PAYLAŞ

Alevilik; kelam ilmi deyip, salt ibadet ve formel kurallarla sınırlandırmak onun; her doğa parçasına ruh veren tarafını soyutlaştırıp, yaşamdan koparır. Oysa bizde bitkiler yaşken koparılmaz akan suyu kirletilmez, hayvanlar avlanarak yenilmez ve dağlar kutsal ziyaret yerleridir. Her kutsama Hz Ali’ye ulaşmak her kutsama yeniden diriliştir.

İnsanın üstünlüğü ve farklılığı yeryüzü halifesi olduğuna değil, yaşamı idrakinde ve bilinçli olmasına bağlanır. İşte, bu kadar gerçek bu kadar samimi olan bir inancın Yaşanıla bilirliğini kendi din anlayışına göre biçimlendirip, tarihsel kültür varlığımızda boşluk yaratanların hafızası kayıp, şuuru siyasidir. Bu konuda örnekler hızla çoğalmakta her gün bize ait olmayan ama bize dayatılan şekilsel ibadete zorlanmaktayız. Akıl, bilim, sevgi, muhabbet, ikrar, rızalık şekle dönüşmek üzere.

Her farklılığımızda mitolojiyi kurcalayarak, tarihi taraflı eşeleyerek bize ait olmayan kaynakları örnek gösteriliyor. Bize siz aslında busunuz diyenlere cevabımız Şu olmalı; biz evimizde, sokakta, işyerinde nasıl yaşıyorsak, çocuklarımıza insan olmayı nasıl anlatıyorsak, onların haksızlığa karşı çıkmasını nasıl öğretiyorsak Aleviliği de öyle yaşıyoruz, öyle inanıyoruz demeliyiz

Bizim farklılıklara sevgiyle yaklaştığımızı da. Bu farklılıkların bazıları da bayramlar, yapılan kültürel etkinliklerdir. Farklı kutlamalardır.

İnançla bütünleşmiş ya da bütünleşmemiş ne varsa her etnik grubun kendi kimliğine göre bir sembole bürünmüştür. Bunların bazıları ortak takvim bilgisinde ve doğanın bilimsel sırrında gizliyken bu güzelliği tek bir çıkış noktasında tüm haklara aynı kapta sunmak ideolojik bir yaklaşımdır.

Örneğin Nevruz; Zazaların Hawtemal,ı Kendalilerin bahar pikniği, Kürtlerin demirci kavası Aranavutların bahar seremonisi ,Boşnakların kirilcesinde bajramı, Pomakların Yamak bayramı, Çingenelerde özgür Luri halkı , Araplara Dicle kıyısındaki özgürlük, Lazlarda horon tutkusu ,Süryanilerin kadim mücadelesi, Dürzülerin dağlarında tanrıyla buluşması, Türklerin Ergenekon çıkışı her biri kendince özgürlük ve yaşam mücadelesinin sembolü haline getirmiştir.

Aleviler ise zalimlere karşı Hz Ali’nin Hızır ile özdeşleştirilmesi, Baharın ilk güneşi, hayatın tabiatta bulma neşesi, yürekten paylaşılan bir niyaz lokmasıdır. En acısı Kerbela da Hz Hüseyin’in yezide karşı onurlu mücadelesidir. İşte ne olursa olsun bırakalım. Herkes bayramda ne anlıyorsa onu yaşasın. Zaten kutlama demek; özlem, sevinç, hüzün özgürlük ve hoşgörünün bir arada olduğu gün değil mi?

Nevruz kutlu olsun…

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız