PAYLAŞ

Kemal Kılıçdaroğlu siyaset sahnesine atıldığı zaman demokratlara, sosyalistlere, bazı etnik gruplara umut vaad etmişti. Sakin kişiliği, kibar davranışları ve gülümseyen yüzü ile dikkat çekiyordu. Genel başkanlığının ilk süreci bu şekildeydi. Etnik kimlik üzerinden siyaset yapmayacağını vurguluyordu; ancak o, Dersimli Kürt ve Alevi olması nedeniyle “kendisi tercih etmese” dahi kimlikleri ile anılıyordu.

2011 yılında seçim öncesinde dönemin AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, miting yaptığı yerlerde defalarca halka şunu hatırlattı: “Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu Alevi!”

Aleviliğin hâlâ bir tabu olduğu Türkiye coğrafyasında seçimde adaylardan birinin Alevi olması elbette Alevilerden hoşlanmayan halka unutturulmadı. Bu ötekileştirici seçim politikası sonrasında Kılıçdaroğlu’nda tatmin edici cümleler duymadık; ancak kendisi her şekilde haksızlığa uğramış olduğu için suskunluğu büyük bir mesele olmadı. Lâkin bu, Aleviler açısından kabul edilemez bir hâdiseydi.

Alevi toplumunun oyları genellikle CHP ile adı defalarca güncellenen Kürt siyasi partilerine gitmekte. Örneğin; HDP. 2011 yılında da, bugün de Kılıçdaroğlu her şeye rağmen Alevilerin oyunu alan, bir şekilde onların güvenini kazanan bir politikacı oldu. CHP, “Alevilerin oy verdiği parti” olarak addedilişini onunla katmerledi. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’nun memleketi olan Tunceli’de diğer parti HDP’ye oyların yükseldiği dönemlerde, HDP’li Dersimlilere “Siz kendi hemşerinize sahip çıkmıyorsunuz” dendi.

Peki, o hemşeri Dersimlilere veya Alevilere ne kadar sahip çıktı?

Esasında bu uzunca incelenmesi gereken bir mesele, Kılıçdaroğlu’nun Alevilerin haklarını, taleplerini savunduğu önemli noktalar elbette ki oldu; ama tek bir davranışı ile hepsini yerle bir ettiğini söylemek mümkün.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyayı sarsan bir fotoğraf vardı… Kılıçdaroğlu, Necmettin Erbakan’ı vefatının altıncı senesinde anma programına katılmış, “Erbakan da başkanlık sistemine karşı çıktı. Cumhuriyet ve parlamenter rejimden yana tavır aldı’’ diyerek referandum sürecinde “Hayır” diyeceğini açıklayan partilerle işbirliğine girişmişti.

Anma gecesinde Kılıçdaroğlu, Madımak Katliamı döneminde Sivas Belediye Başkanı olan, şu an ise Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun elinden bir plaket aldı. Olaylı fotoğraf bu idi. Karamollaoğlu’nun, Madımak Katliamı sırasında otelde insanları yakan halka  “gazanız mübarek olsun” dediği söylenmiş; kendisi bu durumu “dil sürçmesi” olarak adlandırmıştı. Daha sonra ise Karamollaoğlu, Sivas’ta ölenlerin yanarak değil boğularak öldüklerini belirtmişti.

Pek çok Alevi, Alevi olduğunu televizyonda Madımak Katliamını gördüğünde öğrendi. Bu katliam bir yüzleşmenin başlangıcı oldu. Türkiye’de ve dünyada Aleviler birlik olmaları gerektiğini gördüler; çünkü yine, planlı bir şekilde katledilmişlerdi.

Kılıçdaroğlu, bu katliamda parmağı olan birisinden plaket aldı. Onun bu küçük siyasi hesapları Alevilerde zaten mevcut olan derin yarayı iyice kanattı. Bırakın bir Aleviyi, insanî değerlerine düşkün hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir davranıştır onunki. Binlerce Alevi kendisine güvenirken, partisinde Zeynep Altıok’un emekleri varken, insan hakları ve demokrasi bağlamında “hayır” diyeceğini söylerken… Hiçbir politika buna sığmaz. Alevilerin, Madımak Katliamı başta olmak üzere yapılan hiçbir katliama eli değmiş hiç kimse ile ortak geleceğe bakacak gözleri yoktur.

Ve Kılıçdaroğlu’nun da Alevilere bakacak yüzü yoktur artık.

Yorumunuzu yazınız