PAYLAŞ

Avukat Tugay Bek, Osmaniye Cezaevi’nde ziyaret ettiği tutuklulardan Akar İkbal’ın Nusaybin’de gözaltına alındığında kolundan ve göğsünden yaralı olduğunu ancak götürüldüğü doktorun “Sen teröristsin, seni tedavi etmiyorum” diyerek kendisine işkence ettiğini belirttiğini söyledi.

Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde hak ihlali ve baskının artması üzerine cezaevini ziyaret ederek tutuklularla görüşen Adana Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Tugay Bek, bir rapor hazırladı. Bek, Osmaniye T-2 Kapalı Cezaevi’nde tutulan yaralı tutuklu ve hükümlülerin gerekli tedavilerinin yapılmadığı, aksatıldığı ve bu sebeple sakatlıkların meydana geldiği yönünde yapılan başvurular nedeniyle 18 Mayıs’ta cezaevini ziyaret etti.

9 DEFA KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Bek, cezaevinde tutuklu bulunan Erzurum Karayazı Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sait Karabakan, Akar İkbal ve Mehmet Faruk Engin ile görüştü. Karabakan’ın 4 buçuk aydır Osmaniye T-2 Kapalı Cezaevi’nde tutulduğunu belirten Bek, Karabakan’ın maruz kaldığı hak ihlali ve hukuksuzluğu onun ağzından şu şekilde aktardı: “9 defa kalp krizi geçirdim. Kalp damarlarında 8 adet stend takılıdır. Geçirdiğim kalp krizlerinde 4 defa kalbim durmuştur. Halen bacaklarımdaki 3 atardamar da tıkalıdır. Yüzde 65 oranında kalp yetmezliği yaşıyorum. Ameliyat olmam için Adana, Osmaniye ve Kahramanmaraş’ta hastaneye götürüldüm ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Boyun fıtığından cezaevi revir doktoru hastaneye sevk etmiş olmasına rağmen 4 buçuk aydır götürülmedim. Hastaneye gidiş gelişte kelepçeli olarak muayene dayatılmaktadır. Bunu kabul etmeyenlerin tedavisi yapılmamaktadır. Hastanede iken nezarette bekletildiğim esnada dahi kelepçe açılmamaktadır. Tedavi için gittiğim hastanede 12 saat boyunca kelepçeli olarak bekletildim.

Eşyalar yılda 4 kez alınıyor. Bunun dışındaki günlerde eşyalar iade ediliyor. İdare, ilgili kurumlar ve adliyeye yönelik yazılan dilekçe karşılığında mahkumlara ‘Alındı’ belgesi verilmemektedir. Verilen dilekçelerin muhatabına ulaşıp ulaşmadığı hususunda da mahkumlar bilgilendirilmemektedir. Ayda bir uygulanan açık görüş 2 aya çıkartılmıştır. Haftada bir saat olarak uygulanan spor alanına çıkma hakkından da 3 haftadır mahkumlar faydalandırılmamaktadır. Daha önce rahatlıkla içeri alınan kitapların içeri girişi engellenmektedir. Başka bir cezaevine götürülen mahkumlara, herhangi bir direnç göstermediği halde, sırf kışkırtma amacı ile infaz koruma memurları tarafından zor kullanılmaktadır. Açlık grevleri sürecinde mahkumların dışarıdaki kurumlara yönelik yazmış olduğu dilekçeler engellenmiş ve bundan dolayı disiplin soruşturması başlatılmıştır. 10 Kişilik koğuşta 18 kişi kalınmakta kimi mahkumlar yerde yatmaktadır. Gece geç saatlerde, kimi zaman arka arkaya iki gün son derece provokatif bir üslupla arama yapılmaktadır. Koğuşların içinde tuvalet, banyo, yemek ve oturma alanını görebilecek şekilde kamera yerleştirilmiştir. Bu uygulamanın özel hayatın mahremiyetinin ihlali olarak görülmesi gerektiğini söylememize rağmen ısrar edilmektedir. Kalitesiz olan yemekler az veriliyor. Cumhuriyet Gazetesi 3 hafta süre ile verilmedi. Şu an Cumhuriyet veriliyor ancak Evrensel ve Özgürlükçü Demokrasi gazeteleri verilmiyor.”

JANDARMA: BUNLAR TERÖRİST

Bek, 26 Mayıs 2013 tarihinde Nusaybin’de gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra Osmaniye T-2 Kapalı Cezaevi’ne getirilen Mehmet Faruk Engin adlı tutuklu ile de görüştüğünü aktardı. Bek, “Engin bana ‘Yakalandığımda sol bacak diz üzerinde yumuşak dokuda vurulmuştum. İlk gözaltına alındığımda bir okula götürülüp işkence yapıldı. Yarama tuz basıldı. Yaralı yerime vurarak dikişlerimi patlattılar. Mardin’de götürüldüğüm spor salonunda da işkence devam etti. Sonrasında götürüldüğüm TEM Şube’de de işkence gördüm. 2 Haziran 2016’da Osmaniye T-2 Cezaevi’ne getirildim. Hastaneye götürüldüğümde jandarmanın doktorlara bunlar ‘terörist’ diye tanıtması nedeni ile doktor tedavi yapmadı. 2 Mayıs 2017’de kelepçe açılmadığı için tedavim yapılmadı. Tedavim aksatıldığı için sol ayağımı diz altından hareket ettiremiyorum’ diye belirtti” ifadelerinde bulundu.

‘DOKTOR İŞKENCE YAPTI’

Son olarak tutuklu Akar İkbal ile görüştüğünü ifade eden Bek, İkbal’ın maruz kaldıklarını onun ağzından şöyle aktardı: “26 Mayıs 2016’da Nusaybin’de yakalandım. Spor salonunda işkence gördüm. Yakalandığımda sol kolumdan ve göğsümden yaralıydım. Doktor ‘Sen teröristsin, seni tedavi etmiyorum’ dedi. Hatta kırık olan kolumu sağa sola sert bir şekilde savurarak bana işkence yaptı. Cezaevinde de Adana ve Osmaniye’de hastaneye götürüldüm. Ancak tedavim yapılmadı. Şu an yalnıza hap verildi. Hastaneye her gidişte jandarma; ‘Bunlar terörist, Nusaybin’den geldiler’ diye doktora bilgi verdiğinden, doktor da ‘Sen teröristsin’ diyerek tedavi yapmadı.”

1 YILDIR TUTUKLULAR AMA İDDİANAME YOK

Bek, İkbal’in sol kolunun kırıldıktan sonra yanlış kaynadığının gözle dahi anlaşıldığını ve sol elinin tamamen işlevini yitirdiğini aktardı. Bek, “Akar İkbal ve Mehmet Sait Engin, hakkındaki soruşturma Mardin’de yürütülmektedir. Bir yıldır tutuklu olmalarına rağmen iddianame düzenlenmemiştir. Soruşturmada kendilerini temsil eden bir avukat olup olmadığı konusunda da bilgi sahibi değiller. Şu ana dek kendilerini ziyaret eden bir avukat olmamış” şeklinde konuştu.

Tutukluların maruz kaldıklarına ilişkin ilgili kurumları, Bakanlığı, savcılığı ve Meclis’i bilgilendireceklerini söyleyen Bek, sonraki süreçte de takipçisi olacaklarını vurguladı. “Bu açık bir yaşam hakkı ihlalidir” diyen Bek, “Suçu ne olursa olsun ki bu kişiler tutuklu henüz haklarında hüküm yok. Tedavi hakkı korunmalı. Yargılandığı suç türüne göre farklı muamele yapılması kabul edilemez. Bu durum OHAL ortamında yaratılan hukuksuz iklimin sonucu olduğu kanaatindeyim” dedi.

Yorumunuzu yazınız