PAYLAŞ

Ortaca katliamında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, iktidarda Adalet Partisi, Başbakanlık koltuğunda Süleyman Demirel bulunuyordu.
1966 Haziran’ın da Muğla Ortaca da Alevilere yönelik yapılan vahşi saldırı ve katliam girişimi; Vietnam savaşı (1955-1975), Arap-İsrail gerginliği, 2 Haziran 1966 da Kıbrıs’ta Rumların Lefkoşe’nin Türk kesimine giriş-çıkışı yasaklaması ve 1966 Kısmi senato seçimleri gündemlerinin gölgesinde kalmıştır. Ortaca vahşeti üzerinde bir kaç kişi haricinde kimse durmadı ve zamanla unutulup gitti.

1966 Orataca Katliamı:
İkinci dünya savaşında vergisini ödemeyen azınlıkları çalıştırmak amacı ile Muğla Dalaman da bir “azınlık kampı” kurulması planlanır ve yapımına başlanır. Bu bölge yerleşik durumda olan Tahtacıların (Türkmen Alevi) elinde bulunmaktaydı. Devlet tahtacıları yakında bulunan başka bir tahtacı köyüne Fevziye’ye yerleştirir. Buradan da eski Oritenya mevkine göç ettirir.

O zamanlar bataklık olan bu yer Tahtacılar tarafından kurutulur ve bayındır hale getirilir. İşte Ortaca’da böylece kurulmuş olur.1960 yılında devlet Fevziye köyüne yakın olan bir bölgeyi Nurcu Sünnilerin bulunduğu Kızılyurt (günümüzde Güzelyurt) köyünün ağasına verir ve kargaşanın temeli atılır.

05.06.1966 saat 21.00:
Daha önceleri de çeşitli nedenlerle çatışan Alevi ve Nurcu Sünniler, Fevziye köyünde bir bataklığı kurutma teahüdü ile 9 yıl önce hazineden aldığı araziyi teahüdünü yerine getirmediği için anlaşmazlığa düşülmesi ve Nazmi Yavuz’un köylülerle geçinememesi ve birbirlerini darp etmeleri olayların başlatır.
Nazmi Yavuz ve adamları aynı gün Dalaman Çayı kenarında pamuk toplayan Fevziye köyünün kadın ve çocuklarına saldırıp hasıra sararak Çaya atarlar.. Sinirleri yatışmayan sünniler yeşil bayrak altında adam toplamaya başlarlar ve 16 sünni köyü birleşerek yaklaşık 1000 kişilik silahlı adam toplanır. “Bu topraklar bizimdir, Tahtacılar dağınıza gidin” ,”Bir Tahatcı öldüren cennetliktir” sözleriyle Ortaca merkezine yürümeye başlarlar. Önlerine hiç bir güvenlik kuvveti çıkmaz ve merkeze varırlar. İçinde Alevilerin bulunduğu bir sinemayı basar ve burada 2 kadına tecavüz ederler.
Kaçmayı başaran Aleviler kurtulur. SİNEMA SAHİBİ İLE BİRLİKTE YAKILIR. Bucak Müdürü Kamil Korkmaz ve Zabıta Müdürü ile Belediye Başkanının oğlu ile Mehmet Hayat, Halil Sarı, Hasan Hıdır ve Şükrü Basma isimli köylüler darp edilip yaralanırlar. Baskında onlarca kişi yaralanır, 38 kişi nezarete alınır.
O anın şahitlerinden biri bunu nasıl anlatıyor:
” Uzakta yeşil bayrağı görünce durumun farkına vardım ve dayıma hadi gidelim dedim. Gitmeye vaktimiz olmadığı için bir dükkâna saklandık. Gelen dumanların ne olduğunu ancak olay bitince anladık”
Bununla iflah olmayan sünniler belediye binasını basar. Ortanca’nın ilk belediye başkanı ve bir Alevi olan Ziya Çavuşu makamında yakalar ve uzun olan saç ve sakalını keserler. Bir kâğıda imza attırarak makamından indirir ve yerine kendi aralarından bir sünniyi yerleştirirler. Demokrasiye çirkin bir saldırı olan bu olaydan sonra Ortaca asla bir Aleviyi Belediye başkanı seçmeye cesaret edemez.
12.06.1966 GÜNÜ:
Fevziye köyünden adam ve karısı (G.Ö.) odun toplamak amacı ile Kızılyurt’a verilen bu bölgenin yakınlarındaki ormanlık araziye girer. Bunu gören 4 Sünni (Emin Yavuz, Yeğeni Saffet Yavuz, Alim Ceylan ve Halit Ceylan) şeyhlerine danışır ve “Alevilerin namusu olmaz” cevabı ile arkalarından giderler. Adamı tutup bir ağaca bağlar ve karısına gözlerinin önünde tecavüz ederler. Daha sonra adamı bırakıp kaçarlar. Adam ve karısı köye dönünce durumu anlatır ve adam toplarlar. Aleviler ağanın mekanını basar.
13.06.1966:
İlk çatışmada yaralanan Sünni Halil Sarı öldü.

14.06.1966
Muğla Valisi Hasan BASA Alevi – Sünni liderleri Cengiz Topel İlkokulun da bir araya getirip uzlaşma sağlamaya çalıştı fakat bunda başarılı olamadı. Alevilere yönelik iktisadi baskı dün de devam etmiş ve Aleviler araçlara bindirilmemiştir.

DEVLET ÖRTBAS ETTİ
Devletin üst kademesi her zaman ki gibi olayları kapatmış, bundan cesaret alan Sünni saldırganlar baskılarını arttırır ve Aleviler yerlerini yurtlarını terk etmek zorun da kaldılar. 1966 Ortaca’sı gelecekte yaşanacak olan Alevilere yönelik Malatya, Maraş, Çorum, Elbistan, Sivas Alibaba ve Madımak katliamlarının da habercisi niteliğindedir.

15.06.1966
*Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’’Türkiye laiktir, Sünnilik – Alevilik olmadığını halkın itikatını kendisinin ayarlayabileceğini’’ söyledi.
*Süleyman Demirel ‘’Olaylar münferit vakalardır’’
*İçişleri Bakanı Mehmet Faruk Sükan ‘’Türkiye’mizde sureti katiye de bir mezhep kavgası olamaz’’
*Muğla Valisi Hasan Basa ‘’Mezhep çatışması yoktur, ırza geçme iddiasının da olayla ilgisi olamayan münferit bir hadisedir.’’

16.06.1966
Hükümetin yalanladığı Alevi –Sünni çatışması sürüyor. Çatışmaların ilk gününde Sünniler tarafından yıkılan Kızılyurt ile Fevziye arasındaki köprü ikinci kez yıkıldı. Aleviler elde silah nöbet tutmaya başladı.

16.06.1966
MP Ankara Milletvekili Hüseyin Balan Ortaca da yaşananlar için hükümete gensoru verdi. Altı maddelik gensoruda:
1-Ankara Altındağ da din dersi veren öğretmen aleviler dinsizdir diye söyleyince itiraz eden alevi öğrenciyi bayıltıncaya kadar dövmüştür.
2-Ankara da 4 sinemada birden gösterime giren ‘’Turist Ömer’’ filminin bir sahnesinde kız kardeşiyle münasebette bulunan Ömer’e komiser rolündeki şahıs ‘’Ulan sen Kızılbaş mısın’’ sözünü söylemiştir.
3-İstanbul da evlenen bir genç 17 günlük karısını Alevi olduğunu öğrenince boğarak öldürmüştür.
4-Gayri kanuni olarak kurulan ve çalışan gizli dernekler mezhep ayrılığını körüklemektedir.
5-İmam hatip ve müezzinlerin Sünni köylere verildiği ve bunların mezhep tefriki yaptıkları bu suretle alevi Sünni çatışmasına sebep oldukları duyulmakta ve söylenmektedir.
6-Ortaca belediye başkanının olaylar hakkında yardım edilmesi için gönderdiği telgraflara ne Başbakanın ne de İçişleri Bakanının cevap dahi vermediği, kulak asmadıkları. Bu olaylar cereyan ederken Başbakanın seyahat rotası ve davranışları dikkatleri çekmiştir.Elinizi çabuk tutun manasına gelen bu tutum karşısında Sünni köylüler büsbütün gemi azıya almışlardır.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GENSORUYU RED EDER.
SORULAR SORULAR SORULAR:
*Büyük bir insanlık ayıbı olan bu olayında içinde devlet desteği olup olmadığı hala tartışılmaktadır.
*1000 kişinin nereden silah bulduğu.
*Hiç birinin okuma yazması yokken nasıl bir sözleşme hazırlatıp imzalattıkları.
*Kızılyurt la Ortaca merkez arasındaki 10 km’lik yolu giderken hiç bir askeri güvenlik kuvveti tarafından durdurulmamaları.
*Birer soru işaretinden öte gidemedi
KAYNAK: 1966 Milliyet Arşiv Kayıtları
Bu günü bize hatırlatan Abidin Sarı can’a teşekkür ederiz.
Ali Kenanoğlu

Yorumunuzu yazınız