PAYLAŞ

finnenMevlüd ORUÇ

Türkiyeli Arapların da artık bir filmi var. Ülkemizin ağır asimilasyon belasını oto asimilasyon kara belası olarak iliklerinde yaşayan Arap Alevileri’nin bir belgeseli oldu. Finnen belgeseli, ülkemizin ve bütün dünyanın azınlıklarının kaderinin, imdat çığlıklarının belgeselidir. Okulda, resmi dairede, askerde vb. yerlerde ‘vatandaş Türkçe konuş’ ceza ve mükafat sistemi başarılı neticesini vermiştir. Anadilimizi konuşmak artık eskidi ve yaşlı işi olarak görülmeye başlandı.

Biz eskimiş anadilimiz Arapça’yı unutup çok dillilikten tek dilliliğe evrimleştikçe modernleşiyormuşuz. Fakat bu modernleşmenin ölümcül yan etkileri var. Türkiye Arapçası’nın Akdeniz lehçesi günden güne eriyor. Bu benzeşme, tekleştirme, fakirleşme ülkemizin menfaatine değil. Bu azınlık psikolojisi, korkuları dünyanın her tarafında aynı. Bu dünyanın siyahileri bizler, bu azınlık kompleksinden dolayı bindiğimiz dalı (dilimizi) keserek hem kendimize ve hem yaranmaya çalıştığımız çoğunluğa karşı işlediğimiz günahın farkında olmayız. Bu olumsuz sürece karşı duruş sergileyen müzik, tiyatro, sinema insanlarımız ve STK’lerimiz de var. Akdeniz lehçemizle en son sanat eserimiz sinema belgeseli Finnen filmidir. Antakyalı yönetmen Gökhan Evecen’in Finnen adlı belgeselinin galasını Antakya kültür merkezinde izledik. Tamamı Arapça olan filmin Türkçe çevirisini Antakyalı dilbilimci Mahmut Ağbaht, İngilizce çevirisini Antakyalı çeviri bilimci Hüsne Akgöl ve Almanca çevirisini de Heidelberg Üniversitesi dinler tarihi bölümünde doktora yapan Bahar Yeniocak yaptı. Belgeselimizin içerik danışmanını, Antakyalı son ozan Finnen Nihat Çay üstlenmiştir. Belgeselimiz ulusal ve uluslararası platformlarda Antakya’da Arapların dillerinin ve kültürlerinin yaşatıldığını gösterirken, diğer yandan kendi kültürünü yaşatmak isteyen Araplara bir başucu kaynağı sunuyor. Bu çalışma küçük katkılarla ve büyük emeklerle tıkanmalar aşılarak üç yılda tamamlanabildi. Arapça kelime olan “Finnen” Türkçe karşılığı sanatçıdır. “Finnen”nin ürettiği yapıtlara da Fenn yani sanat denir. Sanatın diğer dallarının yeterince güçlü olmadığı toplumlarda sözlü edebiyatın kendisi baştan sona sanat olarak ifade edilmektedir. Ülkemizin kültürel mozaiğinin bir parçası olan Arapların gerek tarihi gerekse de kültürel öğeleri bilinmiyor. Belgeselin galasında çıkış amacını yönetmen Gökhan Evecen, “Türkiyeli Araplara ait kültürel değerleri kayıt altına alıp yeni kuşaklara aktarmak ve böylece Antakya Arapçası’nın bir lehçesi ile neler ortaya koyulduğunu gösterip, lehçeyi yaşatmak isteyenlere bir kaynak olarak sunmak istedik” şeklinde açıkladı. Geçmişten bugüne tarihe tanıklık eden ve yaşamın nabzını tutan bölgemizin Arap ozanlarının belgeseli tarihimize ışık tutuyor. Galada pek alışık olmadığımız bir sanat ve edebiyat ortamı vardı. Sanat, edebiyat, şiir, şair, ozan, mevvel (Arapça gazel), estetik, kültür, sabır ve emek hepsi bir aradaydı. Belgeselde kendimizi gördük, kendimizi bulduk. Salonda ağlamak da gülmek de serbest. Ben dahil çoğu izleyici ikisini birlikte yaşadı. Evet, tavsiye ederiz, sizde izleyin. Ve korkmayın izleyen bölünmüyor hatta çoğalıyor, büyüyor, genişliyor, bütünleşiyor. Finnen filmini izledikten sonra daha çok Türkiyelileştiğimi hissettim.

Yorumunuzu yazınız