PAYLAŞ

ALİ ÖZCAN

Değerli canlar Aleviler bugünlerde çitti provokasyonlar ve oyunların cenderesindedir. Dolaysıyla hepimizin çok daha dikkatli ve uyanık olmamız gerekiyor gerek birey ve gerek kurumsal olarak Üzerimize düşeni yapmalıyız.

Kısa süre önceleri Aleviler ya bir Köyde yada bir Şehirde saldırıya uğruyor yada katliam yaşıyordu. Şimdi öyle değil ülke çapında değil dünya Çapında bir anda saldırıya uğruyoruz, ondandır ki şimdi her zamankinden daha çok Birliğe beraberliğe ihtiyacımız var. Bilindiği gibi bu gün Kobani’de bir canımızın Canı yansa bu acıyı Canada’da yaşayan diğer bir canımızın canı acıyor tıpkı Kırklar Cemindeki gibi.

Daha öncede yazdım 12 Ekim eyleminin ne kadar çok önemli olduğuna değindim. Dün Yaşananlar hepimizi derinden üzmüştür, bizler Örgütlenme konusunda çok yeniyiz ve diş saldırılara karşı direngen davranamıyoruz Bunun yanına kişisel egolarımızı da katarsak sorunlarımız dağ gibi büyütüyoruz. Bu gün yanlız ülkemizdeki saldırılara karşı değil Ortadoğu’da başta Aleviler olmak üzere tüm mazlum halklara karşı yapılan katliamlara karşıda Üzerimize çitti bir görev ve sorumluluk düşmekte. kurumlarımızın bütün bu sorunlarla mücadele etme konusunda yetersiz kalması Aramızdaki sorunları dahada derinleştirdi. Bu gün her zamankinden daha çok Birliği ve beraberliği sağlamalıyız. Başta biz kurum Yöneticileri olmak üzere kendine Alevîyim diyen her birey çabalarını birlik ve beraberlik üzerine yoğunlaştırmalı.

Hepimizin bildiği gibi 15 Eylül 2014 tarihinden bu yana canlarımız dergahlarımızda pirlerimize niyaz olup rızalık alarak yollara çıktılar, amaçları seslerini duyurmak ve yapılan Haksızlığa karşı Alevice duruşlarını sergilemektir. Zorunlu Din Dersi bu gün benim senin değil sadece Alevilerin değil bu ülkede yaşayan tüm azınlıkların sorunu. Yinede her zamanki gibi Aleviler başkaldırı konusunda öncülük yapmıştır. Yalnız bizler bu öncülüğün bize yüklediği Sorumluluğa karşı bize düşeni yapmak konusundan yetersiz kaldık. Neden mi? Kurum yöneticileri kendi kişisel sorunlarından ve egolarını tatmin etmekten öteye gidemediler. Bir aydır canlarımız yollarda ve bir aydır en üst kurumumuzdan en alta kadar birlik ve beraberliğimizi sağlayamadık, ne Alevilere karşı olan görev ve sorumluluğumuzu nede ezilenlere karşı olan görev ve sorumluluğumuzu hatırladık, nede bize bunca sorunu yaşatan Faşit TC devletini. Dünkü konuşmalara baktığımızda sanki tek düşmanımız kendi kurumlarımızmış gibi birbirimize saldırdık. Ne Bize zorunlu din dersini dayatanları nede katliamları yapan İŞİD ‘i kendi kurum ve kuruluşlarımıza ver yansın yaptık. Taşı havaya atıp kafamızda taşın altına koyduk. Yaptığımız bozgunculuktan dem vurduk, bu Bozgunculuğu yaparken yalnız olmadığımız Avrupa’da kişisel çıkarlar için Alevileri peşkeş çekmekten kaçınmayanlar ile el ele vererek gövde Gösterisi yaptık, Ankara’da Alevilerin eylemleri yüz binlerle yapılıyordu bunu on binle yapınca çokta iyi bir iş yapmışız gibi haykırdık, az olsun, küçük olsun ama yalnızca benim olsun demekten kaçmadık.

Beğenelim beğenmeyelim üst Kurumlarımızı hiçe saymak gibi bir lüksümüz olamaz ve böyle bir halkımızda yok. Hatalar var mı var eksikler var mı var sorunlarımız dağ gibi, parcalayarak mı bu sorunlara cevap olanağımızı düşünüyorsak en büyük Hatay’ı yapmış oluruz.

Not: bu benim kendi kişisel düşüncemdir hiç bir kurumu bağlamaz.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız