$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

CEM Vakfı tarafından açılan AİHM’deki dava sonuçlandı

CEM Vakfı tarafından açılan  AİHM’deki dava sonuçlandı
  • 17.09.2014
  • 763 kez okundu

izzetin_dogan_cem_vakfiAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 16 Eylül 2014 tarihinde Mansur Yalçın ve Diğerleri-Türkiye (Başvuru No. 21163/11) davasında oybirliğiyle, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1 Numaralı Protokolü’nün 2. Maddesi’nde yer alan eğitim hakkını ihlal ettiğine karar verdi. AİHM’e göre Türkiye ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmesini güvence altına alma konusunda yükümlülüklerini yerine getirmek için okullarda din eğitimi konusunda reform yapmak zorunda.

Alevi inancını benimseyen başvurucular, zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi derslerinin içeriğinin Sünni İslam anlayışına dayandığını ileri sürerek 2011 yılında AİHM’e başvuruda bulunmuşlardı.

AİHM, din öğretimini alanında ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmesi konusunda Türk eğitim sisteminin yeterli donanıma sahip olmadığına hükmetmiştir. Kararda, Hasan ve Eylem Zengin- Türkiye (Başvuru No. 1448/04,  9 Ekim 2007) davasında tespit edilen ve halen devam eden yapısal sorunun ihlal kararının temelinde yer aldığına işaret ediliyor. Mahkeme Türkiye’nin gecikmeden aşağıdaki adımları atması gerektiğinin altını çiziyor:

       Eğitim sisteminde ebeveynlerin çocuklarını kendi din veya inançları ve felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme hakkına saygı gösterecek şekilde reforma gidilmeli.        Zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi derslerinden muafiyet hakkı tanınmalı.        Muafiyet hakkı ebeveynlerin din veya inançlarını açıklamak zorunda kalmayacak bir şekilde düzenlenmeli.

Kararın, önceki program gibi, mevcut Din Kültürü Ahlak Bilgisi (DKAB) programının da AİHS kriterlerini ihlal ettiği şekilde kurulmuş olması önemlidir. Hatırlanacağı gibi, yine Alevi bir ailenin başvurusu üzerine, DKAB dersleriyle ilgili olarak AİHM tarafından verilen Hasan ve Eylem Zengin kararından sonra ilk ve orta kademede yer alan DKAB derslerinin program ve kitaplarında, bunları AİHS kriterleriyle uyumlu hale getirme amacıyla değişiklik yapılmıştı. Yeni program 2011-2012 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanmıştı.  Ancak yapılan değişiklikler DKAB dersinin,  dinler hakkında çoğulcu bir yaklaşıma sahip, tarafsız bir ders olmasını sağlama konusunda yetersiz kalmış, ders din öğretimi niteliğini korumuştur (bakınız Eğitim Reformu Girişimi- 2011-2012 Öğretim Yılında Uygulanan Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersi Programına İlişkin bir Değerlendirme).

AİHM Mansur Yalçın – Türkiye kararında dinle ilgili meselelerin düzenlenmesinde devletin tarafsızlık yükümlülüğüne dikkat çekmektedir. AİHM’e göre DKAB derslerinde Türkiye’de çoğunluğun inandığı şekliyle İslam inancına, diğer azınlık inançlarından daha fazla yer verilmesi, çoğulculuk ve nesnellik ilkelerinden ödün vermek anlamına gelmeyebilir.  Öte yandan, Alevi inancının Sünni inancından farkları dikkate alındığında, başvurucuların çocuklarının, okulda öğretilen ve kendilerinin sahip olduğu değerlerle ilgili olarak hangisine bağlı olacakları konusunda bir çatışma yaşayabileceklerini düşünmek makul olacaktır. Mahkemeye göre, muafiyet uygulaması olmadığı sürece bu çatışmadan kaçınmak mümkün görünmemektedir.

Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi Eylül 2013’te yayınlanan raporunda DKAB dersleri programının içeriğinin ve Hristiyan ve Musevi öğrenciler için geçerli olan muafiyet hakkının uygulanma biçiminin din veya inanç özgürlüğü hakkına müdahale oluşturduğuna dikkat çekmişti.

Buna göre:

– 2011-2012 yılında DKAB ders programında yapılan değişikliklerle İslâm bağlamında çoğulculuğun benimsenmesi açısından önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, ders halen çocuğun düşünce, din ve inanç özgürlüğü ile ebeveynlerin çocuklarını kendi dinsel ve felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme haklarının gereklerini yerine getirememektedir. Alevi, ateist, agnostik aileler istemedikleri halde çocukları DKAB derslerine katılmak zorunda kalmaktadır.   

– Musevi ve Hristiyan ailelerin çocukları, Yüksek Öğrenim Kurulu’nun 9 Temmuz 1990 tarihli kararı uyarınca, eğitimleri sırasında “Din Kültürü Ahlâk Bilgisi” derslerinden muaftır. Ancak bu durumda da, söz konusu muafiyet hakkının kullanılabilmesi için, ebeveynler ve öğrenciler okullara kimliklerindeki din hanesini göstermek zorunda kalmaktadırlar ve bu da inancını açıklama zorunluluğu doğurmaktadır. Okullarda verilen din derslerinden muaf tutulmayı talep etme sırasında bireylerin din veya inancın açıklanmak zorunda kalması, AİHS ile uyumlu değildir.

– Muafiyet hakkını kullanan Hristiyan ve Yehova Şahidi aileler, özellikle devlet okullarında, çocuklarının DKAB derslerinden muaf olma hakkını kullandıkları için zaman zaman dışlandıklarını ifade etmektedirler. Yine, çocuklarına dikkat çekmemek için muafiyet hakkını kullanmaktan vazgeçtikleri veya şikayet etmekten çekindikleri görülmektedir.

Bu bağlamda NHC: İÖG şu önerilere yer vermişti:

– DKAB dersi mevcut içeriğiyle din eğitimi olma özelliğine sahip olduğu için zorunlu bir ders olmaktan çıkarılmalıdır.

– DKAB zorunlu bir ders olmaya devam edecek ise, tüm inanç ve dünya görüşlerini objektif ve çoğulculuk esasında ele alan TOLEDO yol gösterici ilkeleriyle uyumlu bir ders olma niteliğine kavuşturulmalıdır.

– Muafiyet hakkının, isteğe bağlı olarak, inancını açıklamak zorunda bırakılmadan, okulda uygun bir yerde kullanılması için gerekli şartlar sağlanmalıdır.

– Okul programlarına, öğrencilerin DKAB dersi yerine alabilecekleri, inanç özgürlüğünü ihlal etmeyecek alternatif dersler eklenmelidir.

Son olarak, Türkiye AİHM’in din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin olarak, vicdani ret (Erçep- Türkiye 5260/07 / 22.02.2012 ve izleyen kararlar), kimliklerde din hanesi (Sinan Işık- Türkiye 21924/05 / 02.05.2010), zorunlu DKAB dersleri (Hasan ve Eylem Zengin – Türkiye 1448/04 / 09.01.2008) ve dini kıyafetle (Ahmet Arslan – Türkiye 41135/98 / 04.10.2010 ) ilgili olarak bugüne kadar vermiş olduğu kararları da uygulamalı ve benzer ihlallerin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri almalıdır.

Bu davayı 1905 kişi olarak açıldı, sonra bir ek olarak ilave bir dosya yolladı. Kararda zaten 1905 kişiye de değinilmiş. Bu kararda adı gecenler :
Av. Namık Sofuoğlu     CEM VAKFI  bşk. Yard.
Av. Serap Topçu             Cem Vakfında o sırada görevli avukat
Mansur Yalçın                Cem Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri (DEDE)
Ali Yüce                              Cem  Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri (DEDE)
Ali Kaplan                         Cem Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri (DEDE)
Eylem Onat Karataş     Cem Vakfı görevlisi (sekreter)
Hüseyin Kaya                  Cem Vakfı görevlisi
Sevinç Ilgın                      Cem Vakfı  yönetim kurulu üyesi
İsmail Ilgın                      Cem Vakfı mali müşaviri
Cafer Aktan                     Cem Vakfı görevlisi
Hakkı Saygı                     Cem Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri (Bektaşi Babası)
Kemal Kuzucu               Cem Vakfı görevlisi
Yüksel Polat                    Cem Vakfı görevlisi
Hasan Kılıç                      Cem Vakfı görevlisi
Bilgilerinize
Doğan Bermek

Etiketler: /

İzzettin Doğan’dan FETÖ itirafı: ‘Alevi imamı’ doğru, FETÖ baskı yaptı
Gülen Cemaatinin ‘Cami-Cemevi’ projesini destekleyen Cem Vakfı lideri Doğan, FETÖ’nün kamuda çalışan Alevilere baskı yaparak görevi bırakmaya zorladığını söyledi. Doğan,...
Alman hükümetinde MİT endişesi
Batı Alman Radyoları (WDR) ile Kuzey Alman Radyoları’nın (NDR) haberine göre, Alman hükümeti Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Almanya’daki faaliyetleri...
Aleviler  Tv10 için yine Galatasaray meydanındaydı
TV10’un OHAL sonrası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmasının ardından yeniden açılması talebiyle çalışanların başlattığı eylem 9. Haftada devam etti.
Munzur’un Dünya Mirası Listesi’ne alınması için başvuru
Dersim Barosu, Munzur Vadisi’nin “Dünya Mirası listesi”ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu açıkladı.
Kenanoğlu “Dersim halkının iradesine el konuldu”
Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu...
Her sabahın bir sahibi vardır!
Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz,...
Fuzûlî’nin ‘Kürtçe’ şiirleri
Fuzûlî'nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi.
Yangın Ülkesinin Çocukları
Yangınlar ülkesinin yanan çocuklarıyız. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalı? O hepimizi yakıyor. Sustukça daha çok yanıyoruz. Tek tek ya...
Suruç Katliamının 500. günü, dosya hâlâ gizli
Urfa Suruç’ta IŞİD tarafından yapılan ve 33 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan canlı bomba saldırısının 500. günü.
Müslüm Doğan “Yeni devlet modelinde Alevilere yer yok”
AKP ve MHP’nin anayasa görüşmeleri sürerken, kamuoyunun ve siyasilerin tepkileri devam ediyor. HDP’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya...
Öğrenciler, CNN Türk Genel Müdürü Aktaş’ı protesto etti
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Medya ve 15 Temmuz" başlıklı bir panele gelen CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş fakülte öğrencileri...
Çanakkale halkı: Fıtrat değil, denetimsizlik
Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Adana Aladağ'da ihmaller sonucu çıkan yangında 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesini protesto etti.
Aleviler: Aladağ Madımaktır
Diren Keser – Mersin – 30.11.2016 Türkiye yine bir çocuk katliamıyla karşı karşıya. Adananın Aladağ ilçesinde bulunan ve 34 öğrencinin...
HALEP’TE DENKLEMİ DEĞİŞTİREN HAMLE
Halep’te savaşın denklemini değiştirecek hamleler peş peşe geldi. Suriye rejimi, 2012’den beri silahlı grupların denetimindeki 12 bölgeyi ele geçirdi. Halkın...
‘Zaman aşımı’ kararına itiraz
İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp Yakınları, 1995’te gözaltında katledilen Hasan Ocak davasına ilişkin verilen zaman aşımı kararını protesto...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ