PAYLAŞ

Bulgaristan ve Romanya’dan 82 yıl önce Yalova’nın Subaşı beldesine yerleşen Alevi ve Sünni mezhebe mensup yurttaşlar, yıllardır bir arada yaşamanın sırrının hoşgörü olduğunu söyledi

Balkanlardaki ekonomik ve sosyal bunalımlar, 1935’te Bulgaristan ve Romanya’daki Türkiyelilerin de yurda dönmelerini beraberinde getirdi. 1934’ün sonu, 1935 yılının başı itibariyle gelen yurttaşlar, Yalova’nın Subaşı beldesine yerleştirildi. Göç edenler arasında yer alan Türkmen Alevi Hatice Tunalı, annesi ve babasından dinlediği göç yolculuğunu, şu sözlerle anlattı: “Anlatılanlara göre öyle kolay bir göç olmamış. At ve öküz arabalarıyla buralara kadar gelmişiz. Devlet İzmit’te hanlara yerleştirmiş bütün göçmenleri, 15-20 gün oralarda kalmışlar, daha sonra köylere dağıtmışlar.

‘Cem yapmaya korkardık’

Alevi kültürünün zamanında çok baskıya maruz kaldığına dikkat çeken Tunalı, “Alevi kültürümüz de bitmek üzere. Babalarımız vefat edince geleneklerimizi devam ettirecek kimse kalmadı. Şimdi sadece diğer köylere Cemevi’ne gidip geliyoruz. İlk geldiğimiz dönemlerde de Cem yapmaya korkuyorduk” diye konuştu. Şuan Alevi, ve Sünni inançların bir arada dayanışma içinde yaşadıklarını dile getiren Tunalı, bir arada yaşamanın en önemli noktasının dayanışma ve hoşgörü kültürü olduğunu sözlerine ekledi.

‘Kimse kimseye karışmaz’

Subaşı’na ilk olarak Alevi halkın yerleştiğini belirten Türkmen Alevi Veli Metin adlı yurttaş ise, Alevi dedelerinin köye gelen Sünni halka kucak açtığını söyledi. Köyde hoşgörünün hakim olduğunu belirten Metin, “Önümüzde Ramazan ayı var. Kimse kimseye karışmaz, kim oruç tutmak isterse tutar. Köy kahvemiz, lokantamız açıktır, kimse de çıkıp neden öyle yapıyorsun demez” dedi.

‘İç içe yaşıyoruz’

Romanya’dan göç ederek beldeye yerleşen Sünni mezhebinden Hüsamettin Elçin de “Benim ailem de Romanya’dan göç etmiş Sünni bir aile. İlk olarak bizi başka bir köye yerleştirmişler; ama bizimkiler o köydeki insanlarla pek anlaşamamışlar ve bu köye yerleşmişler. Burada yaşayan köylüler de bizim ailelerimize sahip çıkmış ve beraber yaşamaya başlamışlar. Şuanda da iç içe yaşamaya devam ediyoruz” diye konuştu.

YALOVA/dihaber

Yorumunuzu yazınız