$ DOLAR → Alış: 2,20 / Satış: 2,21
€ EURO → Alış: 2,76 / Satış: 2,78

Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon

Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon
  • 05.08.2012
Arif DİRİK
Örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır.
Egemen sistemlere muhalif olarak kendini var eden Alevilik, sürekli egemen devlet din ve sistemlerin saldırısına maruz kalmıştır. Biat kültürünün dışında komünal bir yapı olarak kendisini var etmeye çalışması, egemenlerin sürekli tehlike olarak görmesine neden olmuştur. Bu temelde sürekli bilinen kanlı katliamlar yaşana gelmiş ve günümüzde halen devam etmektedir.
Özellikle cumhuriyet dönemi ile birlikte laisizm adı altında tekke ve zaviyelerin kapatılması ile asıl örgütlülükleri dumura uğrayan Alevilik olmuştur. Cumhuriyet dönemi ile beraber fetvaların yerini ‘kanunlar’, kadıların yerini hakim savcılar almış, bu ister istemez daha önceleri Osmanlının ya da devletin kurumlarını asla çözüm mercii olarak görmeyen Alevilerin mahkemelerle tanışmasına, artık bazı sorunları cemde çözmek yerine mahkemelere taşımasına sebep olmuştur.
Artık, Pir yerine devletin kanunlarını işleten mahkemeler yaşama müdahale etmiştir. Zaten tek dil, tek din ideolojisi temelinde kurulu Türk devlet sistemine dahil olmakla beraber Alevilik de fiilen yasak duruma gelmiştir.
Okullar, kışlalar ve bir bütün tekçi devlet sistemi tarafından topluma enjekte edilen kemalist ideoloji ile sistemin yasak saydığı ya da en azından yasak değilse bile kendi dışında gördüğü Alevilik – Kürtlük -, Lazlık, Çerkeslik, Hıristiyanlık vb yani Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yapı ,resmi yaşamın dışına sürülmüş ve unutulmaya-unutturulmaya, yer yer şiddetle yok edilmeye çalışılmıştır.
Öyle bir kendine yabancılaşmış toplum oluşturulmuştur ki Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yaklaşımlardan bu toplumun bireyleri utanır duruma getirilmiştir. Devlet tarafından devşirilerek özellikle yatılı bölge okulları ile bu öyle bir hal almıştır ki belli bir süre devlet okullarında eğitim gören gençler, köylerine ya da ailelerine geldiklerinde yeni ideolojinin birer temsilcisi konumunda, geçmişinden utanır bir şekilde, hatta geri döndükleri toplumu da tekçi ideoloji için gönüllü asimile eden birer nefer durumuna getirilmiştir.
Bütün bunların gölgesinde sürekli yer yer tartışmalar olsa da devletin tekçi mantığı örgütsüz bir toplumu alt etmede zorlanmamıştır.
Özellikle 84 yılı ile, Kürt özgürlük hareketinin çıkışı ile beraber bütün etnik ve dinsel yapılarda bir sarsılma meydana gelmiştir. Artık Kart Kurt teorisi çöp sepetine yollanırken, yok sayılanların üzerindeki ölü toprağı savrulmuş ve bir dirilme başlamıştır. Ve artık toplumda arayışlar başlamıştır. Kürt, “Kürdüm”, Alevi, “Aleviyim” deme cesareti bulmuştur. Özellikle yasaklı bu iki ana unsur örgütlenmeye başlamıştır. Kürt özgürlük hareketi bir çığır açmış, Kürtler bir şekilde yavaş da olsa örgütlenmeye bedel ödeyerek başlarken, Alevilerde durum farklılık göstermiştir.
Aleviler genel toplumsal bir örgütlenmeden henüz uzak ve daha çok duygusal temelde ve devletle de fazla karşı karşıya gelmeyi göze almayan, daha çok sistemin kabul edebileceği bir şekilde başlamıştır.
Özellikle Turgut Özal’ın Gölbaşı Toplantısı ile organize bir şekilde devlet Aleviliğe müdahale etmiştir. Bundan sonra anlayış; Alevilik olacaksa Türklük temelinde olmalı, devlet hizmetinde olmalı, cami ile barışık olmalı, Kürtlükle hiçbir şekilde alakası olmamalıydı. Ana çerçeve bu olmuştur. Bu şekilde Aleviler devletten bütçe istemeden yasal hiçbir statüsü olmadan örgütlenebilirdi. Devlet de bu yapılanmaya, Kürt özgürlük hareketi ile karışmamalarına dikkat ederek göz yummaktaydı.
Devlet ilk zamanlarda seyirci kalmayı tercih etmiştir. Zamanla derneklerde sayısal bir çoğalmanın gözlenmesi ile Alevilerin denetimden çıkacağı ihtimaline karşı, her ne kadar yasal bir statü tanımasa da valilerin, kaymakamların, yurtdışında da elçilik ve konsoloslukların yardımı ve iştiraki ile mantar gibi Türk bayraklı, büyük Atatürk fotoğraflı “cemevleri” açılmaya başlanmıştır.
Konumuz bunun tarihçesi ve detayları olmadığından bu yazımızda daha çok güncel Alevi kurumları ve örgütlenip, kendisini geleceğe taşırırken uğradığı erozyon ve sistemin asimile etme çabalarına karşı duruşu irdelenecektir.
Yeryüzünde hiçbir din kurumunda siyasi liderlerin posterleri bulunmazken, ülkenin bayrağı diye bir sorun yokken ve hatta otuz kırk yıl önce Alevilerde de öyle bir durum yokken, şimdi tüm Alevi cemlerine istisnasız bir şekilde Atatürk posteri ve Türk bayrağı asılması, tekçi devlet ideolojisinin Alevilerde meydana getirdiği erozyonla açıklanabilir. Atatürk ne Alevi ne de bir din adamıdır, ancak Atatürk posteri ve Türk bayrağı büyük çoğunlukla cemevlerinin demirbaşı olmuştur. Bunun da gerekçesi devlet ile arayı bozmamak. Yeri geldiğinde sığınak yapmışlardır.
Bu yaklaşım da gösteriyor ki örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Kendisini İslam içi muhalefetmiş gibi görenler çoğunluğu oluşturmaktadır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır. İslamın beş şartı ile ilgisi bulunmaz ve hiçbir Alevi bu şartların hiç birini yerine getirmezken kendini İslam içi tartışmalara teşne ederek hızlı bir şekilde asimilasyona meydan vermektedir.
Cemevleri adı altında minaresiz birer cami denebilecek yapılar oluşturulmuştur. İçinde kuran okunan, mevlit verilen, yer yer namaz kılınan yapılar meydana getirilmiştir. İsim düzeyinde cemevi olsa da işlev olarak birer minaresiz camiden farksızlar.
Burada tek tek hangi cemevinin durumu nedir gibi detaylara girmek sayfaların konusudur, ancak “insan eksik bir tanrı, tanrı mükemmel bir insandır” anlayışı ve felsefesinin çok uzağında durmaktadır Aleviler. Diğer yandan da hiçbir bayrak ve egemene yakın olmayan, “insanı hakta, hakkı insanda” gören, mazlumun yanında yapılar da yeşermektedir.
Dikkat çektiğimiz bu tartışmalar, özellikle Avrupa’da Kürdistan Aleviler Birliği’nin kurulması ile yeni bir boyut kazanmıştır. Alevi öz be öz Türktür anlayışı tartışılmaya başlanmıştır. Aleviliğin Ortaasya ile Arap çölleri ile ilgisi olmadığını vurgulayan bu yeni anlayış etrafında düşünsel bir tartışma başlatılmış olmakla beraber örgütlenme ve bunu kitlelere taşırmada yeterli başarı sağlanamamıştır.
Başını, Gülen cemaatinden aldığı destekle Cem (Cumhuriyet Eğitim Merkezi) Vakfı’nın çektiği bir kesim örgütlenme ile cemlerde kadınların ayrı oturtulması, baş örtülmesi, cemde secdeye eğilmek, cemde kuran okutmak gibi Alevilikle ilgisi olmayan yapılar halen her alanda minaresiz camiler denebilecek cemevlerini yürütmekte ve asimilasyonun değirmenine su taşımaktadırlar.
Alevilikte “yol bir, sürek binbir” derken bazılarının camiye götürme projelerine ve İslamın iç muhalefet sorunlarına indirgeyerek bitirmeye, asimile etmeye çalışmasına rağmen, Aleviliğin özünün asıl çıkış kaynağı Mezopotamya’nın değerlerine göre ortaya çıkması için çabalar son zamanlarda yaygınlaşmıştır. Geçmişte hiçbir Alevi derneğinde böyle bir tartışma yokken “Biz Aleviyiz, İslam değiliz” tartışması hemen hemen her dernekte tartışma konusudur.
Sonuç olarak; örgütlenme bir başlangıç olsa da bir yandan örgütlenirken bir yandan da kendi kurumları aracılığı ile hızlı bir şekilde asimile edilmektedirler. Alevi kurumları her ne kadar kendi adına örgütlenip değerlerini geleceğe taşırma çabası içinde iseler de, birçok kurum ve dernek halen asimilasyona alet olmaktadır. Kimisi bilerek, kimisi de bilmeyerek…
Alevilikte kutsal metinler – Kemal BÜLBÜL
Çağdaş Yezitlerin yaşama kastettiği, Yası Kerbela’yı yaşadığımız şu günlerde çokça tartışılan bir konuya açıklık getirelim istedik. Alevi inancının tarihi incelendiğinde...
Sayısız Alevi açılımlarına bir yenisi ekleniyor
“Bu çabalar tepkilerin sonucudur” Başbakan Davutoğlunun Muharrem ayı içerisinde kamuoyuna duyuracağı bildirilen yeni alevi açılımı kurumlarda heyecan yaratmıyor. Başbakan Davutoğlunun...
1 Kasım “Dünya Kobanê Günü”
Dünyaca tanınmış aydın ve siyasetçilerin çağrıyla dünyanın dört kıtasında 1 Kasım saat 14.00’da yapılacak Kobanê direnişine destek eylemleri için geri...
AK-EL Vakfı’ndan büyük dayanışma eli
Akçadağ-Elbistan Kültür ve Sağlık Vakfı (AK-EL Vakfı) bir TIR kamyon dolusu yeni kışlık giyecek Kobane ve Şengal’deki savaş mağdurlarına vermek...
İmam Hüseyin’i mürşit bilenler
Muaviye soylu, Yezit huylu zihniyetin oyunlarına gelmeyelim! Yolunuzu Hak; Erenlerinizi pir û pak bilelim. Kerbela için yapılacak en anlamlı ibadet;...
Gönül koymak!
“Minnet etmem ben feleğe, Aşıkım ben bir meleğe Hiç oldum girdim eleğe, Süzer divana divana” (Seyit Meftunî) Geçen haftadaki yazımız...
Kerbela’dan Kobaniye, Yılında yezit ordusuna karşı direniş devam ediyor!
Ehlibeyt’i seven yol ehli canlar Dünün Kerbelâ’sı bugün de vardır Hazret-i Hüseyn’e talib olanlar Dünün Kerbelâ’sı bugün de vardır Öz...
Pirinden, ikrarından dönmek düşkünlüktür
“İncittimse her ne kadar Aramızda bir ikrar var Görüp sevinmesin ağ yar Unutma dilber unutma”  (Meluli) Bugün Alevilerin en temel...
‘Gözlerinin içine baka baka gerçekleri yazacağız’
Azadiya Welat çalışanı Kadri Bağdu’nu katledilmesini protesto eden Kürt özgür basın çalışanları, ne IŞİD vahşeti ne de AKP’nin özgür basını...
Bağdu’yu on binler uğurladı
Adana Seyhan’da gazete dağıtımı yaparken uğradığı silahlı saldırı sonrası yaşamını yitiren özgür basın emekçisi Kadri Bağdu’nun cenazesi, on binlerce kişinin...
İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır
Hünkâr Hacıbektaş Veli sekiz yüz yıl önce söylemiş! Kuşkusuz Hünkârın vurguladığı ilim gerçeğinin içeriği öncelikle Hak ve hakikat yolunda yürümektir....
Almanya’da bir eyalet daha Aleviliği tanıdı
Almanya’da ilk kez Hamburg ve Aşağı Saksonya eyalet hükümetlerinin Aleviler ve çeşitli inanç cemaatleriyle Devlet anlaşmasının imzalanmasının ardından Bremen eyaletinde...
Özgür basın çalışanları Bağdu’nu katledilmesini protesto edecek
Kürt özgür basın kurumları çalışanları Adana’da gazete dağıtımı yaptığı sırada silahlı saldırıda katledilen Azadiya Welat çalışanı Kadri Bağdu’nu katledilmesini protesto...
Zülfikar Gazetesinden Kobani İçin Özel Sayı
“Yezitlere karşı Hüseyni duruş” Alevi cephesinin önemli gazetelerinden Zülfikar; Alevi Pirleri, dedeler ve kurum önderlerinin Kobani ile ilgili görüşlerini paylaşan...
“Paramaz Kızılbaş Kobanê devrimci mevzilerinde bayraklaştı”
Kobanê’ye yönelik IŞİD’in kuşatması 29’uncu güne girerken ölüm haberleri de gelmeye devam ediyor. Dün gece ölüm haberi gelen isimlerden biri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ