PAYLAŞ

Cemil UĞUR
Mersin

Giydiği kıyafet nedeni ile Ayşegül Terzi’ye belediye otobüsünde yapılan saldırıyı kınamak için Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen EMEP’li Kadınlar, ‘Karışmayın, mırıldanmayın, dayatmayın, laik demokratik yaşamak istiyoruz” pankartı açarak eylem yaptı.

EMEP’li kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Ayzen Baran, erkek şiddetine de şiddeti destekleyen yönetim anlayışına da hayır dediklerini söyledi. Baran, “Belediye otobüsünde şort giyen Ayşegül Terzi’ye ‘Sen şeytansın, açık giyinenler ölmeli’ diyerek tekme atan bir kişi çıkarıldığı savcılıktaki ifadesinde de “Her şey İslam hukukuna uygun oldu” demiş ve bununla da yetinmeyerek “İslam hukukunda seksi giyinen bayana kırbaç vurulur” diyerek de fetva vermiştir” dedi.

Basit yaralama diye serbest bırakılan saldırganın tepkiler üzerine ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etme’ suçundan gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlatan Baran, “İzmir’de işten eve dönen bir kadına tacizde bulunanlar, kadın tepki gösterince ‘Bize kimse hayır diyemez’ diyerek feci şekilde darp ediyorlar.  Kadına şiddet durmaksızın devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 303 kadın öldürüldü. Bıçaklanan, dövülen kadınların haddi hesabı yok. Peki Ayşegül Terzi’yi tekmelediğini rahatlıkla anlatan mı canavar sadece? Kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyleyenleri, kadın katillerine sadece ‘elleri kırılsın’ diyen Aile Bakanlarını, ‘Kadınların esas kariyeri anneliktir’ diyen Sağlık Bakanlarını, ‘Kadınlar kahkaha atmasın’ diyen devlet yöneticilerini, ‘Mini etek giyersen tecavüze uğrarsın’, ‘hamile kadın sokağa çıkmasın’, ‘kadın mıdır kız mıdır’, ‘karma eğitim yerine kız erkek okulları ayrılsın’ diyenleri nereye koyacağız? Bu cümleler erkek egemen zihniyetin, ülkeyi yönetenlerin kadına reva gördüğü yaşamı açıkça gösteriyor. Evde oturan, çocuk doğuran, itaat eden, boyun eğerek hizmet eden kadın istiyorlar.

Kadını yaşamdan ve hayattan kopartan bu yönetim anlayışının sonucudur tekmelemeler, darbetmeler, bıçaklamalar. İstiyorlar ki, kadınlar hiç görünmesin” şeklinde konuştu.

Muhafazakar toplum projesi için kadınları hizaya sokmak isteyen iktidarın tüm devlet aygıtlarını kullanarak kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırdığını ve kışkırttığını dile getiren Baran, “Yaşanan şiddet ve katliamlara ‘psikolojik sorunlu’, ‘meczup’ ya da ‘münferit olay’, ‘büyütmeye gerek yok’ gibi yaklaşımlar da bu yönetim anlayışının sonucudur” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım’ın da bu şiddete itiraz etmiş gibi görünerek ‘normal bir insanın yapacağı bir iş değil yaptığı, hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın’ dediğini hatırlatarak- “Bununla da yetinmeyerek ‘adalet sistemimiz problemli, sadece kitaba göre değil toplumsal karşılığına göre karar verilmeli’ diyor. Başbakan giyimi, yaşamı, gülmesi, konuşması, yürümesi hoşuna gitmeyebilir ‘mırıldan’ derse sokaktaki de tekme atmayı kendine hak görür. Kitapta yaşam tarzına ilişkin tercihe müdahale var. Kitapta hürriyeti tehdit var. Kitapta nefret suçu var ama söz konusu kadınlar olunca burjuva hukukun kitabını kilit açmıyor. Toplumsal karşılık denilen baskıcı, muhafazakâr toplum anlayışı yerine evrensel hukuk kuralları, insan hakları kıstas alınmalıdır” dedi.

Baran sözlerini şöyle sürdürdü; “İşte onun için, Bursa’da metroya binen bir kadın ‘Şortlu kadının başına geleni biliyorsun, kes lan sesini’ diye tehdit ediliyor. Okullarda kız öğrencilerle erkek öğrencilerin aynı merdivenlerden çıkmasına dahi tahammül edilemiyor.
Eğitimin her alanı din tahakkümüne sokuluyor, Mecliste kadınların boşanmalarını engelleyecek öneriler yasalaşmayı bekliyor. Artık yeter. Derhal önlem alınmalıdır. Kadın düşmanı, ayrımcı, ötekileştirici tüm uygulama ve söylemlere son verilmelidir. Eşitsizliğin nedeni tüm yasalar kaldırılmalıdır. Ne giyeceğimize karışmayın. Arkamızdan mırıldanmayın. Yaşam tarzı dayatmayın” şeklinde konuştu.

Yorumunuzu yazınız