PAYLAŞ

Kosova ve Sırbistan savaşı sonrası cinsel saldırıya maruz kalan kadınlar için mücadele eden Kosova Kadın Ağı Kurumu yöneticisi Igballe Rugova, “Uluslararası diplomatik destek verilerek Kürt kadınlarının ve Kürt halkının haklarının olduğu kabul edilmelidir” dedi.

1990’lı yıllarda Kosova ve Sırbistan arasında başlayan savaşta en çok mağdur olanların kadınlar olduğunu ifade eden Kosova Kadın Ağı Kurumu yöneticisi Igballe Rugova, yıllardır savaşın kadınlar üzerindeki izlerini silmeye dönük çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Kurumunun, kadınların ve erkeklerin eşit olduğu, eğitim, istihdam, siyasi katılım, sağlık ve şiddetin olmadığı bir yaşam oluşturmak için kurulduğunu söyleyen Rugova, “Kosova Kadın Ağı’nın (KWN) misyonu, politik inançları, dinleri, eğitim düzeyi, cinsel yönelim ve yeteneği göz önüne alınmaksızın, Kosova’daki kadınların ve kız çocukların haklarını ve çıkarlarını desteklemek, korumak ve geliştirmektir. KWN, deneyim ve bilgi alışverişi, ortaklık ve ağ oluşturma, araştırma, savunma ve hizmet yoluyla misyonunu yerine getirmektedir” dedi.

PARMAK SALLANAN KADINLAR

Savaş sonrasında cinsel saldırılara maruz kalmış kadınlarla ilgili çalışmalar başlattıklarını da ifade eden Rugova, “Şunu da söylemek gerekir ki konuya medya da çok hassas yaklaşmadı ve kadınlar izole edildi. Dolayısıyla Kosova’da izole edilmiş pek çok kadınla birebir görüşmeler, çalışmalar yaptık. Çünkü toplum bu kadınları ötekileştiriyordu ve onlara doğru parmak sallıyordu. Onların utanılacak insanlar olduğunu düşünüyordu” dedi. 2012 yılına gelindiğinde ise bu konuyu toplumun gündemine de soktuklarını ifade eden Rugova, “Bunu protesto etmeye başladık ve yasal çerçevede konuyu tartışmaya açtık. Bir yerden sonra konu başkanlık düzeyinde tartışmaya açıldı. Buradan sonra artık kadınlar hukuksal haklara sahip oldular ve yasal olarak korunmaya başlandılar. Sonuç olarak kadınlar aylık olarak tazminatlar elde etmeye başladılar. Tıpkı gaziler gibi savaştan sağ çıkmış insanlar olarak ödemeler aldılar” dedi. Önceleri bu durumların kendi toplumları içerisinde de çok ayıp sayıldığını ifade eden Rugova, insanların ayıp olarak nitelendirdiği durumları dillendirmek istemedikleri gibi, bunun da bir tabu olarak görüldüğünü söyledi.

‘ÇOK DAHA İLERİ BİR NOKTADAYIZ’

Savaş sonrasında birçok kadın kurumu ve hareketinin, bu kadınlar için sosyo-ekonomik destekte bulunmak amacı ile çeşitli çalışmalar yaptığını ama bunların yeterli olmadığını ifade eden Rugova, “Uzun yıllar verdiğimiz mücadele sonrasında bu kadınlar için tazminat hakkını elde ettik” dedi. Birçok organizasyonun cinsel saldırı mağduru binlerce kadın için iş alanları oluşturduğunu ifade eden Rugova, “Başta tarım olmak üzere pek çok kadın değişik iş kollarında çalışmaya başladı. Gelinen aşamada ise 2012 yılından çok daha ileri bir noktada bulunuyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN TEK BAŞINA ÇALIŞMASI BİRŞEY İFADE ETMEZ’

Kürt kadınının Türkiye ve Rojava’da yürüttüğü mücadeleye de değinen Rugova şunları belirtti: “Kürt kadınları Kosova’ya geldiğinde, Kosovalı kadınlar onların başına geldiklerini duyduklarında çok şaşırdılar. Biz Yugoslav yönetimi altında yaşarken Sırplar tarafından zulme maruz kalmıştık, bunu da unutmuştuk. Eğer Yugoslavya’nın gözetimi altında yaşayan bu kadınlar bizimle dayanışma içerisinde girmeselerdi ortada umut ya da iletişim olmayacaktı. Ve bu kadınlar ayağa kalktılar, bir dayanışma modeli ortaya koydular. Üstelik bu destek herhangi uluslararası bir siyasi destek olmadan elde edilmişti. Konu Kürt kadınları olunca da Türkiye’nin tek başına çalışması bir şey ifade etmez çünkü hükümetin bu konuda bir şeyler yapma iradesi ve isteği yok. Dolayısıyla uluslararası diplomatik destek verilerek Kürt kadınlarının ve Kürt halkının belli haklarının olduğu kabul edilmelidir.”

Asya İnedi – dihaber

Yorumunuzu yazınız