PAYLAŞ

Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti ile ilgili açılan davanın 17’nci duruşmasında savcının mütalaa vermemesi üzerine gerginlik yaşandı.

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti ile ilgili 6’sı tutuklu 46 kişinin yargılandığı davanın Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 17’nci duruşmasının öğleden sonraki oturumunda sanıklardan İsmail Adalı söz aldı. Bilirkişi raporunu hedef alan Adalı, heyetin hazırladığı bilirkişi raporunda eksiklikler olduğunu ve gerçeklerle yargılanmak istediğini söyledi.

SANIK ERSOY MİGEM VE TKİ’Yİ SUÇLADI

Adalı’nın ardından konuşan Ertan Ersoy ise rapordaki eksiklikler olduğunu iddia ederek, kendi görevinin teknik nezaretçilik olduğunu ancak kendi görevi dışındaki suçlamalardan dolayın tutuklu olduğunu söyledi. “10 tane profesör olayın neden olduğunu bilemezken, 3 bin kişinin çalıştığı yerde benim olayı önceden bilmem imkansız” diyen Ersoy, olaydan önce ocağa müfettişlerin denetlemeye geldiğini, herhangi bir uyarıda bulunmadıklarını söyledi. Havalandırma projesinin MİGEM ve TKİ tarafından onaylandığını söyleyen Ersoy, “madem havalandırma uygunsuzdu MİGEM kapatın deseydi. TKİ neden onayladı. Havalandırmaya dair müfettişler madeni kapatabilirdi. Madem böyle bir risk vardı bize niye ocağı verdiler. Projeyi onaylayanlar neden yargılanmıyor” dedi.

Sanıklardan Mehmet Ali Günayçelik, bilirkişi raporuna itiraz ettiğini söyleyerek, “herkesin kendince kurgu oluşturup ifadeler üzerinden bir şeyler yazmış. Kimse neyden dolayı olduğunu bilmiyor. Öngörülememiş bir olayı ben nasıl öngörebilirim” dedi. Kablo yanması noktasında bilirkişinin bilimsel açıklama yapması gerektiğini söyleyen Günayçelik, “Kablo kopmuş da olabilir biri gelip kesmiş de olabilir” dedi. Müşteki avukatlarını da hedef alan Günayçelik, avukatların uydurma gerekçelerle kendilerini suçladığını iddia etti.

SANIK AVUKATI SORUŞTURMANIN TAMAMLANMASININ BEKLENMESİNİ İSTEDİ

Sanıkların ardından söz alan sanık avukatı Kadir Çetin, ek bilirkişi raporlarına dair alanlarında uzman olduğu iddia edilen öğretim görevlilerinden görüş aldıklarını belirterek, bu görüşlerin tamamını mahkeme salonunda okudu. Bilirkişinin yaşlan söylediğini ve sahte deliller ürettiğini iddia eden Çetin, bilirkişi raporunun kurgusal olduğunu öne sürdü. Müşteki tarafın davayı oldubittiye getirmeye çalıştığını söyleyen Çetin, bu oyuna gelmeyeceklerini, heyetin raporunun bilim kurgudan ibaret olduğunu iddia etti. Tanık anlatımlarında olmayanları bilirkişilerin var ilan ettiğini söyleyen Çetin, adalete olan inançlarının azaldığını söyledi.

Çetin, sabotaj iddialarına ilişkin Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlandıktan sonra yargılamanın devam etmesini, savcının da onun üzerine mütalaa vermesini talep etti.

SAVCI MÜTALA VERMEDİ

Avukatların ardından mütalaa vermesi beklenen savcı ise tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep ederek, esasa ilişkin mütalaasını ise Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın gelişmesine göre vereceğini söyledi.

MÜŞTEKİ AVUKATLARI ESASA İLİŞKİN YENİDEN BEYANDA BULUNACAK!

Müşteki avukatlarından Selçuk Kozağaçlı ise esasa ilişkin mütalaanın verilmesinde şüphelisi ve sanığı olmayan soruşturmanın beklenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Manisa savcısının böyle bir dosyayı mağdur taraf ile paylaşması gerektiğini söyleyen Kozağaçlı, FETÖ/PDY’nin sabotaj iddialarının arkasına sığınarak sanıkları kurtaramayacaklarını vurguladı. Savcının Ocak ayında cebinde mütalaası ile geldiğini ancak mütalaa vermeyerek iki kez süre istediğini hatırlatan Kozağaçlı, yargılamanın uzatılmasına izin vermeyeceklerini ve gerekirse savcı hakkında şikayette bulunacaklarını söyledi.

“Ben bu cesareti nereden aldıklarını anlamıyorum. Biri çıkmış bilirkişi sahtekardır diyor. Bu kişi hakkında bir ay önce sahtekarlıktan yargılama yapıldı” diyen Kozağaçlı, devletin denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğinin çok açık olduğunu, şirketin devlet tarafından kollandığının ve rüşvet aldığının ortaya çıkacağını vurguladı. Kozağaçlı, son olarak Sorumlu olan herkesin hesap vereceklerini söyledi.

Manisa Başsavcılığı’nın gizlilik ile yürütülen soruşturması hakkında kendileri bilgi alamazken, sanıkların bilgisi olduğunu söyleyen Kozağaçlı, sahte yollarla hazırlanmış bir savcılık dosyası ile sanıkların suçlamalardan kurtulamayacaklarını belirtti. Kozağaçlı, dosyaya sunulan yeni verilere dikkat çekerek, esasa ilişkin yeniden beyanda bulunacaklarını belirtti.

‘FETÖ İLE KİMİN İŞ TUTUĞUNU HERKES BİLİYOR’

Müşteki avukatı Can Atalay ise Can Gürkan’ın “Keser döner sap döner gün gelir hesap döner” sözlerine dikkat çekerek, 18 Nisan tarihinin Türkiye adalet tarihine geçtiğini, bir sanığın mahkeme heytini tehdit ettiğini hiçbir zaman görmediğini söyledi. FETÖ ve sabotaj iddialarına ilişkin ise “Bu şirketin kimlere bağış yaptığını biz biliyoruz” diyen Atalay, şirketin FETÖ ile ilişkisi olduğunu ifade etti. “Bu ülkede Fethullahçı’larla kimlerin iş tuttuğunu herkes biliyor” diyen Atalay, sanık Can Gürkan’ın Manisa Başsavcılığınca yürütülen gizli soruşturmanın içeriği hakkında bilgisi olduğunu ve duruşma esnasında avukatları uyardığını söyledi. Bu dosyada esas hakkında mütalaa verilmezse Türkiye kamuoyunun bunu tartışacağını söyleyen Atalay, “Adalet bakanını bu işe ortak etmiş olabilirsiniz. Bakanları ortak etmiş olabilirsiniz. Biz buna göz yummayacağız” dedi.

GÜRKAN AVUKATLARI TEHDİT ETTİ

Avukatların ardından tutukluluk talebine ilişkin beyanı sorulan sanık Can Gürkan, savunma yaptığı esnada müşteki avukatlarına dönerek, “Susun da dinleyin” şeklinde hakarette bulundu. Yaşanan duruma aileler tepki gösterirken, salonda gerginlik yaşandı. Çevik kuvvet polisleri kalkanları ile birlikte salona sokulurken, mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi. Aileleri ise yaşanan durumu protesto etti.

‘CUMHURBAŞKANI AÇIKLAMA YAPSIN’

Gerginliğin ardından duruşma salonu önünde açıklama yapan avukat Selçuk Kozağaçlı, dosyada 15 tane rapor olduğunu bu raporlarda 301 kişinin şirketin ihmali sonucu öldüğünün belirtildiğini söyledi. Manisa’da yürütülen soruşturmaya ilişkin ise “Bizden gizli patronla beraber benim çocuğumun katilini mi araştırıyorsunuz” diyen Kozağaçlı, adalete duydukları inancın bu tarz naylondan soruşturmaları beklemeyeceğini söyledi. Bu davanın görüleceğini vurgulayan Kozağaçlı, gerekirse soruşturmayı yürüten savcıya ailelerle birlikte dilekçe vereceklerini belirtti.

Kozağaçlı’nın ardından açıklama yapan Can Atalay ise sanıkların ve avukatların en üst makamlarla görüştükleri yönünde söylemlerine dikkat çekerek, “En üst makamdaki cumhurbaşkanıdır. Bu konuda cumhurbaşkanının açıklama yapmasını bekliyoruz” dedi. Atalay, ne olursa olsun davanın takipçisi olacaklarını vurguladı.

Yorumunuzu yazınız