Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon

Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon
  • 05.08.2012
  • 1 kez okundu
Arif DİRİK
Örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır.
Egemen sistemlere muhalif olarak kendini var eden Alevilik, sürekli egemen devlet din ve sistemlerin saldırısına maruz kalmıştır. Biat kültürünün dışında komünal bir yapı olarak kendisini var etmeye çalışması, egemenlerin sürekli tehlike olarak görmesine neden olmuştur. Bu temelde sürekli bilinen kanlı katliamlar yaşana gelmiş ve günümüzde halen devam etmektedir.
Özellikle cumhuriyet dönemi ile birlikte laisizm adı altında tekke ve zaviyelerin kapatılması ile asıl örgütlülükleri dumura uğrayan Alevilik olmuştur. Cumhuriyet dönemi ile beraber fetvaların yerini ‘kanunlar’, kadıların yerini hakim savcılar almış, bu ister istemez daha önceleri Osmanlının ya da devletin kurumlarını asla çözüm mercii olarak görmeyen Alevilerin mahkemelerle tanışmasına, artık bazı sorunları cemde çözmek yerine mahkemelere taşımasına sebep olmuştur.
Artık, Pir yerine devletin kanunlarını işleten mahkemeler yaşama müdahale etmiştir. Zaten tek dil, tek din ideolojisi temelinde kurulu Türk devlet sistemine dahil olmakla beraber Alevilik de fiilen yasak duruma gelmiştir.
Okullar, kışlalar ve bir bütün tekçi devlet sistemi tarafından topluma enjekte edilen kemalist ideoloji ile sistemin yasak saydığı ya da en azından yasak değilse bile kendi dışında gördüğü Alevilik – Kürtlük -, Lazlık, Çerkeslik, Hıristiyanlık vb yani Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yapı ,resmi yaşamın dışına sürülmüş ve unutulmaya-unutturulmaya, yer yer şiddetle yok edilmeye çalışılmıştır.
Öyle bir kendine yabancılaşmış toplum oluşturulmuştur ki Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yaklaşımlardan bu toplumun bireyleri utanır duruma getirilmiştir. Devlet tarafından devşirilerek özellikle yatılı bölge okulları ile bu öyle bir hal almıştır ki belli bir süre devlet okullarında eğitim gören gençler, köylerine ya da ailelerine geldiklerinde yeni ideolojinin birer temsilcisi konumunda, geçmişinden utanır bir şekilde, hatta geri döndükleri toplumu da tekçi ideoloji için gönüllü asimile eden birer nefer durumuna getirilmiştir.
Bütün bunların gölgesinde sürekli yer yer tartışmalar olsa da devletin tekçi mantığı örgütsüz bir toplumu alt etmede zorlanmamıştır.
Özellikle 84 yılı ile, Kürt özgürlük hareketinin çıkışı ile beraber bütün etnik ve dinsel yapılarda bir sarsılma meydana gelmiştir. Artık Kart Kurt teorisi çöp sepetine yollanırken, yok sayılanların üzerindeki ölü toprağı savrulmuş ve bir dirilme başlamıştır. Ve artık toplumda arayışlar başlamıştır. Kürt, “Kürdüm”, Alevi, “Aleviyim” deme cesareti bulmuştur. Özellikle yasaklı bu iki ana unsur örgütlenmeye başlamıştır. Kürt özgürlük hareketi bir çığır açmış, Kürtler bir şekilde yavaş da olsa örgütlenmeye bedel ödeyerek başlarken, Alevilerde durum farklılık göstermiştir.
Aleviler genel toplumsal bir örgütlenmeden henüz uzak ve daha çok duygusal temelde ve devletle de fazla karşı karşıya gelmeyi göze almayan, daha çok sistemin kabul edebileceği bir şekilde başlamıştır.
Özellikle Turgut Özal’ın Gölbaşı Toplantısı ile organize bir şekilde devlet Aleviliğe müdahale etmiştir. Bundan sonra anlayış; Alevilik olacaksa Türklük temelinde olmalı, devlet hizmetinde olmalı, cami ile barışık olmalı, Kürtlükle hiçbir şekilde alakası olmamalıydı. Ana çerçeve bu olmuştur. Bu şekilde Aleviler devletten bütçe istemeden yasal hiçbir statüsü olmadan örgütlenebilirdi. Devlet de bu yapılanmaya, Kürt özgürlük hareketi ile karışmamalarına dikkat ederek göz yummaktaydı.
Devlet ilk zamanlarda seyirci kalmayı tercih etmiştir. Zamanla derneklerde sayısal bir çoğalmanın gözlenmesi ile Alevilerin denetimden çıkacağı ihtimaline karşı, her ne kadar yasal bir statü tanımasa da valilerin, kaymakamların, yurtdışında da elçilik ve konsoloslukların yardımı ve iştiraki ile mantar gibi Türk bayraklı, büyük Atatürk fotoğraflı “cemevleri” açılmaya başlanmıştır.
Konumuz bunun tarihçesi ve detayları olmadığından bu yazımızda daha çok güncel Alevi kurumları ve örgütlenip, kendisini geleceğe taşırırken uğradığı erozyon ve sistemin asimile etme çabalarına karşı duruşu irdelenecektir.
Yeryüzünde hiçbir din kurumunda siyasi liderlerin posterleri bulunmazken, ülkenin bayrağı diye bir sorun yokken ve hatta otuz kırk yıl önce Alevilerde de öyle bir durum yokken, şimdi tüm Alevi cemlerine istisnasız bir şekilde Atatürk posteri ve Türk bayrağı asılması, tekçi devlet ideolojisinin Alevilerde meydana getirdiği erozyonla açıklanabilir. Atatürk ne Alevi ne de bir din adamıdır, ancak Atatürk posteri ve Türk bayrağı büyük çoğunlukla cemevlerinin demirbaşı olmuştur. Bunun da gerekçesi devlet ile arayı bozmamak. Yeri geldiğinde sığınak yapmışlardır.
Bu yaklaşım da gösteriyor ki örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Kendisini İslam içi muhalefetmiş gibi görenler çoğunluğu oluşturmaktadır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır. İslamın beş şartı ile ilgisi bulunmaz ve hiçbir Alevi bu şartların hiç birini yerine getirmezken kendini İslam içi tartışmalara teşne ederek hızlı bir şekilde asimilasyona meydan vermektedir.
Cemevleri adı altında minaresiz birer cami denebilecek yapılar oluşturulmuştur. İçinde kuran okunan, mevlit verilen, yer yer namaz kılınan yapılar meydana getirilmiştir. İsim düzeyinde cemevi olsa da işlev olarak birer minaresiz camiden farksızlar.
Burada tek tek hangi cemevinin durumu nedir gibi detaylara girmek sayfaların konusudur, ancak “insan eksik bir tanrı, tanrı mükemmel bir insandır” anlayışı ve felsefesinin çok uzağında durmaktadır Aleviler. Diğer yandan da hiçbir bayrak ve egemene yakın olmayan, “insanı hakta, hakkı insanda” gören, mazlumun yanında yapılar da yeşermektedir.
Dikkat çektiğimiz bu tartışmalar, özellikle Avrupa’da Kürdistan Aleviler Birliği’nin kurulması ile yeni bir boyut kazanmıştır. Alevi öz be öz Türktür anlayışı tartışılmaya başlanmıştır. Aleviliğin Ortaasya ile Arap çölleri ile ilgisi olmadığını vurgulayan bu yeni anlayış etrafında düşünsel bir tartışma başlatılmış olmakla beraber örgütlenme ve bunu kitlelere taşırmada yeterli başarı sağlanamamıştır.
Başını, Gülen cemaatinden aldığı destekle Cem (Cumhuriyet Eğitim Merkezi) Vakfı’nın çektiği bir kesim örgütlenme ile cemlerde kadınların ayrı oturtulması, baş örtülmesi, cemde secdeye eğilmek, cemde kuran okutmak gibi Alevilikle ilgisi olmayan yapılar halen her alanda minaresiz camiler denebilecek cemevlerini yürütmekte ve asimilasyonun değirmenine su taşımaktadırlar.
Alevilikte “yol bir, sürek binbir” derken bazılarının camiye götürme projelerine ve İslamın iç muhalefet sorunlarına indirgeyerek bitirmeye, asimile etmeye çalışmasına rağmen, Aleviliğin özünün asıl çıkış kaynağı Mezopotamya’nın değerlerine göre ortaya çıkması için çabalar son zamanlarda yaygınlaşmıştır. Geçmişte hiçbir Alevi derneğinde böyle bir tartışma yokken “Biz Aleviyiz, İslam değiliz” tartışması hemen hemen her dernekte tartışma konusudur.
Sonuç olarak; örgütlenme bir başlangıç olsa da bir yandan örgütlenirken bir yandan da kendi kurumları aracılığı ile hızlı bir şekilde asimile edilmektedirler. Alevi kurumları her ne kadar kendi adına örgütlenip değerlerini geleceğe taşırma çabası içinde iseler de, birçok kurum ve dernek halen asimilasyona alet olmaktadır. Kimisi bilerek, kimisi de bilmeyerek…
Din öğretmeninden Alevi öğrencilere zorunlu din dersi baskısı
İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki Orhangazi Ortaokulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini boykot eden 2 kız öğrencinin öğretmen tarafından baskıyla karşılaştığı...
Kobanê direnişi inançların güvencesidir
 Kobenê’ye destek vermek için sınır kapısına gelen Alevi dernekleri, Kobanê devriminin inançların ve halkların güvencesi olduğunu vurguladı Topraklarına geri dönmek...
Aleviler Kobanê sınırına gidiyor
 Heyeti taşıyan araç Kadıköy’de polis tarafından engellenmeye çalışıldı Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu ve Alevi Bektaşi Federasyonunun çağrısı ile Alevi...
Aleviler Kadıköy’den yola çıktı
Eğitimde yaşanan hak ihlalleri, ayrımcılık ve asimilasyona “dur” demek için 15 merkezden Ankara’ya yürümeyi planlayan Aleviler, Kadıköy’den yola çıktı. Yeni...
Kobanê’ye destek için Suruç’a gidenlere polis engeli
Kobanê direnişine destek vermek amacıyla İstanbul’dan Suruç’a gitmek isteyenler bir çok ilçede engellenirken, birçok kentte de Rojava için yardımlar toplanıyor....
TV10’dan açıklama “özgür basına yönelik taciz ve saldırıları kınıyoruz!”
Kobani sınırında televizyonumuz TV10 çalışanlarına yönelik taciz ve saldırıları kınıyoruz! Toplumun haber alma hakkını gözeten ve bu ilkesinden taviz vermeyecek...
Kobani Sınırında TV10 Ekibine, Özgür Basına Saldırı…
URFA (DİHA) - Suruç’un Dewşen köyünde direnişte bulunan kitleye müdahale eden polis ve asker, hızını alamayarak haber takibi yapan gazetecilere...
Aleviler Kobani sınırına yürüyor
Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu ve Alevi Bektaşi Federasyonu, Suruç’taki Kobani sınırına yürüyeceklerini duyurdu ve herkesi Kobani’yle dayanışmaya çağırdı. Kobani için...
Kürtçe eğitim Alevilerin de sorunu
HALİL DALKILIÇ Eğitim yoluyla asimilasyona ilişkin AABK Başkanı Öker, Alevi hareketinin, Kürtçe anadilde eğitim konusunda somut bir şey yapmadığını belirtirken,...
Avrupa’dan, Alevilerin kutsal mekandan başlattığı Ankara  yürüyüşüne destek
TÜRKİYE’DEKİ ALEVİ KURUMLARININ 15 KUTSAL MEKANDAN BAŞLATTIĞI   ANKARA YÜRÜYÜŞÜNÜ, AVRUPA’ALEVİ KURUMLARI OLARAK SELAMLIYOR VE DESTEKLİYORUZ T.C nin 90 yıllık Türkleştirme...
CEM Vakfı tarafından açılan  AİHM’deki dava sonuçlandı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 16 Eylül 2014 tarihinde Mansur Yalçın ve Diğerleri-Türkiye (Başvuru No. 21163/11) davasında oybirliğiyle, Türkiye’nin Avrupa...
AİHM: Zorunlu din dersi kaldırılmalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), eğitimde zorunlu din ve ahlak kültürü derslerine karşı Ankara’dan davacı olan 14 Türkiye vatandaşının 2011...
Aleviler Ankara’ya yürüyor
Aleviler eğitimde yaşanan hak ihlallerine, ayrımcılığa, asimilasyona “dur” demek için yurdun çeşitli bölgelerindeki 15 Alevi dergâhından Ankara’ya yürüyor. İlk grup...
Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu
Dünya tümden boş geliyor Pirim bana hoş geliyor Her sevdikçe cüş geliyor Severim Pirim vallahi (Meluli) Aleviler, Kırklar Aşkına Levh-i...
Alevi pirleri, yazar ve aydınları Ezidiler ile dayanışma çağırısı yaptı!‏‏
Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu’nun Kırklar Aşkına  yapmış olduğu çağrısı üzerine Alevi Pirleri başta olmak üzere, aydın ve yazarların ortak...