$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

‘Yine İmzalarız’ –

‘Yine İmzalarız’ –
  • 22.04.2016
  • 433 kez okundu

Yargılanan akademisyenler:’Pişman değiliz, yine imzalarız’

Barış için tutuklanan 4 akademisyenin ilk duruşması bugün başladı. Duruşmaya ilgi yoğun oldu. 4 akademisyen, bildiriyi imzaladıkları için pişman olmadıklarını vurguladı, “Yine imzalarız” dedi.

Barış isteyen akademislerin duruşması başladı.

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza verdikleri için yargılanan dört akademisyen, Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy bugün hakim karşısına çıktı.

Saat 18.00’da biten duruşmada, mahkeme akademisyenler hakkında tahliye kararı verdi.

Dört akademisyene “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, görüldü.

Saat 14:00’te başlaması beklenen duruşmaya katılım oldukça yüksekti. Uluslararası heyet temsilcileri, akademisyenler, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri de katıldı.

Duruşma saat 14.30’da kimlik tespitleri ile başladı. Hakim; “Neyle suçlandığınızı biliyorsunuz. Terör örgütü propagandası yapmaktan dolayı buradasınız. Savunmanız nedir?” diye sordu. Akademisyenler savunmalarına başladı. Üzerlerine atılı suçlamaları reddettiler, beraatlerini, tahliyelerini istediler.

Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya’nın ilk duruşması bugün 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşmayı HDP, CHP milletvekilleri ile çok sayıda kurum temsilcisi ve uluslararası gözlemciler izliyor.

Akademisyenlere destek vermek isteyenlerin yoğunluğu nedeniyle duruşma salonuna girerken izdiham yaşandı.

Tutuklu akademisyenler Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı duruşma salonuna girdi.

Mahkeme heyeti yerini aldı. Ardından kimlik tespiti yapıldı.

‘HALKLARIN BARIŞ TALEBİ YARGILANIYOR’
Ardından Muzaffer Kaya savunmasına başladı. Bugün kendileri ile birlikte Türkiye halklarının barış talebinin yargılandığını belirten Kaya, iddianamedeki barış süreci anlatısının kötü bir özet olduğunu söyledi, “Notlandırsaydım 2 bile vermezdim. Ben şimdi bu süreci özetlemek zorundayım” dedi.

Dolmabahçe mutabakatının açıklandığı gün hükümet yetkilileri ile devlet görevlilerinin de bulunduğunu hatırlatan Kaya, sürecinin bitirilmesinin ardından yaşanan patlama ve katliamlara dikkat çekti. Kaya, “Suruç ve Ankara patlamalarında yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybetti. Ülkemiz yangın yerine döndü. Bunlar yakın tarihimizin en büyük kıyımlarıdır” dedi.

Bildirinin kaleme alındığı günlerde hükümetin 90’lar konseptine geri döndüğünü belirten Kaya, operasyonlarda yüzlerce sivilin öldürüldüğünü vurguladı.

Kaya şunları söyledi: “Biz bu ülkenin akademisyenleri bunca şey yaşanırken sessiz kalmayı onurumuza yediremedik. Eğer bindiğiniz otobüs çıkmaz yola girdiyse şoförü uyarmak görevinizdir. Bildirimiz hükümete uyarı ve talep içeren bir bildiridir. Ağır insan hakları ihlallerinin durmasını istedik. Bizim sesimiz kanayan vicdanların bir çığlığıdır! Bir ‘yeter be’dir.”

‘BİZİ BAĞLAYAN TEK ŞEY HAKİKAT VE VİCDANDIR’
İddianamede söylemedikleri şeyler yüzünden de yargılandıklarını söyleyen Kaya, “Bu hukuken mümkün değildir” dedi.

Kaya şöyle konuştu: “Bildiri için bize kızabilir, bizi sevmeyebilirsiniz ama bildirimizde hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yer almamaktadır. İddianamede yer alan örgüt yöneticisinin yuzlerce akademisyeni harekete geçirebileceğini iddia etmek mükemmel bir örgüt propagandasıdır. Burada, olmayan bir şeyin olmadığını ispatlamaya çalışıyorum. Bizi bağlayan tek şey hakikat ve vicdanımızdır.”

İddianamede suç olmayan eylemlerin suç olarak gösterildiğini belirten Kaya, “Kamuoyu oluşturma çabası suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. BM gözlemcilerinin görevli göndermesine zemin hazırlamak diye bir suç olamaz” dedi.

‘KAPIKULU DEĞİL VATANDAŞIZ’osman figen hdp caglayan barış akadamisyenler
Yaptıkları ikinci açıklamayla akademisyenlerin imzalarını geri çekmelerini engellemekle suçlandıklarını belirten Kaya, Cumhurbaşkanı‘nın tehdit ve hakaretleri sonrası imzacı sayısı 2212’ye çıktı. Biz herhangi bir hanedanın kapıkulları değil, demokratik cumhuriyetin vatandaşlarıyız” diye konuştu.

İmza attığı için işten çıkartıldığını hatırlatan Kaya, “İşten atıldığım için açıklama yaptım hapse atıldım. Siyasi iktidarı eleştirip, barış istediğimiz için tutuklandık. Yargının muhalifleri susturma aracı olmasına ortak olmayın. Önce derhal beraatime karar verin, yargılama devam edecekse tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

‘DEVLETİ DEVRİLEN MASAYA OTURMAYA ÇAĞIRDIK’
Kaya’nın ardından Esra Mungan savunma yaptı.

“Böyle bir iddianame ile insan nasıl tutuklanır” diye soran Mungan, “İddianame biterken sadece son kısımda suçlama yer alıyor ama herhangi bir dayanağı bulunmuyor” dedi. Toplumu susturmak için tutuklandıklarının altını çizen Mungan, “Ama insanların bize desteği ile tam tersi olmuştur” diye konuştu.

İnsanların eşit olarak yaşadığı demokratik bir ülke talep ettiğini belirten Mungan, şunları söyledi: “Be gerçek bir demokrasi istiyorum. Devlete hitap ettik; çünkü tek yasal muhatabımız vardır. Devleti, o tekmeyle devrilen masaya oturmaya çağırdık. Bu ülkede tüm baskılara rağmen 2000’in üzerindeki akademisyen bir noktada ortaklaşabilmiştir. Nazi Almanyası’ndaki itaat etmeyen aydınların, Sartre’ların geleneğini sürdürüyoruz. Okuyan düşünen biri olarak devleti sorgulama eleştirme hakkım vardır.”

‘BARIŞI SAVUNMAK ANAYASAL BİR HAK’ankara_katliaminin_failli_elazig_da_yakalandi_h65971_bd5de-520x270
Mungan’ın ifadesinin ardından Kıvanç Ersoy savunmasına başladı.

Ersoy, “Barışı savunduğumuz ve barışçıl iki yöntem olan imza atmak ve basın açıklaması yaptığımız için tutuklandık” dedi.

Anayasal bir hakkın kullanımının dahi “delil” olarak değerlendirildiğini belirten Ersoy, “Mahkemenin karşısında Anayasayı savunmak da bize düşmektedir. Barışı savunmak anayasal haktır ve aydın olarak vazifemizdir” diye konuştu.

Ersoy şunları söyledi: “Bildirilerimiz ölümlere karşı yaşamı savunmaktır. Aydın olarak barışı savunmak, ölümlerin olmadığı bir Türkiye’yi savunmak vazifemizdir. Devlete meydan okumak diye bir suç yoktur, vatandaş siyasi otoriteyi eleştirebilir. Neye meydan okumak olarak algılanırsa algılansın pişman değilim, aydın sorumluluğuyla imza attığım bir metindir. Pişman değiliz yine olsa yine imzalarız.”

‘BİLİM İNSANI TANIKTIR’
Ersoy’un ardından Meral Camcı savunmasına başladı.

Bilim insanlarının aynı zamanda dönemlerinin tanığı olduğunu belirten Camcı, “Gerçekliğin, hakikatin yüksek sesle dile getirilmesi de tanıklığın gereğidir. Tanıdığım tek inisiyatif kendi inisiyatifimdir” dedi.

Ezilenden ve ötekileştirilenden yana olmanın suç olmadığının altını çizen Camcı, şunları söyledi: “Ben bir halk çocuğuyum, emekçi bir ailenin çocuğuyum. Bu topluma borcum var. Üniversiteler her fırsatta hizaya çekilecek, muktedir söylemini papağan gibi tekrarlayacak mecralar ve kişiler değildir. Bu operasyonlarda kaybolan, insanla birlikte hayvan, doğa, mimari, tarih ve kentin belleğidir. Toplumsal eşitlik ve barışı kalıcı ve ivedilikle talep etmek suç değildir. Bu üniversiteleri de bu toprakları da sevme hakkımızı kimse elimizden alamaz. Üniversiteden atılabiliriz ama halka açık ders verme hakkımızı kimse elimizden alamaz.”

Camcı’nın savunmasının ardından savcı mütalaasını verdi.

Savcıdan tahliye talebi

Savcı Savcı, suçun vasfının TCK 301’e değişeceğinden bahisle, dosya hakkında durma kararı vererek, Adalet Bakanı’na sorulmasını istedi. Savcı, “atılı suçun mahiyeti, ve sanıkların kaçma şüphelerinden dolayı” tutukluluklarının devamı istedi. Mahkemeye verilen aranın ardından savcı mütalasını değiştirdi, tahliyelerini talep etti.

“TCK 301 kapsamında kalma ihtimaiyle durma kararı verilmesi yönündeki talebimizi tekrar etmekle birlikte dosyanın bu şekilde karar verilmesi durumunda adalet bakanlığından geç gelme ihtimali olduğundan sanıkların mağduriyetlerine sebep vermemek için tahliyelerini talep ediyoruz.”

Akademisyenlerin avukatları savcının mütalaasına itirazlarda bulundu, hukuk tekniği açısından anlaşılmaz olduğunu, aynı suçtan iki ayrı suç isnat etme ve yargılama söz olacağını belirterek açıklığa konuşması gerektiğini belirtti.

Duruşma akademisyenler avukatlarının savunmaları ile devam ediyor. Avukatlar akademisyenlerin ifade özgürlüğü hakkını kullandığını belirtti. Beraat talep etti.
‘Talebimizde ısrarlıyız. Bu Suça Ortak Olmayacagız!’
akademisyenler barış caglayan caglayan akademisyen yargılama barış fotososman figen hdp caglayan barış akadamisyenler

Etiketler: / /

Munzur’un Dünya Mirası Listesi’ne alınması için başvuru
Dersim Barosu, Munzur Vadisi’nin “Dünya Mirası listesi”ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu açıkladı.
Kenanoğlu “Dersim halkının iradesine el konuldu”
Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu...
Her sabahın bir sahibi vardır!
Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz,...
Fuzûlî’nin ‘Kürtçe’ şiirleri
Fuzûlî'nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi.
Yangın Ülkesinin Çocukları
Yangınlar ülkesinin yanan çocuklarıyız. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalı? O hepimizi yakıyor. Sustukça daha çok yanıyoruz. Tek tek ya...
Suruç Katliamının 500. günü, dosya hâlâ gizli
Urfa Suruç’ta IŞİD tarafından yapılan ve 33 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan canlı bomba saldırısının 500. günü.
Müslüm Doğan “Yeni devlet modelinde Alevilere yer yok”
AKP ve MHP’nin anayasa görüşmeleri sürerken, kamuoyunun ve siyasilerin tepkileri devam ediyor. HDP’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya...
Öğrenciler, CNN Türk Genel Müdürü Aktaş’ı protesto etti
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Medya ve 15 Temmuz" başlıklı bir panele gelen CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş fakülte öğrencileri...
Çanakkale halkı: Fıtrat değil, denetimsizlik
Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Adana Aladağ'da ihmaller sonucu çıkan yangında 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesini protesto etti.
Aleviler: Aladağ Madımaktır
Diren Keser – Mersin – 30.11.2016 Türkiye yine bir çocuk katliamıyla karşı karşıya. Adananın Aladağ ilçesinde bulunan ve 34 öğrencinin...
HALEP’TE DENKLEMİ DEĞİŞTİREN HAMLE
Halep’te savaşın denklemini değiştirecek hamleler peş peşe geldi. Suriye rejimi, 2012’den beri silahlı grupların denetimindeki 12 bölgeyi ele geçirdi. Halkın...
‘Zaman aşımı’ kararına itiraz
İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp Yakınları, 1995’te gözaltında katledilen Hasan Ocak davasına ilişkin verilen zaman aşımı kararını protesto...
Alevilere yasaklanan siyaset ve hakem olayı
Örgütlü kurumlar çerçevesinde biraraya gelen Aleviler, kendilerini aktif siyasetten hep uzak tutuyorlar. Bazı kurum yöneticileri ve ihtiyar heyeti konumundakiler, siyasi...
Edirne’ye bağlama yağdı
Selahattin Demirtaş’ın avukatıyla yaptığı görüşmede ilk talebi olan bağlamanın kendisine ulaşıp ulaşmadığını sorulan Başak Demirtaş, talebin yerine geldiğini belirterek, “İlk...
Belgeleriyle MİT’in Avrupa’daki Suikast Planları!
 “Yüksel Koç protesto mitinginde, Remzi Kartal ise uzun yürüyüşte öldürebiliriz”
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ