$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

Demokrasi cephesinde cem olalım!

Demokrasi cephesinde cem olalım!
  • 23.01.2014
  • 455 kez okundu

halilHALİL DALKILIÇ

Türkiye’de 30 Mart 2014 tarihinde Yerel Seçimler, yaz ortalarında ise Cumhurbaşkanlığı Seçimi yapılacak. Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki sorunlar üzerinden bölge ve Batılı devletlerin çıkar çatışmaları, içte ise Kürt sorunu başta olmak üzere çözüm bekleyen demokrasi sorunları, Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri ile emekçi kesimlerin hak gaspı sorunlarının derinleşerek sürdüğü koşullarda seçim konusu da siyasi gündemin başına yerleşmiş durumda.

Gerçek demokrasinin öznesi insandır

Kapitalist modernist dünya, seçim olayını ve demokrasiyi halkın kendi sosyal yaşamına ilişkin karar süreçlerinde bizzat yer alabildiği bir katılımcılıktan ziyade, kendini yönetme işini temsili aktörlerle insan ve toplumdan soyutlamış durumdadır. Egemenlerin demokrasi algısı, insanı yalnızca bir kaç yılda bir oy kullanmak ve ondan sonrasını ise ‘temsilcilere’ bırakarak, sosyal yaşamı etkileyen sorunlardan bihaber, kendi toplumsallığı içinde etkisiz bir rolle sınırlı tutmaktadır. Bugün kapitalist modernizmin bizzat sebebi olduğu kadın ve emek sömürüsü başta olmak üzere, etnik, inanç, kültürel vs tüm toplumsal eşitsizlik ve çevre sorunları için, bizzat kapitalist modernist alanın dışında toplumsal eşitlikçi, dayanışmacı ve paylaşımcı çözümler aranmadan, gerçek anlamda toplum yararına çözümlerin gelişebileceği beklenmemelidir…

Bu anlamda, Türkiye’de bir kaç ay sonra yapılacak yerel seçimlerde eşitlik, özgürlük, adalet, paylaşım, dayanışma ve doğa-çevre sorunlarına duyarlı ve aynı zamanda halkın hem kararlaşma süreçlerinde yer aldığı hem de varılan kararlaşmaları bizzat katılım sağlayarak pratikleştirdiği, yani kendi kendini yönettiği bir yerel yönetim bakışı, toplumsal eşitlik ve adalet sorunu yaşayan Kürtler ve her etnisiteden Aleviler başta olmak üzere tüm demokrasi güçlerinin rotası olmalıdır.

Demokrasi, özgürlük, kadın, ekoloji…

Alevilerin seçim tercihi demokratik, ekolojik ve kadını toplumsal yaşamın öznesi durumuna getirmeyi olmazsa olmaz kabilinde ele alan bir yerel yönetim anlayışını içselleştirmiş parti ve adaylar olmalıdır.

Bilindiği gibi; zaten Alevilik felsefesinin temeli de sözü edilen bu eşitlik, adalet ve vicdani bakışın tüm ögelerini içermektedir. Aleviler ve Alevi örgütleri kendi inanç felsefelerinin de gereği olarak; cemden yola çıkarak toplumcu demokrasiyi, rızalıktan yola çıkarak eşitlik ve adalet mücadelesini, musahiplikten yola çıkarak toplumsal dayanışma ve paylaşıma dair gündemler oluşturma göreviyle de karşı karşıyadırlar. Aleviler siyasette, yol’un da gereği olarak tekçilik, asimilasyonculuk, kadını toplumsal yaşamın dışına atan, doğa ve çevreyi ranta kurban eden, eşitsizliği ve zulmü halka reva gören ve halkı yönetsel işlerin uzağında tutan mevcut düzen partilerinin değirmenine su taşıyan ve mevcut zulmün devamına alet olan bir tutumun içinde olamazlar, olmamalıdırlar…

Asimilasyoncu partilere “êdî bes e!”

Bunun için, Aleviler bugüne kadar sözde demokrasi ve laisizm vaatlerine kanarak ardına takıldıkları Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başta olmak üzere tüm tekçi, asimilasyoncu ve erkek egemen zihniyetli siyasi aktörler ve partilerle olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmek durumundadırlar. Rejim partilerine, Kürtçe deyimiyle, “êdî bes e!” yani “artık yeter!” diyebilmelidirler.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) gibi ‘Türkçü-İslamcı’ kimlikli tekçi ve asimilasyoncu rejimin koltuk değnekleri durumundaki partilerden kimileri şimdiden rant dağıtımı üzerine gündemler ve ittifaklarla, bazıları da popülist söylemlerle halka varolanın tekrarından öte bir şey getirmeyecek vaatlerle seçim meydanına inmiş durumda.

Rantı değil kenti yönetmek için…

Diğer taraftan ise, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) de ittifağı olduğu Halkların Demokratik Partisi (HDP) hem Türkiye’deki genel siyaset algısına hem de yerel yönetim anlayışına devletçi, iktidarcı ve eril yaklaşımdan uzak, toplumsal eşitlik, paylaşım ve dayanışmayı öne çıkaran ilkelerle rejimin partilerine karşı daha özgüvenle, halkların demokrasi cephesi olarak iddiasını ortaya koymaktadır.

Demokrasi güçler ittifağının bileşenleri seçimlere, Kürt illerinde BDP, diğer kentlerde ise HDP olarak girileceğini kamuoyuna açıklamıştı. Bunun yanısıra, özellikle İstanbul ve Mersin gibi bazı metropol kentlerde, çok dillilik, demokratik, ekolojik ve eşbaşkanlık gibi ilkeler doğrultusunda diğer partilerle kısmi ittifakların da yapılabileceği de kamuoyuyla paylaşılmış durumda. Hem BDP hem de HDP seçim açıklamalarında, “Rantı değil, kenti yönetmek istiyoruz” vurgusu yapıyor…

Son yirmi yıl içinde genel bölge siyasetini etkileme gücünün yanısıra yerel yönetim deneyimi ile de Kürt siyasal hareketi Türkiye’deki siyasal yapıları ve siyasetin algısını dönüştürebilme gücüne ulaşmış durumdadır. Demokrasi, eşitlik, kadın ve ekoloji sorunlarında Kürt hareketinin paradigması günümüzde diğer siyasal oluşumları da bu olguları politikalarının ön sırasına yerleştirmeye zorluyor. HDP yönetcilerinin de vurguladığı gibi, “bu düzeye gelmenin onuru, başta direnen Kürt halkı olmak üzere, direnen Alevilerin, solcuların ve diğer siyasal yapılarındır.”

Kürtlerin tecrübesi ve Gezi’nin ruhu…

Bu genel çerçeveden bakıldığında; Kürt ve diğer etnisitelerden tüm Aleviler, Türkiye’de 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde barışın ve halkçı bir demokrasinin kapısını aralama ve Gezi eylemlerinde ortaya çıkan ruhu yerel yönetimlere taşıma sorumluluğuyla da karşı karşıyadırlar.

Türkiye’de toplumsal dinamiklerini gelişimi ve buna karşı sistem partilerinin çıkışsızlığı ve çözümsüzlüğüne karşı önümüzdeki seçimlerde öne çıkan yeni ve halkçı yerel yönetim seçeneğinin, şu ilkelere vurgu yapması bekleniyor:

– Kürtçe başta olmak üzere Türkiye’de tekçi devlet zihniyetinin hışmına uğramış tüm dillerin eğitiminin fiili olarak kurumsallaştırılması,

– Alevilik başta olmak üzere baskı altındaki tüm inançsal kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği kalıcı imkan ve koşulların oluşturulması,

– Tüm toplumsal örgütlenmelerde eşbaşkanlık sistemiyle kadının toplumsal yaşamın öznesi durumuna getirilmesi,

– Hidroelektrik Santralleri (HES) ve baraj gibi projelerle doğanın ranta peşkeş çekilerek tahrip edilmesinin engellenmesi,

– Kentin ısınma, aydınlanma ve sulama gibi alt yapı sorunları için çevreyi koruyucu doğal kaynaklara dayalı projelerin geliştirilmesi,

– Kent meclisinden en küçük yerleşim birimine ve köylere kadar yerel meclisler yoluyla halkın sosyal ve siyasal alana ilişkin her konuda karar alma ve pratik uygulama süreçlerine katılımını sağlayacak demokratik katılımcılığın geliştirilmesi,

– Toplu konutlar (TOKİ) gibi ranta dayalı projelerle insanların çevreyle bağını koparıp adeta hapseden çarpık yapılaşmaların önüne geçilerek, kentte insan-doğa ekosisteminin en sağlıklı işleyebileceği ortamların oluşturulması,

– Yani kısaca; barış kültürünü esas alan, her türlü ırk, cinsiyet, dini-mezhebi ayırımcılığı ortadan kaldıran, ekolojik dengeyi gözeten, emek eksenli, doğrudan demokrasiyi hedefleyen bir yerel yönetim anlaşının esas alınması…
BDP ile HDP’nin parti programlarının temeli yaptığı bu ilkeler aynı zamanda insan ve doğayı, yani canı esas alan Alevilik felsefesinin de ilkeleridir. Kürt , Türk ve Arap Aleviler, kadınlar, emekçiler, sosyalistler ile her etnik ve inanç kimliğinden demokrasi güçleri, seçimlerde tercihlerini halkların toplumsal hakikatini yeniden canlandıracak bu değerlerden yana yaparak, Türkiye siyaset tarihinde yeni ve temiz bir sayfa açacaklardır…

Etiketler: / / / / / / / / /

Munzur’un Dünya Mirası Listesi’ne alınması için başvuru
Dersim Barosu, Munzur Vadisi’nin “Dünya Mirası listesi”ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu açıkladı.
Kenanoğlu “Dersim halkının iradesine el konuldu”
Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu...
Her sabahın bir sahibi vardır!
Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz,...
Fuzûlî’nin ‘Kürtçe’ şiirleri
Fuzûlî'nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi.
Yangın Ülkesinin Çocukları
Yangınlar ülkesinin yanan çocuklarıyız. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalı? O hepimizi yakıyor. Sustukça daha çok yanıyoruz. Tek tek ya...
Suruç Katliamının 500. günü, dosya hâlâ gizli
Urfa Suruç’ta IŞİD tarafından yapılan ve 33 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan canlı bomba saldırısının 500. günü.
Müslüm Doğan “Yeni devlet modelinde Alevilere yer yok”
AKP ve MHP’nin anayasa görüşmeleri sürerken, kamuoyunun ve siyasilerin tepkileri devam ediyor. HDP’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya...
Öğrenciler, CNN Türk Genel Müdürü Aktaş’ı protesto etti
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Medya ve 15 Temmuz" başlıklı bir panele gelen CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş fakülte öğrencileri...
Çanakkale halkı: Fıtrat değil, denetimsizlik
Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Adana Aladağ'da ihmaller sonucu çıkan yangında 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesini protesto etti.
Aleviler: Aladağ Madımaktır
Diren Keser – Mersin – 30.11.2016 Türkiye yine bir çocuk katliamıyla karşı karşıya. Adananın Aladağ ilçesinde bulunan ve 34 öğrencinin...
HALEP’TE DENKLEMİ DEĞİŞTİREN HAMLE
Halep’te savaşın denklemini değiştirecek hamleler peş peşe geldi. Suriye rejimi, 2012’den beri silahlı grupların denetimindeki 12 bölgeyi ele geçirdi. Halkın...
‘Zaman aşımı’ kararına itiraz
İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp Yakınları, 1995’te gözaltında katledilen Hasan Ocak davasına ilişkin verilen zaman aşımı kararını protesto...
Alevilere yasaklanan siyaset ve hakem olayı
Örgütlü kurumlar çerçevesinde biraraya gelen Aleviler, kendilerini aktif siyasetten hep uzak tutuyorlar. Bazı kurum yöneticileri ve ihtiyar heyeti konumundakiler, siyasi...
Edirne’ye bağlama yağdı
Selahattin Demirtaş’ın avukatıyla yaptığı görüşmede ilk talebi olan bağlamanın kendisine ulaşıp ulaşmadığını sorulan Başak Demirtaş, talebin yerine geldiğini belirterek, “İlk...
Belgeleriyle MİT’in Avrupa’daki Suikast Planları!
 “Yüksel Koç protesto mitinginde, Remzi Kartal ise uzun yürüyüşte öldürebiliriz”
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ