PAYLAŞ

Bundan tam 21 yıl önce 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin önünde cani bir kitlenin saldırısı sonucu çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan ile düşünür yanarak hayatlarını kaybetti.

Sivas katliamı için çok şey yazıldı çizildi ama buna rağmen Sivas katliam tam anlaşılmadı. Çünkü Sivas Katliamı sadece bir kesimi hedefe koyarak, anlatılabilinecek, anlaşılacak bir katliam değildir. O dönem ve günümüzdeki yaklaşımları bütünlüklü ele almazsak sağlıklı sonuçlara varamayız.

Siyasal İslam

Bu Katliamı anlamak için ülkemizdeki Siyasal İslam anlamamız gerek. Tarih boyunca Siyasal İslam’ın yaptıkları iyi anlaşılmadan Sivas Katliamı anlaşılmaz. Alevi düşmanlığı yapılmadan, insanlar böyle eğitilmeden 2 Temmuz Sivas’da yaşanan yaşanmayacaktı. Alevilere karşı kim ve nefret öğretisi olmasaydı o kadar kalabalık bir araya getirilemezdi. Bunun için siyasal İslam’ın o dönem yayın organlarında Aleviler üzerinde yazılan çizilen ve propaganda edilen söylemler araştırılmadan Sivas Katliamı anlaşılmaz. Böyle bir araştırma bize gösterecektir ki; siyasal İslam’ın, Alevilere yönelik iftira ve nefret söylemleri Madımak Katliamına yol açmıştır.

Diğer önemli konu ise Sivas davasında Siyasal İslam’ın öncülüğünü yapan partilerin durumudur.  Katliam sonrası sanıkların avukatlığını üstlenenler arasında Refah yol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan’da vardır. Kazan bu katliamı yapan katilleri bakanlığı sırasında hapishanede ziyaret etmiştir. Katilleri ziyaret etmekte bir mahsur görmemiştir. Daha sonra geniş avukat listesinden çok sayıda Refah Parti üyesi ve yöneticisi olmuştur. Bu avukatlar ilerleyen yıllarda AKP ve Saadet Partisi’ne katılmaları ve içlerinden üst yönetim görevlerine yükselenler, milletvekili olanların olması tesadüf değildir. Bu durum Siyasal İslam’la katliamın bağını ortaya koyan önemli göstergelerden birisidir. Dolaysıyla13 Mart 2012 tarihine gelindiğinde davanın zamanaşımından düşürülmesi ve ardında Başbakan Erdoğan’ın “hayırlı olsun” değerlendirmesi tesadüf değil, bu ilişkinin bir parçasıdır.

Devlet

Tabii ki; katliamı sadece Siyasal İslam’a mal etmekle de bu işin içinde çıkamayız. Bir devlet aklı olarak ele alamazsak yanılırız. Cumhuriyet projesinin bir parçası olarak ele almalıyız. Cumhuriyetin kendisini şekillendirmek istediği Türkçü ve Hanefi Sünni anlayışın hayata geçirilmesinin uzun yıllara yayılmış bir uygulaması olarak da bakmak zorundayız. Sivas katliam davasının düşürülmesi bilinçli bir olaydır. Bunu Aleviler üzerindeki devlet politikasının bir sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü bu katliamı ve benzer katliamları yapanlar eğer gerçek anlamda yargılansaydı, kamuoyunun vicdanını rahatlatan ceza alsaydı aleviler bu kadar kolay saldırılara maruz kalmazlardı. Yine Sivas davası doğru değerlendirilmiş olsaydı bu Alevilere yönelik politikanın değiştiği anlamına gelirdi. Aleviler de bundan dolayı kendilerini daha özgür ve rahat hissedebilirlerdi, psikolojik olarak rahatlayabilirlerdi. O tarihsel olarak üzerlerinde oluşmuş baskıyı atabilirlerdi. Bu davanın düşürülmesiyle birlikte Aleviler üzerindeki bu psikolojik baskı, bu katliamların yarattığı korku sürdürülmek istenmiştir. Dolayısıyla zamanaşımıdır, şundandır, bundandır biçiminde sıradan bir durum gibi değerlendirmek yanlıştır. Bu durum devletinin Aleviler üzerindeki politikasının değişmediğini, korkuyla, baskıyla, sindirerek yok etme politikasının devam ettiğinin gösterilmesi anlamına gelmektedir. Son zamanlardaki devlet merkezli siyasetin sıkça Alevileri tahrik eden, içlerine korku salan açıklamaları da bunu bir kez daha doğrulamaktadır. İktidarlar değişiyor ama Alevi politikaları değişmemektedir.

Kemalistler ve Ergenekon

Bir diğer konu neden 93 yılı, çünkü 93 yılı çok özel bir kompseptin hayata geçtiği yıldır. Ülkemizde aydınların ve binlerce Kürdün faili meçhullere gittiği, 33 Askerin öldürüldüğü, 5 bin köyün boşaltıldığı, Turgut Özal’ın öldürüldüğü, Hizbullah’ın her gün Güneydoğuda insan avına çıktığı, devletin çeteleştiği, Sivil siyasetin önünün kapatıldığı bir dönemdir. Sivas katliamı işte bu sürecin bir parçasıdır. Neden Aleviler sorusu önemli. Çünkü bu aynı zaman Kürtlerin Kürt bilincine ve Alevilerin Alevi bilincine kavuştuğu yıllardır. Bu uyanışa bir set çekilmek isteyen devletin uygulamalarıydı yapılanlar. Kürtlerin payına düşen 17 bin faili meçhul ve 5 bin köyün boşaltılması, Alevilere düşen ise Sivas katliamı ve sonrasında sindirme hareketiydi. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlaşması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokaktaki güruhla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”

Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İran’a” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevi uyanışının önüne Kemalist/Ergenekon devletin derin eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel rol oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unutturulmak istendi …

Tam 21 Yıl sonra tekrar benzer bir süreci yaşıyoruz. Sokaklar özgürlükler ve demokratik taleplerin haykırıldığı alanlar haline geldi. Devlet mevcut durumda bu anlayışla yürüyememekte, aşılmış durumda ya herkesin payına düşen şiddeti devreye koyacak yada özgürlüklerin herkes için tanındığı bir döneme gireceğiz. Gezi parkı etrafında yürütülen mücadele bunu hepimize gösterdi. Sokaklar Siyasal İslam’a da, Kemalist / Ergenekon toplum mühendisliğine hayır demekte. Herkes için Demokratik değerlerin ve Özgürlüklerin tanındığı Türkiye’yi istemekte.

Aşk ile

Yorumunuzu yazınız