$ DOLAR → Alış: 3,81 / Satış: 3,83
€ EURO → Alış: 4,07 / Satış: 4,08

Alevileri tanımlamak üzerine bitmeyen fetişizm

Alevileri tanımlamak üzerine bitmeyen fetişizm
  • 02.06.2016
  • 576 kez okundu

Egemen Aldoğan, Sendika.org’daki yazısında Alevileri ve ötekileri yazdı. Aldoğan yazısında “Alevileri tanımlamak üzerine bitmeneyn fetişizm…” diyor. 

 

Bugün Aleviler son dönemlerde hiç olmadığı kadar kenetlenmeye hazır durumda, bu enerji doğru kullanılırsa başta Alevilik olmak üzere tüm “ötekilere” karşı yönelen ideolojik ve inançsal tüm baskı politikaları başarısızlıkla sonuçlanacaktır

Eminim bu yazıyı okuyacak olan herkes, bugüne kadar Alevilikle ilgili birçok muhabbette bulunmuş, tartışmaya katılmış ve farklı yaklaşımları gözlemlemiştir. Bu yazının maksadı Alevilikle ilgili kapsamlı bir teoloji tartışması yapmak değildir, keza böyle bir tartışma için senelerdir yürütülen tartışmalar, yazılan kitaplar dahi yetersiz kalmakta ve bazı sorulara cevap verememektedir. Zaten bu konuda hiçbir yaklaşımının tüm soruları cevaplaması da beklenmemelidir. Aleviliğin kaynak olarak tek bir yerden beslenmediğini kabul etmek, en azından asgari olarak ortak bir noktada buluşmak ve anlaşmak anlamına gelmektedir. Bu aşamada bu ortak nokta bizim için yeterli bir noktadır.

Türkiye’de Alevilerin yıllardır süren mücadelesinde karşılarına çıkan en büyük engel “kendinizi tanımlayın” engelidir. Esasen Alevilerin haklı olarak talep ettiği her şeyin karşısında bulunan engellerin temelinde bu “Alevileri tanımlama” fetişizmi bulunmakta. Peki nedir bu tanım meselesi? Bu aslında devlet aklının Alevilere karşı kullandığı en başarılı kaçış yoludur. “Aleviler kendisini tanımlamıyor, bir tane Alevilik yok ki, hangi Aleviliği esas alacağız” vb. tezler yıllardır devlet aklının ve gelmiş geçmiş neredeyse tüm hükümetlerin ortak tezleridir. Ülkede Sünniler, Hanefiler ya da etnik kimlik olarak Türkler, Kürtler, Araplar, Rumlar ya da diğer dini/etnik grupların “kendini tanımlama” zorunluluğu yok ama Alevilerin kendilerini tanımlama zorunluluğu var. Devlet aklı, Alevilerden homojen bir karışım gibi tek ve ölçülebilir bir grup olmalarını beklemekte bunu beklerken de kendi kontrol mekanizmasını kolaylaştırmayı amaçlamakta.

Peki Aleviler neden homojen olmaya itiliyor? Çünkü Alevilerin tekleştirilmesi ve onu besleyen farklı yaklaşımların yok edilmesi asimile sürecini daha da hızlandıracak ve Aleviliği devletin kontrolüne almanın önünü açacaktır. Doğanın kanunu gereği çoğulculuğun olduğu bir yer ile mücadele etmek yozlaştırılmış bir tekçiliğin olduğu yerle mücadele etmeye göre çok daha zordur. İşte bunu gayet iyi bilenler Aleviliği yozlaşmış bir tekçiliğe sürüklemek istiyor. Bunun karşısında duracak ve bu sürüklemeyi durduracak olan ise Alevilerden başka kimse değildir.

Kent hayatı Alevi pratiklerini engelledi

Geçtiğimiz haftalarda katıldığım bir panelde konuşma yapan Ankara Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Pınar Ecevitoğlu “Kentli Alevi gençleri bağlama çalmak için kursa gitmek zorundalar” yaklaşımını kurunca bu yaklaşımın acı gerçekliğini kabullenmek durumunda kaldım. Çevremize baktığımızda özellikle büyük kentlerde Alevi gençlerin tıpkı Alevi olmayan gençler gibi bağlama öğrenmek için çeşitli kurslara gittiklerini ve esasen kendi hayatlarında zaten olması gereken bir ritüeli yabancı bir öğretiymiş gibi öğrendiklerini görüyoruz.

Bağlama sadece bir enstrüman değil, Alevi inancının içinde inanç sisteminde ve ibadetinde çok önemi olan bir kültür taşıyıcıdır. Kır hayatında ve gelenekselliğin devam ettiği dönemde çocukluğundan itibaren bağlama ile büyüyen Alevi gençleri bugün bu durumdan çok uzaktalar ve adeta piyano, keman ya da mandolin çalmayı öğrenmek için olduğu gibi bağlama için de kurslara gidiyorlar. Bağlama ve Alevi Gençler üzerinden kurulan bu metafor esasen kentleşmenin Alevi pratiklerini engellemesini gözler önüne sermektedir ve gelinen noktayı göstermektedir.

Tabi ki değişen ve devreden bir dünyada her şeyin aynı kalmasını beklemek gericilikten öteye gidemeyecektir. Ancak Alevilerin kendi ritüellerine sahip çıkmaları, gerekirse dünyanın değişim hızına karşı da mücadele edilmesi gereken bir mecburiyet halini almıştır. Kent girdabının içinde yok edilmeye çalışılan tüm bu ritüeller gerekli bilinç oluşturulmazsa zamanla tam olarak yok olacaktır. Kentlerde, “kültürel Alevilik” olarak ilerleyen Alevilik formu aslında Alevilik ile Alevilerin arasındaki mesafeyi açmakta ve Aleviliğin yüzeysel pratiklerini koruyor gibi gözükse de tüm derinliğe zarar vermektedir. Teolojik olarak kendi dede ocağını, kendi anlayışını bilmeyen milyonlarca kentli Alevi çok basitleştirilmiş Alevilik imgelerine tutundurulmakta ve bunlara tutunduğu için asimile sürecinin dışında olduğunu zannetmektedir. Oysa ki görünürden daha fazla görünür olmayarak işleyen bu tekleştirme, yozlaştırma ve nihayetinde asimile etme süreci özellikle kentli tüm Aleviler üzerinde yoğun bir şekilde etkili olmuş durumda.

Öte yandan, görece laikliğin daha işler olduğu geçmiş dönemlerde bile kimliklerini gizleme ihtiyacı duyan kentli Aleviler, siyasal İslamcılığın en yoğun olduğu bu günlerde bu kimlik gizleme ile benliğini kabul etmek ve bunu savunmak arasında müthiş bir çelişki yaşamaktadır. Hiç şüphesiz bu durumu yaratan Aleviliğe ve Alevilere olan muazzam ideolojik ve fiziki saldırı ortamıdır. Bu geniş yelpazeli saldırı ortamının vicdani olarak bir şeyler yapmak isteyen kentli Alevilerde bir arada durma ve birliktelik ortamı yarattığı gözlemlenmekte. İşte bu dürtülerin yoğunlaştığı böyle bir dönemde kültürelcilik formunu daha ileriye götürmek bu saldırılara karşı direnişin en önemli ayağı olacaktır. Bugün Aleviler son dönemlerde hiç olmadığı kadar kenetlenmeye hazır durumda, bu enerji doğru kullanılırsa başta Alevilik olmak üzere tüm “ötekilere” karşı yönelen ideolojik ve inançsal tüm baskı politikaları başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Sonuç olarak, Aleviler önce kendilerinin tanımlanma zorunluklarını reddetmeli ve tüm çoğunlukçu damarları yaşatarak ve daha da zenginleşerek Anadolu coğrafyasında varlığını sürdürmeye devam etmelidir. Tıpkı yüzyıllardır olduğu gibi…

Etiketler: / / / / /

DAD: Zulme boyun eğmeyeceğiz
Demokratik Alevi Derneği Genel merkezi yazılı bir açıklama yaparak son zamanlarda Aleviler üzerinde artan nefret söylemi, gözaltı ve yargılamalara tepki...
Yol tükendi, hal tükendi -vefasızlık- pir tükendi
Haberin aldık Peyikler ile, Bir Çınar daha devrildi diye, Erkeklere İmanım,kadınlara Sultanım,Çocuklara Abim derdi. Bastonu bir aksesuvar gibiydi,Yürüyüşü dik, gözü tok,sözünü...
Pir Ali Haydar Cilasun’un ardından
Nuray Bayındır / İrfan Dayıoğlu 27 Aralık 2016 günü aramızdan ayrılan koca çınarımız Pir Ali Haydar Cilasun Alevi ve sol...
Ali Haydar Cilasun Dede’yi Kaybetmişiz
Bir çınar göçtü, dolu dolu bir insan. Arkadaşım Veysel Işık ile Cilasun dedeyi aramaya gitmiştik Berlin’e. Ozan dostumuz İhsan Özgür...
O koca yürek sustu, Pİr Ali Haydar Cilasun hakka uğurlandı…
Alevi hareketinin önemli isimlerinden ve emektarlarından, Demokratik Alevi Hareketi Onursal başkanı Pir Ali Haydar Cilasun’un 27 Aralık 2017’de hakka yürüdüğü...
‘Acil kamulaştırmayla Dersimliler göçe zorlanacak’
Bakanlar kurulu Tunceli ve Kocaeli illerinde yapılmak istenen santraller için acele kamulaştırma kararı aldı. Konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Av....
‘Bu anayasa değişiklik paketine hayır demeliyiz’
AKP tarafından sunulan ve MHP tarafından da desteklenen 18 maddelik Anayasa değişiklik teklifinin ilk tur oylaması sona erdi. 2. tur...
‘Laik eğitim, ekmek, su, hava kadar önemli’
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, milyonlarca çocuğun eğitimini, okuyacakları kitapları ve derslerin işlenişini belirleyecek müfredat taslaklarını açıklaması yeni tartışmaları da beraberinde getirdi....
Elif Ana: Bir Ermişi Ocak Yapan Özellikler
Bu yazıyı 23 yıldır hapiste olan ve dışarıdayken ocağa hizmeti geçen abim Hasan Göksungur‘a ithaf ediyorum. Keramet Gösterme Aleviler keramet...
Anayasa değişikliği: RTE’nin fantezisi olarak Türk-İslam Devleti tesis edilirken…
Nihayet AKP ve Türk devleti, yıllardan beri tartışılan anayasa sorununda son dönemece girmiş bulunmaktadır. Yaşananla tarihselliği ise cümlenin malumudur. Türk...
Arap Aleviler Ras El Seni’yi kutladı
Arap Alevilerin yeni yıl olarak kutladığı Ras El Seni bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü,...
Tuzluçayır’da çözümün adresi: Mahalle meclisi
Ankara Tuzluçayır’da Tuzluçayır-Çağlayan-Kartaltepe Mahalle Meclisi, cami-cemevinin hastane olması için verdiği mücadelenin kazanımla sonuçlanmasının ardından çalışmalarına devam ediyor. Parklarda uyuşturucu ve alkol...
‘AKP Yezit damarının günümüzdeki sürdürücüsüdür’
Geçtiğimiz günlerde Büyükelçiler Toplantısında bir konuşma yapan İçişleri Bakanı Süleymen Soylu, Alevilerin Menderes ve Erdoğan dönemlerinde siyasi olarak rahat ettiklerini...
Kızılbaşların direngen kadınları
Çocukluğumuzun Maraş’ın da sıkça bahs edilen ve halen de hafızamda yer edinen kadınlar vardı. Belki en çok bilineni Elif anaydı...
Aleviler, AKP dönemimde hiç olmadıkları kadar ayrımcılığa uğramışlardır!
SEYİT SÖNMEZ Sadaret ked hudası (Dâhiliye Nazırı, İç İşleri Bakanı), Soylu Süleyman Büyükelçiler Konferansında: “Aleviler siyasi hayatta ve devlet hayatında...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bu yazı hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşın...