PAYLAŞ

pirler_balciBayram BALCI       

1240 yılından beri iktidarların her türlü baskı, katliam ve asimilasyon politikalarına maruz kalmış Aleviler üzerinde asimilasyon politikaları AKP hükümeti ve onun işbirlikçileri tarafından güncellenerek devam ediyor. AKP hükümeti, devşirme Alevi dedelerine gri pasaport vererek ve maaş bağlayarak, Alevi inancının içi boşaltmaya çalışıyor. Kendilerine karşı uygulanan bu sinsi politikalarla yıllardan beri mücadele eden Aleviler ise hak ve özgürlükleri için 3 Kasım’da İstanbul’da alanlara çıkacak.

AKP hükümetinin bir aldatma politikası olan “Alevi açılımı”, Cem Vakfı’nın “cami cemevi” projesini ve bazı Alevi dedelerine gri pasaport verilerek ve maaş bağlanmasını Çorum Seyyid Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, Dîlok’un (Antep) Belkîs (Nizip) ilçesinden İmam Musayı Kazım Evlatları Ocağı dedelerinden Bektaş Piroğlu, Gurgum’un Elbîstan ilçesindeki Ocaxê Bakê’ye bağlı Şükrü Yıldız ve Şah Kulu Dergahı’ndan Mehmet Turhal ile konuştuk.

Çorum Seyyid Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, Alevilerin en önemli taleplerinin demokratik bir ülkede eşit yurttaşlık olduğunu söyledi. Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmesini talep ettiklerini ifade eden Erbaş dede, “Amasız, fakatsız Madımak Oteli müze olmalıdır” dedi. Devletin ya da Alevi olmayanların Aleviliği tarif etmekten vazgeçmelerini isteyen Erbaş dede, “Aleviliği Aleviler inandıkları gibi yaşamalıdır” diye konuştu.

Bazı kesimler alet oluyor
Aleviler içinde bazı kimselerin devletin asimilasyon politikalarına alet olduğuna dikkat çeken Adıgüzel Erbaş dede, “Bu düşünceleri savunanların temeline baktığımızda dede talip ilişkileri kopmuştur. Adında Aleviliğin A’sı olmayan vakıf ve buna bağlı olanlar Diyanetin dedelerindirler. Tahiri sürece baktığımızda dedeler ne haram yemiştir, ne de taliplerine yedirmişlerdir. Dedelerin devletten maaş alması haramdır. Bizi haram ile buluşturamazlar” dedi. Alevilerin bugün yaşadığı dağınıklığın nedenini, 1950 ve 1960’lardan sonra, bir kısmının devlet politikası sonucu kentlere göç etmesine bağlayan Adıgüzel Ebraş, “Aleviler kentlere göç ederken, her şeylerini yanlarında getirmişlerdir, hatta keçilerini bile yanlarında getirmişlerdir, ama inançlarını getirememişlerdir. Bunun ekonomik, sosyal, siyasal nedenleri vardır. Aleviler cumhuriyetin kuruluşunda yer almışlardır, ama sonra cumhuriyetten dışlanmışlardır. Çünkü devlet Türk, Sünni ve Hanefi’dir. Bu nedenle Aleviler yakın zamana kadar kendilerini gizlemek zorunda kalmışlardır. Alevilerin kentlere göçü dede talip ilişkilerinin kopmasına da neden olmuştur. Örneğin; Aleviliğin olmazsa olmazı olan müsayiplik sekteye uğramıştır. Görgü, müsayiplik, aşinalık, peşinalık gibi görevler yerine getirilememişti.”

adiguzel_dedeDedelik taliple olunur
Adıgüzel Erbaş dede, Alevilerin kendilerini yakın buldukları dergahlarda dede talip, pir mürşit formasyonunda yeniden örgütlenmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Siyaset temelli örgütlenmeyiz. Ama böyle olmuyor, dernekler, vakıflar etrafında örgütleniliyor. Dernek ve vakıflar da dedelere hükmetmeye çalışıyor. Böyle olmaz. Derneğin, vakfın dedesi olmaz, talibin dedesi olunur. Bazı densiz dedeler kendilerini vakıf ve dernek dedesi olarak lanse ediyor, oysa dedelik taliple olunur.” Adıgüzel dede, 3 Kasım mitinginde Türkiye’deki tüm yok sayılanları, ötekileştirilenleri beklediklerini ifade ederek, “Gelin birlikte olalım, yanyana yürüyelim” dedi. Alevilerin 1240 yılından beri katliamlara maruz kaldığını belirten Adıgüzel dede, AKP iktidarının bazı dedelere devlet görevlilerinin kullandığı gri pasaport vererek, yurtdışına göndermesinin ise mevcut yasalara göre suç olduğunu söyledi. Adıgüzel dede, “Hem tekke ve zaviyeleri kapatan yasayı kaldırmayacaksın, hem de bazı Alevi dedelerine gri pasaport vereceksin, bu suçtur. Hem yasa olarak suçtur, hem de inanç olarak suçtur. Hem dedeliği, seyyidliği, çelebiliği tanımayacaksınız, hem de bazı dedelerin elleri gri pasaport, ceplerine de üç beş kuruş para koyup Avrupa’ya göndereceksiniz. Gidecek olan dedelerin dede talip ilişkisi yoktur. Sürek sürmüyorlar, Görgü görmüyorlar. Büyük bir bölümünün müsayibi yoktur. Aşinası, peşinası, çiğildaşı yoktur. Yılda bir kez bile olsa görgüden geçmiyorlar. Tercüman kurbanı yememişler. Pençeden ve erkandan geçmemişler. Dedelik yapmıyorlar. Hacı Bektaşi Veli’nin bir sözü var. Diyor ki, ‘Üçte, beşte, yedi, Onikide bir defa da olsa gelip ikrarını yenilemezsen yediğin haramdır, yuduğun mundar, tacın delik, kendin de murtadsın’ diyor. Bu da gri pasaportla yurdışına gidecek dedelere çok yakışıyor. Benim Avrupa’daki canlara bir çağrım var; gri pasaportla Avrupa’ya gidenleri hapsetsinler, onlar milli görüş camilerinden dışarı çıkamasınlar.”

sukru_yildizPirlik makamı direniş makamıdır
Alevi hukukunun işletildiği, pir talip ilişkisinin günümüzde yeniden hayat bulması durumu Alevilerin yaşadığı sorunların ortadan kalkacağını, bunun Türkiye demokrasisine katkı sunacağını belirten Elbîstan ilçesindeki Ocaxê Bakê’ye bağlı Şükrü Yıldız şöyle dedi, “Alevilerin talepleri demokrasinin olmazsa olmazıdır. Diğer etnik unsurlar ve inançlar açısından da hayati önem taşıyan bu taleplerin Alevilik hukuku işletildiği sürece doğru noktalara oturacağı bir gerçektir. Aleviler yolun gösterdiği çizgide yürümeye devam ettikleri sürece çeşitli çıkar çevrelerince kullanılmaktan ve başka mecralara evrilmekten kendilerini koruyacaklardır. Bu koruyucu makam Pirlik makamıdadır. Pirlik makamı kökleri derinde olan bir direniş makamıdır. Pirler piri Kerbela şehidi Hüseyin’in, binlerce yıllık ayakta kalmanın temsili kurumu ve günümüzde yaşayan Alevilik olarak bize gelen öğretimizin temsil makamıdır.” Aleviliğin son kalesi olan pirlik makamının saldırı altında olduğuna dikkat çeken Yıldız şunları söyledi, “Dede talip ilişkileri yozlaştırılmış, koparılmış ve anlamsızlaştırılmıştır. Bu anlamsızlık üzerinden asimilasyoncu kurumlar saldırılarını hat safhaya çıkarmışlardır. Pirlik makamı, Alevilik Kerbela’daki gibi küfür orduları karşısında yalnızlaştırılmış ve teslim alanmak istenmektedir. Küfeliler taifesi ortalıkta cirit atmaktadır. Devletten icazetli dedeler ortalıkta utanmadan dolaşabilmektedirler. Devletin sürekli sözde kalan açılımları bir yana, gri pasaportlu dedeler ve cami cemevi projesi gibi son dönemlerde tartışılan yaklaşımlar Alevileri tek tipleştirerek denetim altına alma ve asimile etme çabalarının bir parçasıdır. Bu durum Alevi kurum ve kuruluşları açısından sıkıntılı bir sürecin başlangıcı olarak okunmalıdır. Çünkü Aleviler tüm temsilci kurumları tarafından gelecek nesillere tarihinin onurlu ve insani değerleri ile taşınabilmelidir. Bunun yolu ise icazet değil, Aleviler arasında birlik ve beraberliği güçlendirmek, taleplerinin anayasal düzlemde hayat bulmasını sağlamaktır. 3 Kasım Kadıköy mitinginin Alevilerin taleplerini bir kez daha söyleyecekleri ve siyasal hükümete mesajlarını iletecekleri önemli bir buluşma olarak karşımızda duruyor. Bundan dolayıdır tüm demokrasi güçlerini Alevilerle birlikte olmaya ve çağrılarına destek sunmaya davet ediyorum.

bektas_dedeMiting güçbirliği yaratacak
Muharrem ayı öncesinde AKP iktidarının birden bire bazı Alevi dedelerine gri pasaport verme kararı almasını eleştiren Şah Kulu Dergahı’ndan Mehmet Turhal, “Gri pasaport alanlar gidip Avrupa’da yaşayanlara Aleviliği öğreteceklermiş. Sanki oradakiler Aleviliği bilmiyorlar. Sanki orada hizmet veren Alevi dedeleri yok. Ben bazılarını tanıyorum bu dedeler özel olarak seçilmiş dedeler. Devlet kendi dedelerini, kendi kafasında tasarladığı dedeleri oluşturmak istiyor. Bu dedelik kurumu ile bağdaşmaz. Devlet birini bize dede tayin ediyorsun, o bizim dedemiz değildir. Bizim dedelerimiz ocaktan gelirler. Dedelerin taliple arasında bir gönül bağı olur” dedi. Türkiye’de özgür eşit yurttaşlar olarak yaşamak istediklerini ifade eden Turhal, “Bu gerçekleştiği zaman Türkiye’de Alevi’nin de Sünni’nin de Kürt’ün de bir sorunu olmayacağını düşünüyoruz.” Turhal 3 Kasım’da Kadıköy’de yapılacak mitingle ilgili de şöyle konuştu: “Bu mitingi biz Alevi örgütleri yapıyoruz. Ama Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini yanımızda görmek istiyoruz. Bir gün için de olsa gelin yanyana duralım diyoruz. Hep beraber yaşadığımız haksızlıklara karşı duralım, güç birliği yapalım.”

Dîlok’un Belkîs ilçesine bağlı Köseler köyünde yaşayan Bektaş Piroğlu dede ise Alevi dedelerinin demokratik görüşe sahip olmaları gerektiğini belirterek, “Bozuk düzen, bozuk çark elbetteki tüm Alevi canlarını etkilemiştir. Birçokları köylerini bırakarak, şehre gelmiştir. Aleviliğin özünden, ikrarından haberdar olunmayan bir zamana denk geldik. Benim çağrım şehirde olsun, köyde olsun tüm Alevilerin ikrar vermeleri ve dik durmaları ve Aleviliğin özüne ermek için çaba ve gayret göstermeleridir” dedi. 3 Kasım’da yapılacak miting ile ilgili de Piroğlu şöyle dedi: “Bu miting zalime karşı, baskıya, zulme karşı verilen mücadeleyi yükseltmelidir. Bu mitingde Alevi toplumunun, tüm emekçi kesimlerin, aydınların, demokratların istek ve taleplerini dile getireceğiz.”

Yorumunuzu yazınız