PAYLAŞ

semahHüseyin ALİ

AKP Hükümeti Kürt Halk Önderinin bir yıldır başlattığı Türkiye’yi demokratikleştirme ve Kürt sorununu çözme hamlesini boşa çıkarmıştır. Türkiye halkları ve Kürtler demokratikleşme ve çözüm adımları beklerken, propaganda yönü öne çıkan bir paket açıklanmıştır. Kürt halkını bir toplum olarak tanımayan ve siyasi iradesini muhatap almayan tutumuyla bir zihniyet değişimi yaşamadığını ortaya koymuştur. Zaten iki gün önce yaptığı açıklamayla “Biz kimseyi muhatap almayız, daha ne istiyorlar, biz kimseye ayrıcalık tanımayız” diyerek gerçek zihniyetini ve karakterini ortaya koymuştur. Başbakan her sinirlendiğinde gerçek zihniyetini ortaya koyduğu gibi, bir daha gerçek karakterini gözler önüne sermiştir.

Kürtler ve Alevileri kastederek “İmtiyaz istiyorlar” diye suçlamıştır. Yani Kürtlerin ve Alevilerin demokratik haklarının tanınması ve özgürlük sorunu yokmuş! Her şeyleri varmış, ama imtiyaz istiyorlarmış! Kürt sorununun neden çözülmediği, Alevilerin olduğu gibi neden kabul edilmediği bu söylemle kendini ele vermiştir. Başbakan hızını alamayarak elli yıl önce, hatta tüm cumhuriyet tarihi boyunca söylenen “Her şey olabiliyorlar” demagojisini tekrarlamıştır. Eskisiyle bir zihniyet farkı olmadığını böylece ortaya koymuştur.

Kürtler ve Aleviler Cumhurbaşkanı da, Başbakan da, Bakan da, Vali de olabiliyormuş! Hiçbir şey olmaları önünde bir engel yokmuş! Demirel bunu “Herkes Türkiye’de birinci sınıf vatandaştır ve her şey olabilir” diyerek tekrarlardı. Bu zihniyetin Kürtler ve Alevlere neyi reva gördüğü ise çok iyi bilinmektedir.

Aslında Erdoğan’ın Kenan Evren’le Kürt sorununa bakışları arasında özde fark yoktur. Çünkü Kenan Evren de “Her şey olabiliyorlar, daha ne istiyorlar” derdi. Erdoğan’a göre Kürtler o kadar çok şey istemiş, onlar da o kadar çok şey vermiş ki, daha fazla şey isteyerek bıktırmışlar! Hak değil, imtiyaz istiyorlar! İmtiyaz istediği söylenen Kürtlerin ve Alevilerin Türkiye Cumhuriyeti boyunca ve bugünkü durumları ortada.

Türk devleti Türk ve Sünni’dir. Türk kimliğinin hiçbir eksikliği yok. Türklerin millet olarak kendini geliştirecekleri ve geliştirdikleri her türlü ortam var. On binlerce temel eğitim, binlerce orta eğitim, yüzlerce üniversite var. Binlerce yüksek okul ve fakülteler var. Türk dili ve kültürü sürekli gelişiyor. Diğer dilleri yok ederek ve farklı kültürleri asimile edip kendi kültürü içinde eriterek kendini her gün daha da geliştirmektedir. Türk kimliğinin kültürel soykırıma uğrama tehlikesi yok. Hiçbir yerde ve hiçbir alanda Türk etnisitesinin önüne konulmuş engel yok. Hatta Türklük imtiyazlı olmayı dünyada hiçbir yerde olmadığı kadar yaşamaktadır. Buna rağmen kendi özyönetimleri, kimlik, dil ve kültür özgürlüğü olmayan ve kültürel soykırım altında olan Kürtler imtiyaz istiyorlarmış! Buna en hafif deyimle utanmazlık, yüzsüzlük ve pişkinlik denir.

Türklüğe tanıdığın hakların ve imtiyazların yarısını Kürt’e tanı, sonra bu tür şeyler konuş! Kürtlerin binlerce siyasetçisi niye tutuklu? Herhalde imtiyaz istedikleri için değil, Kürtlerin üzerindeki baskı ve haksızlığa karşı çıktıkları için tutuklu. Anlaşılıyor ki Tayyip efendi Kürt siyasetçileri imtiyaz istedikleri için tutuklamış ve yargılıyor.

Tayyip Erdoğan imtiyaz istiyorlar diye Kürtleri ve Alevileri suçluyor. Türkiye toplumunun öfkesini Kürtler ve Alevilerin üstüne saldırtıyor. Kürtler ve Aleviler Türkiye’nin huzurunu bozanlar olarak gösteriliyor. Kürtler ve Aleviler üzerindeki devlet baskısı yetmiyormuş gibi, şimdi de Türkiye toplumunu kışkırtıyor. Dünyada Yahudiler, Ermeniler ya da başka topluluklar hep böyle hedef kılınmıştır. Başbakan’ın bu söylemi Kürtler ve Alevilere karşı nefret uyandırmaya yöneliktir. Bu açıdan nefret suçu da işlemektedir.
Kürtler her şey olabiliyormuş! Kürtler her şeyden önce Kürt olmak istiyor. Aleviler Alevi olmak istiyor. Kürtler ve Aleviler her şeyden önce bir toplum olarak kabul edilip muhatap alınmak isteniyorlar. Siyasi iradelerinin ve önderlerinin muhatap alınmalarını istiyorlar. İradeli bir toplum olarak görülmek isteniyorlar. Kürtler kendi özyönetimleri altında yaşamak istiyorlar. Bu en doğal haklarıdır. Bir toplumun birinci hakkı yaşama hakkıdır. Bu da dil ve kültürüdür. Kürtlerin anadil hakkını, yani yaşam hakkını kabul etmeyeceksin, ondan sonra “Çok oluyorlar ve imtiyaz istiyorlar” diyeceksin! Başbakan Erdoğan tam sömürgeci ve soykırımcı bir lider gibi konuşmaktadır. Kürtler ve Aleviler bu söyleme ve üsluba yabancı değiller. Bu, Türk devletinin ve yöneticilerinin kadim dilidir, üslubudur. Bu dil ve üslup değişmeden de zihniyet değişmiş olamaz; dolayısıyla ne Kürt sorunu ne de başka demokratikleşme sorunları çözülür.

Başbakan’ın dediği gibi Aleviler ve Kürtler her şey de olamıyorlar. Tüm kurumlardaki Kürt ve Alevi oranları incelense bile Başbakan’ın dediğinin tersi bir durum olduğu görülür. Başbakan’ın Adalet Bakanlığına bağlı kurumlardaki Alevileri dışlamak için neler söylediğini biliyoruz. Zaten şimdi ancak AKP ve Fethullahçılara yakın Kürtler revaçtadır. Kaldı ki Aleviler ve Kürtlerin şu ya da bu makam olma talepleri yoktur. Oldukları gibi kabul edilip demokratik haklarının ve özgürlüklerinin tanınmasını istiyorlar.

“Kürtler ve Aleviler imtiyaz istiyor” diyen bu efendi ruhlu Başbakan’a kimse bir şey söylemeyecek mi? Kürtler ve Aleviler sanki bu toprakların sığıntısıymış gibi “Verilenlere razı olun, biz size ne kalıp biçiyorsak onu kabul edin” diyen bu Başbakana aydınlar, yazarlar, demokratlar tepki göstermeyecek mi? İmtiyaz isteyenler olarak tanımladıktan sonra Kürtlerin ve Alevilerin en temel hakları tabii ki tanınamaz.

Erdoğan bir zamanlar Nihal Atsız, Mahmut Esat Bozkurt’un Kürtler, Yahudiler ve Ermeniler için söylediğini 2013 yılında tekrarlamaktadır. “Haddinizi bilin!” demektedir. Toplumlar her zaman siyasi Önderleri ve temsilcileri üzerinden suçlanmıştır. Başbakan da şimdi bunu yapıyor. PKK ve BDP’yi, Alevi örgütlerini imtiyaz istemekle suçluyor. Yani Kürtler ve Aleviler Başbakan’a göre tam demokratik haklarını ve özgürlüklerini almışlar, şimdi de imtiyaz istiyorlar! İmtiyaz da verilmeyeceğine göre Kürtler ve Aleviler hiçbir beklenti içinde olmamalılar.

Özcesi Başbakan’a göre ne Kürt sorunu ne Alevi sorunu vardır. Sadece Türkiye’ye sorun çıkaranlar vardır. Bunun devlet dilindeki ifadesi terör sorunu olmaktadır.

Yorumunuzu yazınız