PAYLAŞ

ALİ GÜLER

Kürdistan ve Dersim tarihinin canlı tanıklarından ve PKK’nin kurucularından Ali Haydar Kaytan‘ın annesi Gülizar Kaytan devletin işkence ve baskılarına karşı 85 yıllık yaşamına direnişi sığdıran sembol isimlerden biriydi. Bu direnişiyle Dersim’in direnişçi annesi olarak tarihe geçerek, gelecek nesillere bir direniş mirası bıraktı.

Gülizar Kaytan, resmi kayıtlara göre 1 Ocak 1929 yılında Dersim‘de doğdu. Haydaran aşireti mensubu olan Kaytan, Dersim merkeze bağlı Hengirvan köyünde dünyaya geldi. Dönemin Dersim’inde ailesi ve aşireti devletin bütün dayatmalarını reddederek, Kürtlük, Alevi kimliğiyle yaşamayı tercih etti.

1937-1938 soykırımında Gülizar Kaytan’ın ailesinden onlarca kişi ve Haydaran aşiretinin binlerce üyesi katledildi. Gülizar Kaytan, o zamanlar daha 9 yaşındaydı. O ve ailesinin sağ kalanları da soykırımdan kurtulanların hepsine yapıldığı gibi sürgüne gönderildi. 9 yaşındaki Gülizar Kaytan sağ kalan aile bireyleriyle birlikte Kayseri‘ye gönderildi. Yaklaşık 10 yıl burada ailesiyle birlikte yaşayan Gülizar Kaytan, 1940’lı yılların sonunda tekrar Dersim’e geri dönerek Hengirvan köyüne yerleşti. Köye döndükten sonra Ali Kaytan ile evlendi. 1970’li yıllara kadar Dersim’de yaşayan Kaytan ailesinin 7 çocuğu oldu. Bu yıllardan sonra Deniz Gezmişlerin başlattığı mücadele ile birlikte aileye baskılar da arttı. Devlet, Kaytan ailesini rahat bırakmadı, sürekli baskı uyguladı.

HENGİRVAN’A APOCULARIN GELİŞİ

1975-1976 yıllarında Hengirvan’a farklı gençler gelip gitmeye başladı. Bu gençler başlangıçta ailenin büyük oğlu Ali Haydar Kaytan‘ın arkadaşları olarak tanınıyordu. Ancak zaman geçtikten sonra onların Kürdistanlı devrimciler olduğu anlaşıldı. Ali Haydar Kaytan da onların arasındaydı. Gülizar Kaytan, ilk günden itibaren bu gençlere destek çıktı.

O gençleri ilk gördüğünde, “Dersim’in intikamını bu gençler alacak” demesi, inancının da o zamandan başladığı anlamına geliyor. Gülizar ana, bunun için Apoculara kucak açarak, her türlü desteği vermeye başladı. Kürdistanlı genç devrimciler için ise Hengirvan artık bir merkezdir. Birçok toplantı, buluşma ve eğitim çalışmalarını burada yaparlar.

‘TÜRK DEVLETİNE HİZMET ETMEK İHANETTİR’

12 Eylül darbesiyle birlikte devletin “ya çocuklarınızı getirin, ya da buradan çıkıp gidin” baskısı sonucu Gülizar Kaytan’ın eşi Ali Kaytan’a Dersim’den çıkarılır. Kürdistan’da yaşaması da yasaklanan aile Afyon‘a sürülür. Bu kararla birlikte Gülizar Kaytan için kendi topraklarından ikinci kez zorunlu göç başlar. Afyon’da geçen süre Kaytan ailesi için zorlu ve zahmetli yıllardır. Sürgün, kendi topraklarından uzakta yaşamanın getirdiği zorunluluk, ailesini oldukça yıpratır. Ancak Kaytan ailesi burada da kendi mücadelesinden vazgeçmez. Çocuklarına, Kürtlük ve Alevi inancını ve Dersim soykırımını anlatır. Baba Ali Kaytan, çocuklarına, “Bu devlete asla hizmet etmeyeceksiniz. Memurluk ihanetle eş değerdir” diyerek devlete karşı olan tavrını ortaya koyar. Baba Kaytan sürgün hayatına daha fazla dayanamayarak, 1984 yılında yaşamını yitirir. Çocukları devrimci mücadele ile tanışmış, içerisinde yer almaya başlamışlardır. Anne Gülizar Kaytan Bursa‘ya taşınır.

Kaytan daha sonra çocuklarının hemen hemen hepsinin PKK’ye katılması için ön ayak olur, Kürt özgürlük mücadelesine katılmasını sağlar.

ONLARCA KEZ GÖZALTINA ALINDI

Gülizar Kaytan, 1990 yılından itibaren Dersim’e geri döner. Baskıların daha da arttığı bir ortamda, 1993 yılında gözaltına alınarak, tutuklanır. Erzurum cezaevinde 6 ay tutuklu kalır. Bir yıl dışarda kalan Gülizar Kaytan, 27 Kasım 1994 yılında yeniden tutuklanarak, Dersim, Elbistan ve Malatya cezaevlerinde tutulur. Bir süre sonra tekrar bırakılan Gülizar Kaytan, Bursa‘ya gelir. Burada işkence ve baskılar peşini bırakmaz. Dönemin Bursa Emniyet Müdürü tarafından gözaltına alınarak, bizzat işkenceye tabi tutulur. Bütün bu işkencelere rağmen Kaytan, direnerek, gözaltında konuşmaz. Bu direnişçi tavrıyla “Dersim’in 70’lik direnişçi annesi“ olarak çevrede tanınır. Birçok tutuklanan ve onlarca kez gözaltına alınan Gülizar Kaytan, devlete sürekli başkaldırmış, hiç boyun eğmemiştir.

GERİLLA ELBİSESİNİ GİYERKEN

Gülizar Kaytan, 1995 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yanına Suriye’ye gider. Hayran olduğu ve değer verdiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı göreceği için heyecanlıdır. Öcalan’ı gördüğü ilk an sanki bütün dünyalar onun olurcasına sevinir. Burada gerilla elbisesi giyen Gülizar Kaytan, ilk olarak duygularını şu sözlerle dile getirir: “Keşke biraz daha geç dünya ya gelseydim de bu kızlar gibi ben de elime silah alıp Kürdistan dağlarında savaşabilseydim.” 6 ay burada kalan Gülizar Kaytan, Öcalan‘ın isteği üzerine Avrupa’ya çıkar.

AVRUPA’DA 38’İ ANLATTI

Gülizar Kaytan için 1938 yılından bu yana üçüncü zorunlu göç yolculuğu başlar. Almanya’nın Essen kentine gelen Kaytan, burada da boş durmaz. Kürt Özgürlük Mücadelesi için çalışmalara katılır. Gülizar Kaytan, Avrupa’da çeşitli konferans ve toplantılara katılarak, 1938 Dersim soykırımın canlı tanığı olarak, o günleri anlatmaya başlar. Çünkü 38 onun için izleri giderilmesi imkansız anılarındandı.

ÖCALAN: KAYTAN VE ALTUN BU MÜCADELENİN EN BÜYÜK DEĞERİDİR

Gülizar Kaytan, yaşamın son anına kadar da Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin bir parçası oldu. Sürekli eylemlere katılıyor, mücadele ediyordu. Gülizar Kaytan’ın bu kişiliği ve mücadeleciliğinden dolayı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, cezaevindeyken bile sürekli ona selam yollar, avukatları aracılığıyla hediye gönderirdi. Çünkü Öcalan, Gülizar Kaytan, Hatice Altun gibi anaların Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin kahramanları olduğunu belirtiyor ve büyük değer veriyordu. Öcalan onlar için, “Bu anneler, bizim için değerdir. Bu değerlere sahip çıkmak ve bağlı kalmak gerekiyor” diyordu.

30.11.2014  ANF

Yorumunuzu yazınız