PAYLAŞ

Geçen sene Süleyman Metin Dede’yle uzun bir söyleşiye başlamıştık. Bir bölümünü bitirsek de dedenin daha söyleyecekleri vardı. Sonrasında Divriği Gazetesi adına da Sayın Yahya Kemal Bayar’la dedeyi ziyaret ettiğimiz evinde de görüntülü bir söyleşimiz olmuştu…

Kalp rahatsızlığı geçiren ve Alevi Ocakları, Dedeler Birliğinin kurulmasını savunan, bu konuda yoğun gayret gösteren, bir dönem Cem Vakfı’nda da görev yürüten halen Baba Mansur Derneği Başkanlığına da yapan sevgili dedemizle daha önce, Baba Mansur Derneği’nde yaptığım söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum…

SÜLEYMAN METİN DEDE
BABA MANSUR OCAĞI
SİVAS KANGAL MESCİT KÖYÜ -1945

DEDELİKLE İLGİLİ SORULAR

Sevgili dedemiz, siz Alevilik ve dedelerle ilgili bilgilerinizi kimden / kimlerden, nasıl öğrendiniz?

Bizim köyümüz; Baba Mansur Ocağına bağlı olarak, Muhundu’da (Darıkent) 1800’lülerde Zara’ya oradan da Kangal’ın Mescit Köyüne gelip yerleşmişler. Mescit’te Veyis ve Süleyman kardeşler Alevilikte 4 Kapı 40 Makam olan hakikat seviyesinde yol erkân sürdürmüşler. Köyümüzün çoğu bu sülaleye mensup ve dede köyüdür. 27 köy civarında talipleri vardır. Kışın 3-4 ay sürekli inanç konumunda toplantılar oluyor, muhabbetler ediliyor. İnanç konumunda merkez köydür.

Çocukluğumuz dedelerimizin söylemleri ile ve babamın öğretileri ile yol erkan öğrendim. Daha sonra köyümüze Eyüp Tekyurt Dede (Pir Sultan Ocağı’ndan) Halil Öztoprak, Âşık Daimi, Davut Sulari, Meluli Baba, Kayseri Sarız bölgesinde Söbe Çimen Köyü’nde Aziz Baba, Davut Ali, Maraş bölgesinde Ali Gemke (7 mahlası var) bu insanlar sürekli köyümüzü ziyaret ediyorlardı. İnanç konularında köyümüzde muhabbet meclisleri kurulurdu, biz bunların öğretileri ile büyüdük. Bunları dinleyerek Alevilik’le ilgili bilgileri öğrendik.

Siz soru sorabiliyor muydunuz onlara?

Kafamıza takılan soruları büyüklerimize sorabiliyorduk. Onlar da bizim seviyemize göre bilgi veriyorlardı. Seviyemiz derken mesela 4 Kapı 40 Makam konularında kişinin alacağı bilgi ve becerisine göre izah ediyorlardı. Çok ileri konuları daha sonra aktarmaya başladılar. Daha çok babamın ve Halil Öztoprak’ın el yazmaları halen dosya elimde bunları da okuyarak öğrendik.

Çocukluğunuz nasıl bir ortamda geçti?

Çocukluğumuz genellikle köy şartlarına göre aile konumundan dolayı iyiydi, ekonomik bakımından durumları iyiydi. Zamanındı bizi okula gönderdiler, diğer konularda da yokluk çekmedik. Yetiştiğimiz ortam da köy şartlarına göre güzeldi.

Çocukluğunuzda neler yapardınız?

Çocukken her yörenin yöresel oyunları vardı, kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapıyorduk. Kışın kendimiz kızak yapıp kayıyorduk. Lekan (kara batmamak için yapılan bir şey (bazıları hedik diyor)) dedikleri ayağımıza giyer kar üzerinde kızak kayardık. Yazın eli iş tutanlar genellikle kuzu yayılmada başlayarak çeşitli işler yapardı, oyuna vaktimiz kalmıyordu. Kuzu yayarken bile arkadaşlar bir araya gelerek çeşitli oyunlar oynardık.

Köyünüz nasıl bir köydür?

İç Anadolu bölgesinin kırsal ikliminin hakim olduğu bir köydü. Köyümüzde, genellikle çavdar, fiy, buğday, küşne (burçak), mercimek ekiliyor ve hayvancılık yapılıyordu. Arıca arıcılık da yapılıyordu.

Coğrafyası nasıldı?

Yılanlı Dağı’nın eteklerine doğru engebeli arazisi var.

Kaç yaşına kadar köyde yaşadınız?

1945 doğumluyum, 1960 yılına kadar köyde yaşadım.

Sima veya kişilik olarak köyde kimleri hatırlıyorsun, sizi etkileyen kişiler kimlerdi?

Dedem Bakıl Dede (Süleyman Metin), Veyis Çakmak Dede, Maksut Coşkun Dede, Ali Coşkun Dede, Süleyman Coşkun Dede, Gülabi Karabulut Dede, Ali Şahin Dede, Süleyman Ocak Dede, Veyis Akpınar Dede gibi yaşlı dedelerimiz, inanç konularında bize çok iyi örnekti, onları net hatırlıyorum. Babama kadar olan kuşakta köyde yaşayan kuşaktı.

Bunların özellikleri neydi size göre?

Çoğu çok iyi saz çalıyordu. Hakikat konularında geçmişte gelen çok önemli bilgilere sahiptiler. Bu konuları devamlı işlerlerdi. Köyümüze misafir geldiği zaman ev sahibi bütün komşuları davet ederek, o gece o evde muhabbet edilirdi. Daha sonra sıraya konulurdu, diğer komşularda yemek hazırlayarak davet ediyorlardı.

İnsan ilişkileri nasıldı?

O dönemde herkes son derece birbirine saygılıydı. Hızır orucu tuttuğumuz zaman sabah kalkar bütün büyüklerimizin elini öperdik, akşam orucumuzu açında yine büyüklerimizin elini öperek onların duaları ile orucumuzu açardık. Saygıdan dolayı büyüklerin yanında el bile cebe konulmazdı. 60’a kadar köyümüzde ve civar köylerde mahkemelik olayı olmadı. Civar köylerde olay olunca heyet halinde gelirlerdi araya dedeler girerek hallederlerdi.

Sizce dede kime denir? Dede olabilmenin koşulları nelerdir?

Dede ailesinden doğan herkese dede denir. Ancak; dedelik yapabilmesi için mutlaka pirinden mürşidinden el alıp o konuma haiz ise ona göre dedelik yapma yani pirlik yapma yol erkân sürdürme yetkisi verilirdi. Pirlik dedeliğin bir üst makamıdır. O konuda ihtisas görmüş, hürmet almış yetkin kişiye pir denir.. Pirliğin bir üst makamı da mürşitlik makamıdır. Mürşit-i Kamil; 4 Kapı 40 Makamdan haberdar olan can gözü açık, Ehlibeyt yolunu 4 kapısında da haberdar olan kişi demek.

Bir kişinin pirlik yapabilmesi için kendi pirinden el alması lazım. 4 Kapı 40 Makamını bilen piri mürşidi olan musahibi olan, düşkünlüğü olmayan, kişiler mürşidi tarafından hangi kapıya yönlendirilmişse orada görev yapar. İmam Cafer Buyruğu’nda da geçen bu konularda haiz olmayan insanların pirlik yapması doğru değil. Talip yetiştirmesi için bir pirin yetişmiş olması lazım.

Dedelik nasıl ve ne zaman doğmuştur?

Seyit Baba Mansur Makalat-ı Lütfüye’sinde şöyle bir konu tarif eder. Nübüvvet Hz. Muhammet ile son buldu. Velayet ve İmamet Hz. Ali ile başladı, İmam Mehti’ye kadar devam etti. Ondan sonrası Ehlibeyt yol erkanını sürmek mürşiti kamillere nasip oldu. Mürşit-i kâmillerde bu yolu devam etme imkânı buldu mürşitlik, pirlik, rehberlik ve 12 hizmette bu yol erkân sürecektir.

1100 yıllarında yaşayan Seyit Baba Mansur ve çeşitli kaynaklarda da Hz. Muhammed efendimizin yol erkânı kırklar ile başlatması ve Hz. İmam Mehdiden sonra o yola erkana Anadolu Erenleri bu üç kural ile yolu sürmeye devam etmişlerdir günümüze kadar. Bundan sonra da devam edeceğine inanıyorum.

Dedelik görevini ne zaman, nerede ve nasıl yerine getirmeye başladınız?

Babam 1986’da rahmetli olduktan sonra kendi önerisi ile, benim dostlarımı hiçbir zaman yalnız bırakmayacaksın ve onlara hizmette kusur işlemeyeceksin, demesi ile manevi bir görev olarak 1980 yılından itibaren bu konuları sürdürmek için kendimi sorumlu hissettim o günden beri devam ediyorum. Başta İstanbul olmak üzere gittiğim her yerde dedelik görevini yerine getiriyorum. Çağrıldığım her yere dedelik görevi için gidiyorum yerine getirmeye çalışıyorum.

En son nereye gittiniz, orada ne gibi görevler yaptınız?

2016 yılında Almanya’ya gittim, farklı şehirlerde 17 cemevinde, Ehlibeyt yol ve erkan üzerine paneller verdim, muhabbetler yaptım. Yol erkânı 4 Kapı 40 Makama göre anlatmaya çalıştım. Aynı şekilde İngiltere’ye de gittim Londra’da başta taliplerimiz olmak üzere çağrıda bulunduğum ortamlarda aynı şekilde hizmetler yürütmeye çalıştım.

Kendi ocağınıza ait ve / veya soyunuzu gösteren bir şecere (soy kütüğü) veya beratınız, yani yetki belgeniz var mı?

Seyit Baba Mansur soy şeceresi var, şu anda Seyit Baba Mansur Ocağı Vakfı olarak da bu konuları kitap haline getirmek için çalışıyoruz. Çalışmalarımız kurumsal olarak devam ediyor. Derneğimiz tarafından görevlendirilen Abdullah Bilgili dedemiz çeşitli çalışmalar yaparak soy şeceresini olgunlaştırma durumuna getirmiştir.

Sizce her dedenin şeceresi olmalı mı? Şecerelerin dedeler için önemi nedir?

Alevi inancı üç boyutta devam ediyor. Bel oğlu dediğimiz, soydan gelen seyitlerin yol sürmesi. Seyitlerin yetiştirdiği ve el verdiği Yol oğlu dediğimiz yolda yetişmiş kişiler. Günümüz koşullarında konuya ilgi duyup yaptıkları akademik çalışmalarla konuya son derece katkıda bulunan eloğlu tabir edilen sistemlerle Alevilik inancı devam ediyor.

Dede olmak için günümüzde, geçmişten farklı olarak, hangi özelliklere sahip olmak gerekiyor?

En önemli özellik dürüst olmak ve bu dürüstlük kadar önemli olan bilgi ve beceri sahibi olmak yol ve erkânı iyi bilmek Ehlibeyt kural ve kaideleri iyi uygulamak.

Gençler sizlerden daha çok hangi konularda bilgi istiyorlar?

Yurtiçi ve yurtdışında yaptığım görüşmelerde ve araştırmalarda Alevi toplumu Aleviliğin orijinal Kırklardan başlayarak yol ve erkânın uygulanmasını istiyorlar. Musahiplik kavli, dedelik, taliplik kavli, mürşitlik pirlik konularını, 12 hizmetleri ve esaslarını öğrenmek istiyorlar. 4 kapı 40 makama göre cem çeşitlerini soruyorlar.

Alevi Sünni evlilikleri, yabancılarla evlilikler, yabancı olan birisinin Alevi olup olmayacağına. Yabancı ile evlenenlerin yol erkân sürüp sürmeyeceği gibi konularda sorular soruluyor.

Soydan gelme dışında diğer yollarla; atama veya seçimle dede olabilir mi? Bunlar hakkında neler söyleyeceksiniz?

Temel ilke seyit evlatlarının el verdiği, el verme olayını biraz açacak olursak günümüzde olduğu gibi eline kağıt verme değildir. Kerem sahibi bir pirin veya mürşidin ulaşmadığı yerlerde tam layık olabilecek kişiye el vermesidir. O el de o kişinin el aldığı seyit evladının denetimi ile devam eder. Kendisi rahmetlik olduktan sonra çocuklarına geçmez. Çocukların bu konuda isteği varsa yeniden el almaları gerekiyor. El vermenin bir anlamı yetki sahibi olan bir dedenin kendi varlığı ile kişiyi varlık sahibi etmesi. Alevilik bir deryadır, ozanlar, aşıklar, yazarlar, akademisyenler herkes bu konuda elinden gelen bilgileri verebilir.

Dedelerin inançsal ve ibadetsel görev ve sorumluluklarından başka toplumsal olarak üstlendikleri görevler sizce nelerdir?

Eskiden halk mahkemeleri vardı, halk mahkemelerinde pir mürşit rehber olmak şartı ile her türlü konu orada işleniyordu. Toplumsal olayların her konumunda dede vardır. Toplumun hayır işlerinde dedeler vardır.

Bir dede hangi şartlarda dedelik yapamaz duruma gelir? Buna nasıl karar verilir? Buna dedeler mi, köylüler mi, talipler mi, bir ocağın ve dergâhın temsilcileri mi karar verir?

Dedelik yol erkân hiyerarşi durumu. Önce dede taliplerine karşı sorumlu herhangi bir düşkünlük gerektiren konularda pirinden mürşidine müracaatla konu dile getirilir. Piri ve mürşidin vasıtası ile uygulanır. Eğer düşkün ise dedelik yapmayacak kadar ceza (sitem) verirler.

Hakkullah nedir?

Bir dedenin yol erkan bakımından yaptığı çalışmada verdiği hizmette hak edip karşılığını almasıdır. Manevi hakullah var, dedenin yaptığı icraattan dolayı gördüğü saygı, sevgi, takdirdir. Maddi konularda da hak edip aldığı bedel. Ancak; dede aldığı bu bedeli belli bir oranda o köydeki fakirlere bağlı olduğu kuruma ve bir miktarda kendisine almak sureti ile aldığı bedel.

Sizce hakkullah alınmalı mıdır?

Kuran’da huluk diye geçer. Bu da o bölgede herhangi bir tabi afet, salgın hastalık, savaş, kıtlık, yokluk için toplanan para demek. Toplanan bu para amacının haricinde harcanmaması lazım.

Hakikat seviyesinde Alevi 4 Kapı 40 Makamın hakikat seviyesinde daha üst düzeyli inanç birliği uygulandığı için onların arasında ayrı bir şey olmadığı için herkes zaten dede talip olmasına bakılmaksızın kim ihtiyaç sahibi ise ona karşılıksız hiçbir menfaat gözetmeksizin yardım edilir. Kırkların birliğini süren insanların o birliğe layık hareket etmesi ve uygulaması son derece önemlidir.

Onların hizmetlerini nasıl yorumluyorsunuz?

Babalık bir nevi el verme olayı Hacı Bektaş’a kadar gelen zamanda. Hacı Bektaş döneminde seyit evlatlarının ulaşmadığı yerlerde tayin edilmiş kişiye baba denir. Babalar kendini atayan seyit evladına karşılık (pir ve mürşidine karşılık) sorumlu görev yapan inanç önderleri.

Babaların seyitlerden bir piri mi olmak zorundadır?

Evet. Bu konularda yetkili bir seyit evladının denetiminde olmaları gerekli.

Şu anda pratikte durum böyle değil?

Son zamanlarda daha ağırlıklı siyasi, ticari ve benlikle yapılan Alevilik ön plana çıkarıldı. Asıl olan 4 Kapı 40 Makam uygulaması sözde kaldı. Nasıl ki bir okulda yetişmemiş bir insanın öğretmenlik yapacağı gibi Alevi ekolünde 40 Kapı 40 Makam sisteminde geçmeyen bir insanda yöneticilik yapamaz.

Ben Bektaşiliği kastettim?

Hacı Bektaş dönemi dahil konu Alevilik olarak devam etmiştir. Hacı Bektaş’tan sonrası Osmanlının yönlendirmesi ile Hacı Bektaş Aleviliğinin içine daha çok Nakşibendi tarikatında gelen Nakşiler görevlendirilmiş bu kurum sanki Alevi ve Bektaşi ayrıymış gibi bir uygulamaya tabi tutulmuş.

Hacı Bektaşi Veli’nin yaptığı uygulamalara baktığımız zaman 4 Kapı 40 Makamı uygulamaları olarak yapmış ve ona göre insanlara yol erkan bakımından görev vermiş. Bir insanı eğitmeden onu farklı noktaya getirmeden görev vermek doğru olmaz. Bir insanı eğitmek için de o kişinin o konuda mutlaka uzman olması şarttır. Günümüzde olduğu gibi cem vakfının yada Bektaşilerin yaptığı gibi bir kağıt vermekle kişi o yeteneği kazanmış olmuyor.

Dede nasıl ki 4 Kapı 40 Makam’dan geçmeden dedelik yapmıyorsa bir kişinin de babalık yapabilmesi için 4 Kapı 40 Makam’dan geçmesi pirliğini mürşitliğini ispat etmiş kendisini farkıyete getiren kişiden el alması lazım.

Günümüzde Sücaattin Veli Ocağı’nda yapılan uygulama daha doğrudur. Fuat Köprülü’nün İlk Mutasavvuflar Kitabında Ahmet Yesevi Nakşibendi’den önce olduğu halde yaşadığı dönem ve devir bakımından onu sanki Nakşibendiye bağlı gibi göstermeye çalışmıştır. Hâlbuki hiyerarşik durumda sonra gelen öncekine bağlanır. Önceki sonraki yok ki ona bağlansın. Yol kıdemi bakımından Nakşibendilik hariç, sonradan Sünnileşmiş olsa bile bütün tarikatlar kendini Hz. Ali’ye bağlamışlardır. Çünkü Cebrail tarafından 120 bin kelam geldi (90 bin derler ama 120 bindir) bunun 30 binini Hz. Muhammed Şeriat kapısında uyguladı, 90 bin kelamı Hz. Ali Efendimiz tarikat, marifet ve hakikat makamlarında uyguladı 90 bin ilimin sahibi velayet sırrından dolayı Hz. Ali olduğu için bütün tarikatlar, tarikat, marifet ve sırrı hakikat konularında Hz. Ali’ye bağlandılar. Nakşibendilik hariç.

Yalnız dedem Nakşilik 1826’dan sonra Bektaşiliğe girdi Hacı Bektaş’tan sonra Balım Sultan gerçeği var. Onlar bir bağımsız tarikat olarak varlıklarını o tarihe kadar sürdürdüler.

Benimde dediğim de oydu.

Dedeler ve babalar hangi noktalarda birleşiyorlar, hangi noktalarda ayrılıyorlar?

Yol erkân uygulandığı takdirde hiçbir konuda ayrışmaları mümkün değil.

Ehlibeyt yolu Anadolu’da Balkanlar’da ve günümüzde 4 Kapı 40 Makamla uygulanmıştır. Seyit Baba Mansur’un, Hacı Bektaş Veli’nin, Yunus Emre’nin, Balım Sultan’ın, Kaygusuz Abdal’ın 4 Kapı 40 Makam’ı tamamen aynıdır.

Daha önce de söylediğim gibi ayrışmalar siyasi ve benlik olarak uygulandığı için günümüzde bu ayrışmalar göze çarpıyor.

Aslına döndüğümüz zaman yol birdir, gidişat bin bir dedikleri, bin bir sırrın varlığına ulaşanlar gerçek Ehlibeyt yolunu anlayıp uygulayabilirler.

Karahanlılar, Selçuklardan Osmanlılar ve günümüze kadar çeşitli devlet ve mahalle baskıları yüzünden Alevilik farklı bölgelerde farklı uygulamalar olmuştur.

Hiçbir dönemde Hakk Muhammet Ali Ehlibeyt birliğinden ayrılmamıştır. Kişiyi kıble olarak kabul etmiş, Hakk Muhammed Ali varlığını kendi mürşidi kâmillerinde aramışlar.

Dedeler evlenirken neleri gözetirler?

Dedeler; Yol erkân sorumluluğu altında olduğu için, her konuda örnek kişi kabul ediliyorlar. Onun içinde giyinmeleri, yemeleri, içmeleri, konuşmaları, gezmeleri, evlenmeleri ile topluma örnek olmak mecburiyetindeler. Onun içinde evliliklere son derece önem verilir. Çünkü bir ana da topluma karşı örnek olmak durumunda. Çok önemsenerek dikkat ediyorlar.

Seyit evlatları genellikle yol erkanı daha iyi bildikleri için daha çok tercih edilirdi. Küçükken yol erkan konularını iyi bildiği için bunlar tercih edilirdi.

Bazı dedeler kesinlikle dedelerin taliplerle evlenmelerine karşılar. Bunu çok ağır ifadelerle tenkit eden dedelere rastladım. Siz bu konuda ne dersiniz?

Çok doğru düşünce değil. İmamlara baktığımız zaman çoğunun dışarıdan evlendiğini görürüz. Zaten bir dedenin dedelik yapabilmesi için öncelikle evli olması şart. Evli olan bir dedenin de talibi ile evlenme şansı yok. Dede talibi ile evlenebilir. 4 Kapı ve 40 Makam’da bunun izahatları farklıdır.

Musahibiniz var mı? Musahibiniz de dede soyundan mı?

Müsahibim var. Dede soyundan, Baba Mansur Ocağı’ndandır. 25 yaşlarından, evlendikten sonra müsahip olduk. Müsahipliğimizi babam bağladı. Bize önerdiği kavramı; dört kapıya göre müsahibin anlamı artarak önem kazanıyor.

Şeriat’ta Müsahipliği, birbirini korumak kollamak;

Tarikatta, mal paylaşımı da dahil birbirine miras düşecek şekilde müsahip olmalı.

Marifet Makamında dört can; bir can, bir ruh, öz olmalı.

Hakikat makamında birbirinin uğruna can verecek kadar, özverili olmak, şeklinde müsahipliğimiz bağlandı.

Şahsi kanaatim, müsahiplik Hz. Muhammed ve Hz. Ali’de örnek olarak “öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” ilkesiyle devam etmelidir.

Müsahibimle birlikte bu yolu sürmeye çalışıyoruz. Her sene müsahibi bağlayan ocak (dede) tarafından müsahiplerin her kapıya göre görgüden geçmesi lazım. Örneğin tarikatta müsahiplerse tarikat müsahipliğini bağlayan dede tarafından görülmelidirler. Müsahip olduktan sonra aşina ve peşine diye de dört kişi yola hazırlanmalıdır. Dede tarafından müsahiplik bağlandıktan sonra bunların sorumluluğu (dört canın sorumluluğu) daha önce müsahip olmuş, kişilerin sorumluluğuna bırakılır. Bu kişiler her hangi bir sorunda sorunları halleder. Edemediği takdirde konu rehbere, pire ve mürşide intikal eder. Bu makamlarda sorun halledilmediği takdirde, mürşit tarafından müsahiplerden oluşan bir cem tutulur, konu orada mutlak olarak halledilir.

Dede musahibinin dede soyundan olması gerekli midir?

Alevi olan herkes, konumları uygunsa müsahip olabilir. Alevilikte böyle bir sınırlama bence yoktur ve olmamalıdır da.

Dedelerin musahipleriyle ilişkileri nasıldır? Musahiplik geleneği yoksa bunu neye bağlıyorsunuz?

Önderliği dedeler yaptıkları için, müsahiplik konusunda da daha hassastılar. Bence Ehlibeyt yolunda DÖRT KAPI KIRK MAKAM’ın sürülmesi için, müsahiplik olmazsa olmazlardandır. Fert olarak, kişi yolu sürer, önemli olan dört canın yolu sürmesidir.

Dedelerin kendileri de görülürler mi? Ne kadar süre içinde görülür? Kim görür? Sizin görgünüzü kim yapıyor?

Her dedenin görülmesi gereklidir. Dede de olsa, her sene görülmesi lazım. Bu yolun gereğidir. Bir mürşitte kendi cemaatine karşı sorumludur. Usulen cemaat her sene toplanır, birbirinden razılık alarak görgülere, erkanlara başlanır.

Dedeyi kendi piri görür. Rehberi yine piri görür. Piri mürşidi görür.

Kendi ocağımızda kendi aramızda yapılır.

Dedelerin halka daha iyi hizmet vermesi için bir okula veya buna benzer bir kuruma gidip eğitim alması konusunda neler söylüyorsunuz?

Mutlaka cağımızda, bu gelişmişliğin karşısında dedelerin, pirlerin, rehberlerin mutlaka eğitim görmesi şarttır. Konu hakkında eğitim görmeleri şart olmuştur. Bunun özellikle okulu olması lazım. On iki hizmet aynı zamanda birbirine ikrarlı bir kişinin bu görevi yürütebilmesi içinde mutlaka bunun eğitimini görmesi şarttır. Yoksa eğitimini görmemiş, konunun bilincinde olmayan kişi görevi yerine getirmiş gibi görülür ama bu amaca ulaşmaz.

Bu tip kurumlarda kimler ders / eğitim verebilir? Buralarda hangi konular işlenmeli?

Öncelikle pirler, rehber, mürşitler bu konuda eğitim vermeli. Nasıl ki Arapça’dan Türkçe’ye geçildiği zaman az çok eğitimli olanlar eğitmenlik yaptı. Bugün o eğitmenlerin yetiştirdiği insanlar profesör oldular. Alevilikte pirler ve mürşitler tarafından dersler verilirse, bu konunun ilerisine geçilebilir.

Alevilikle ilgili her konunun işlenmeye ihtiyacı var. Mesela Alevi şeriat kapısına göre kapıcı kapıyı açıp-kapayan anlamındadır. Ancak tarikat makamına göre, o cemde bilgili olması gerekir ki bir muhabbet kapısı açsın. Muhabbet kapısı açmayan bir adam bu görevi yaparsa kısır bir cem olmuş olur. Bu bir örnektir. On iki hizmetin hepsi de tarikat, marifet kapılarında anlamları değişiyor, daha içsel, daha anlamlı bir hal alıyor.

Diğer konularda, çağın icap ettiği bilgileri dedelerin ve on iki hizmet sahiplerinin alması çok uygun olur.

Sizce dedelerin yaşadıkları sorunlar kimler tarafından, nasıl çözülebilir?

Dedelerin bağlı oldukları kendi ocak pirleri tarafından çözülür. Çünkü kişi düştüğü yerden kalkar. Ayrı bir düşkün ocağı olamaz.

Dedeliğin geleceğine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Ehlibeyt yolu sonsuza göre ayarlanmış, biteceğini sanmıyorum. Gittikçe aydınlanma olacağına inanıyorum. Çünkü bir insanın cehaletten kurtulması için bir mürşide ihtiyacı vardır. Alevi Ehlibeyt Yolu da; dede, baba, rehber, pir, mürşit ilişkileri içinde halledilen bir konudur. Nereye dönerseniz dönün bu birliğin dışında bir şey bulamazsız.

Dedelere devlet tarafından bir maaş bağlanmasına nasıl bakarsınız? Dedelerin aynen hocalar, Sünni din adamaları gibi kadrolaşmasını, emekliliklerinin olmasını ister misiniz?

Devlet tarafından değil de, sistem kendi içinde tam gün ve mesaisini bu işe veren, yalnız dede değil, tüm hizmetlilerin sosyal hakları karşılanmalıdır. Yoksa günümüzde bu işi yapabilecek insanları bulmak çok zor. Bulup da istihdam etmek çok zor. İstihdam edebilmek içinde haklarının verilmesi gerekir.

Dedeler (örneğin Kültür Bakanlığı gibi) bir kuruma bağlı olabilirler mi?

Yasal olarak bir statü verilmelidir. Nereye bağlı olacaklarına ise Ocaklar Birliği kararlaştırabilir.

Kendi çocuğunuzu dede olarak yetiştiriyor musunuz? Yetiştiriyorsanız, nasıl yetiştiriyorsunuz? Yetiştirmiyorsanız, niçin yetiştirmiyorsunuz?

Şahsen kendi çocuğumu aileden aldığım eğitimle günün koşullarına göre daha da geliştirerek, Alevi-Ehlibeyt Yolu’nu her aşamada öğretmeye çalışıyorum.

Dede/talip ilişkileri sizce günümüz şartlarına göre nasıl düzenlenip, düzeltilebilir?

Kişi özgürce bağlı olduğu ocağı yoksa ondan izin alarak bir ocağa ikrar vermelidir. İkrar verilmeden dedelik-taliplik yapılamaz. Benim babamın talipleri bana ikrar vermediği müddetçe benim onların üstünde bir hak iddia etmem mümkün değildir. İkrar her seferinde tazelenmelidir. Benim kontrolümde olmayan bir talip isterse kendi yöresinde bir ocağa gidebilir. Benim de ona izin verebilmem lazım.

Şu andaki cem sistemi tamamen Alevi Ocak sistemine zarar vermiştir. Cemdeki yaptığımız ikrar icratında dede ve talipler birbirine ikararlı olmadığı için sadece Şeriat anlamında bir cem yapılıyor. Bu da yeterli değil.. çünkü arzu edilen aydınlanma olmuyor. Bu aydınlanmanın olabilmesi için kişilerin birbirlerine karşı sorumlu olmalıdır.

Dedeler, talipleri tarafından sorgulanıp, denetlenebilir mi?

Bir ikrar ceminde konu cemaat huzurunda dile getirilir, dedeyse rehberine, rehberse pirine, pirse mürşidine durum arz edilerek, konu bir edep içinde ele alınıp ikrar içinde halledilir.

  1. C) OCAKLAR İLE İLGİLİ SORULAR

“Ocak” ne demektir?

Ocaklar nasıl ve ne zaman ortaya çıkmıştır?

Ocakların manevi anlamını nasıl yorumluyorsunuz?

Ocakların mutlaka bir kurucusu var mıdır?

Kendi ocağınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Seyyid Baba Mansur, ocaklar hakkında Makalat-ı Lütfüye Kitabında şöyle bir görüş ileri sürüyor; Nübüvvet Hz. Muhammed ile son buldu. Velayet ve imamet Hz. Ali Efendimizle başladı, İmam Mehdi ile son buldu. Bundan sonra Ehlibeyt yolunu sürmek biz Mürşit-i Kamillere nasip oldu. Mürşit-i Kamiller vasıtası ile her ocak Ehlibeyt yolunu sonsuza kadar sürecektir. Bir insanın Ehlibeyt yolunda Mürşit-i Kamil olabilmesi için Dört Kapı Kırk Makamı ikrarla tamamlaması yol erkân bakımından mürşit makamına ulaşması lazım. Mürşit olabilmesi için de en az yol erkân bakımından kırk kişi Kırklardaki misal gibi kendisine ikrar vermesi lazım ve o ikrar hakikat ceminde meydana sürülmesi icra edilmesi şartı ile mürşitlik oluşur. Bu makama gelen kişiler her ocağın eskiden mutlaka bir mürşit vasıtası ile oluşturulmuştur. Günümüzde de her ocak kendi mürşidini belirlemeli ve mürşidin denetiminde yol ve erkan sürülmelidir. Bu çok mümkün gibi görünmüyorsa da her vilayette her ilde ikrar içinde bu birlikler oluşturulabilir. Yoksa hiç yetkisi olmayan herkes bu yola müdahil olur yol yolluktan çıkar, bugün olduğu gibi.

Sizce, sizin ocağın en yetkili dedesi kimdir?

Baba Mansur 1000 yıllarında Anadolu’ya geldiği için günümüzde on binlerce dede ailesi var. Yöresel olarak Türkiye’nin ve Avrupa’nın her yerine dağılmışlardır. Her yörenin de az çok söz sahibi dedeleri vardır. Biz Baba Mansur Derneğini kurarak bu konuları daha eğitimli bir şekilde gücümüz yeterse hep birlikte düzenlemeye çalışıyoruz.

Sizin ocaktan olan diğer dedelerle bağlantınız var mı?

Ocakzadeler aynı zamanda her ocak birbirine karşı da edep içinde sorumludur ve bu sorumluluğu bir düzen içinde takip etmek mecburiyetindedir. Ocaklar üstünlüğü değil, ocaklar birliği içerisinde birbirimize karşı olan her davranışı saygı çerçevesi içinde devam etmeliyiz.

Sizin ocağınızdan bir temsilci seçilse, sizin adınıza konuşmasına izin verir misiniz?

Mürşit seçilmesi önemlidir. Mürşidi seçecek kamil insanlar bulunursa neden olmasın çünkü kural bu. Her ocağın mürşidi olmalı ve kendi ocakzadelerini taliplerini denetim altına alması lazım. Ben Aleviyim demekle, ben dedeyim demekle yol sürülmez.

Sizin ocağınızın temsilcisini hangi yöntemle seçebilirsiniz?

Bütün ocaklar genel kural Dört Kapı Kırk Makamdan haberdar olan yol erkan bakımından hiçbir eksiği olmayan en önemli koşul dürüst olması gereken Ehlibeyt yolu hakkında bilgi ve beceri sahibi olan kişilere temsil yetkisi verilmeli.

Ocağınız hangi imama ve / veya evliyaya bağlıdır?

Baba Mansur Ocağı İmam Bakır’a bağlıdır.

Ocağınızın bağlı olduğu evliyayla ilgili size intikal eden, sizin bildiğiniz anlatılar nelerdir?

Bildiğiniz Alevi Ocakları’nın adlarını söyleyebilir misiniz?

Bu ocak dedeleri nerelidirler?

Talipleri nerelerdedir?

Ocakların sayılarındaki artış sizce nasıl gerçekleşmiştir?

Ocaklar esasta 12 İmama bağlı 12 Ocak olmalı. Ancak günümüzde birbirinde el alan ya da bu konuda az çok bilgisi olanlar kendini ocak diye ilan ediyor. Ocakların denetimi nasıl olacağı İmam Cafer Buyruğunda belirtilmiştir. El alan bir kişi kendisi öldükten sonra o eli çocuklara veremez. Ancak; o el veren mürşidi kamil o yetkiyi sahiptir. Ancak; Alevi olmak sadece dede, rehber, baba, pir, mürşit ile sınırlı değildir. Alevi olan herkes yol ve erkan bakımından bir bilgi ve beceriye sahiptir. Hz. Mevlana diyor ki; Allah’ım demek kolay ancak kul olmak zor, çünkü kul ise Allah’ı ispat etmek durumundasın. Bence talip olmak en kutsal makamdır. Çünkü yolu ispat eden taliplerdir. Talip olmazsa dede, pir mürşit, baba olmaz. Hakikat makamında yalnız mürşitlik makamı vardır. Bu makama da kim layıksa ikrar ona verilir.

Sizce bütün ocaklar eşit statüde midir?

Yol ve erkan bakımından evet. Ancak; ocaklar kendi arasında birbirine belli best demişler yani mürşit olarak birbirini kabul etmişler. Onlarda zaten yolu sürenler kendi mürşitleri kim çok iyi biliyorlar. Bir ocağın bir başka ocak mürşidi ise o ondan üstündür anlamına gelmez. Çünkü mürşit ile talip arasındaki bağ Ehlibeytin yolunu sürüp ispat etmektir. Dava üstünlük davası değil. Hz. Ali Efendimiz “kim ki takva sahibi ise yani dürüst ise yol ve ikrarına bağlı ise o üstündür.”

Ocağınıza ve size bağlı taliplerin şu andaki durumları, nerede oldukları (köyde- şehirde- yurt dışında) konusunda bilgi sahibi misiniz?

Taliplerimizi biliyoruz ama şu anda dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdalar. Yol ve erkân tam sürülüyor diyemem ancak mümkün mertebe biz taliplerimizi, taliplerde bizi arayıp buluyorlar. Elimizden geldiği kadar yol ve erkânı sürmeye çalışıyoruz. Yeterli değiliz çünkü günün koşullarına göre en az bir sefer görgü ve sorgunun olması lazım.

Sizin ocağınızdan sizin dışınızda başka dedeler var mı?

Binlerce dede var.

CEMLER / ERKANLARLA İLGİLİ SORULAR

Dedelerin cemlerdeki işlevini anlatır mısınız? Dede bir cemi nasıl başlatır? Nasıl sürdürür? Cem içinde neler yapar?Dedelerin cem yürütmelerinde yaşlarının bir önemi var mı? Her yaştan dede cem yürütebilir mi? Her dede oğlu dedelik yapabilir mi? On iki hizmet nedir? Ayrıntılarıyla anlatır mısınız?

Bir dede çocuğunun pirlik yapabilmesi için, zaten dede ise yapamaz pir olması lazım. Mutlaka evli olması, müsahip kardeşinin olması bir pir’e mürşide bağlı olması gerekli ve mürşidi tarafından hangi kapıya uygun ise o kapıdan pirlik yapması gerekiyor. Dede çocuğu ise Alevilik yol erkanı bakımından çalışır, her türlü bilgi becerisi ile destek olur. İmam Cafer Sadık’ın dediği gibi dört kapıdan habersiz olan bir insanın pirlik yapması caiz değildir.

Cemin genel anlamı her şeyde hakkı hazır görmek anlamında bir insanın da cem birliğine girmesi için cenabı Allah insana kendi ruhunda ruh verdi, bizim secdemiz insanı kamilikemalet içinde kıblemiz insan olduğu için bu birlik beraberliklerin anlamını idrak ederek cem olursak gerçekler meydana çıkar. Ancak; cemleri de şu şekilde dua okunur bir şekle bağlarsak cemleri kısırlaştırmış oluruz. Temel ilke olarak kırklarda biz Hz. Muhamme’i muhabbetten hasıl ettik.cemin temel ilkesi de muhabbet ederek dede talip olarak birbirini hasıl etmesi önemli olan güzel dualar okumak değil, duayı okuyacak temiz gönüle sahip olmaktır.

12 Post nedir, anlatır mısınız?

Tabiatta dört peygamberde ay gün olarak 12 sayısı kutsaldır. Temel ilke olarak da insanda 12 kutsal aza vardır. Bir ceminde olabilmesi için kişi önce kendi azaları ile birlik içinde olmalı sonra da birlik içinde yapılan her harekette 12 sayının kutsallığından dolayı 12 görevle icra edilmelidir. Örnek; cemde kurban kesilmiyorsa kurbancı yerine lokmacı olarak geçer yine 12 sayısı tamamlanır.

Kaç tip cem yapıyorsunuz, kısaca anlatır mısınız? Sizce kaç tip cem vardır?

Şeriat cemi, tarikat cemi, marifet cemi, sırrı hakikat cemi bunlar kapılara göre bir de görgü cemi, Abdal Musa cemi, Hızır cemi, musahiplik cemi, gibi isimlerle de cem isimleri belirlenir. Muharrem de cem olmaz muharrem erkanı yürütülür.

Görgü ne demektir?

Yol erkân bakımından kişinin mürşidi karşısında görülmesi, sorulması ve aklanmasıdır.

Köyünüzde, yörenizde hâlâ cem yapılıyor mu?

Yapılıyor.

Şu anda siz cem yapıyor musunuz? Yapıyorsanız, nerede? Yapamıyorsanız, neden?

Cem yürütüyorum.

Cem içinde gördüğünüz “Rehber”likten biraz söz edebilir misiniz? Dedelerin mutlaka bir rehberi olur mu? Rehberlerin cem ve dedeler için önemini anlatır mısınız?

Rehber kelime anlamı yol gösterici anlamındadır. Rehber; talibin yukarıda ismini verdiğimiz cemlerin özelliğine göre talibi yola hazırlayan kişidir. Talibi yola hazırlayabilmesi için de yol ve erkan konusuna hakim olmalı. Örnek; musahip olan bir can dört kapı selamı ile mürşidin huzuruna çıkıyor. Demek ki rehberin dört kapı kırk makamı öğretmesi gerekiyor. Öğretebilmesi içinde kendisinin mürşit elinde yetişmesi şart.

Kur’an sizin için ne anlam ifade ediyor? Cem içinde Kuran’ın yeri nedir?

Hangi Kur’an surelerinde cemle ilgili ayetler vardır?

Kur’an’sız cem olabilir mi? Kur’an’ın hangi ayetleri cemlerinizde okunur?

Alevilerin Kuran’a yaklaşımı dört manadadır: 1. Zahiri mana, 2. Tasavvufi anlamı, ayetin ne manaya geldiğini araştırmak. 3. Batıni mana, ayetin içsel anlamı, 4. Ledüni mana ilahiyat sırrı olarak Kuran ifade edilir.

Hz. Ali efendimizin dediği gibi “enne Kuran” yani konuşan Kuran olun. Konuşan kuran olmak için de kişinin mürşidi kamil olup ledün anlamında ilahi sırra ulaşması gerekiyor. Kuran’da cemle ilgili ayetler var. Mesela razı edilmiş ve etmiş olarak bana dönün, aranızda barışı sağlayın, ibadet ettiğiniz zaman ağlayarak titreyerek Hakka yönelin. Tövbe, bilmeden yapılan bir iş için tövbe edilir. Bilerek yapılan suçların tövbesi kabul olmaz. Cenabı hakk rahimdir ancak bilmeden hata işleyen, hatasının farkına vardığı anda tövbe eden kişi için gafuru rahimdir. Ancak; bilinçli bir şekilde hata işleyen kişinin tövbesi kabul olmaz.

Cemlerde gördüğünüz su dağıtma olayı var. Niçin Alevi cemlerinde su dağıtılır?

12 hizmetin 12’si de batınidir. Zahiri anlamda başka esas anlamları var. Misal olarak bir cem de bir kişinin gözcülük yapabilmesi için can gözünün açık yol ve erkanda haberli olan birisinin olması lazım.

Zakirin cemlerdeki önemi nedir?

Mesela zakir cemde yapılan muhabbete göre uygun bir deyişle katkıda bulunan cemi daha da olgunlaştırarak katkıda bulunmak. Mesela; bir kişinin zakirlik yapabilmesi için yol erkan bakımından ikrarlı olması ve söyleyeceği deyişleri hüseyni makamda ceme yakışır bir tavırla eda etmesi gerekiyor. Türkü formatında deyiş okunmaz ve icra edilmez. Bir misal olarak Cemalettin efendi zamanında Aşık Sıtkı zakir aynı zamanda gözcü bir cem de sabaha karşı ayak yoluna çıkmak için izin veriliyor, nişanlı olan iki kişi dönüşte Aşık Sıtkının dikkatini çekiyor. İrticalen genç oğlanla genç kız buluştu bu da dedemin çok zoruna gitti diye bir deyiş okuyor ve buna dayanarak Cemalettin Efendi gençleri dara kaldırıyor örnek bir şekilde onlara sitem kesiyor. Burada zakirin esas önemi en az rehber kadar yolu bilip rehbere, pire, mürşide yardımcı olması gerekiyor. Sadece saz çalıp bazı deyişleri ezberlemekle bu hizmet icra edilmez.

Sizin cemlerinizde hangi semahlar yapılır? Sizin cemlerinizde özellikle dönülen semah hangisidir?Semahı en az kaç kişi döner? Cemlerinizde özel semah giysileriniz var mı?

Semahlar yalnız cemlerde mi dönülmeli? Yoksa her yerde semahlar sergilenebilir mi? Her yerde semah dönülmesi semahların değerlerini sizce zedeler mi, yoksa bu kültürün tanıtılmasına katkısı mı olur?

Semahın genele anlamı vecd halinde insanların aşka gelip dönmesidir. Bu dönüş ile gönülde ve aşkla olduğu için Şemsi Tebriz ben Mevlana’ya vecde gelerek semah ile Allah’a ulaşmasını sağladım. Bir kişinin de yol ve erkan içinde cem de aşka gelerek ilahi bir irade ile dönmesi gerekiyor. Yoksa rastgele semah dönülmez veya semah ekibi diye bir tabir kullanılmaz. Şemsi Tebriz vecd halinde semah dönmeyen el ve gönül hareketleri birbirine uymayan yapılan semahlar haramdır der.

Ceminizde saz dışında alet kullanılır mı?

Keman, ney, saz kullanılıyor.

Söyleşi: Ayhan Aydın, Baba Mansur Derneği, Avcılar, İstanbul, 2016

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız