PAYLAŞ

NECLA DEMİR

İSTANBUL (DİHA) – Erkeğin tekelinde olan siyaset alanını “eş başkanlık” sistemi ile kurumsallaştırarak karşı cephe oluşturan kadının mücadelesine göz diken AKP, Kürdistan’daki belediyelere kayyım atayarak, aynı zamanda “siyasi irade” haline gelen Kürt kadınının kazanımlarını yok etmenin peşinde.

Dünyada ilk olarak Alman Yeşiller Partisi tarafından uygulanan ve kadın erkek eşitliğine dayanan yönetme sistemlerinden biri olan “eş başkanlık sistemi”, başta Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olmak üzere birçok parti ve sivil toplum kuruluşlarının tüzüklerinde yer buldu. Savunulan bu anlayışın pratik yansımalarından biri ise DBP’li belediyelerde uygulanması oldu. Böylece kadın bakış açısıyla siyasete rengini veren pratik, eş başkanlık aynı zamanda örnek oldu.

Kadın özgürlük mücadelesinin ürünü: Eşbaşkanlık

Siyasetin “erkek işi” olduğu iddialarını yerle bir eden eş başkanlık sistemi, hem Türkiye özellikle de Kürdistan topraklarında kadın özgürlük mücadelesinin ürünü olarak karşımıza çıktı. 2005 yılında Demokratik Toplum Partisi (DTP) tarafından Kürt illerinde yaşama geçirilen eşbaşkanlık daha sonra ise, kendisini Mersin’de Akdeniz Belediyesi’nde gösterdi.
Akdeniz Belediyesi’nin yerel seçimlere de eş başkanlar üzerinden girmesi ardından eş başkanlık, Türkiye’de toplu yönetimde hem kadınların temsiliyeti hem eş başkanlığın meşruiyetinin tanınmasına kaynaklık etti. Böylesi bir tablo karşısında kadın-erkek eşitliği, kadının yönetimde temsiliyeti, iradesi yok sayılan kadın genelinde Kürt kadınına kattıklarına bakıldığında bir kez daha önemli hale geldi.

Erkek tekeli siyaset alanına karşı bir cephe

Ataerkil yapının en çok kendisini palazlayarak şekillendirdiği alanların başında gelen siyaset, eş başkanlık sistemi ile bir kere daha yerle bir edilmiş oldu. Adeta erkeğin tekelinde olan siyaset alanını, eş başkanlık sistemi ile kurumsallaştırarak karşı cephe oluşturan kadın, böylece mücadelesine de farklı bir boyut kazandırdı. HDP’nin bu sistemi uygulayarak Meclis’e kadar girmiş olması da bunun en açık kanıtı olarak görüldü. Meclis koridorlarından belediyelere kadar taşınan eşbaşkanlık sistemi ile kadın iradesi kendisini “erkek alanı” olarak nitelendirilen siyasette gösterdi.

Kadın iradesine göz diken AKP

Kadınlar, belediyelerde halk yönetiminde erkek yönetici ile ortak karar vermenin yanı sıra “kadın gözü” ile oluşturulan merkez ve kurumlarda da kendi iç eğitimlerine dönük çalışmalar yürüttü. Tüm bu elde edilen kazanımlara göz diken ise, kadın konusunda her fırsatta eril zihniyetini ortaya koymuş ve 81 ilde yalnızca bir kadın belediye başkanına sahip AKP hükümeti oldu.

Kayyımlarla eşbaşkanlık da hedeflendi

Kürt kadınları, Türkiye ve dünyadaki kadın hareketlerini de etkileyecek özgürlük mücadelesini eş başkanlık sistemiyle sürdürerek “siyasi irade” olmanın önündeki engelleri de ortadan kaldırsa da kayyım atamalarıyla AKP’nin hedeflerinden biri haline geldi. Eşbaşkanlık, 15 Temmuz askeri darbe girişimi ardından ilan edilen OHAL ile birlikte yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile AKP tarafından 24’ü DBP’li 28 belediyeye kayyım atanması ile yok edilmek istendi.

Kürt kadını direnmeye devam ediyor

Halkın iradesi yok sayılarak aynı zamanda kadın iradesine yapılmış bir saldırı olarak görülen kayyım atamalarında kayyımların kayyım hepsinin erkek oluşu da tesadüf değil. Kayyımların gelir gelmez il icraatlarının belediye içinde bulunan kadın merkezlerini, kurslarını alelacele kapatması da bu durumu kanıtlar nitelikte. Yerelden başlayarak, siyasette, politikada, ekonomide, diplomaside, kültürel-sosyal yaşamın her alanında ve toplumun yönetiminde en üst düzeyde sorumluluk üstlenen kadınların kazanmış olduğu bu mevziye göz diken AKP iktidarının bir diğer hedefi ise, siyasi irade haline gelen Kürt kadınının kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik oldu.

Yıllardır direniş ruhundan ödün vermeyen Kürt kadını ise mücadele yürüterek kazandığı mevziyi kolay kolay terk etmeyeceğinin mesajını da belediyelerine sahip çıkarak vermeye devam ediyor.

(za/öç)

Yorumunuzu yazınız