PAYLAŞ

26-29 Mayıs tarihleri arasında Dersim’de gerçekleşen 2. Dersim’in Şifa Geleneği Sempozyumu’nun sonuç bildirgesi açıklandı. Tarımsal üretimde alternatif deneyimler, HES, baraj ve madencilik projelerinin durdurulması, Dersim’in ekolojik ve kültürel yapısının korunması, ve inanç merkezlerinin tescillenerek, açıklayıcı tabelalar yapılması bildirgenin öne çıkan başlıkları arasındaydı… .

 

26-29 Mayıs tarihleri arasında, Tunceli Arı Yetiştiriciliği Birliği ve Dersim Ekoloji Meclisi tarafından düzenlenen “2. Dersim’in Şifa Geleneği Sempozyumu”nun sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede altı çizilen konular arasında bölgenin ekolojik çeşitliliği, Alevi

inancı, kooperatifçilik, kültürel ve sosyal çalışmalar, alternatif mimari deneyimleri, şifa bahçeciliği ve ağaç aşılama, ceviz üretimi gibi çözüm yöntemleri vardı.

4 gün boyunca süren sempozyumun sonuç bildirgesinde Dersim çevre mücadelesinden avukatlar ve aktivistlerin vurguladığı talepler, doğa gezilerinin bölgenin tarihini yansıtabilecek bir kültürel formata taşınması ve rehberlerin eğitilmesi, özellikle baraj ve maden arama çalışmaları nedeniyle büyük tehdit altında olan arkeolojik alanlarda kazı çalışmalarına yoğunluk verilmesi, yerel yönetimlerin inanç yerlerine ve ziyaretlere bilgilendirici tabelalar yapması ve buraların tescillenmesini sağlaması, belediyelerin bölgelerinde bilinen ve kullanılan şifalı bitkilerle ilgili çalışmalara destek vermesi oldu.

Bildiride ayrıca, Belediyelerin kutsal mekanların sözlü tarihini derleyecek çalışmaları başlatması ve içinde yer alması, kutsal mekanların Erzurum Kültür Varlıkları Dairesi’nde tescillenmesi bir zorunluluk olarak vurgulandı.

Tilhöyük ve Ilıca köylerinin yükselen baraj suyu nedeniyle tehlikede olduğu vurgulanan bildirgede,  Kemah ve Hozat’taki 9 bin yıllık kaya mezarlarının da, arkeologların ilgisini ve kapsamlı çalışmaların yürütülmesini beklediği yazıldı.

Sonuç bildirgesini en dikkat çeken yanı da, ’38 katliamı kadar yıkıcı olan 1993 kayıplarının da anlatılarının toplanması ve ’93 döneminde yaşanan köy yakmalar ve göç sonrasında bölge insanının yaşadığı hak kayıplarının telafi edilmesi ve köye dönüş koşullarının sağlanması talepleri oldu.

Ayrıca, köye dönüş desteklerinin tartışmaya açılması, sosyal travmalarla başa çıkılmasının ve bir barışma sürecinin gerekli adımları olarak önemine dikkat çekildi.

Dersim’in Anadolu Çaprazı/Anadolu Diyagoneli üzerinde yer aldığı hatırlatılan bildiride, bu çaprazın Anadolu’da bulunan yaklaşık 4200 endemik bitki türünün önemli bir kısmına ev sahipliği yaptığı, dünyada bu tür özel alanların sadece 6 örneğinin olduğu; Bu nedenle, bu hat üzerinde, doğaya her çeşit insan müdahalesinin titizlikle gözden geçirilmesi gerektiği, planlanan tüm HES, baraj ve madencilik projelerinin iptal edilmesinin elzem bir durum olduğunun altı çizildi.

Dersim milletvekili Alican Önlü’nün TBMM’ye dağ keçilerinin ve Munzur ile Pülümür vadilerindeki endemik çeşitliliğin korunmasına yönelik bir önerge sunduğu, bunun mecliste dile gelmesinin Dersim açısından büyük önem taşıdığı aktarıldı.

Doğanın maruz kaldığı talanlardan birinin de kuşkusuz avcılık olduğu vurgulanırken,  “sadece turna, alabalık ve dağ keçileri gibi, Alevilikte kutsal kabul edilen hayvanların avlanmaları ivedilikle yasaklanmakla kalmamalı, tüm yaban hayvanları ve yaşam alanları korunmalıdır” maddesinin yanında bunun içinde Dersim’de avlanmayı tamamen yasaklayan bir yasanın mecliste gündeme getirilmesi ve Dersim’in Anadolu’daki yabani hayvanların özgürce yaşayabildikleri bir bölge olarak ilan edilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Yorumunuzu yazınız