PAYLAŞ

alevi_cocukDüzgün YILMAZ

30 yıldır süren mücadele sonucu Kürt meselesinde varılan aşama, toplumun her kesimini, etnik ve inanç gruplarını, sendikaları, öğrencileri, partileri vs. saflaşmaya zorluyor. Çözümün kapıya dayanması 90 yıllık ezberleri alt üst ediyor, AKP’nin niyetinden bağımsız olarak statükoyu topluma sorgulatıyor. İki taraf beliriyor; Kürtlerin anadilde eğitim, eşit vatandaşlık vs. gibi en doğal demokratik talepleri etrafında şekillenen demokrasi ve barış cephesi ile tekçi statükonun muhafızlarının oluşturduğu ırkçı-şovenist savaş cephesi, ortası yok. Üç maymunu oynayanların savaş cephesinin utangaç bileşenlerini oluşturduklarını da belirtelim bu arada.

Ezilenlerin kalabalık bir bölüğünü meydana getiren Alevilerin yaşanan saflaşmada alacağı pozisyon her iki cephe açısından da önemliydi. Bugüne kadar CHP tarafından oy deposu olarak “cepte keklik” görülen Aleviler bu kez de savaş cephesine sürüklenmek istendi, isteniyor. Her renkten Kemalist çevreler, Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz’da okunan mesajından bir cümleyi cımbızlayıp genel anlamından kopararak sinsi bir propaganda ile Alevi dostu kesildiler. Alevileri Kürtlerle karşı karşıya getirmeyi denediler.

12 Mayıs’ta Ankara’da toplanan 3. Büyük Alevi kurultayı Alevileri savaş cephesine çekmeye çalışan Ergenekon artıklarını hayal kırıklığına uğrattı. Alevilik inancının temelini oluşturan “mazlumdan yana” felsefesi kurultaya nüfuz etti. Kurultayın bütününü özetleyen sonuç bildirgesindeki şu cümle yeni süreçte ivme kazanacak demokrasi mücadelesinde Kürt siyasal hareketine de perspektif sunuyor: Kürt sorunu Alevi sorunudur, Alevi sorunu Kürt sorunudur!

Tarihsel olarak Alevilerin bu topraklarda ezilmesi yüzyıllar öncesine dayanır. Kürtlerin etnik kimliklerinden ötürü baskılara maruz kalmaları ulus-devletleşme, kapitalizmle başlamıştır. Aslında Alevi sorunu çok daha eskidir. Ezilen her iki kesimin yok sayılması ise Cumhuriyetle başlamıştır. Alevilerin önemli bir bölümünün zaten Kürt olması bir yana, onları Kürtlerle ortaklaşmaya iten sebep aynı kaderi paylaşmalarıdır: Yok sayılmak!

Kürtler ile Alevilerin bir diğer ortak noktası bu devletin kurucu partisi CHP’nin olmasındadır. Çünkü ret ve inkarın mimarı CHP’den başkası değildir. Eskiye nazaran daha eleştirel yaklaşımlar sergilense de Alevilerin, Kemalist cumhuriyete ilişkin laiklik üzerinden oluşturdukları “kazanım” algısı sürüyor aslında. Bu değerlendirme, Alevilerin önünü tıkayan çok ciddi bir yanılgıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluşundan bu yana asla laik bir cumhuriyet olmadı. Hiçbir laik ülkede, ibadethaneler devlete bağlı değildir, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) diye bir kurum bulunmaz. Devletin dini olmaz…

“AKP Cumhuriyetin laik karakterini baltalıyor” gibi iddialar, başta Aleviler olmak üzere laikliği savunan bütün kesimleri peşine takmak isteyen CHP vb. çevrelerin çarpıtmasıdır. AKP, kendini “tek din” paradigmasının sahibi olarak CHP’nin sahte laikliği üzerinden var ediyor. DİB’i kurarak sünni islamı devlet dini haline getiren, dedeliği ve cemevlerini yasaklayan (Bkz. 13.12.1925’te Resmi Gazete yayımlanan Tekke ve Zaviyelerle ilgili kanun), yani Alevilerin yok sayılmasına neden olan yasaları çıkaran AKP değil, CHP’dir. Osmanlı devleti zamanında Aleviler, yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde inançlarını daha özgürce yaşayabiliyorlardı. En azından dedeliğe ve cemevlerine müdahale edil(e)miyordu. Müdahalenin ne olduğunu Aleviler, Dersim 38’de gördüler…

Köken itibariyle Alevi olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesiyle Aleviler umutlandılar. CHP’nin Alevi meselesine çözüm arama siyaseti izleyeceğini beklediler. Ama yanıldılar. Alevi sorununun mimarı CHP’nin önce kendi tarihiyle hesaplaşması gerekirdi. Hesaplaşmaya gidilmeden CHP’den gerçek laikliği ve inanç özgürlüğünü savunmasını beklemek hayalidir. Nitekim daha birkaç hafta önce, yeni bir Anayasa yapımı için kurulan Meclis Anayasa Komisyonu’nda BDP’nin hazırladığı -Alevilerin taleplerini karşılayan- inanç özgürlüğü taslağına CHP destek vermedi, AKP ve MHP ile aynı pozisyonu aldı. Önümüzdeki süreç, Alevi meselesinde CHP’nin ne kadar samimi, AKP’nin ise ne kadar demokrat olduğunu net bir şekilde gün ışığına çıkaracaktır!

Kürt siyasi hareketinin, Alevilerin taleplerini sahiplenmesi yeni bir durum değildir. Bu, onun varlık gerekçesidir. 3. Büyük Alevi Kurultayı’nda ifade edildiği gibi, Alevi sorunu Kürt sorunudur. Bugün, Alevilerin de Kürtlerin de mücadelesi eşit yurttaşlık mücadelesidir. Kürtlerin özgürlük kavgası, cumhuriyetin tek millet ve tek din paradigmasıyladır. 30 yıldır sürdürülen kavga tekçiliğin karanlığında eritilmek istenen değişik inanç kesimlerine ve etnik kimliklere de eşit yurttaşlığı vaat ediyor. Açılacak her gedik Kürtler dışında Lazları, Çerkezleri, gayrimüslimleri, Alevileri vd de rahatlatacaktır.

Kemalist çevrelerin, Alevileri Kürt siyasal hareketinden uzak tutmak için ortaya attıkları “AKP-BDP ittifakı” iddiası temelsizdir. Gelinen aşama, Kürt özgürlük hareketinin büyük bedeller ödemesi sonucu devletin müzakerelere mecbur kalmasıdır. İttifak bir yana, özgürlük ve demokrasi mücadelesi daha da alevlenecektir. Kürt meselesinde “yeni süreç” inkara ve asimilasyona maruz kalmış Alevilerin taleplerinin tartışılmasına zemin oluşturmaktadır. Demokratik bir Anayasa mücadelesinde Aleviler, eşit yurttaşlık talebi etrafında Kürtlerle el ele vermelidir. Kürt siyasi hareketi, Alevilerin taleplerini daha fazla sahiplenmelidir. Kürt sorunu Alevi sorunudur, Alevi sorunu Kürt sorunudur şiarı maddi bir güce dönüşürse demokrasi yakındır.

Yorumunuzu yazınız