PAYLAŞ

gulfer_akkayaGülfer AKKAYA

AKP’nin akıldaneleri barış suyunu bulandırmaya sosyalistler ve Alevilerle başladılar. Su bulandırıcılar 7/24 anti sosyalist ve anti Alevi söylemlerini yükseltiyorlar. Ütopyaları Kürt özgürlük hareketiyle en zor günlerde dahi yan yana mücadele eden, Kürt halkının taleplerini Türkiye’nin demokrasi, özgürlük mücadelesinin temel unsurlarından gören, kendisi de çok sayıda Kürt devrimciden oluşan sosyalist ve demokratik Alevi hareketinden ayrıştırarak, yalnızlaştırıp elini zayıflatmak.

Kısaca,  sağcı, muhafazakâr, Sünni AKP Kürt hareketini bölmek, alevi ve sosyalistleri süreçten düşürmek istiyor. Bence boşa kürek çekiyorlar. Neden?
Kürt özgürlük hareketi sadece bir ulusal hareket değil. Hareket, yoksul Kürt halkı tarafından sahiplenip büyüdü. Kadınların özgürlüğünü şiar edindi, gençler için umut oldu. Sadece Kürtlerin inancı, hakları ve taleplerini sahiplenmedi. Kürtler başta olmak üzere tüm halkların inancına, kültürüne sahip çıktı. Onun bu çoğulcu karakteri ve Türkiye toplumunun tüm sorunlarını kucaklayıp dönüştürme tavrı nedeniyle her milletten, her inançtan, her çevreden demokrat, liberal insan bu harekete sempati duyup, harekete katıldılar ya da çevresinde durdular, ondan beslendiler, sahip çıktılar.
Sosyalistler, aleviler, feministler için bu durum daha farklı. Kürt hareketinin ulusal bir hareketi aşan duruşu ile bu siyasi grupların genel olarak ütopyaları, varlık nedenleri adeta üst üste düşmekte. Zaten Öcalan’ın demokratik modernite diye bahsettiği toplumsal biçim de öz olarak sosyalizmden esinlenmiş bir toplumsal kurtuluş programı. İki temel dayanağı da sağlanınca komünist topluma kadar yolu var. Sınıfsal devrim, feminist devrim. Her iki devrim de muhataplarını beklemekte.
Onca tartışmaya, su bulandırıcılarına rağmen süreçte eli en kuvvetli ekip sosyalistler. Çünkü Öcalan sıkça kendisinin Mahir, Deniz ve İbrahimlerden beslendiğinden, onların arkadaşı olduğundan bahsetmekte Ertuğrul Kürkçü’ye selamlarını yollamakta.
AKP’NİN SOSYALİST VE ALEVİ FOBİSİ
“PKK İçinde Kanatlar ve Riskler” başlıklı 12 Nisan 2013 tarihli Star Gazetesi’ndeki yazısında AKP akili Yalçın Akdoğan sürece ilişkin kendince riskleri ele almış.
Akdoğan çözüm sürecinin nihai amacının PKK’ye silah bıraktırmak olduğunu yazmış. Barış yanlıları ise silah bırakmanın amaç değil sonuç olduğunu düşünmekte. Nihai amaç diye yeni bir toplumsal uzlaşma ile sağlanacak, anayasal güvenceye kavuşmuş, adil, onurlu, özgürlükçü, eşit bir toplumu işaret etmekteler. Zaten silah bıraktırsanız da sorunlar çözülmüş mü olacak? Kürt sorununda silah bıraktırmak asli iş olmadığı gibi, boşluğu yumruklamaktır.
Akdoğan, Kürtlerin ve Alevilerin yaşadıkları inkârı, asimilasyonu, imhayı sorun olarak değil bir “istismar” olarak görmekte ısrar ediyor. Bu konuda da yolları açık olsun.
Nihayet yazının ana fikrine geliyor. Esas tehlike PKK içindeki farklı kanatların olması diyen Akdoğan, bilinen nakaratı tekrarlamakta; şahinler-güvercinler. Bir farkla. Şahinler meğer PKK içindeki Alevi-solcularmış. İşte bu bilgi yeni! İsim isim saymış şahinleri. Bakalım Öcalan’ın sözü bunlara geçecek mi diye de fitnelemekte. Bir başka fitneye Mustafa Karasu’nun Aleviler üzerine verdiği ANF röportajı üzerinde devam etmekte. “Dinle ilişkisi belli” bu kişilerle Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışmış. Dolaylı olarak Kürt hareketinin en büyük tabanını oluşturan özgürlükçü, demokrat sünni halka da mesaj yolluyor kendince.
AKP’NİN DEVRİMCİLERE NEFRETİNİN ARKA PLANI
AKP, sermaye ile ilişkisi, cinsiyetçiliği ve Alevi düşmanlığı noktasında sosyalizm, feminizm ve Alevilere karşı bir harekettir.
AKP ile feminist hareket arasındaki temel gerilim kadın erkek eşitliği konusunda AKP’nin fıtrat, yani değiştirilemez dediğini, kadınların mücadele alanı bilip, değiştirmek için kolları sıvamasından kaynaklanıyor. Kadınların durumlarını Simone de Beauvoir’ın “Kadın doğulmaz, kadın olunur” şiarıyla ele alan feminist hareket, kadın-erkek rollerini fıtrattan değil, toplumsal işbölümü olarak gördüğü için değiştirilemez değil, değiştirilebilir bulur. Başbakan’ın savunduğu değişmeyen fıtrat ile feministlerin savunduğu cinsiyetçi rollerin değişebilirliği, iki toplumsal grubun (kadın-erkek) çıkar çatışmasını gösteren başat bir alan.
Bu nedenle kadınları eş, anne, aile olarak tanımlayan bir siyasi gelenekten gelen Başbakan ve kadrosu için feministler ve tüm kadın özgürlüğü mücadelecileri adeta baş düşman.
Aynı şekilde özel mülkiyet karşıtı, sermaye iktidarına el koyup, sınıfsal açıdan sömürüsüz, eşit, özgürlükçü bir toplumu hedefleyen sosyalistler, sermaye yanlısı tüm iktidarlarda olduğu gibi muhafazakâr, dinci, liberal AKP’nin de korkulu rüyası.
Aleviler ise, tarih boyunca Sünni İslam’ın egemenliğini kabul etmedikleri için defalarca katliamlara uğramış, öldürülmüşler. İnançları yasaklanmış yine de tüm baskılara rağmen direnmiş, kendilerini koruyabilmişler. Gidecekleri başka yer yok, buradalar ve sayıları azımsanacak gibi değil. Her dönem toplumun devrimci dinamiğini oluşturmuşlar.
Ne Kürt meselesi, ne gayrimüslimler meselesi kadın, sınıf ve Alevi meselesi kadar mevcut iktidarın başat çelişkisi olamadı. AKP’nin içinde şekillendiği siyasi gelenek kendisine her zaman feminizmi, sosyalizmi esas düşman olarak görmüş ve diğer inançları da İslamlaştırma hedefini gütmüştür. Çünkü onun toplumsal ütopyası sermaye ve erkek yanlısı, İslami bir ütopya. Ümmetçi AKP, en azından teorik olarak, Kürt ulusal kimliğini sineye çekebilir, uzlaşabilir. Ama özgürleşmiş, aileden, erkeklerden bağımsızlaşmış, kendi hayatlarını kurmuş kadınlardan oluşan, sermaye iktidarının devrildiği ve inançlarını özgürce yaşayan bir toplumu teorik olarak kabul edemez. Bunu tahayyül bile edemez.
Hal böyle olunca Kürt özgürlük hareketinin avantajları AKP’nin tam tersi bir toplumsal taraf olmasında ve sadece kendisi için değil, ezilen-sömürülen herkes için özgürlükçü, eşit, adil bir dünyayı teorik ve pratik olarak programlamasında.
Kapsayıcı programının hayat bulabilmesi için göz ardı etmemesi gereken noktalar da var elbette. Örneğin Alevilerin de diğer tüm toplumlar gibi heterojen olduğunu unutmadan, derin travmalar yaşadığını atlamadan, daha çok ilişkilenip, daha doğru anlayarak, birlikte değişip dönüşülecek bir süreci örmeye ihtiyaç var. Kürt hareketi şimdi her zamankinden daha çok Alevileri kucaklayıcı bir dil kullanmalı.
Ve elbette Aleviler şimdi her zamankinden çok özgürlüklerine sahip çıkmalı, mevcut olanakları görüp sürece asılmalı. Unutulmamalı ki bu mücadele uğruna binlerce Alevi genç hayatını kaybetti. Tarih, Alevilerin-Kürtlerin özgürlük isyanlarıyla dolu. Kendimize, emeğimize, hayatımıza, özgürlüğümüze, gelecek nesillerin güzel günlerine hep beraber sahip çıkalım.
Birgün Gazetesi
PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız