$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

Ali Murtaza Topal Dede

Ali Murtaza Topal Dede
  • 30.10.2013
  • 1.153 kez okundu

l98983crhviMaraşlı bir alevi dedesidir. ömrünün son demlerinde fronçoise demir’in yardımıyla kalan müzik’ten bu bir sevdadır sevdiğim isimli bir albümü çıktı. dede, hasta yatağından kalkıp cem-cemaat yaptığı dönemlerde okudugu deyişleri nefesleri tekrar dillendirdi. öyle tahmin ediyorum ki çoktan hakka yürümüştür. albüm kapağında kendisi şöyle anlatılır;

“françoise demir

Birisi, büyük aşığımız Davut Sulari’yi merak eder, koca sesli kocaman adami görmek ister ve trt istanbul radyosu’nun kapisina dikilir. kapida ilk rastladigi kisiye sorar: “ben davut sulari’yi görmek istiyorum, o koca gür sesli, o büyük adam”, der. oysa sordugu adam, küçük boylu, tiknaz, zayif, gözlüklü olan, davut sulari’nin tam da kendisi. “onu ne yapacaksin?”, der davut sulari “çok seviyorum. bir görsem çok sevinirim”, “o aradigin kisi benim”, der davut sulari. adamin gözleri hayrete düser; “a, bende sizi adam zannetmistim!”

Ali Murtaza Topal Dede o “küçük” adamlardan biri. boyu 1.60 metreyi asmaz, yuvarlak kafali, temiz yüzlü, saf saf yürür, saf oturur, size bakar güler, gülünce de gözleri minnacik olur (hemen gülmeniz gelir o zaman), güler güler de orada kalir, iste görseniz sanki bir çocuk… fakat yeri gelince, derin felsefeleri anlatir. 40 haneli siirleri bir solukta okur, sazini alir dalar batin dünyasina. sanki önünde cem erenleri, arkasinda gaip erenler bekler. davut sulari gibi, ali murtaza topal gibi, alevilerin gerçek dedeleri öyle olur: disi saf, içi dolu gevherdir.

iste karsinizda gerçek bir alevi dedesinin öyküsü: dogum maras’ta, sene 1922. anne adi fadime, baba adi murtaza. o zaman, maras’in hemen hemen bütün köylüleri mal davarla ugrasir, göçebelik yaparlar. senenin yarisini kislakta, diger yarisini ise yaylalarda geçirirler. 1922’de dünyaya gözlerini açan ali murtaza, pazarcik, engizek yaylasi, ayranpinari denilen yurdunda yazin yaylanin yogun isleri ortasinda doguyor. rahmetli olan dedesinin adini, ali, diyorlar ona, dedesi de hafif topal oldugu için soyadlari da topal olur. fakat ali murtaza dede’nin anlattiklarina göre, ailesinin esas memleketi elazig’in keban kazasinin, berivan köyünde: “en az 300 haneye sahip olan bir köy.” diyor ali dede, “bahçeli bagli, sahane bir yer, üstünde bir pinar var, hem ziyarettir, hem su veriyor bahçelere, müthis bir güzelligi var”. ocaklari memis ocagi, talipleri elazig’dan kayseri’ye, maras’a kadar var ali murtaza dedenin dedesi ali, taliplerinden olan marasli bir hanimla evleniyor. ali murtaza’nin babasi 7 yasindayken maras’a yerlesmeye karar veriyor. geldik yayladaki dedenin dogusuna…

geleneklere uygun bir sekilde, ali murtaza küçük yasta babasiyla birlikte ayn-i cemlere katilir. o zaman da, sene 1930 mu, 1940 mi, ses kaydetmek için tabii ki hiç bir alet yok o daglarda. fakat hem eski türkçe (yani osmanlica), hem yeni türkçe okuma yazmayi iyi bilen babasinin siirsel gücü çocugunda kocaman bir iz birakir: “babam gibi sair daha dünyaya gelmemis”, der kibirle ali murtaza dede. on-onbes yasima gelince, annesi babasina “saz ögret bu çocuga” demis ve 200 senelik baba curasini ele alarak, yavas yavas, kendi kendisine, genç dede çalmayi ögrenmeye baslar. zakir olarak babasinin yaninda cemlerde yer alir. babasi vefat ettikten sonra, kendisi dedelik görevini mutlaka üstüne alir.

adananda 1942-1945 arasinda üç senelik askerligini bitirdikten sonra, serini o göreve iyice verir. saz ve sözden gelen duygu zaten onu ister istemez o yere götürür. o güzel geceleri gururla anlatir dede: “görgü cemleri, muhabbet cemleri bitmiyordu o zaman. dört bes zakirdik beraber çalardik, fakat ben tek basima yapardim hepsini. sabaha karsi sanki sazimla yalnizdim.” gülerek, “simdi iki adim atamiyorum” diye ekliyor.

seneler geçiyor. pazarcinin yolu bir gün paris fransa’ya kadar uzanir. ali murtaza dede ailesini beslemek için çesitli mesleklerle ugrasir. memleket cemlerinden uzak kalir, fakat sazindan hiç bir zaman ayrilmaz. kayit düsüncesi vardir devamli dedenin, fakat nedense devamli firsatlarini kaçirir. 2000’de agir bir hastaliga yakalanir, 80’li yaslar geldi diye korkmaya baslar ve en son, mahmut demir’le sohbet ederken, bu albüm projesine karar verir.

Ebedi bir kültürün mirasihqdefault
=======================

Elinizdeki bu cd’yi bir hazine gibi görmek mümkün. sekiz yüz sene boyunca biriktirilmis paha biçilmez bir sözel kültürün ürünüdür çünkü. dededen talibe, üstattan çiraga, babadan ogula, dertler, sevinçler, insan duygulari yoluyla aktarilan ebedi bir miras. misal olarak ali murtaza dede’nin okudugu deyislerin arasinda simdiye kadar kayda hiç alinmamis hatayi, pir sultan abdal, teslim abdal, turabi, edip harabi gibi alevi-bektasi edebiyatinin çok taninmis sairlerine ait eserleri görüyoruz. yanlarinda, hurufîlik etkisi sergileyen amasyali fedayi baba’nin vücutnamesi “en el hak” felsefesini ilginç bir sekilde simgeliyor. ayrica, birkaç kitasi baska albümde sabahat akkiraz tarafindan okunan ve bozok türkmenlerinden ünlü asik mücrimi’nin semahi burada uzun versiyonuyla veriliyor.

o güzel deyisin son kitasini burada aktaralim:

mücrimi’yem inilersin
eski derdi yenilersin
derdine derman dilersin
zikri dildedir sevdigim.

bununla beraber albümün özelligi geleneksel ayn-i cem sirasini oldugu gibi takip etmesidir. ali murtaza topal dede sunusunda anlattigi gibi “aldigim gibi veriyorum” diyor. ayni zamanda, cemin insancil amaçlari ortaya çikiyor. önce egitsel, birlige dirlige çagiran, dinleyenlerin özlerini pak etmenin amacini tasiyan deyisleri dinliyoruz. “senlik benlik sözü burda yasaktir / kendini begenmek çikmaz sokaktir” düsüncesini vurgulayan, temel insanliga ve kamillige yönelten bir felsefe söz konusudur. ali murtaza dede bu konuda senelerce biriken ustaca sanatini da gösteriyor. girtlak sesleri, saz vuruslari, melodi dizilmeleri oldukça sakin ve saglam. sözlere hem ezgisel hem konusma sekilleri vermek dedelere yakisan bir tarzin önündeyiz. giderek çesit çesit ezgileri sergileyen parçalar dinleyicinin heyecanini uyandinyor. dikkatli dinleyen kisi. sirrin içine girdiginin farkina variyor. albümün sonlarina dogru gelen semahlar, ve imam hüseyin’in hatirina okunan agit, cemin mühürlenmesinin de (yani, sona ermesinin) simgeleridir. gerçekten, o müthis eseri bastan sonuna kadar dinledigimiz zaman, pir sultan abdal’in “yol içinde yol sorarsan / yol muhammed ali’nindir” dedigi gibi, sevda ile örülen yolda yürüdügümüzü söyleyebiliriz.

yukarida degindigimiz gibi, bu eserin degerinin baska bir yani da var: albümü, memis ocak’li ali murtaza topal dede’nin vasiyeti gibi görmek de mümkün. yasli ve son derece hasta olan sanatçi, geçen yüzyilin sartlari dolayisiyla kaybolmaya itilmis ve elimizden giden evrensel bir kültür mirasini aktarmak için son gücünü kullanmaktadir. bazi yerlerde hafizasi yetersiz kaliyor, sözleri karistinyor, duyguyla sesi kiriliyor. fakat, buna sahit olduk: önce yatagindan stüdyoya gitmek için çikmak istemeyen dede, sazini eline aldigi anda eski canliligina ve güçlülügüne yeniden kavusuyor. hayatin tadini sanki yeniden buluyor. koca bir ömrün sevdasini ve mücadelesini anlatmak için…

kalan müzik’le beraber, saygimizla ve sevgimizle bu vasiyeti aktarmaktan dolayi mutluluk duyuyoruz. gösterdikleri ilgi ve titizlik için degerli hasan saltik’a ve ulas özdemir’e, stüdyosunu açan mahmut demir’e, ali murtaza topal dede’nin adina tesekkür ederiz.

françoise arnaud-demir

video : http://www.youtube.com/watch?v=SrcYy0FQEjQ

Etiketler:

İzzettin Doğan’dan FETÖ itirafı: ‘Alevi imamı’ doğru, FETÖ baskı yaptı
Gülen Cemaatinin ‘Cami-Cemevi’ projesini destekleyen Cem Vakfı lideri Doğan, FETÖ’nün kamuda çalışan Alevilere baskı yaparak görevi bırakmaya zorladığını söyledi. Doğan,...
Alman hükümetinde MİT endişesi
Batı Alman Radyoları (WDR) ile Kuzey Alman Radyoları’nın (NDR) haberine göre, Alman hükümeti Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Almanya’daki faaliyetleri...
Aleviler  Tv10 için yine Galatasaray meydanındaydı
TV10’un OHAL sonrası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmasının ardından yeniden açılması talebiyle çalışanların başlattığı eylem 9. Haftada devam etti.
Munzur’un Dünya Mirası Listesi’ne alınması için başvuru
Dersim Barosu, Munzur Vadisi’nin “Dünya Mirası listesi”ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu açıkladı.
Kenanoğlu “Dersim halkının iradesine el konuldu”
Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu...
Her sabahın bir sahibi vardır!
Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz,...
Fuzûlî’nin ‘Kürtçe’ şiirleri
Fuzûlî'nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi.
Yangın Ülkesinin Çocukları
Yangınlar ülkesinin yanan çocuklarıyız. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalı? O hepimizi yakıyor. Sustukça daha çok yanıyoruz. Tek tek ya...
Suruç Katliamının 500. günü, dosya hâlâ gizli
Urfa Suruç’ta IŞİD tarafından yapılan ve 33 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan canlı bomba saldırısının 500. günü.
Müslüm Doğan “Yeni devlet modelinde Alevilere yer yok”
AKP ve MHP’nin anayasa görüşmeleri sürerken, kamuoyunun ve siyasilerin tepkileri devam ediyor. HDP’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya...
Öğrenciler, CNN Türk Genel Müdürü Aktaş’ı protesto etti
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Medya ve 15 Temmuz" başlıklı bir panele gelen CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş fakülte öğrencileri...
Çanakkale halkı: Fıtrat değil, denetimsizlik
Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Adana Aladağ'da ihmaller sonucu çıkan yangında 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesini protesto etti.
Aleviler: Aladağ Madımaktır
Diren Keser – Mersin – 30.11.2016 Türkiye yine bir çocuk katliamıyla karşı karşıya. Adananın Aladağ ilçesinde bulunan ve 34 öğrencinin...
HALEP’TE DENKLEMİ DEĞİŞTİREN HAMLE
Halep’te savaşın denklemini değiştirecek hamleler peş peşe geldi. Suriye rejimi, 2012’den beri silahlı grupların denetimindeki 12 bölgeyi ele geçirdi. Halkın...
‘Zaman aşımı’ kararına itiraz
İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp Yakınları, 1995’te gözaltında katledilen Hasan Ocak davasına ilişkin verilen zaman aşımı kararını protesto...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ