PAYLAŞ

Manisa’nın Kula ilçesi İncesu köyü mevkiinde kalker ocağının kapasite artışı onay aldı. Devlet kayıtlarında orman ve tarım arazisi olan bölgede şirket, bu kapasite artışıyla beraber bitkisel toprağı sıyırma uygulamasından dinamit patlatmaya kadar birçok işlem yapacak.

Son dönemde şirketlerin hedefi olan Ege Bölgesi kentlerinde, şirketlerin doğal yaşamı talan eden projeleri valiliklerce peş peşe onaylanıyor. Daha önce de birçok projeyle ekolojik yaşamın ve tarım alanlarını talana açan Manisa Valiliği, yine bir “ÇED gerekli değildir” kararıyla gündemde. Manisa’nın Kula ilçesi İncesu köyü mevkiinde Beyhim İnşaat’a ait Kalker Ocağının kapasite artışı için valiliğe başvurdu. Başvuru dosyasının incelenmesinin ardından proje için “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Tüm onaylanan projelerde olduğu gibi bu projede de çevreye verilecek zarar görmezden gelindi.

ORMAN VE TARIM SAHASI!

Proje alanının bulunduğu parsel ise “İzmir- Manisa Planlama Bölgesi 1/ 100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı”nda Tarım arazisi olarak belirtilen alanda bulunuyor. Yine proje alanı engebeli ve tepelik bir yapıdayken, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, orman sınırları içinde kalıyor. Bitki örtüsü ile kaplı olan sahada 2006 yılından bu yana çalışma yapılıyor.

DAHA ÖNCE DE İKİ KEZ KAPASİTE ARTIŞI GERÇEKLEŞTİRDİ

Kalker tesisinin kurulduğu 2006 yılından bu yana daha önce de kapasite artışı için 2 kez “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Şirket, bu karar doğrultusunda 2010 yılında 2 kez kapasite artışı gerçekleştirdi. Bugün gündeme gelen söz konusu projede ise Kalker Ocağı’nın kapasite artışı doğrultusunda 16,97 hektar alandan 24,65 hektar alana yayılması planlanırken, kırma – eleme tesisi de yıllık 380 bin tondan 397 bin tona çıkarılması planlanıyor.

ŞİRKET AK PARTİ’NİN POLİTİKALARINDAN DEM VURDU

14 yıllık iktidarı boyunca ekolojik yaşamı hiçe sayarak “Duble yollar” ve “TOKİ’ler” gibi rant odaklı projeleri ağzından düşürmeyen Ak Parti’nin alt yapı ve inşaat sektörüne yüklenmesinin, zincirleme olarak doğa katliamlarını beraberinde getirdiği bu projede de görülüyor. Kalkerin çimentonun ham maddesi olduğu kamuoyu tarafından bilinirken, şirket de hazırladığı kapasite artışı projesinde sürekli “büyüyen” altyapı ve inşaat sektörünün ham madde ihtiyacından dem vurdu.

Dosyada, “Son yıllarda ülke nüfusunun artması, sanayinin gelişmesi, yerleşim alanlarının genişlemesine paralel olarak yurdumuzda inşaat, altyapı sektörlerinde büyük bir artış gözlenmektedir. Kalkınmakta olan ülkelerin en iyi göstergelerinden birisinin bu olduğu göz önüne alındığında planlanan faaliyet için temel kabul edilecek kalkere günümüz koşullarında ne kadar gereksinim duyulduğu ortadadır” denildi.

‘KONTROLLÜ’ TOZ MİKTARI ÜRKÜTÜCÜ

Tüm projelerde olduğu gibi bu projede de ilk olarak bitkisel toprak örtüsü çalışma yapılacak alandan sıyrılacak. Sıyrılma işleminde yapılacağı iddia edilen “kontrollü” çalışmada ise ortaya çıkacak toz miktarı ürkütücü. Bitkisel toprağın sıyrılması esnasında ortaya saatte 0,7671 kilogram toz çıkacak.

PATLATMANIN ÇEVREYE ZARARI OLMAYACAKMIŞ!

Toprağın sıyrılmasının ardından ise Hidrolik delici ile delikler delineceği belirtilen projede bir sonraki aşamada ise patlatma yapılacak. Söz konusu patlama nedeniyle bölgede bulunan birçok bitki türünün zarar göreceği bilinirken, kuşlar başta olmak üzere birçok hayvan topluluğu da göç etmek zorunda kalacak. Ancak şirket tüm bunları görmezden gelerek projede, “Yapılacak patlatmanın çevreye ve diğer maden sahalarına herhangi bir etkisi olmayacaktır” dedi.

Patlatma esnasında fırlayan taş parçacıklarının etrafa yayılacağı da belirtilen projede, ortaya çıkan tozun yüzde 20’sinin ise havada asılı kalarak rüzgar etkisiyle orman ve tarım alanı olan çevreye dağılacağı ifade edildi. Patlatmaya ilişkin hava kirlenmesine katkı değerlerinde saatlik değerler çok yüksek çıktığı da projede yer aldı.

‘DOĞA VE İNSAN SAĞLIĞINA CİDDİ ZARARLARI OLACAK’

Ege Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi Sözcüsü Tuncay Karaçorlu, bölgede yaşanacak patlamaların hem doğaya hem de insan sağlığına olumsuz etkide bulunacağını belirterek, “Patlamaların ve onun yaratacağı ses ve tozun etkisinin, toplumsal ve bitkisel yaşama bir yanıyla gürültü diğer yanıyla da bitki örtüsündeki gözeneklerin dolmasıyla zararı büyük olacak. Bölgede insanın ve doğanın temel gereksinimlerinden biri olan soluk alıp vermesinin solunumunun engellenmesi de söz konusu olur. Ayrıca ortaya çıkan ses ve gürültünün hayvan yaşamına da zararı olacağı kesindir” dedi.

‘BÖYLE GİRİŞİMLERDEN UZAK DURULMALI’

Projenin durdurulması gerektiğini söyleyen Karaçorlu, “Yanlış ÇED değerlendirmesinin ve sonuçlarının bu bölgede yapılan yeni girişimlere zemin oluşturmasıdır. Bu yanlış ÇED onaylarının bir nedeni de böylesi kalker ocağı patlatma gibi yeni gelişmelere yol açmanın sonucu olduğu çok açık. Bölgede yapılması gereken kalker ocağına ilişkin bu yeni adımları atmamak, orman alanlarımızın ve tarım alanlarımızın yeni ve farklı boyutlardaki tahribatlarla karşılaşmasını durdurmaktır. Bölgenin geleceği olan tarım alanlarımız ve orman alanlarımız korunmalı böylesi girişimlerden uzak tutulmalıdır” dedi.

Yorumunuzu yazınız