PAYLAŞ

“Bizim yoldaşımız kimdir biliyor musun dostum, Halkına, davasına, ilkelerine kurban olacak onurlu insanlardır; Nefsine kul olacak dalkavuklar değil.” CHE

Yürürlükte olan 12 Eylül 1980 darbe Anayasa’sı;  aşırı merkeziyetçi devlet bürokrasisinin iktidarını sağlama almak için hazırlanmış, 1924 Anayasa’sında olduğu gibi tekçi-inkârcı ideolojiyi devlet ideolojisi olarak anayasal hüküm haline getiren gerici-faşist bir Anayasa’dır. Toplumsal barışımız için bu mevcut tekçi-inkârcı darbe Anayasanın değiştirilmesi şarttır.  Tüm kimliklerin, toplumsal ve bireysel hakların ve demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği laik, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve çoğulcu bir Anayasa’ya ihtiyaç var. AKP ve MHP tarafından önerilen 18 maddelik Anayasa değişiklikleri, 1982 Anayasası’nın gerici-faşist özüne dokunmayan değişikliklerdir. Hemen hemen toplumun tüm kesimlerinin görmek istemediği, onaylamadığı sahnelerin yaşandığı Mecliste, acele bir şekilde oylanarak geçirilen, ülkenin nasıl yönetileceğini (yönetim biçimi) belirleyen 18 maddelik Anayasa teklifi, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın 11 Şubat’ta onaylamasıyla birlikte 16 Nisan 2017 tarihinde halkoyuna sunulacak.

16 Nisan 2017 tarihinde halka sunulan 18 maddelik Anayasa değişikliği ne getiriyor?

Kısaca özetlersek, “partili cumhurbaşkanlığı sistemi” diye sunulan 18 maddelik Anayasa değişikliği teklifinin asıl hedefi dünyadaki örneklere benzer bir “başkanlık sistemi” kurmak değil, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıp “kuvvetler birliği” sistemi kurarak tüm yetkiyi tek bir kişiye devretmektir. Yasama ve yürütme kuvvetlerini tek bir kişi de birleştirmektir. Getirilen Anayasa değişikliği ile Başbakan ve Bakanlar Kurulu ortadan kaldırılıyor. Tek bir kişiye, oylarımızla seçtiğimiz Meclis’i feshetme, Ülkeyi sürekli olağanüstü halle ve kanun hükmünde kararname ile yönetme yetkisi veriliyor. AKP ve MHP tarafından önerilen bu sistemin dünya üzerinde başka bir örneği yok. Zaten yönetim biçimi değişikliğini önerenler de buna ‘Türk Tipi Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ adını verdiler. Bu sistemde tüm yetkiler Partili Cumhurbaşkanının elinde toplanacak. Partili Cumhurbaşkanı’yla TBMM seçimleri birlikte yapılacak, genel seçimler 4 yılda bir değil, 5 yılda bir yapılacak. 550 milletvekili sayısı azmış gibi, milletvekili sayısı 600’e çıkarılacak. Ve Partili “Cumhurbaşkanı’yla Meclis’in görev süreleri mutlak biçimde birbirine bağlanacak. İki seçimin aynı anda yapılmasıyla birlikte Partili “Cumhurbaşkanı” ile Meclis çoğunluğunun aynı siyasi partiden olması yani yasamanın yürütme güdümünde oluşması hedeflenecek.

Cumhurbaşkanı aynen 1930’lu ve 1940’lı yıllarda olduğu gibi bir partinin üyesi ve üyesi olduğu partinin Genel Başkanı olabilecek. Yani cumhurbaşkanı partili olacak, zaten önerilen sistemin adı da Partili Cumhurbaşkanı sistemi! ‘Tek kişi’, mevcut partiler yasasıyla ve seçim kanunuyla partisinde de egemen güç olacak. Partisinde kimin milletvekili seçileceğine karar vereceği için seçimleri partisi kazandığında Meclis çoğunluğu da ‘tek kişi’ tarafından belirlenmiş olacak. Partili Cumhurbaşkanı, yardımcılarını ve bakanlarını direk kendisi atayacak. Sayısı belli olmayan Bakan ve Cumhurbaşkanı yardımcıları Meclis’e dolayısıyla halka karşı değil, Partili Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak. Partili Cumhurbaşkanının yaptığı atamalar Meclis ya da başka bir organın denetimine ve onayına bağlı olmayacak. ‘Tek kişi’, üst kademe kamu görevlilerini atayabilecek, görevlerine son verebilecek, atamalara ilişkin esaslar yine tek kişinin çıkaracağı kararname ile belirlenecek.

Halk yine oy verip Meclis’teki milletvekillerini seçecek, ancak halkın seçtiği Meclis’in yürütme organını denetlemesi mümkün olmayacak. Meclis’e karşı sorumlu bir hükümet (yürütme) oluşmayacak, güven oylaması kalkacak. Milletvekilleri bakanlar için gensoru veremeyecek, sadece yazılı soru verebilecek. Bu düzenleme ile sözlü soru ortadan kaldırılacak. Mevcut sistemde yürütmenin başı olan Başbakana yazılı soru sorulabilirken önerilen değişiklik evetle sonuçlanırsa, milletvekilleri Partili Cumhurbaşkanına soru bile soramayacak. Üstelik değişiklikte yazılı sorular cevaplanmazsa ne olacağı yazmadığı için bu uygulamanın da hiçbir etkisi olmayacak. Bugünkü gibi Mecliste basit çoğunlukla (Meclis’teki vekil sayısının yarısı) erken seçim kararı alınamayacak. Meclis’in beşte üçü bu kararı verebilecek. Seçim kararı verildiğinde “Cumhurbaşkanı” seçimi de birlikte yapılacak. Partili Cumhurbaşkanı Meclis seçimlerinin yenilenmesini istediğinde, Meclis’i feshedebilecek.

Partili Cumhurbaşkanının (‘tek kişi’nin) yürütmeye ilişkin konularda kararname çıkarma yetkisi olacak. Ülkeyi Meclis’e hiç sormadan çıkardığı kararnamelerle yönetebilecek. Mevcut sistemde KHK çıkarma yetkisi parlamentonun kabul edeceği ve konu, amaç ve süre gibi unsurlar açısından sınırlandırılmış bir yetki yasasına dayanır ve sonrasında da parlamentonun KHK’yi onay yoluyla denetlemesini içerirken, yapılan değişiklikle TBMM’nin denetim olanakları tamamen ortadan kaldırılacak. ‘Tek kişi’ yetkisini doğrudan Anayasa’dan almış olacak. Mevcut Anayasa’ya göre yasama yetkisi devredilemez, ancak önerilen Anayasa değişikliği referandumdan geçerse, Partili Cumhurbaşkanına kanunla düzenlenmeyen bir konuyu kararnameyle düzenleme, yasal boşlukları kararnameyle doldurma yetkisi verilecek.

Partili Cumhurbaşkanı, “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görev ve yetkileri, teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının kurulmasını yapabilecek. Kamu kurumlarında halkın yararına işletilebilecek tüm mekanizmalar tek kişinin bir sözü ile kaldırılabilecek. Partili Cumhurbaşkanı olağanüstü hal (OHAL) ilan edebilecek. Üstelik kendi bakanlarından bile görüş almasına gerek yok. Önerilen değişiklikle olağanüstü hal ilan nedenleri de arttırılıyor. Önerilen değişiklikte olağanüstü halin kaç kez uzatılabileceği konusunda bir sınır getirilmediği için, örneğin Partili Cumhurbaşkanı (‘tek kişi’) görevde bulunduğu süre boyunca ülkeyi sürekli olağanüstü halle yönetebilecek. OHAL ilan ettiğinde OHAL kararnamesi çıkarabilecek ve çıkardığı kararnameler “kanun” hükmünde kabul edilecek. Anayasaya uygunluk denetimi dışında bulunan bu kararnameler ile Anayasa hükümleri de dâhil olmak üzere hukuk düzeninde kalıcı değişiklikler yapabilecek.

Bu kadar yetkiyi elinde toplayan Partili Cumhurbaşkanı (‘tek kişi’) nasıl mı yargılanacak? Şöyle ki, Partili Cumhurbaşkanı hakkında ancak 600 vekilin salt çoğunluğu yani 301 vekil soruşturma açılmasını teklif edebilecek, ancak beşte üçünün onayıyla (360) bu teklif kabul edilecek ve yine ancak 400 vekil “evet” derse Yüce Divan’a gönderilebilecek. Yani ‘tek kişi’ Meclis çoğunluğunu elde tutan bir partinin Genel Başkanı olursa kendi partisi istemediği sürece yargılanamayacak. Partili Cumhurbaşkanı görev süresi bittikten sonra da eğer Meclis’in nitelikli çoğunluğu “evet” demezse yargılanmayacak.

Peki ya yargı? Partili Cumhurbaşkanı (‘tek kişi’) Anayasa değişikliği ile yeni adı HSK (Hâkimler ve Savcılar Kurulu) şeklinde değişecek olan HSYK’nın (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) neredeyse yarısını kendisi seçecek. HSK Başkanı, ‘tek kişi’ tarafından atanan Adalet Bakanı olacak. ‘Tek kişi’ tarafından atanan Adalet Bakanlığı müsteşarı ise tabi üye olacak. Sayısı 13’e indirilen üyelerden 4’ünü Partili Cumhurbaşkanı atayacak. Partili Cumhurbaşkanının atadığı HSK üyelerinin göreve başlaması için Meclis’ten onay aranmayacak. Kalan üyeler TBMM’de, yani hâkim meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar partisi ve değişikliğe destek veren parti tarafından belirlenecek.

Önerilen Anayasa değişikliği ile bütçeyi de Partili Cumhurbaşkanı, ‘tek kişi’ olarak kendisi oluşturup, Meclis’e sunacak. Halkın parasının nereye aktarılacağına, eğitime, sağlığa, savaşa ne kadar bütçe ayrılacağına kendisi karar verecek. Dünyadaki “başkanlık sitemlerinde” Meclis’in elindeki en önemli koz “başkanın” bütçesi üzerindeki onay yetkisiyken “Türk tipi Cumhurbaşkanlığı” diye sunulan ‘tek kişi’ sisteminde bu denetleme-denge unsuru da ortadan kaldırılacak. Partili Cumhurbaşkanının bütçesi Meclis tarafından onaylanmazsa, geçici bütçe kanunu çıkarılacak o da çıkarılamazsa eski bütçe yeniden değerlenme oranına göre arttırılarak yürürlüğe girecek. Meclis onayı olmadan Partili Cumhurbaşkanı (‘tek kişi’) harcama yapabilecek. Peki, 80 milyonun iradesi, ülkemizin bugünü ve geleceği tek bir kişi’ye teslim edilebilir mi? Tabii ki,  HAYIR! Evet, insanlar fanidir, ebedi değildir, gelirler ve giderler ama getirilmek istenen sistem onlarca yıl ülkemiz insanlarının başına bela olur, bütün bunların olmaması ve yaşanmaması için HAYIR!

Demokrasisi gelişmiş tüm ülkelerde kuvvetler ayrılığı ilkesi ve denetleme mekanizmaları güçlendirilirken, AKP ve MHP tarafından önerilen 18 maddelik Anayasa değişikliği ile mevcut sistem daha da geriletiliyor. Açıkça görülüyor ki, önerilen Anayasa değişikliği, demokratik anayasal düzenin geliştirilmesine, evrensel temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesine yönelik değildir. Aksine iktidarın sınırları alabildiğine genişletilmekte, yurttaşların temel hak ve özgürlükleri ise alabildiğine kısıtlanmaktadır. Yurttaşın hak ve özgürlüklerini devlet karşısında koruyan demokratik bir anayasal rejimin inşasına ihtiyacımız vardır. Ülkemizin ve halklarımızın yararına olan sistem güçlendirilmiş, demokratik, çoğulcu parlamenter sistemdir.

AKP ve MHP tarafından önerilen 18 maddelik Anayasa değişikliği, Demokratik, Laik, Özgürlükçü, eşitlikçi ve Çoğulcu bir Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti ve barışı hedeflemediği için HAYIR! KHK rejimini süreklileştireceği için HAYIR! Doğrudan demokratik eşitliğe dayalı tüm halkları, inançları, farklılıkları kapsamadığı için HAYIR! Siyasi, etnik ve mezhepsel ayrıştırıcı politikaları ortaya çıkaracağı ve asimilasyon politikalarını daha da hızlandıracağı için HAYIR! Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunu getiren ve hukukun tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkesini tümü ile ortadan kaldıran bir düzenleme olduğu için HAYIR! Seçilmiş siyasetçi ve yerel yöneticileri tutuklayarak, kayyum atama yoluyla siyasi irade gasplarını süreklileştireceği için HAYIR!

“Cumhurbaşkanlığı (Başkanlık) sistemi tek kişiye dayalı bir sistem olduğu için, tekçiliği,  otoriterleşmeyi, halkların iradesini ortadan kaldıracağı için, inançları, kültürleri yok saydığı için, fiili yasa ve düzenlemelerle tek kişiye imtiyazlı hukuk getirmeyi amaçladığı” için HAYIR! Önerilen 18 maddelik Anayasada değişikliğinde Aleviliğin ‘A’sı yok, Aleviliği kesin bir şekilde yok sayan bu tekçi-inkârcı anlayışa HAYIR! Topluma ve sorunların çözümüne yarar getirmeyecek bu anayasa değişikliğinin 16 Nisan’da ret edilmesi, Ülkemiz ve Türkiye toplumunun tüm kesimleri için yararlı ve hayırlı olacaktır. ‘HAYIR’ demokratik Türkiye’nin yolunu açacaktır. Aşk İle.

 

Kaynak:  

1-“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine teknik ve bilimsel rapor” metninden, mecliste.org’ta yayımlanan uzman görüşlerinden yararlanılmıştır.)

2- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) (Bileşenleri), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) gibi çok sayıda Alevi kurumu gerçekleştirdikleri bir toplantıyla, başkanlık sistemine ilişkin tavırlarını ‘hayır’ olarak deklare ettiler. http://haber.sol.org.tr/toplum/alevi-bektasi-federasyonu-referandum-oyunu-acikladi-183228- 23 Ocak 2017.

3- 25 Ocak 2017 Tarihli DAD (Demokratik Alevi Dernekleri) Genel Merkezinin Yaptığı Yazılı Açıklama. https://www.pirha.net/dad-referandumda-hayir-diyecek-37328.html-

 

İletişim: Mehmet_k.34@hotmail.com

Yorumunuzu yazınız