PAYLAŞ

SOMA’DA YİTİRDİĞİMİZ 301 İNSANIN DAVASI NEDEN BİTMEZ?

Kısa bir tarih:
Soma’da kömürün bulunması 1863 yılında olmuş. Yüzeyde yer alan kömürün işletilmesi hakkı, yöredeki çırçır fabrikalarında kullanılmak üzere fabrika sahiplerinden önce Yanoko Efendiye, ardından Reşit ve Mehmet Nuri Efendilere, 1914 yılında ise Osman Efendiye verilmiş.
Osman Efendi, Tarala köyünde açtığı madende kömürü kuyu yöntemi ile çıkartmaya başlamış. Balkan savaşları nedeniyle yöre erkekleri askerde olduğundan, Osman Efendinin ilk maden işçileri kadınlarmış. 20-25 kadar kadın işçinin çalıştığı Osman Efendi’nin maden ocağında zehirli gaz ölçümleri kanarya veya serçe kuşları ile yapılmaya başlanmış. Gazdan kuşlar bayılmaya başladığında kadınlar madeni terk ederlermiş.
Çevre ve İşçi Dostu bir İşveren

Biz onun adını Nadir bey olarak tanıdık, Nadir Hakkı Önen’i. 1950’li yılların başında katliamın yaşandığı Eğnez köyü yakınlarındaki Karanlıkdere olarak bilinen yerde ilk madenini açar. Nadir beyin işçileri, sadece maden işçisi değildir, çevreye nasıl sahip çıkılacağını, iş güvenliği ve işçi sağlığının nasıl korunacağını daha o yıllarda öğrenirler ve herkese gösterirler.

BU KATLİAMA NASIL GELDİK?

Kaza olan maden yaklaşık 70 senedir çalışan çevreci, iş güvenliği insanı yetiştiren bir maden. AKP iktidara gelince kendi sermayeleri doğrultusuna bir işverenler ordusu oluşturmaya başladı. Asıl sorunun kaynağını kural tanımaz, insan yaşamını hiçe sayan, tepeden konuşan, yalan söyleyen ordu ve onların her olumsuzluğunun iktidar tarafından destek görmesinde aramak gerekiyor. Soma katliamı bu anlayışın bir sonucuydu.

İktidar uzun vadeli varlığını sürdürmek için her yöntemi deniyor, bunlardan en başta gelenlerinden birisi bedava kömür dağıtımı. Ülkeye dağıtacakları bedava kömürün büyük bir kısmını bu madenden çıkarmak istiyorlardı. Madeni Ciner Grubuna ait PARK HOLDING adında şirkete redovans anlaşması ile verirler.

Park Holding yöneticileri madende hazırlık çalışmalarına başlar ancak çeşitli sorunlarla karşılaşınca Enerji bakanlığı ve Migem’e bir rapor sunarlar. Madende havalandırma sisteminin yeterli olmadığını, A panolarında metan bulunduğunu, bir kaza anında işçilerin kaçış yollarının yeterli olmadığını, bu eksikler tamamlandıktan sonra bir vardıya da çalışacak işçi saysının (kendi deyimleri) taş patlasa 400 insan olabileceğini, bu eksiklerin giderilmesi için büyük masraf yapılması gerektiğini rapora yazıyorlar.

Enerji Bakanı Taner Yıldız bu raporu okuyunca Park Holding’e verdikleri redovas sözleşmesini iptal ederek , SOMA HOLDİNG adındaki bir şirkete, yine kanuna aykırı bir şekilde elle yazılmış bir protokol ile devrederler. Dönemin Başbakanı Tayip Erdoğan, Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve Enerji Bakanı Taner Yıldız’dır.

Soma Holding, bir Alman firması bularak dağın tepesinden sondajlama açarak A panolarındaki Metan gazınının bir kısmını tahliye ederler. Enerji Bakanı Taner Yıldız madenin açılışını yapar ve madene işçi almaya başlarlar. Eski raporda yazıldığı gibi vardiya başına 400 işçi değil, 800 işçi ocağa doldurulur.

İşçi alımlarında izlenen yöntem: İş arayan insan AKP’li birini referans gösteriyor, (bir mektup, bir telefon vs.) madene kaydını yaptırıyor. İşe başladığı gün Sendikaya üye kaydı yapılıyor, AKP’ye gizli üye kaydı yapılıyor. İşçiye önce ev buluyorlar, ardından herhangi bir bankaya gönderilerek mobilya, araba, varsa eski borçları için verilen kredi ile hemen borçları ödeniyor ve işçi yeraltına iniyor.
Bir şey daha, dünyada madenciler vardiyalarını yer üstünde değişirler. Soma holding, daha çok üretim için işçilere vardiya değişimini yer altında yaptırmaya başlar. Yani (taş çatlasa 400 insan) dedikleri madene 1600 insanı sokarlar. Gaz maskeleri eski çoğu bozuk , yangın elbisesinden yoksun işçilere, yetersiz verilen havanın, nefes almaya dahi yeterli olmadığının hiç önemi yoktur.

10 yılda 15 milyon ton kömür çıkaracak olan madenden, üç buçuk yılda 15 milyon ton kömür çıkarılır. Yer altından çıkan, kömür, taş, toprak gibi herşeyi TKİ satın alır.

Sonuçta: Maden çok ısınmaya başlar, Metan gazı her gün çoğalır ama ölçümcüler yer altına dahi inmezler, çünkü kağıt üzerindeki görevlerinin ne olduğunu kendileri dahi bilmiyordur.

301 CAN BÖYLE KATLEDİLDİ

İşçiler başağrılarından şikayet ettikçe, pirimlerini kesecekleri baskısı yaparlar ve sonuç (resmi rakamların söylediği) ocak içinde artan Metan gazı ateş alır ve 301 insanımız boğularak katledilir.

Katliam ardından binlerce sakallı, cübbeli tarikat lideri imamlar Soma’ya ilk gönderilenlerdir. Adeta Soma sokakları bu tipler tarafından işgal edildi, gece gündüz camilerden sela sesleri susmadı. Kazanın haktan gelen bir emir olduğu, insanların sabırlı olmaları, devletimizin güçlü, geride kalanların ellerinden tutacağı, bol para ve ev vereceği propagandası ile acılı aileler susturulmaya çalışıldı.

Yetmedi; Hükümet insan başı 8 – 10 Avukat tutarak Tazminat Davası açacağız diyerek bu avukatları göndererek aileleri gezdirdiler..

EYLEMLER BAŞLADI

İlk eylem madende talisiye ekipleri cesetleri çıkarılırken “Başbakan Tayip Erdoğan gelecek” diye tahlisiye ekiplerinin çalışmaları durdurulması üzerine başladı. Tayip Erdoğan’ın bir markete sığındığı eylem ideolojik bir eylemden çok insani bir eylemdi, Bunlar eylemcilere dikleşince, tepkisel eylemler başladı.

Soma Kaymakamı, maden kapandığı için işsiz kalan işçilere iki maaş vereceğini ilan etti ve hemen iki maaş ödemeye başlanınca eylemlere katılanlarda say olarak azalmalar da başladı.

Ailelere altı ay sonra pisikologlar tarafından ulaşılabilindi. Soma Holding’e bir an önce Ceza davası açılmazsa hiçbir vaadin yerine gelmeyeceğini, bu insanların daha çok insan katledeceğini anlatmaya çalıştı Soma’nın aydınlık yüzlü insanları. Soma Cumhuriyet Savcıları tarafından Akhisar ağır ceza mahkemesinde tam bir yıl sonra ceza davası açıldı. Çağdaş Hukukçular Derneği Avukatları, Sosyal Haklar Derneği Hukuk Bürosu Avukatları,Halk evi hukuk bürosu avukatları ve Adalet Arayan Aileler Gurubu Avukatları bu davanın yürütümünü üslendi. 600 den fazla aile Avukatlara vekalet verdi.

İlk duruşma 13 nisan 2015 tarihinde Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde çok zor şartlarda başladı. Patronların can güvenliği olmadığı gerekçe gösterildi, yakınlarını kaybeden aileler duruşma salonuna alınmak istenmedi, polis Mahkeme önünü işgal etti, başka şehirlerden ve yurtdışından gelenler engellenmeye çalışıldı. Tüm bu engeller aşıldı ve Mahkeme başladı.

OSMANLI OYUNLARI BİTMİYOR

Mahkeme üzerinde baskı kuramayacağını anlayan patronlar, hiçbir hataları olmadığını ileri sürerek ölen işçileri suçlayarak mahkemeyi oyalamaya başladılar. Bilirkişi raporları hazırlandı, o raporlara itiraz ettiler, kendileri sahte raporlar üretmeye çalıştılar.

Mahkeme; Tutuklu sanıklar Can Gürkan, Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Mehmet Ali Günay Çelik ile 5’inci duruşma sonunda yargılanmalarına tutuksuz devam edilmesine karar verilen vardiya amirleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık, “olası kastla öldürme” suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle,

Tutuksuz 38 sanık hakkında ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis, Bunlardan 25’i hakkında da bu suçları “bilinçli taksirle” işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması yönünde cezalanmaları yönünde yargılıyor..

FETO JOKERİ OYNANIYOR

Yandaş Medyanın yalan haberleri çıkarılmaya başlandı. “Feto ,PKK Sabotaj yaptı” dediler, Sabah ve Hürriyet gazetelerinde, trol sosyal medya hesaplarında yazılar yazıldı bu konuda.

DHKP-C Sabotaj yaptı diye haberler başladı. En son iddiaları Feto sabotajı jokerini oynamaya başlayınca, Akhisar Cumhuriyet Savcılığınca Mahkeme Heyeti hakkında “Feto sabotajı iddiasının araştırılması için” soruşturma başlattı.

Son dört mahkeme de esas hakkında mütalaa okuyacağını söyleyen o yürekli Soma Davası Savcısı “Hazırlanamadım” diyerek mahkemeyi 11 Haziran 2017 tarihine ertelenmesine neden oldu.

Soma katliamı davası neden bitirilmez, hangi eller, hangi güç davayı engelliyor gibi düşünüyor insan bu kadar yalanı duyduktan sonra.

Sonuç olarak: Eğer bu davayı Somalı bir avuç yüreği yanmış aile kazanılırsa, ülkemiz de bundan öteye toplu işçi ölümlerinin önüne geçebilecekleri bir davayı kazanmış olacaklar. Bu dava aynı zamanda geleceğin emek davası, çocuklar öksüz, gelinler dul kalmasın diye verilen insanlık davası.

Somalı aileleri, ailelere yardımcı olan yoldaşlarımı, arkadaşlarımı bir daha yürekten kutluyor, selamlarımı yolluyorum…

Zeynel Gül

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız