$ DOLAR → Alış: 3,36 / Satış: 3,38
€ EURO → Alış: 3,63 / Satış: 3,64

‘Dersim ’38 merkez-taşra çatışmasının devamıydı’

‘Dersim ’38 merkez-taşra çatışmasının devamıydı’
  • 04.05.2016
  • 140 kez okundu

Metin-Kemal Kahraman kardeşlerden Kemal Kahraman ile, ‘38 Katliamının sözlü kültüre yansımasını ve ’38 ile ilgili güncel tartışmaları konuştuk.

Bugün 4 Mayıs. Dersim’e yönelik yapılacak ve bir katliama dönüşecek askeri harekat için 4 Mayıs 1937’de toplanan Bakanlar Kurulu “Tenkil Harekatı” kararı aldı. Bu tarih aynı zamanda Dersim Katliamı’nın da başlangıç tarihidir. Dersim Katliamı’nın yıl dönümü nedeniyle yaptıkları müzik ve sözlü kültür çalışmalarıyla bildiğimiz Metin-Kemal Kahraman kardeşlerden Kemal Kahraman ile, ‘38 Katliamının sözlü kültüre yansımasını ve ’38 ile ilgili güncel tartışmaları konuştuk.

dersim 4 mayıs5 yıla yakın bir süredir Dersim Ağıtları üzerine bir albüm hazırlığı içerisinde olduğunuzu biliyoruz. Hem bu albümde çalıştığınız ‘38 ağıtlarında hem de yıllardır yaptığınız sözlü kültür çalışmalarınızda ‘38 ile ilgili anlatılardan nasıl bir sonuç çıkardınız?
Evet, gerçekten de 5 yıl oldu bu çalışmaya başlayalı ama hâlâ bitiremedik. Diğer albümlerde olduğu gibi burada da işin araştırma, anlama boyutu bu kadar uzun sürüyor. Çünkü bir boyutuyla dokumanter olan bu çalışmalar bizim için de bir öğrenme süreci oluyor…

Bildiğiniz gibi bu albümde, politik ağıtlar dediğimiz örnekleri çalıştık. Yani 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı, Kore Savaşı gibi devletler arası savaşlarda ya da ‘38 gibi devlet ile yapılan çatışmalarda öldürülmüş Dersimlilere yakılmış ağıtları çalışıyoruz. Bu şekilde son 100 yıllık Dersim politik tarihine, ağıtlar penceresinden bakmayı deniyoruz.

Tahmin edersiniz ki, 5 yıldır süren çalışma sürecinde öğrendiklerimizi burada birkaç cümle ile aktarmamız mümkün değil. Bizim bu çalışma sürecinde fark ettiğimiz temel tez şudur; Dersim ‘38 meselesi sadece modernite süreçleriyle, örneğin son yüz yılda gelişen milliyetçilik tercihleriyle anlaşılabilecek bir düşmanlığın ürünü değildir; ‘38 özgülünde dönemin geçerli kavramları ve kuramlarıyla öyle biçimlense de temelde tarihin en derin zamanlarından beri süregelen bir merkez-taşra, yazı-söz, şehir-dağ ya da güç-mana çatışmasının devamıdır. Siyasi tarih en temelinde güç merkezli siyasal sistemlerle mana merkezli kültürel sistemlerin çatışmasının hikayesi olarak görülebilir. Burada hegemonya iddiasındaki iki güç odağının, iki ayrı merkezin karşılaşması değildir söz konusu olan. Hegemonya iddiasındaki merkez ile buna karşı direnen bir kültür halkının karşılaşmasıdır. Bu anlamda ‘38 meselesi en derininde belki şehirin tarihine kadar indirebilecek bir tarihsel çelişkinin devamı olarak görülürse anlaşılabilir.

En azından 1071’den beridir Aleviliğin tarihi bir geri çekilmeler tarihidir diyebiliriz. Merkez-taşra çatışması tarihinde Alevi düşmanlığı Selçuklu’dan, Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne devr olmuş ender siyasi miraslardan biridir. Ve ‘38’de Dersim’in özel olarak hedef alınma sebebi, bu geri çekilmeler tarihi içinde Aleviliğin bir sosyal sistem olarak yaşandığı son kale olması dolayısıyladır.

Tertele Konferansı bugün başlıyordersim 4 mayıs
‘KATLİAM TARTIŞMALARIYLA BİLGİ KİRLİLİĞİ YARATILIYOR’

Son yıllarda yine Dersim katliamı tartışmaları da çokça yapılıyor. Bu tartışmalar için neler diyeceksiniz?
Ancak 3-5 yıl önce başlayabilen tartışmalarla ilgili, özellikle akademik ortamın ciddi bir hayal kırıklığı yarattığını söyleyebilirim. Epeyce çalışma yayımlanıyor ama çoğu sipariş üzeri yapılmış, kendi sorusu, kendi cevabı olmayan işler. Dolayısıyla yeni bir şey öğrenemiyoruz; kamuoyunda bir farkındalık yaratamıyoruz.

Dersim ‘38 meselesinde de, Erdoğan’ın güya devlet adına itirafı ve özürünün sadece aktüel siyasi hesaplarla yapıldığı iyice anlaşıldı. Bu çerçevede de aydınlarımız ne hikmetse hemen meseleyi anladılar ve kulaktan dolma bütün ön-yargıları aktüel siyasetin ihtiyaçları temelinde yeniden kavramsallaştırmaktan başka bir şey yapmadılar. Şu son 3-5 yıllık tartışmalardan elimizde ne kaldı deseniz, benim aklıma anlı-şanlı profesörlerimiz tarafından ileri sürülmüş uyduruk Stockholm Sendromu katkısından başka bir şey gelmiyor. Sağ olsunlar, lütfedip 75 yıl sonra konuştuklarında bile hemen mağdurun hastalığını teşhis edip duyurma konusunda çok sabırsız davrandılar; buna da her halde ‘Türk tipi özür’ demek gerekir.

‘38 ile yıkım süresine giren bir kültür, bir sosyal sistem var; travma mağdurları ve onların çocuklarının mağduriyeti ortada; Zazaca’nın durumu, bütün ziyaretleri ve kutsal mekanlarıyla Dersim Aleviliğinin durumu ortada; aydınlarımız bütün bu mağduriyetleri tespit edip bunları telafi etmenin arayışına gireceklerine, meseleyi tam da beklendiği gibi aktüel siyasetin ihtiyaçları temelinde yorumlayarak Alevilerin neden CHP’ye oy vermemesi gerektiğinin tezlerine dayanak yaptılar.

Devlet adına üst perdeden özür dilendiğine göre, devletin kendini sorgulayarak bu mağduriyeti ortadan kaldıracak iddialı ama ağırbaşlı çalışmalar yapması gerekirdi. Ama devlet bugün güya özür dileyen AKP iktidarı döneminde, daha da hararetli bir şekilde hem kaymakam, vali gibi yerel idarecileri hem de kurduğu üniversite aracılığıyla “Dersimlileri yazılı kaynaklara dayalı bir ehl-i beyt bilgisi ve sevgisiyle donatmak” için mücadele ediyor.

Kısacası yayınlanan çalışmalar meseleyi araçsallaştırmaktan ve bilgi kirliliğini artırmaktan başka bir sonuç çıkartmamıştır.

Çocuklarımız o günleri bir daha görmesin’dersim 4 mayıs
‘DEMOKRASİNİN EN ÖNEMLİ MÜTTEFİKLERİ KÜRTLER VE ALEVİLERDİR’

Dersim’de AleviKızılbaş inancının ağırlıkta olduğu bir kent. Yeni Anayasa tartışmaları var gündemde. Aleviler, laiklik için yıllardır mücadele içerisinde ve devletin bütün inançlarla eşit uzaklıkta durmasını, Diyanet’in kaldırılmasını talep ediyorlar. Meclis Başkanı’ndan ‘yeni anayasada laiklik olmamalı’ açıklaması geldi. Bu açıklama inançlarından dolayı katliam yaşamış Dersim için ne ifade ediyor?
Alevilerin Cumhuriyet dönemindeki siyasi tercihleri, laiklik konusundaki hassasiyetleri, diyelim genelde CHP’ye oy vermeleri zaman zaman ciddi eleştirilere konu edildi. Ama bu 15 yıllık AKP hükümeti, Alevilerin siyasal islam hakkında biraz da paranoyakça bulunan bütün korkularını haklı çıkartmıştır.

AKP ilk yıllarında kendini “muhafazakar demokrat” diye tanıtarak bütün liberal aydınların desteğini almıştı. Sanıldı ki, AKP’nin sistemi dönüştürme girişimleri “herkese demokrasi” şeklinde olacak. Oysa anladık ki, mesele bir planın dengeler gözetilerek adım adım uygulanmasıdır ve plan, hilafet özlemidir; çoğunluk diktatoryası şeklinde belki hep seçimler aracılığı ile getirilecek bir şeriat düzenidir.

Çözüm süreci denilen oyalama sürecinde dile getirilen 1000 yıllık din kardeşliği vb. söylemlerin başta Aleviler olmak üzere, Êzidî, Asuri, Ermeni ve Rum azınlıkları ne kadar tedirgin ettiğini hatırlarsak, Anadolu’da ivedilikle basitçe “herkes için demokrasi” parolası temelinde bütün azınlıkları ve muhalifleri yan yana getirecek yeni bir siyasi hareket gerekiyor. Kürt hareketi bunu denemiştir tabii ve bugün de Kürt hareketi olmadan yeni aktörler düşünebilmek zordur; ama 1000 yıllık kardeşlik gibi gerici parolalar yanında Türkiyelileşmek yönelimi de barışı sistem-içi güçlerle ve gerici parolalarla sağlayamayacağımızı göstermiştir.

Açıktır ki, bugün gittikçe büyüyen bir milliyetçi-dinci şeriat tehditi karşısında demokrasinin en önemli müttefikleri Kürtler ve Aleviler’dir. Her şeyden önce bu iki grubun da ivedilikle bir birbirlerini doğru temellerde tanıyarak, karşılıklı ön-yargıları gidermeleri ve bir ittifak içine girmeleri gerekir.
/Evrensel – Şerif KARATAŞ

Etiketler: / /

Ve geldik bugüne…
NURAY BAYINDIR Daha dün İnsandaki bozulmanın farkını koyabilmek için bir ton söze ihtiyaç duyarken, bu gün yaşananlar sorunu kendiliğinden anlatıyor....
Şer’i Kemalizmin öç alma yöntemleri!
Hafızamızı yoklarsak; “PKK’lıların mezarları tahrip edilidi. PKK’lının mezar başna Türk bayrağı dikildi. PKK’lı kadının çıplak bedeni sokaklarda gezdirildi. PKK’lının cesedi...
İslamcı ve Kemalist Taraflar Arasında Dengesizlikleri Yaşamaya ve Bir Türlü  “Kendi Tarafı” Olamamaya Dair
Özellikle Avrupa diasporasının daha demokratik koşullarında Alevi kitlesi kendi kimliği ile ilgilenme firsatını buldu. Yüzyıllarca çeşitli baskı, dışlanma, ötekileştirilme, imha...
Bu hal o haldir
 “Nerede ve Hangi Kimlikte Doğacağımız Elimizde Değildir,  Ama “İnsan” Olmak Her Zaman Elimizdedir…”  La Edri. 1500’lü ve 1600’lü yıllarda Osmanlı...
Alevilerden İdil Kültür Merkezi ve Grup Yorum’a destek ziyareti
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, İdil Kültür Merkezi ve Grup Yorum üyelerini ziyaret etti. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, İdil Kültür Merkezi...
Alternatif alanlarda olacağız
Amed Büyükşehir Belediyesi’nin sinema biriminde eğitim veren ‘Babamın Sesi’ filminin ödüllü yönetmeni Zeynel Doğan, kayyum ataması sonrası içerisinde girilen ortamda...
Af Örgütü’nün Sûr raporu…
Uluslararası Af Örgütü, bir yılı aşkındır yasağın devam ettiği Amed’in Sûr ilçesine ilişkin rapor hazırladı. Rapor’da evlerin talan edildiği yaklaşık...
Eski HDP İstanbul Milletvekili Erdoğan’a hakaretten ifade verdi… ‘Alevilerin sesini kesmeye yönelik’
HDP İstanbul eski Milletvekili Turgut Öker, Kahramanmaraş'ta Maraş olaylarının anmasında yaptığı bir konuşmasında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında açılan...
Barış için Akademisyenler inisiyatifine Almanya’dan ödül
Johann-Philipp-Palm İfade ve Basın Özgürlüğü ödülüne layık görülenler arasında Barış için Akademisyenler inisiyatifi de bulunuyor. DW Türkçe’ye konuşan Gizem Sayın,...
Onbinlerden ‘Yo soy Fidel’ sloganları
Küba’nın Devrimi’nin Lideri Fidel Castro’nun külleri, gerilla hareketinin başlangıç noktası olan Santiago de Cuba kentine ulaştı. Fidel’in külleri, törenin ardından...
CHP’li Torun: HDP’lilerin tutuklanması siyasi bir karar
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, HDP’lilerin tutuklanmasının siyasi bir karar olduğunu söyledi.
Alevi Kadınlar Vardır
“Alevi örgütlerinde kadın yok eleştirime karşı gelen erkek savunmalarının hepsi ‘kadınlar uygun değil evi kocası çocukları var toplantılara gelemiyor.’  Peki...
Türkiye Nereye Gidiyor?
Suriye’de askeri operasyona çıkan, terörden(!) arındırılmış bölge yaratmak amacıyla Cerablus’u işgal eden Türkiye, burada durmayarak Halep sınırına kadar olan Kobane...
İhraç edilen akademisyenler mücadelede kararlı
Akdeniz Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyenler: Her zaman düşüncelerimizi ifade etmeye, bilim ne gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.
İzzettin Doğan’dan FETÖ itirafı: ‘Alevi imamı’ doğru, FETÖ baskı yaptı
Gülen Cemaatinin ‘Cami-Cemevi’ projesini destekleyen Cem Vakfı lideri Doğan, FETÖ’nün kamuda çalışan Alevilere baskı yaparak görevi bırakmaya zorladığını söyledi. Doğan,...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ