin tehlikelisi İstanbul Pendik’te yapıldı. Derneğin kapısına ‘Cihat kazanacak’ yazıldı. Alevilerin evlerinin işaretlenmesi, Maraş Katliamı öncesinde başladı ve hep devam etti. Derin devlet, ülke iç politikalarına yönelik savaş taktiği koyacaksa ilk olarak ülkenin yumuşak karınlarına dokunuyor” dedi. 

Kaplan, bu zamana kadar  Kürtler ve  Alevilere yönelik saldırılarla iç karışıklık çıkarılmak istendiğini ifade ederek, “Ülkedeki halk hareketlerinini üst seviyeye çıktığı dönemlerde bu tür kutuplaştırmalar yaşandı. 1970’lerde Alevilerdi, 1980lerde Kürtler oldu. Halkın sokağa çıkma konusunda bir tedirginliği yok. Halkın asıl tedirgin olduğu konu OHAL’den kaynaklı” diye vurguladı. 

ÖZGÜRLÜĞE DARBE VURULDU

Kaplan, Alevi yurttaşlara yönelik tematik yayın yapan TV 10’un gerekçe gösterilmeden kapatılmasına tepki göstererek, Muharrem ayı öncesinde televizyon kanalının kapatılmasını “Alevilerin seslerini duyurma araçlarından birisi ellerinde alındı” diye yorumladı. “TV 10 yayın yanlışlarına rağmen ciddi anlamda Alevilerin sesiydi. Daha önce bilmediğimiz Alevi köylerine giderek oralardan bize haber veriyordu. Sesimizin duyulması için Alevilerin en önemli araçlarından birisiydi” diyen Kaplan, televizyon kanalının Muharrem ayı içinde 12 gün boyunca canlı yayın yapacağını, kanalın yayın akışı içerisinde de haftanın 1 saatini derneklerine ayırmayı planladığı bilgisini verdi. TV 10’la beraber kapatılan Hayatın Sesi TV’nin de Aleviler açısında önemli bir kanal olduğunu vurgulayan Kaplan “Hayatın Sesi TV, emekten, demokrasiden yana olan ve işçilerin sesini duyuran bir televizyondu. Bunların kapatılması özgürlüğe vurulmuş bir darbedir” diye konuştu. 

‘TEZKEREYE KARŞIYIZ’

Meclis’te kabul edilen Suriye-Irak tezkeresini “egemenlik hakkının ihlali” olarak gören Kaplan, “Dünya’nın hiçbir ülkesinin başka bir ülkeye müdahale etmeye hakkı yok. Sen nasıl apartmanda komşunun evine müdahale edemezsen, başka ülkeye de müdahale edilemez. Apartmanda bir şikayetin varsa, gidersin ev sahibiyle görüşürsün, olmadı polise gider şikayet edersin. Ülkeler konusunda da bu. Komşundan şikayetin varsa onunla ilişkilerine keser, ekonomik yaptırımda bulunursun” diye konuştu.  Türkiye’nin müdahil olmaması halinde Suriye’deki savaşın bu kadar sürmeyeceği görüşünde olan Kaplan, “Şuanda Suriye’deki savaşı körükleyen ve iddiaya göre belediye araçlarıyla oraya silah yollayan Türkiye’dir. Türkiye’nin aktif destek verdiği Özgür Suriye Ordusu ve diğer savaşan unsurlar Esad yönetimi açısından teröristtir. Nasıl sen kendi ülkene müdahale edilmesini istemiyorsan, başka ülkenin topraklarına da adım atmamalısın. Dolaysıyla biz Meclis’ten tezkerenin geçmesini uygun bulmadık” dedi. 

‘ÖNCE YAŞAM HAKKI’

Alevi yurttaşların birçok talebi olduğunu belirten Kaplan “Ancak bu talepler Aleviler için bir anlam ifade etmiyor. Çünkü insanlar artık ülkenin bir kısmında bugünde ‘ölmedik’ diye şükür ediyor. Şu anda yaşam hakkı ön planda. Bizim için şu anda ülkenin iç huzura ve iç barışa ihtiyacı var. Senin can güvenliğin yokken, inancın, dinin felan hiçbir önemi kalmıyor. Ülke bu iç karışıklıkta savaşa doğru sürüklenirken, sen ülkenin her yanını Cemevi yapsan ne olur, giden olmadıktan sonra” dedi. 

LAİKLİK İÇİN MÜCADELE

Türkiye’de laiklik tartışmalarının gerçek manada yürütülmediğini de vurgulayan Kaplan, “Türkiye’de 2002’den başlayarak laik yönetimle ilgili ufak tefek kırıntılar da silindi. 1950’lerden başlayarak laiklikten vazgeçildi” dedi

Adnan Menderes’in DP’nin grup toplantısında kürsüden “Siz isterseniz hilafeti de geri getirirsiniz” sözlerini hatırlatan Kaplan, “Laiklik bu ülkede tam anlamıyla hiçbir zaman olmadı. 300 bin personeli olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olduğu bir yerde laiklikten söz edilebilir mi? Devlet şu anda resmi dinini Sünnilik olarak kabul etmiş. Laiklik ancak mücadeleyle kazanılabilir” diye konuştu. 

Yorumunuzu yazınız