PAYLAŞ

alevikadininsiyasettekiyeriAlevi Kültür Dernekleri (AKD) Çankaya Şubesi’nin düzenlediği “Alevi Kadının Siyasetteki Yeri” panelinde gerici, kadın düşmanı politikalara, yoksulluğa, sömürüye, faşizme karşı Alevi kadınların baş aktör olduğunun altı çizildi.

Ankara Alevi Kültür Dernekleri Çankaya Şubesi tarafından düzenlenen “Alevi Kadının Siyasetteki Yeri” paneli Ankara Barosu Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Saat 14.00’da başlayan panelde Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, CHP Kadın Kolları Başkanı Hilal Dokuzcan katıldı. BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in yerine ise BDP Ankara İl Eşbaşkanı Şengül Çelik yer aldı. Etkinlikte açılış konuşmasını Alevi Kültür Derneği Çankaya Şubesi’ nden Nevriye Kurt  ve kolaylaştırıcı görevindeki Sibel Yalçın yaptı.

“Alevi kimliğinin kullanılması ayrıştırıcı değil, tam aksi birleştiricidir”

Açılış konuşmasını yapan Alevi Kültür Dernekleri Çankaya Şubesi üyesi Nevriye Kurt, Türkiye’ de dini görüşün ağırlıkta olduğu partilerin de güçlenmesi ile muhafazakarlığın  her alanda “kamu yararına” düşüncesi ile yaygınlaştığını ve kadının din baskısı ile yaşamdan uzaklaştırıldığını anlattı. Alevi kadınlar üzerindeki baskıların her geçen gün daha da arttığına değinen Nevriye Kurt, bütün bu baskılara karşı çıkan Alevi kadınlarının bu nedenle Türk Siyasetinde daha fazla yer almaları, Alevi Örgütlerinde kadınların daha ön planda olmaları  gerektiğini anlattı.

Daha sonra kadının yaşam mücadelesindeki yerine değinen kolaylaştırıcı Sibel Yalçın, ilk sözü Şengül Çelik’e verdi.

Hem Alevi hem de Kürt bir kadın olarak etkinliğe katıldığını söyleyen Çelik, Aleviliğin kendi içlerinde içselleştirdiği bir kültür olduğunu, erk sistemi egemen olduktan sonra Aleviliğin daha fazla korunması gereken bir felsefe olduğunu söyledi.

‘Kadının özgürlüğü, toplumun özgürlüğü’

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal Dokuzcan, bu ülkede Alevi, kadın ve siyasette olmanın zorluklarına değinerek başladı. Alevilere yönelik baskı, saldırı ve nefret söylemine dikkat çeken Dokuzcan, kadının özgürlük mücadelesinin toplumun özgürlüğünün doğal ölçüsü olduğunu belirtti. Dokuzcan, kadının iktidarın hedefini güçlendirmede araç olarak kullanıldığını, bunun da yansımasının fiziksel ve cinsel şiddet olduğunu, toplumsal sevginin örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.

‘Kadın için de tek yol sokak’

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ise halkın hakları mücadelesi adına salonu selamlayarak başladığı konuşmasında AKP’nin emperyalizmin taşeronluğunu yaparken, savaşı körüklerken, neoliberal siyaseti yürütürken şiddete başvurduğunu ve Alevi, kadın, Kürt düşmanlığını sürdürdüğünü dile getirdi. AKP’nin Alevi ve kadın düşmanlığı politikalarına değinen Ersoy, Alevi kadınların bu saldırılara karşı nasıl bir mücadele üzerinde durulması gerektiğini kaydetti.

AKP’nin Alevi düşmanlığı ile mezhepçilik yaptığını, cemevlerini ucube olarak nitelendirdiğini, Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğramasını “Hayırlı olsun” diye değerlendirdiğini hatırlatan Ersoy, 4+4+4 ile ilkokullara kadar türban ve mescidin girdiğini, zorunlu din dersi ve kılık kıyafet uygulamalarıyla kız çocuklarının hedeflendiğini sözlerine ekledi. Ersoy, konuşmasını AKP’nin mezhepçi, gerici, ırkçı, cinsiyetçi, kadın düşmanı, piyasacı siyasetine karşı gelecek kuşaklara özgürlük bırakmak adına tüm kadınları sokakta mücadeleye çağırdı.

‘Adalet, eşitlik, barış’

Etkinlikte son sözü EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan aldı. Kadınların erkek tarafından ezilmesine vurgu yapan Gürkan, egemenlerin tüm devlet mekanizmalarını kullanarak gücünü kaybetmemek üzere kadınların hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini, ikincilleştirdiğini ve buna karşı kadının her alanda mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Kadının adının Alevilikte görece eşit olmasına karşın yeterli olmadığını belirten Gürkan, Alevi kadınların tüm kamu hizmetlerinden iki kat zarar gördüğünün ortada olduğunu ve kadının boyun eğen cins olarak kalmasının amaçlandığını kaydetti.

Hem ekonomik alanda hem de demokrasi alanında yaşanılan sorunlara karşı mücadelelerin yükseltildiğini ifade eden Selma Gürkan, konuşmasını kadın hareketinin adaleti, eşitliği ve barışı istemek üzere mücadele etmesi gerektiğini söyleyerek noktaladı.

Konuşmaların ardından panele gelenlerin soruları ile etkinlik sona erdi.

Yorumunuzu yazınız