PAYLAŞ

Alevileri hedef alan saldırılar yeni bir boyut kazanarak, seçim sonrası derinleştirilerek devam etmektedir. Egemen güçler Türkiye’yi yeniden dizayn ederken, Aleviler için öngörülen planlar da devreye sokuluyor. Kürt siyasetine yönelik savaş konsepti derinlemesine işlerken, Aleviler de iç tartışmalara, didişmelere çekilerek ve korku siyaseti üzerinden teslim alınmak isteniyor.

Sistemle yollarını ayıracağı sinyalini veren Alevilere yönelik 1993 yılında Madımak Katliamı yapılmıştı. Deniz Baykal CHP’si döneminde sistem partileriyle bağını koparma, ayırma eğilimi gösteren Alevilere Kılıçdaroğlu üzerinden operasyon yapılırken, Kılıçdaroğlu CHP’sinin yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapmış olduğu MHP ittifakı, 7 Haziran seçimleri sonrası savaş konseptini onaylayan teskereye desteği ve sorunlar karşısındaki samimiyetsiz tutumu, MHP’yi kendisine siyasal ittifak olarak gören yaklaşımı bir kez daha Alevileri sistemden kopmaya yöneltmiştir.7 Haziran seçimleri öncesi Aleviler içerisinde yürütülen propagandalar HDP’nin kararlı duruşu, politik öngörüsüyle aşılmış, Aleviler 1 Kasım seçimlerinde tüm bu ayrıştırıcı, sistemle bütünleştirici politikaların bir yaklaşımla sorunların çözümüne kendisini dahil etmiştir. Alevilerin siyasette bir aktör olarak şekillenmesi, gücünü siyasette hissettirmesi devleti ve devletin değişik siyasi temsilcilerini ürkütmeye başladığı görülmektedir.

Başkanlık sisteminin temel mantığını oluşturan ikili partinin yaratılması, bu partilerin de sistem partileri olması, devlet refleksi ile hareket eden güya sağ ve sol temsiliyetler biçiminde inşa edilmesi kapsamında AKP ve CHP’nin bir devlet organizasyonu olarak sürece dahil olduklarını söylemek abartı değildir. Söylenenlerden çok yapılanlara bakmak bunun için yeterlidir.

Devlet yeniden şekillenirken, Türk-İslam karakteri esas alınırken CHP ve AKP’de ikili parti sisteminin temsilcileri olarak dizayn edilmekte.

İşte tam bu noktada devlet Aleviler içerisindeki korku siyasetini, ötekileştirme siyasetini ve Alevilerin korkutulması üzerinden tekrar CHP çatısı altında sisteme bağlanmasını hedeflemektedir. Tüm tartışmalar, saldırılar ve söylemler bunun üzerine inşa edilmiş görünmekte. Son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kökeni üzerinden başlatılan tartışmalar, sistem dışına kaymış olan Alevilerin tekrar CHP ile buluşmasını sağlamayı hedeflemektedir..

Görünen o ki önümüzdeki günlerde bu tartışma derinleştirilerek devam edecektir. Kimileri bu tartışmayı körüklemek için provakatif çıkışlar yapacak gibi görünüyor. Alevileri sistemin bir parçası haline getirmek için AKP içinde şahsi menfaat örgütlenmesi içerisinde olan bir kesim de harekete geçerek sistemi kabullenme, Alevileri özgürlük ve demokrasi mücadelesinden koparma mücadelesi yürüteceklerdir. Medya üzerinden kimi girişimlerle Alevilere ulaşma ve ayrılıkları derilenleştirme çalışmalarının başladığını söylemek mümkündür. MHP’den beslenmiş, CHP, AKP ile büyümüş Alevi toplumuna ihanet etmiş kesimlerin bir araya gelerek oluşturacağı yapılar önümüzdeki günlerde medya aracılığı ile tekrar Alevilerin gündemine girmeye hazırlanıyorlar.

Tamda bu noktada biz Aleviler biliyoruz; bizleri bu kadar gündeme taşıyan sorunlarımızın çözümünü dayatan demokrasi ve özgürlük cephesinde yer almamızdır. Özgürlük cephesinde yer almak kıymetimizi,í itibarımızı arttırmaktadır. Biz Aleviler hiç bu kadar kendi sorunlarımızı dile getirebilecek bir pozisyonda olmadık.

Bugün özgürlük ve demokrasi güçleri ile birlikte daha güçlüyüz. Bilinmesi gereken şey budur. Ya özgürlük, ya özgürlük…

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız