PAYLAŞ

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) eski Genel Başkanı Turgut Öker, Alevilerin HDP’nin ilkelerinde kendilerini bulduğunu belirterek, CHP’nin de Alevilere ilişkin politikalarında HDP’yi taklit ettiğini, HDP politikaları sayesinde CHP tarafından da kurumsal olarak tanınmaya başlandıklarını belirtti. HDP’yle seçim ittifakına dönemsel değil stratejik baktıklarını vurgulayan Öker, “Avrupa Alevi hareketimizin programına, ne için örgütlendiğine bakıldığında HDP’nin programıyla tıpatıp aynı olduğunu anladık. Alevilerdeki bu eğilimin sadece temsiliyet düzeyinde olanlarla da sınırlı olmadığını, halka da ciddi şekilde yansımış bir eğilim olduğunu görüyoruz” diye kaydetti.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, geçtiğimiz günlerde yapılan toplantı sonrası konfederasyonun aldığı “HDP’yle dayanışma” kararı ardından görevinden istifa etmiş ve milletvekili adaylığı için başvuruda bulunmuştu. Öker’le seçimler üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

HDP ile ittifak yapma kararı aldınız; bu kararın “stratejik” olduğunu belirttiniz. Bu ne anlama geliyor?

Biz Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak üç yıl önce, Avrupa’daki bütün demokratik kurumların, göçmen kuruluşlarının ve bugüne kadar hiçbir platformda birlikte çalışmadığımız Kürt Hareketi’nin bir araya gelerek bir eylem birliği oluşturması doğrultusunda girişimlerde bulunduk. Üç yıl önce, ortada Gezi eylemleri de yoktu, Ortadoğu’daki durum da böyle değildi. Fakat gerek Türkiye’de gerek Avrupa’da program ve ilkeler bazında yan yana gelmenin kaçınılmazlığını gördük. Herkesin kendi derdini öne çıkarması yerine geniş bir yelpazede demokrasi güçlerinin eylem birliği içinde olması gerektiğini düşündük. Bu adımın ardından Avrupa Demokratik Güçbirliği oluştu. Sonrasında Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi kuruldu.

Üç yılda gördük ki, değişik isimlerle örgütlenmiş olsak da ortak kaygılarımız var. Avrupa’daki demokrasi güçleri olarak sosyal haklarımızın gasp edilmesine karşı birlikte mücadele ettiğimizde sesimizi daha fazla duyurabildiğimizi gördük. Yine Avrupa’daki Türkiyeli göçmen topluluklarının ülkemizdeki demokrasi, inanç özgürlüğü, kimliklerin eşitliği gibi konularda aynı kaygılarla hareket ettiğini gördük. Biri bize, “Ne için mücadele ediyorsunuz” diye sorduğunda aynı cevapları veriyoruz.

Fakat buna rağmen birlik geç oluşmadı mı?

Çok geç kalındı. Yunanlılar, İtalyanlar, Afrikalılar, Latin Amerikalılar, kendi aralarında daha belirgin birlikleri çoktan kurdular; o nedenle daha güçlüler. Ama Türkiye’den gelenlerin kurduğu kurumların yöneticileri, sokakta bile birbirini tanımıyordu. Şimdiyse çok daha güçlü bir noktaya ulaşıldı. Mesela ilk defa Avrupa’da, Demokratik Güçbirliği’nin eylemiyle Tayyip Erdoğan, Almanya’ya gelemez oldu. O eylem, demokrasi güçleri ve Alevi toplumu açısından bir dönüm noktası oldu. Birlikte davrandığımızda hedeflerimize ulaşabildiğimiz, onları geri püskürtebildiğimiz görüldü.

Demokratik Güçbirliği olarak yaptığımız eylemlerde kitlemiz de arttı. Tek tek eylem yaptığımızda 30 bin kişiyi geçmiyorduk. Oysa Güçbirliği ile elli bin, yüz bin ve en son Haziran ayında yüz elli bin kişi gibi kitlelere ulaştık. Bir olduğumuzda, hedeflerimize yaklaşabiliyoruz.

Bu tabloya baktığımızda, “Artık bu anlayış keşke Türkiye’de de hayata geçse; demokratlar, devrimciler, Aleviler ve tüm ezilenlerin içinde olacağı bir platform olsa” diyorduk. HDP de bu süre içinde oluştu. HDP’ye konfederasyonumuzu temsilen katıldım, o zaman da gördüm: Bizim Avrupa Alevi hareketimizin programına, ne için örgütlendiğine bakıldığında HDP’nin programıyla tıpatıp aynı olduğunu görüyoruz. Biz de çok uluslu, çok kültürlü demokratik bir toplum özlemi içindeyiz.

Stratejik ifadesini özenle öne çıkarmamızın amacı da bu zaten. Türkiye’de yarın neyi amaç ediniyorsak, nelerin ortadan kalkmasını istiyorsak, aynen HDP programında da gördük.

Konfederasyonunuza bağlı derneklerin üyeleri bu kararı nasıl karşıladı?

Avrupa’daki mevcut örgütlenmeler içinde katılımcılığı en yoğun uygulayan kurumlardan biri, AABK’dir. HDP’yle ittifak konusunda Genel Kurul’a sunduğumuzda yaptığım konuşmada, “HDP’nin ilkelerinde kendimizi bulduğumuz için burdayız” dedim. Sadece seçimlere yönelik de bakmıyoruz. İsteğimiz, bu ortak özlemlerin seçimden sonra hayatın her alanında hayata geçmesi. Aleviler olarak son 25 yıldır temel hedeflerimizden biri, Aleviliğin inanç olarak ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesiydi. Bu düşüncelerimizi Aleviler dışındakilerin gündemine fazla sokamamıştık. Ama HDP, almış olduğu kararla kendisinin yönetimde olduğu belediyelerde camilere ayrılan arsa kadar yerin, Aleviler yaşıyorsa cemevleri için de ayrılması kararı aldı. Bu karar da bir dönüm noktası oldu. 90 yıldır Alevileri asimile etmek için elinden gelen her şeyi yapan CHP de bu içerikte karar almak zorunda kaldı. Bugün bütün belediyelerde cemevleri, ücretsiz elektrik ve su hizmetinden faydalanabiliyor. Bu bir avantajdan öte statü kabulü olduğu için çok önemli.

Yani CHP’nin bu adımları atmasını da HDP mi sağladı?

Kesinlikle öyle. Eğer CHP kendi başına adım atacak olsaydı, şimdiye kadar atardı. Bugüne kadar çok yoğun ilişkiler oldu, kampanyalar, mitingler oldu ama hiçbir şekilde adım atmadılar.

Aleviler, ülkedeki bütün toplumsal mücadelelere destek vermelerine rağmen, hep CHP’yle birlikte anıldılar. CHP de Alevileri “arka bahçe”, “oy deposu” olarak görüyor. Bugün attığınız adımla bu algının da ortadan kalkmaya başlayacağını söyleyebilir miyiz?

Avrupa örgütlenmemizin serüvenine bakıldığında, 1995 yılında ben, AABK genel sekreteriydim. O zamanki genel seçimlerde Türkiye’deki Kürt Hareketi ve sosyalistler, toplumun diğer kesimleriyle birlikte demokrasi bloğu olarak seçime girmişti. O seçimlerde genel merkezimiz CHP’yi destekleme kararı aldı, açıklama yaptı ama ben buna rağmen Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’nu destekleme çağrısı yaptım. Bu açıklamamdan dolayı görevden alındım.

Bu anlamda, bugünkü ilişkilenmemiz bir sürecin ürünüdür. Bugün örgütlü Alevilerde ciddi bir kopuş gerçekleşti. Alevilerin tercihinin CHP olmaması yönündeki görüş, kadrolarda da, tabanda da belirgin.

Şimdiki HDP’ye destek kararımızın Avrupa’daki üyelerimiz, halkımız tarafından gördüğü destek ise somut belgeli. 18 Mart’ta 270 Alevi Kültür Merkezi’mizin temsilcilerini çağırdık. O gün, 11 ülkedeki federasyonlarımızın yöneticileri ve dernek yöneticilerinin hepsi geldi. Gün boyu süren görüşmelerde HDP ile stratejik ittidak kararımız, 265 delege arasından yalnız 1 karşı ve 4 çekimser oy ile destek aldı. Bununla da kalmadı. Geçtiğimiz hafta Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Genel Kurulu vardı, 415 delege katıldı. Kurulda verdiğimiz bilgiler ve konfederasyon olarak aldığımız kararı açıklamamız, delegeler tarafından büyük bir coşkuyla alkışlandı. Bu açıdan Alevilerdeki bu eğilimin sadece temsiliyet düzeyinde olanlarla sınırlı olmadığını, halka da ciddi şekilde yansımış bir eğilim olduğunu görüyoruz.

Ülkede durum ne?

Türkiye’deki Alevi kurumlarının da burada olduğu gibi delegeleriyle toplantı yapıp resmi eğilimlerini kamuoyuna yansıttığına rastlamadım. Bir örnek vereyim. Veliyeddin Ulusoy, Alevi dünyasında çok saygın bir yerdedir. Alevilerin değeridir. Notmalde Postnişinler siyasete dair görüş belirtmezler. Geçtiğimiz ay Paris’te cemevinin açılışında birlikte bulunduk. Orada da, Türkiye’de de açıktan ifade etti. Türkiye’nin aydınlığa kavuşması için ne pahasına olursa olsun HDP’nin barajı geçmesi gerektiğini söyledi. Alevi toplumunun en önemli kanaat önderinin bu eğilimde olması bile Türkiye’de Alevilerin hangi eğilim içinde olduğunu gösteriyor.

Peki CHP de sizinle görüşmek istedi mi?

İstedi. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Selahattin Demirtaş’ın ziyaret etmesinden sonra Kemal Kılıçdaroğlu da genel merkezimizi ziyaret edip bizlerle birebir görüşmüştü.

Ondan önce böyle bir görüşme hiç olmamıştı, değil mi?

Evet, bugüne kadar olmayan bir şeydi. CHP, parti tüzel kişiliği üzerinden bizi kurumsal olarak muhatap alıp bu düzeyde görüşmeler gerçekleştirmemişti. Görüşme için Avrupa’ya gelir; otel odalarında yöneticilerle sohbet ederlerdi ama kurumdan içeri girmezlerdi.

Bunu sağlayan da mı HDP oldu?

Evet, bu yaklaşımı da Selahattin Demirtaş kırdı. Bugüne kadar genel merkezimize iki defa, kurumsal düzeyde geldi; görüşmeler yaptık. Şu anda çok ilginç biçimde bakıyorsunuz, HDP, Alevi hareketi ile hangi tarzda ilişki geliştiriyorsa, bakıyorsunuz birkaç hafta sonra CHP onu taklit ediyor. Bugüne kadar yapmadığı şeyleri yapıyor.

Onların bu seçimdeki yaklaşımları nedir?

Genel yaklaşımlarını, “Siz bizsiniz, biz siziz” diye ifade ediyorlar. “AABK, CHP demektir” diyorlar. “Siz cumhuriyetin, laikliğin bekçisisiniz; bu seçimlerde sandıkların bekçisi olmanızı istiyoruz” diyorlar. Kafaları halen yirmili yıllarda kalmış, bugüne gelememişler. Toplumsal dinamiklere, güçlere kendilerini fırsat olarak sunuyor, pazarlık olarak algılıyorlar. Ama mesela Türkiye’nin bugünlere gelmesinde rolü olan Diyanet’in varlığını CHP, kaçınılmaz görüyor. Bu da bizim kırmızı çizgimiz. Türkiye’de inanç özgürlüğü olacaksa, laiklik olacaksa, din devletin korumasında olduğu müddetçe olamaz. Dolayısıyla CHP ile ilkesel olarak yan yana gelmemiz zaten mümkün olamazdı. Bu görüşlerimizi de kendileriyle paylaştık.

Şimdi HDP’yle süreç nasıl işliyor? Aday mı olacaksınız?

HDP’den bize, “AABK olarak iradenizi meclise yansıtmak istiyoruz. Bir temsilcinize partimiz üzerinden milletvekilliği kontenjanı sunuyoruz” teklifi, aylar öncesinden geldi. Normalde ben, bir kadın arkadaşın Avrupa Alevi Hareketi’ni temsilen gitmesi taraftarı oldum. Bunu bütün toplantılarda da ifade ettim. Fakat Yönetim Kurulu ve diğer organlar, yaklaşık 25 yıldır hareket içinde yer almam ve konfederasyonun kurucu genel başkanı olmamdan dolayı benim aday olmamda ısrarlı oldular.

Aday olmayı istediğiniz, beklediğiniz bir yer var mı?

Türkiye’de yaşayan bir insan değilim. 35 yıldır Avrupa’da yaşıyorum. Bizim çabamız, katkımız ve bunun sonuçları da ancak Avrupa’daki Alevilerin bu sürece dahil edilmesiyle ölçülür.

Avrupa’da ne kadar Alevi seçmen var?

Biz şimdiye kadar Avrupa’da üçte bir oranında bir nüfusumuzun olduğunu ileri sürdük. Yaptığımız çalışmalara göreyse üyelerimizin yarısı, yaşadığı ülkenin vatandaşı. Almanya’da çok belirgin biçimde çifte vatandaşlık yok; ama diğer ülkelerde var. Tahminimizce 600 bin dolaylarında Alevi seçmen var. Bu seçmen bloğunun yüzde 60’ının konfederasyonumuzun eğilimi doğrultusunda oy kullanacağını da tahmin ediyoruz. Dolayısıyla 300 bin dolaylarında bir potansiyel söz konusu.

Bu hedef doğrultusunda nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

Çalışmalarımız başladı zaten. Demokratik Güçbirliği bünyesinde yürütülüyor. Ev ziyaretleri, salon etkinlikleri… Doğrudan büyük, kitlesel geceler yapacağız. Onlarca büyük şehirden başvurular var. HDP temsilcileri ve bizim katılacağımız geceler olacak. HDP Avrupa temsilciliğiyle birlikte organize ediyoruz.

Peki Avrupa’da yaşayan Aleviler, bu çalışmalar içinde neden yer almalı?

Ben HDP’yi, Türkiye’nin 90 yıldır izlediği Türk-İslam sentezinin asimilasyoncu politikalarının mezara gömülmesi, tarihe karışması için bir moment olarak görüyorum. Türk devleti, 90 yıldır Alevileri Sünnileştirmeye, farklı kimlikleri yok etmeye çalıştı, tekçi zihniyeti egemen kıldı. HDP’nin çıkışı ise çok kültürlü Türkiye özleminin yeniden varoluşu oldu. HDP’nin barajı geçmesi demek, 90 yıllık politikanın iflası, yerle bir edilmesi anlamına geliyor. Çağdaş bir Türkiye’de bütün halkların, toplulukların kardeşleşmesi anlamına geliyor. Barajı aşmak bir dönüm noktası. Demokrasi güçlerinin nerede olurlarsa olsunlar bu hesaplaşmada HDP’ye destek vermesi, tarihi bir sorumluluktur.

Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü yıkmak için, onu başkanlık koltuğuna oturtmamak için de HDP’nin barajı aşması gerekiyor. Sağduyulu insanlar bu seçimlerde parti yandaşlığının ötesinde, ülkemizin bir diktatörden kurulması amacıyla HDP’yle dayanışma içinde olacak. Türkiye’de varlığı tehdit altında olan toplumsal kesimlerin yan yana geldiği mazlumların platformudur HDP.

Baraj sorunu var mı sizce?

Öyle bir sorunumuz yok.

AABK nedir?

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevilerin dünyadaki en kitlesel kurumu konumunda. Avrupa’nın 11 ülkesinde, bağlı federasyonlarla çalışmalarını sürdüren konfederasyonun bünyesinde, 271 Alevi Kültür Merkezi bulunuyor. Bu merkezlerin 150’si ise Almanya’da bulunuyor. Konfederasyon, geçtiğimiz günlerde yaptığı toplantıyla Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yapılacak seçimlerde HDP’yi destekleme kararı aldı.

ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN

Yorumunuzu yazınız