PAYLAŞ

ERDAL YILDIRIM

“Deniz kabuklarıyla geldiğinde güz,
Sis üzümleriyle, dağ öbekleriyle,
Gözlerine hiç kimse bakmak istemez,
Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok”

F.G.Lorca

Bundan aylarca önce de Suriye’de vahşi emperyalistlerin kurduğu, desteklediği ve dünya halklarının başına bela ettiği Işid, ÖSO, El Nusra, El Kaide, Ahrar üş-Şam vb gerici, selefi çetelerin katliamlarından, ölümden kaçan ve yollarda yaşamını yitiren binlerce kişiyi gördük, duyduk, okuduk. Bunlardan biri Bodrum sahillerinde ölen Kobane’li, 2 yaşındaki bir çocuk AYLAN KURDİ’ydi.

Bizler daha Aylan Kurdi’yi unutmadan, devam eden savaş koşulları her gün yeni ölümleri, acıları, dramları dünya kamuoyunun gözleri önüne serdi. Dünden beri medyada, basın yayın organlarında ve sosyal medyada bir çocuğun görüntüleri paylaşılıyor. Halep şehrinin bombalanmasından sonra enkaz altından yaralı kurtulan 5 yaşındaki bu çocuğun, yani Halep’li Omran’ın korkmuş, şaşkın ve masum bakışlı görüntüleri.

Bu resmi gördükçe benim gibi milyonlarca insanı da sinirlendiren, hatta nerdeyse kanımızı donduran ilginç ve tuhaf bir yanı var bu görüntülerde. O da şu: Milyonlarca insanın ölümüne sebep olan ve timsah gözyaşı döken emperyalistlerin, kâr ve para hırsı bitmeyen bu savaş baronlarının, dört bir tarafta ölüm emirleri yağdıran katillerin, Omran’a üzülüyormuş gibi verdikleri pozlar.. Ve sahtekarlık kokan, yapmacık demeçleri.. Alçaklar sürüsü hiç utanıp sıkılmadan üzülüyormuş gibi yapıyor ve hatta konuşuyorlar.

Asla utanmıyor ve sıkılmıyorlar. Oysa biz, Hiroşima’da ölen 8 yaşındaki kızın da, Kobani’li Alyan’ın, Halep’li Omran’ın, Madımak’taki Koray’ın, Lice’li Ceylan Önkol’un, Kızıltepeli Uğur Kaymaz’ın, 15 yaşında bir fidan Berkin’in de, bu savaş tüccarları, vahşi emperyalist itler tarafından veya onalrın uşakları, piyonları tarafından öldürüldüklerini iyi biliyoruz. Ölüm emirlerini bu insanlık düşmanlarını bizzat verdiğini de iyi biliyoruz.

Bizler dünyanın dört bir yanında, Uzak Asyada, Afganistan, Pakistan ve Kamboçya’da, Orta Doğu coğrafyasında Irak, Suriye ve Filistin’de, Latin Amerika’da, Afrika’da Ruanda, Kongo, Nijerya’dai kısacası emperyalistlerin sömürgeleştirdikleri veya sömürgeleştirmek istediklerde ülkelerde yüzlerce binlerce insanın, çocuğun savaşta öldürüldüklerini iyi biliyoruz. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, savaşlarda en çok çocuklar ölüyor. Çocuklar sakat kalıyor, yaralanıyor, travma geçirip psikolojileri bozuluyor, cinsel saldırılara uğruyor, çoğu da evsiz yurtsuz kalıyor.

Ülkemiz de son yıllarda bizzat devletin güvenlik güçleri tarafından onlarca, hatta yüzlerce çocuğun kurşunlar, mayınlar, savaş uçakları, bombalamalar ve faili meçhullerde(!) katledildiklerini de iyi biliyoruz..

Umuda yolculuk sırasında Bodrum’da Ege sularında yitirdiği eşini ve çocukları Galib ile Alyan Kurdi’yi toprağa verirken “Hiçbir şey beni teselli edemez. Dünyayı verseniz, ölen yavrumun acısını unutamam. Ailem için hayallerim vardı ve ailem yok oldu. Ruhumu, aklımı ve duygularımı gömdüm.” diyen Suriyeli babanın feryatları kulaklarımızda çıkmazken, şimdi de toz toprak içinde enkazdan sağ çıkan Omran’ın görüntülerini paylaşan, resim çekmeye çalışan tüm insanlık düşmanı siyasilerin döktükleri timsah gözyaşları asla bizleri kandıramaz. Katilerin duygu sömürüsü yapmaya çalıştığı bu görüntüler olsa olsa, gerçek bir toplumsal barıştan yana olan bizlerin, daha fazla hiddetlenmesine, kinlerinin bilenmesine ve öfkemizin büyümesine yol açar.

Bu kin ve öfkeyle hep bir ağızdan haykırıyoruz! Ey insanlık düşmanları çocukları öldürmeyin!  Şeker de yiyebilsinler! İnsanlara, insanlığa kıymayın! Ve de sakın ola ki, timsah gözyaşları dökmeyin katiller!

19 Ağustos 2016

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız