PAYLAŞ

kadikoy_alevi3Hüseyin ALİ

Aleviler 3 Kasım’da Kadıköy’de önemli bir miting yaptılar. Hükümet konuşmacıların hedefindeydi. İkinci hedef ise Alevileri devlet içileştirmek ve devlet sofrasına oturmak isteyen Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan’dı. Bu konuşmalar Alevilerin siyasi yönünü göstermesi bakımından önemliydi. Aynı gün konuşan Başbakan Erdoğan’ın muharrem ayı vesilesiyle Hz. Hüseyin’den çokça söz etmesi, Alevilerin Türkiye siyasetindeki etkisini göstermektedir.

Alevilerin Türkiye demokratikleşmeden Kürt sorununun çözülemeyeceğini anlamaları, bu nedenle de demokrasi mücadelesinde aktif yer almak istemeleri önemlidir. Aleviler on yıllardır demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yer aldılar, ağır bedeller ödediler. Bu nedenle Türkiye’nin devrimci demokrasi birikiminde ve Kürt halkının özgürlük mücadelesin gelişmesinde önemli payları bulunmaktadır. Ancak 1990’lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişmesi karşısında devletin Ergenekon kanadının Alevilere yönelik özel politikalara yönelmesi ve bu yönlü psikolojik savaşı artırması, Alevilerin demokrasi mücadelesinde kısmen çekilmeleri ve CHP’ye yedeklenmeleri durumunu ortaya çıkarmıştır. Kuşkusuz 1970’li yıllarda Alevilerin CHP’ye oy vermesiyle 1990’lı yıllar sonrası CHP’ye yedeklenmeleri arasında birçok önemli fark bulunmaktadır.

CHP’nin demokratik olmayan karakteriyle Alevilerin bir şey kazanamadığı; AKP’nin de kendine demokrat kendine Müslüman karakteriyle yeni bir hegemon siyasi iktidar peşinde koştuğu bir ortamda tüm demokrasi güçleri hareketlendiği gibi, Aleviler de demokrasi mücadelesi temelinde haklarını elde etme çabalarını artırmaya yönelmiştir. Aleviler sorunlarının çözümünün Türkiye demokratikleşmeden sağlanamayacağı bilinciyle Türkiye’nin temel demokrasi dinamiği olan Kürtlere yaklaşmaları da Alevilerin demokrasi mücadelesinde etkili olmalarının önünü açmıştır. Ergenekon ve CHP’nin etkisinden çıkmaya başlamaları Alevilerin demokrasi ve özgürlük mücadelesinde daha etkin yer almalarını beraberinde getirmiştir. Zaten AKP’nin Alevilere yönelik söylemlerini artırması ve Alevilerin demokrasi mücadelesinde yer almasının önüne geçme çabası bu gelişmelerin sonucudur.

Gerçek demokratikleşme olmadan Alevilerin tam demokratik ve özgür bir yaşama kavuşması zordur. Tam demokrasi de ancak Kürtlerin özgür ve demokratik yaşama kavuşmasıyla gerçekleşebilir. Bu açıdan Aleviler Kürtlerin özgür ve demokratik yaşama kavuşmalarının demokrasinin gelişmesi ve dolayısıyla kendilerinin de özgür yaşama kavuşması olarak görmektedirler. Alevilerde bu eğilim gelişmektedir. Ancak CHP ve Ergenekon etkisinde olan bir kesim AKP gibi kendine demokrat ve kendine Müslüman olarak Kürtlerden uzak durmak istemektedir. Bunun da demokrasi mücadelesini zayıflatan, dolayısıyla Alevilerin özgür ve demokratik yaşama kavuşmasını olumsuz etkileyen bir gerçeklik olduğu açıktır.

Aleviler içindeki bir yanlış eğilim de CHP ve Atatürk’ü kendileri açısından bir kimlik göstergesi yapmalarıdır. Son mitingde Atatürk’ün büyük posterinin platforma asılması bunun somut ifadesidir. Bu yaklaşım, Alevilerin özgür ve demokratik yaşam mücadelesini bir siyasi gelenek ve kişiliğe bağlayarak zayıflatmaktadır. Alevilik gibi bir inanç topluluğunun toplantı platformunda inanç sembolleri olabilir. Hz. Ali, Hz. Hüseyin, Pir Sultan Abdal, Seyid Rıza, Hacı Bektaşi Veli ve Alevilerin özgür ve demokratik yaşam mücadelesine güç vermiş tarihsel Alevi kişilikler de bu tür platformlarda yer alabilir. Bu nedenle Atatürk gibi siyasi kişiliğin platformda en büyük poster olarak yer alması çok geniş bir Alevi kesimini bir araya getiren bir miting ve bir hareket açısından ciddi bir zaaf, eksiklik ve yanlışlıktır.

TC tarihinde ilk kurulan kurumlardan biri Diyanet’tir. 1924 yılında kurulmuştur. İslam ve Sünnilik devlet inancı haline getirilirken, Alevilik kurumlarıyla yasadışı duruma düşürülmüştür. Türk ve Sünni İslam yaratma bir devlet politikasıdır. Bu politikaya göre bir strateji izlenmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt ve Alevi kimliğine yönelik asimilasyon ve kültürel soykırım politikası ve uygulamaları sürdürülmüştür. Bu gerçek ortadayken Atatürk’ü Alevi sembolüymüş gibi platforma çıkarmak, tarih bilincinden yoksun olmaktır.

Bu mitinglere çok farklı görüşlerden Aleviler ve demokrasi güçleri katılmaktadır. Yürüyüşe ve mitinge gelenler her türlü posteri, flamayı ve dövizi taşıyabilirler. Mitingin huzurunu bozmayan dövizler taşıyıp sloganlar atabilirler. Çünkü Alevilerin taleplerini çok farklı kesimler desteklemektedir. Aleviler içinde farklı siyasi eğilimler bulunmaktadır. Bu farklı eğilimler temel bazı konularda ortaklaşabilirler. Ama platform gibi mitingin kendisini yansıtan bir yere sadece bir kesimin benimseyeceği, birilerinin benimsemeyeceği sembollere, hem de siyasi sembol poster ve flamalar asmak demokratik olmayan ve tüm katılımcılara saygıyı dikkate almayan bir yaklaşımdır.

Mitinglere katılanların en azından yarısı CHP’li değildir. Atatürk’ün posterinin platformda olmasını o günün ruhuna ve mitingin karakterine uygun bulmayabilir. Dolayısıyla bu tür dayatmacı yaklaşımlar doğru değildir. Yarın Alevi toplumu içinden bir kesim de başka bir poster ve flamanın asılmasını isteyebilir. Böyle bir miting düşünüldüğünde, bunun sorunlar yaratacağı açıktır. Eğer bu miting ve demokratik Alevi hareketi çok farklı kesimleri bir araya getiriyorsa, o zaman platformun da ona göre düzenlenmesi gerekmektedir. Alevi kurumlarının bu konuyu tartışması ve başka mitinglerde böyle bir durumun yaşanmasının önüne geçmesi gerekmektedir. Bu tür dayatmalar Alevilerin birliğini istemeyen başka çevrelerin oyununa gelmek olarak görülmelidir. Aleviler üzerinde bir kimlik hegemonyası peşinde koşmak, Alevileri demokrasi ve hak mücadelesinde parçalamaktır.

Yorumunuzu yazınız