PAYLAŞ

Doğayı ve yaşam alanlarını yok edecek altın madeni girişiminin mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen yeniden harekete geçmesi ve buna karşı çıkan halkın kolluk kuvvetlerince zor kullanılarak dağıtılmaya çalışılması gözleri yine Artvin Cerattepe’ye çevirdi. Avukat Arif Ali Cangı T24’te yayınlanan yazısında olayın tarihçesiyle birlikte Cerattepe’de kolluk gücüyle Anayasa’nın ihlal edildiğini belirtirken, Yeşil Artvin Derneği de “Artvin’in Cerattepe mevki ile Genya Dağı’nı kapsayan maden işletme ruhsatları iptal edilsin, doğa katliamına son verilsin” diyerek change.org’da bir imza kampanyası başlattı. Cerattepe’de gerginlik sürüyor.
Yazısında Artvin Kafkasör Yaylası’ndaki Cerattepe’de, Cengiz Holding tarafından yapılmak istenen altın madeni için kamu otoritesinin iki gündür çevre illerden getirilen takviye polis ve jandarmayla operasyon yaptığını belirten Arif Ali Cangı, şöyle devam etti:

“Madene karşı yaşam alanlarını korumak için direnen Artvinlilere gazlı plastik mermili müdahaleler yapılıyor, en son haber Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan gözaltına alınmış. Artvin Valisi bu iş beni aşar, İçişleri Bakanı ‘vurun geçin’ demiş. Bakan bu yetkiyi nereden alıyor? Anayasayı ihlal edilerek kullanılan yetki meşru bir yetki değildir.

Anayasa’nın 56.maddesini hatırlatalım; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir”. Artvinliler işte bu anayasa maddesine dayanıyor? Bakan neye dayanıyor?

20 YILLIK MÜCADELE

Artvin Cerattepe’de altın madeni girişiminin yirmi yıllık bir geçmişi var, bu süre için Artvin bütün olarak altın madeninin yaratacağı yıkıma karşı direndi ve madeni işletmeye açtırmadı. Türkiye Ekoloji Hareketi tarihine yazılacak bu yaşam hakkı mücadelesi sonunda yargı da onları haklı buldu. Çevre Bakanlığı tarafından altın madeni projesi için verilen 18.07.2013 tarihli 12045 sayılı ÇED olumlu belgesinin iptali için gerçek ve tüzel kişilerden oluşan 283 davacının açtığı dava sonuna Rize İdare Mahkemesi 24.12.2014 tarihli (2013/484 Esas 2014/747 Karar) kararı ile İPTAL kararı verdi. Karar davalı bakanlık tarafından yürütmeyi durdurma istemli temyiz edildi, Danıştay iptal kararını içeren mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması istemini reddetti. Yani uygulanması zorunlu bir mahkeme kararı var.

MAHKEME KARARI ÇÖPE ATILDI

Karardan küçük bir pasaj: ‘Bu bağlamda, bilirkişi raporunda da bilimsel gerekçeleriyle birlikte açıkça ortaya konulduğu üzere planlanan bu maden faaliyetinin hayata geçirilmesinin, Artvin İlinin yöre sakinleri açısından yasam alanı olmaktan çıkacağı, bu bölgede aynı anda dava konusu proje ile bu projenin etkisi altında bulunan yaşam alanları ve koruma altındaki alanların bir arada olamayacağı kanaatine varılmıştır.’

Bu aşamadan sonra maden işletmesi adı 17-25 Aralık operasyonunda da geçen Cengiz Holdinge devredildi. Şu meşhur 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak, Rize İdare Mahkemesi’nin verdiği karar çöpe atılarak yeni şirkete 09.06.2015 tarihli 2026 sayılı ÇED olumlu belgesi verildi (Çevrenin Düşmanı; 2009/7 Sayılı Genelge için; http://www.haberekspres.com.tr/cevrenin-dusmani-20097-sayili-genelge-makale,4186.html )

Artvinliller bu kez 760 davacı ile mahkemeye başvurdu, mahkeme yürütmeyi durdurma konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi sonunda karar vermek üzere keşif için 18 bin TL. para yatırılmasını istedi, para yatırıldı, keşif günü bekleniyor.

YAŞAM NÖBETİ SÜRÜYOR

İşte Artvinliler Rize İdare Mahkemesi’nin 24.12.2014 tarihli kararının ihlal edilmemesi, yeni davada alınacak kararının etkisiz kalmaması için, Anayasa’nın kendilerine yüklediği ‘çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önleme’ ödevini yerine getiriyorlar, yaşam nöbeti tutuyorlar.

Devlet yetkisini kullanan kolluk görevlileri ne yapıyorlar? Anayasanın 2.maddesindeki hukuk devleti ve 138.maddesindeki yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerini yok sayarak, 56.maddesindeki aynı zamanda devlete yüklenen ödevi yerine getirmedikleri gibi, Artvinlileri sağlıklı çevrede yaşama hakkından mahrum bırakmak istiyorlar.

Yaşananların özeti; Artvin’de devlet eliyle doğaya karşı ve halka karşı suç işleniyor, İçişleri Bakanı’nın verdiği ‘vurun geçin’ emri konusu suç teşkil eden bir emirdir, bakan emri olması uygulayanları sorumluluktan kurtarmaz.

Dikkate alırlar mı bilmem; Artvin Valisi’ne ve İçişleri Bakanı’na sesleniyorum; Cerattepe’de yargı kararına uyun, doğaya ve halka karşı suç işlemekten vazgeçin. Hükümetler değişir, elbet bir gün bun hükümet de değişecek, hesabını veremeyeceğiniz yükün altına girmeyin.

Demokratik ve meşru yaşamı savunma direnişindeki Artvinlileri selamlıyorum, bize umut verdiniz, çocuklarınıza en güzel mirası bırakıyorsunuz.”

YEŞİL ARTVİN DERNEĞİ BAŞKANI: MADEN ŞİRKETİ ŞEHRİ TERK EDENE KADAR DEVAM

Artvin’de 25 yıldır madene karşı eylemlerini sürdüren Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, maden şirketi şehri terk edene kadar direnişlerinin devam edeceğini söyledi. Eylemler sürerken bir açıklama yapan Karahan, “Biliyorsunuz bugün 2 kez gaz ve plastik mermi yedik ama şu anda daha güzel yerleştik. Bunlar buradan çekilmedikçe, bizim aşağı inme şansımız yok. O yüzden direnişe devam ediyoruz. Hiç kimse aşağıya gitmiyor. Bugün Artvin çok güzel bir mücadele verdi. Hem burada, hem şehirde, hem evlerimizde, her yerde. Yarın buna yine devam etmemiz gerekiyor. Büyük ihtimalle bunlara devam edersek, yarın bunları buradan süpürüp atarız” dedi.

7’den 70’e Artvinlilerin katıldığı eylemde gençler horon çekti. Karahan, hem eğleneceklerini hem de tedbiri elden bırakmayacaklarını ifade etti.

cerrattepe artvin maden direniş
Doğa katliamına son vermek, CERATTEPE’ye destek olmak için tıklayınız.

Yeşil Artvin Derneği change.org’da açtığı imza kampanyasıyla, tüm kamuoyunu Artvin halkı ve doğa savunucularına destek vermeye davet etti. Derneğin, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’ya hitaben kaleme aldığı çağrı metni şöyle:
“Bilim insanları, Artvin’in Cerattepe ve Genya Dağı bölgelerinin “korunması gerekli ekosistem değerlerine” sahip olduğunu belirtiyor. Ülkemizin de imzaladığı BERN ve CITES gibi uluslararası anlaşmalar tarafından da bu özellikler açıkça belirtildi ve koruma altına alındı.

Bu nedenle de, farklı koruma statülerine sahip olan Kafkasör Turizm Merkezi, Kent Parkı, Hatila Vadisi Milli Parkı ve Çoruh Nehri Vadisi gibi alanlar söz konusu bu ruhsat alanının sınırları içerisinde yer alıyor veya yakın çevresinde bulunuyor. Tüm ruhsat alanı ile beraber bu alanlar, aslında, dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 34 Karasal Ekolojik Bölgesi’nden biri olan Kafkasya Sıcak Noktası içerisinde yer alıyor. Avrupa ve Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemine de yine burada rastlanıyor. Madencilik faaliyetleri başladığı takdirde bölge ne yazık ki bu özelliklerini kısa sürede kaybedecek.

Artvin Cerattepe’de halk, sivil toplum örgütleriyle birlikte ormanlarını, toprağını, suyunu ve havasını, kısaca yaşama alanlarını korumak için mücadele ediyor. Ilıman kuşak ormanları ile Dünya üzerinde korumada öncelikli 200 Ekolojik Bölgeden birini ortadan kaldıracak madencilik faaliyetlerinin iptal edilmesine yönelik bu mücadele 20 yıldan uzun süredir devam ediyor.

MADENCİLİK YAPILAMAZ KARARINA RAĞMEN…

İlk kez 1992’de Kanadalı bir şirkete maden çıkarma ruhsatı verildi. Halkın itirazı üzerine bu şirket maden ruhsatını 2002’de başka bir Kanadalı şirkete devretti. 2005’te Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde açılan dava sonucunda 2008 yılında bu ruhsat iptal edildi ve iptal kararı Danıştay tarafından da 2009 yılında onaylandı. Ancak, hukuksal olarak bu eşsiz doğa alanlarında madencilik yapılamaz kararına rağmen aynı alanlar, 2011’de ihale aracılığıyla ruhsatlandırılacağı duyurulan 1343 adet maden alanı listesine tekrar alındı.

2012’deki ihalede ÖZALTIN İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. tarafından alınan ruhsat alanının işletilmesi konusunda ihale sürecinde zaten ortak hareket ettikleri CENGİZ Holding’e ait Eti Bakır A.Ş. ile bir anlaşma sağlandı. Firmanın hazırlattığı ÇED raporu hızlı bir şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca kabul edildi.

Yine Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde ama bu defa çeşitli yerel ve ulusal STK’lar, bazı kuruluşlar ve kişilerden oluşan yaklaşık 283 davacı tarafından 2014 yılında ÇED raporunun iptali için dava açıldı. İlgili mahkeme “bu projenin hayata geçmesi durumunda Artvin’in yaşam alanı olmaktan çıkacağını” gerekçe göstererek 2015 yılının Ocak ayında ÇED olumlu kararını iptal etti. Ancak şirket Cerattepe için mahkemelerin verdiği iki iptal kararını hiçe sayarak, bu defa 2009/7 sayılı bir genelgeye dayanarak, 3 yıl içerisinde üçüncü defa ÇED Raporu hazırlattı ve ne yazık ki bunu da kısa sürede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na onaylattı.

Artvin halkının ve doğa savunucularının bu girişime karşı da mücadelesi son günlerde basın ve sanal ortamda da görüldüğü üzere bütün gücüyle devam ediyor.”

Fotoğraf Zete.com

Yorumunuzu yazınız