PAYLAŞ

ali-turgutDemokratik Aleviler Birliği (FEDA) ile Avrupa Alevileri Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrıyı desteklerini açıkladı. Her iki kurum temsilcileri, süreçle ilgili kaygıları olmasına rağmen Kürt siyasal hareketinin bugüne kadarki pratiklerinin bu kaygıyı giderdiğini söyledi. Dersim’i Yeniden İnşa Cemiyeti ve Almanya Dersim 37-38 Soykırım Karşıtı Derneği de yazılı bir açıklama ile Kürt Halk Önderi Öcalan’ın çözüm projesine destek verdi.
AABK Genel Başkanı Turgut Öker, Öcalan’ın çağrısı ve KCK’nin ateşkes ilan etmesini “Alevi öğretisi” gereği desteklediklerini belirterek “sürece yaklaşımımızı öğretimiz, inancımız belirler. Bizim öğretimiz insan merkezlidir. Öğretimizde insan kutsaldır. Öğretimizde ifade edildiği gibi insan yaşamının korunduğu, insanların ölmeyecek olmasından dolayı silahların susmasını ve barışçıl zeminde siyaseti çok anlamlı buluyoruz, destekliyoruz, selamlıyoruz” dedi.

Vicdan sahipleri desteklemeli

“Alevilerin hak mücadelesi ne kadar kutsalsa Kürtlerin de mücadelesinin o kadar kutsal olduğu” inancını taşıdıklarını kaydeden Öker, “Aleviler, bin yıldan beri gördüğü zulüm, katliam ve baskıların ortadan kaldırılarak eşit haklara ulaşmayı nasıl haklı ve meşru görüyorsa Kürt halkının da her alanda eşit haklara kavuşması, kimliğini, kültürünü, kendisini özgürce ifade etmesini, Türkiye’de eşit haklara sahip olmasını o kadar olumlu buluyoruz. Bundan dolayı bugün böyle bir sürecin başlaması son derece anlamlı ve destekliyoruz. Sadece biz değil, vicdan sahibi, insan merkezli düşünen ve barışı amaçlayan bütün toplumsal kesimlerin bu süreci aktif desteklemesine inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Başlayan sürecin 70 milyonu ilgilendirdiğini dile getiren Öker, Alevilere de şu şekilde seslendi: “Bu sürecin sonucu, sadece Kürt hareketi ile devleti ilgilendirmiyor. Biz Aleviler gözlemci olmak yerine bu süreci aktif olarak desteklemeliyiz. Barış ortamının kalıcılaşmasında üstümüze düşen ne varsa yerine getirmeliyiz” dedi.

Samimiyetin şartları var

Devletin tek tip insan anlayışı, Türk-İslam Sentezi dayatmasıyla savaşın başladığına dikkat çeken Öker, devletin barış sürecinde samimi olduğunu göstermesi için derhal gerekli adımlar atması gerektiğini belirtti. Öker, “Devlet Kürtleri Türkleştirme, Alevileri de Sünnileştirme, diğer farklıları da eritme politikası gütmeseydi bu savaş olmazdı. Savaş koşullarını ortaya çıkaran devlet özde barışı istiyorsa bu nedenleri ortadan kaldırmalı. Özde bir barışın olabilmesi için devletin anlayışını, yasalarını ve pratiğini değiştirmesi lazım” diye konuştu.

Aleviler pratikleri esas almalı

Öker, Amed Newrozu’nda okunan Öcalan’ın mesajından sonra bazı Alevilerde ortaya çıkan kaygıların, bu kaygıların nedenini ve kendi bakış açısını ve duruşunu şu şekilde izah etti: “Türkiye’de Aleviler de Kürtler gibi katliam ve baskıya uğradı. Anadolu’da Aleviler bin yıldır siyasal İslam’ın zulüm ve katliamlarına maruz kaldı. Siyasi İslam Alevilere kan ve gözyaşı döktürdü. Bu anlamda bizim için siyasal İslam, Anadolu’da topraklarında birlik ve huzur sağlamadı. İnsanları barış içerisinde yaşatamadı ne yazık ki… ‘PKK ile AKP siyasal İslamı alarak yeni bir süreç başlattılar’ iddiaları söz konusu. Bu da doğal olarak Alevi toplumunda tedirginlik yarattı. Türkiye’nin geleceği asla siyasal İslam’a göre şekillenemez. Kürt hareketi de kendi geleceğini siyasi İslama göre şekillendiremez. Zaten bugüne kadar yürüttüğü mücadeleye bakarak bunu görebiliyoruz. Kadınlar arasında ciddi bir devrim gerçekleştirdiler. Toplumsal yaşamda ciddi yenilikler gerçekleştirdiler. Yine Kürt mücadelesi içerisinde yer alan insanlar, 30-40 yıl önceki gibi Alevi toplumuna düşmanca tepki içinde değiller. Yine 500 yıldır Osmanlı’nın kendi amaçları uğruna kullandığı bir Şafii potansiyeli yok. Ciddi bir değişim olduğunu görüyorum. Diyarbakır’da cemevinin kurulması ve bugün BDP’nin Parlamento’da Alevi toplumunun sorunlarını dile getirmesi bunun somut örnekleridir. Ben bu anlamda Alevilerin okunan mesajda ‘ne var ne yok’u esas almasından ziyade yaşanan pratikleri örnek alması gerektiğine inanıyorum. Kürt hareketinin pratikleri kaygıları yersiz bırakıyor. Kürt hareketi ilkelerini İslam bazında ifade edecek bir durum söz konusu değildir. Benim bu konuda kaygım yok.”

İnsanlar ölmeyecek

Demokratik Aleviler Birliği (FEDA) Başkanı Ali Köylüce de ‘savaşın bitirilmesi ve insanların ölmemesi’ ile ‘Alevilerin kendilerini ifade etme’ sebeplerinden dolayı süreci desteklediklerini söyledi.
“Kürt sorunun silah yerine diyalog yoluyla çözülmesi Alevi felsefesine ve inanışına uygundur” diyen Köylüce, “Alevi toplumu bir bütün olarak bu sürecin silahtan düşünsel ve siyasal mücadele yöntemleriyle sürdürülmesinden dolayı memnuniyet içerisinde. Biz FEDA olarak süreci destekliyoruz” dedi. Köylüce, Alevi öğretisi gereği olarak savaşı bitirmeye dönük ve mücadeleyi demokratik yöntemlerle sürdürme politikasının karşısında olmalarının mümkün olmadığını dile getirdi.
Öcalan’ın çağrısının Türkiye’yi demokratikleştirmeye yönelik olduğunu anımsatan Köylüce, Türk devletinin ret ve inkar politikasına tabi tutulmuş bütün kesimlerin bu sürece sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye’deki bütün etnik ve inanç gruplara dönük bir vizyon ortaya konuldu. Bu sürece herkes tam destek vermeli. Kürt hareketi de Alevi hareketi de sosyalist hareketi de demokratik kurumlar da bu süreçte güç birliği yapmalı. Ortak bir platform olmalı. Siyasal çalışma ortamı yarattıkca kimse hakkında mahrum da kalmayacak. Hiç kimse de kendisinin yok sayıldığı endişesine kapılmayacaktır. Enerjimizi doğru kanalize edebilirsek sonuç alınacak” şeklinde konuştu.

Endişemiz yok

Köylüce, bu süreçte Alevileri Kürt hareketinden koparmaya yönelik açıklamalar olduğunu ve bunların art niyet taşıdığını belirterek, şunları söyledi: “Şimdi Alevi toplumu Osmanlı döneminden bu yana gelişmiş politikalardan ve dışlanmışlıklardan dolayı nazik bir hassasiyet sahibi. Bu süreçte ‘acaba biz yine görülmeyecek miyiz? Dışlanacak mıyız?’ algısına sahipler. Alevilerin tarihsel hassasiyetleri var. Ancak Kürt hareketinin bunu gözardı etmeyeceğini ve belli bir kesimin yok sayılmasına razı olmayacağını biliyoruz. Bunu pratikler bize gösteriyor. Bugün Avrupa’da Kürt hareketi ile Aleviler, birçok etnik ve inanç gruplarıyla ortak platformlar oluşturmuş durumdalar. Yine ortak çalışmalarımız var. Türkiye’de siyasal Kürt hareketi Alevilerin taleplerini yüksek sesle dillendiriyor. Bizim endişemiz yoktur. Ancak ‘endişeleri olanlar’ mücadele etmeyenlerdir ve gücünü endişeleri gidermek için kullanmayanlardır. Mücadele etmezsen kimse sana hakkını vermeyecektir. Bugün Türk devleti Kürtlerle bir masada oturuyorsa bu bedeller ödenerek yürütülen bir mücadelenin sonucudur. Aleviler de bunu görmeli, bu iradeyi ortaya koyabilmeli. Aleviler provakasyona gelmemeli ve kimsenin art niyetlerine göre davranmamalı.”


DENİZ BAŞPENİR / HABER MERKEZİ

 


Bugün Alevilik konuşulmazdı

Dersim’i Yeniden İnşa Cemiyeti ve Almanya Dersim 37-38 Soykırım Karşıtı Derneği yazılı bir açıklama ile Kürt Halk Önderi Öcalan’ın çözüm projesine destek verdi. Her iki kurum Öcalan’ın açıklamasında Alevilerin dışlandığını ileri süren kesimlere de tepki göstererek, “Öcalan ve Hareketi olmasaydı bugün Alevilik konuşulmazdı” dedi.
Öcalan’ın 2013 Newrozu’nda yaptığı açıklamayı “Anadolu ve Mezopotamya halklarının barış, demokrasi ve birlikte yaşama manifestosu” olarak nitelendiren kurumlar, Öcalan’ın açıklamasını çarpıtarak Alevilerin dışlandığını ileri süren kesimlere tepki gösterdi. Açıklamada, şöyle denildi: “Öcalan’ı tanıyan, yazdığı kitapları okuyan, konuşmalarını dinleyen herkes, bu açıklamada herhangi bir etnik veya dinsel grubun dışlanmadığını görür… Öcalan, soruna temelden yaklaşıyor, silahlar sussun siyaset konuşsun, diyerek başta Kürt sorunu olmak üzere Kemalist rejim tarafından ötekileştirilen etnik, dilsel ve dinsel grupların sorunlarının çözümü için tartışmanın önünü açıyor. Sünni Türklerle Sünni Kürtlerin anlaşacağı ve Alevilerin dışlanacağını iddia edenler, başta CHP olmak üzere, Kürt düşmanlığına batmış, savaştan nemalanan çevrelerdir.”

Aygün gibiler

Öcalan ve PKK hareketinin Alevilerin haklarının savunulmasında önemli rol oynadığına dikkat çekilen açıklamada, Alevilik ve Kürt hareketinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği vurgusu yer aldı. Açıklamada, “Öcalan ve Hareketi olmasaydı bugün Alevilik konuşulmazdı. Kürt hareketinin Alevi öğretisine ne kadar özel önem verdiği bir realite iken, bu çevrelerin amacı suyu bulandırmak ve öküzün altında buzağı aramak amaçlıdır. Alevilik ile Kürt Hareketi birbirinden ayrı ve farklı düşünülemez. Sisteme karşı mazlumların mücadelesi bütünlüklüdür” dedi. Ortaya atılan iddiaların yeni süreci baltalamaya dönük olduğu belirtilen açıklamada, “Hüseyin Aygün, ‘Neden Alevi demedin?’ diye aklınca Öcalan’ı eleştiriken, Dersim’in kutsal dağlarını bombalayan sisteme söyleyecek tek sözü olmasa gerek” denildi.

ANF/FRANKFURT

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız