$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

İslam’ı ret hakkı

İslam’ı ret hakkı
  • 30.05.2014
  • 401 kez okundu

ali_kenanogluALİ KENANOĞLU

Başbakan Erdoğan’ın Alevilere yönelik “Ali’siz Alevi” ve “Ateist Alevi” tanımlamalarıyla neyi kastettiğini daha önceki yazılarımda yazmıştım. Bu yazdıklarımda kastettiğim üzere Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler açıklama yaparak, “Sayın Başbakanımızın yaptığı açıklamalar da var. Cemevinin ibadethane olarak kabul edemeyiz. Çünkü biz Aleviliği İslam dairesi içerisinde kabul ediyoruz. Alevilerin büyük çoğunluğu zaten bu şekilde kabul ediyor. Kendilerini Müslüman olarak addettikleri için İslamın mabedi de mescittir, camidir. Dolayısıyla burada taviz vermemiz söz konusu olamaz” dedi.
Tanım çok net “Alevilik İslamdır, İslamın tek ibadethanesi camidir, öyleyse Alevilerin ibadethanesi de camidir”. Bu tanımı kabul etmeyen Ali’siz Alevidir, Ateist Alevidir.

Devlet aklı ve Hükümet bir taraftan İslam tanımı yaparken diğer taraftan da Alevilik tanımı yapmaktadır. Sınırları belirleyip herkesi o sınıra çekmeye çalışmakta, kendi belirledikleri pota içerisinde tek tipleştirmeye çalışmaktadırlar. Bunun adı asimilasyonudur ve asimilasyon bir insanlık suçudur.

Başbakan Alevilik konusunda Avrupa’ya ve de Almanya’ya neden bu kadar çok köpürüyor? Çünkü Almanya Anayasası, İslam, Hristiyanlık, Alevilik vb. hiçbir dinin inancın tanımını yapmıyor, hiçbir kimseyi tek tipleştirme peşinde koşmuyor. Avrupa’da yaşayan Aleviler İslam’ı da Aleviliği de kendilerince tanımlıyor ve o şekilde yaşıyorlar. Almanya Hükümeti hiçbir inançsal topluluğa bir inanç dayatması yapmadığı gibi Alevilere de yapmıyor. Avrupa’da yaşayan Aleviler inançsal olarak orada yaşayan Sünni cemaatlerle aynı eşit haklara sahipler. Yani eşit yurttaşlar, bu da Başbakanımızın fena halde zoruna gidiyor. Ne münasebet ki Alevilerle Sünniler eşit yurttaş olabilsinler!

Aleviliğin inançsal, teolojik boyutu nasıl olursa olsun yani, Alevilik teolojik ve inançsal köken olarak ne kadar İslam çerçevesinde olsa da (kaldı ki bu konu da tartışmalıdır) bu tanım ve dayatmalar karşısında Alevilerin İslamı ret hakları oluşacak, hatta zorunluluk haline gelecektir. Devlet-Hükümet bize; “Alevilik İslamdır, İslamın tek ibadethanesi camidir, öyleyse Alevilerin ibadethanesi de camidir” dediği sürece, dahası bunu bir tanım olarak Alevilere dayattığı sürece, bunu kabul etmeyenleri de Ali’siz Alevi, Ateist Alevi diyerek ötelediği sürece, bu ötekileşmenin bir sonucu olarak bu tanımı ve dayatmayı reddeden Alevileri dış mihrakların işbirlikçileri olarak ilan ettiği sürece, Alevilerin inançsal ve teolojik olarak olmasa bile siyaseten İslamı ret hakları zorunlu hale gelecektir. Aleviler kendi İslam inançlarını “müstakil Alevi inançları” içerisinde daha özgürce yaşatabileceklerdir.

Esas olan inancın ibdain içeriğidir, bu inancın adının İslam olması, Alevi olması, Kızılbaş olması, Bektaşi olması ya da hepsi birden olması veya olmaması çok önemli değildir. Önemli olan Kızılbaş-Alevi-Bektaşi diye bilinen toplulukların inanç ve ibadet öğretileri, esasları, ritüelleri, bizim deyimizle Erkan nameleridir. Ad değil içeriktir. Zira bu topraklarda çok farklı isimle anıldık ve bu isimle anılırken de İslam olarak kabul edilmedik. Ne oldu, biz kendi İslam anlayışımızı inancımızı terk mi ettik, Kırklar meclisini inkar mı ettik, Hak Muhammed Ali üçlemesini, 12 imam inancını, Hızır Muharrem orucunu deyişlerimizi duvazimamlarımızı unuttuk mu? Hayır, biz İslam kabul edilmediğimiz zaman da inancımızın esaslarını yüzyıllarca yaşadık, yaşattık. Osmanlı’nın bu torunları günümüzün Muaviye zihniyetleri, atalarının bizi İslam olarak kabul etmeyişine rağmen şimdi kendileri neden ısrarla bizim “İslam” olduğumuzu vurgulayıp, sizin bu İslamınızı kabul etmiyoruz diyenleri dışlamaktadır? Bu bizim hayrımıza mıdır?

Aleviler duygusallığı bir kenar bırakıp düşünmelidir, bu Osmanlı torunları bu Muaviye evlatlarının dayattığı “İslam” tanımı çerçevesinde mi kalacağız, yoksa bunların İslam anlayışına rest çekip “Alevi” inancımız içerisinde inandığımız İslamı daha özgürce yaşayacak ve yaşatacağız?

Etiketler: / / / / / /

Munzur’un Dünya Mirası Listesi’ne alınması için başvuru
Dersim Barosu, Munzur Vadisi’nin “Dünya Mirası listesi”ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu açıkladı.
Kenanoğlu “Dersim halkının iradesine el konuldu”
Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu...
Her sabahın bir sahibi vardır!
Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz,...
Fuzûlî’nin ‘Kürtçe’ şiirleri
Fuzûlî'nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi.
Yangın Ülkesinin Çocukları
Yangınlar ülkesinin yanan çocuklarıyız. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalı? O hepimizi yakıyor. Sustukça daha çok yanıyoruz. Tek tek ya...
Suruç Katliamının 500. günü, dosya hâlâ gizli
Urfa Suruç’ta IŞİD tarafından yapılan ve 33 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan canlı bomba saldırısının 500. günü.
Müslüm Doğan “Yeni devlet modelinde Alevilere yer yok”
AKP ve MHP’nin anayasa görüşmeleri sürerken, kamuoyunun ve siyasilerin tepkileri devam ediyor. HDP’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya...
Öğrenciler, CNN Türk Genel Müdürü Aktaş’ı protesto etti
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Medya ve 15 Temmuz" başlıklı bir panele gelen CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş fakülte öğrencileri...
Çanakkale halkı: Fıtrat değil, denetimsizlik
Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Adana Aladağ'da ihmaller sonucu çıkan yangında 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesini protesto etti.
Aleviler: Aladağ Madımaktır
Diren Keser – Mersin – 30.11.2016 Türkiye yine bir çocuk katliamıyla karşı karşıya. Adananın Aladağ ilçesinde bulunan ve 34 öğrencinin...
HALEP’TE DENKLEMİ DEĞİŞTİREN HAMLE
Halep’te savaşın denklemini değiştirecek hamleler peş peşe geldi. Suriye rejimi, 2012’den beri silahlı grupların denetimindeki 12 bölgeyi ele geçirdi. Halkın...
‘Zaman aşımı’ kararına itiraz
İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp Yakınları, 1995’te gözaltında katledilen Hasan Ocak davasına ilişkin verilen zaman aşımı kararını protesto...
Alevilere yasaklanan siyaset ve hakem olayı
Örgütlü kurumlar çerçevesinde biraraya gelen Aleviler, kendilerini aktif siyasetten hep uzak tutuyorlar. Bazı kurum yöneticileri ve ihtiyar heyeti konumundakiler, siyasi...
Edirne’ye bağlama yağdı
Selahattin Demirtaş’ın avukatıyla yaptığı görüşmede ilk talebi olan bağlamanın kendisine ulaşıp ulaşmadığını sorulan Başak Demirtaş, talebin yerine geldiğini belirterek, “İlk...
Belgeleriyle MİT’in Avrupa’daki Suikast Planları!
 “Yüksel Koç protesto mitinginde, Remzi Kartal ise uzun yürüyüşte öldürebiliriz”
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ