PAYLAŞ

CELAL FIRAT

Her yıl “1 Eylül Dünya Barış günü” ’nü savaş içinde kutlamaya çalışan bir dünya da yaşıyoruz

Halklar arasında ve uluslararasında barış ve kardeşlik idealleri oluşsun diye çaba göstermekteyiz ama bu çabalarımızın hiç biri yoksulluğu, hayatın baharında gencecik evlatlarımızın hayatlarını kaybetmesini,açlığı, azalan doğal kaynakları, su kıtlığını, sosyal adaletsizliği, çevresel bozulmaları, hastalıkları, yolsuzlukları, ırkçılığı, yabancı düşmanlığını konusunda somut bir sonuca varmamaktadır.

Dünyamız artık küçük küresel bir şehir, her dinden, her dilden, her ırktan, her inançtan bireylerin yaşam hakkı diğer bir bireyi ilgilendirecek ve sorumlu kılacak kadar gerçektir. Bu nedenle sorumluluklarımız ve çabalarımız sadece ve sadece ortak acıları ortak hissetmek içindir.

Yaşadığımız coğrafyada acı varsa inancımız gereği, dengeli, dikkatli, özenli ve sorumlu davranmak zorundayız çünkü güçlü medeniyetlerin fetih hırsı, açgözlülüğü, militarist eylemleri o coğrafyadaki farklı renkte ki farklı güzellikte ki ahengi kaotizme sürükleyerek trajik, korkunç katliamların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu acıların en deneyimlisi biz Alevileriz

Tüm tarihi süreçlerde adaletsizliği, acıyı, şiddeti yaşan bir toplum olarak Alevi inanç ahlakıyla bir kez daha topluma, siyasilere iktidardaki güç sahiplerine radikal barış mesajları vermeye devam ediyoruz.

Ve diyoruz ki!

Biz; güç kullananların güçlerini meşru görmüyoruz, inancımız gereği bütünsel, şefkatli, yaratıcı, sevgi dolu, bilge bir toplum ancak bireysel özgürlük anlayışıyla var kılınabilir.

Bizim anlayışımızda Hak; acı, ölüm karşında cennet vaat etmez çünkü bu anlayış tüm canlıların ortak sevgide tanrıya olan inancını yok saymaktır.

Bunu en güzel şekilde dile getiren Pir Hacı Bektaşi Veli nin sözleriyle” dünyaya barış gelsin diyorum “

Sevgi muhabbet kaynar yanar ocağımızda

Bülbüller şevke gelir gül açar bağrımızda

Hırslar kinler yok olur aşkla bağrımızda

Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda.

Sevgilerimle …

Yorumunuzu yazınız