PAYLAŞ

ANHA habere göre Minbic Askeri Meclisi’nin 1 Haziran’da Minbic’i özgürleştirmek için başlatmış olduğu operasyonun 73’üncü gününde Minbic özgürleştirildi. Minbic kent merkezi saat 17:05 itibariyle tümden çetelerden temizlendi.

Minbic Askeri Meclisi lideri Şehit Ebu Leyla adına yürütülen özgürleştirme hamlesi, 73 gün süren zorlu bir mücadelenin sonucunda zafere ulaştı.  Ebu  Leyla’nın savaşçıları artık Rojava’nın birleştirilmesi hamlesinde sona doğru ilerliyor. Şimdi sıra Rakka’nın düşürülmesi ve DAİŞ çetelerinin tümden temizlenmesinde.

Şimdi DAİŞ’i besleyenler, destekleyenler göz yaşlarına boğulmuş görünüyor. Çünkü onların tüm hesapları Kürt Özgürlük savaşçılarının çıplak yürekleriyle ördükleri çelik duvarlara çarparak tuzla buz oluyor. Bir kez daha tarih haklıların er geç zafere yürüyeceğine tanıklık ediyor. Şan olsun bize bu günleri yaşatan yiğit Kürt kızlarına ve oğullarına.

Yenilmez güç olarak lanse edilen ve Irak ve Suriye toprakları savaşılmadan peşkeş çekilen DAİŞ cellatlarının gösterilmek istendiği gibi olmadıklarını ilk defa Kürt halkının Kobane’de ortaya koyduğu tarihi direniş bize gösterdi. Arap bölgelerini savaşsız teslim alan DAİŞ ilk olarak Kürdistan bölgesine saldırdığında ummadığı bir direnişle karşılaştı.

Şengal’de Ezidi halkına büyük bir zulüm uygulayan DAİŞ, 7 kişiden oluşan HPG gücünün şanlı direnişi ile durduruldu. Ve Şengal’in dağlık alanlarına sokulmadı. Ardından Güney Kürdistan’a saldıran DAİŞ buradan da adeta kovalandı.

Sonra Kobane’yi işgal ederek tüm Rojava Katonlarını düşürmeyi hesaplayan İslam Devleti, karşılaştığı efsanevi Kürt direnişi karşısında şaşkına döndü. Yenilmez güç olma hikayesi Kobane’de toprağa gömüldü.  Bugün Minbic kentinin düşmesiyle birlikte artık geri sayım başlamıştır. DAİŞ Kürdistan bölgesinden tümden temizlenecek ve ardından Irak ve Suriye’den de kovalanacaktır.

Hesaplarını DAİŞ ve türevlerinin başarısı üstüne yapanlar bir kez daha büyük yanıldılar.  Bu savaşın esas galibinin Kürtler olduğu açıktır. Bu durumu kabullenmek istemeyen bölge gericiliği elbette yeni hamleler deneyecek ve Suriye’de özerk bir Kürt bölgesinin oluşmasının önüne geçmeye çalışacaktır.

Nitekim Erdoğan düne kadar meydan okuduğu güçlerle bugün ittifak yapmaya çalışıyor. Türkiye 15 Temmuz Darbe Girişimi ertesinde her alanda olduğu gibi dış politika alanında da tutum değişikliğine gitmeye başlamıştır. Rusya ile görüşüyor, el altında Esat ile görüşüyor. Ancak yaptığı tüm hamleler Türkiye’nin yeni tavizler vermesi ile olanaklı oluyor.

Erdoğan Kürt sorunu konusunda çözümden vazgeçtiği an kaybetmeye başlamıştır. 15 Temmuz girişimi onu fena halde korkutmuş görünüyor.  İktidarının her zaman elinden alınabileceğini anladı. Uluslararası emperyalist güçleri hesaba katmadan, onlara rağmen krallık ilan edemeyeceğini gördü. Bugün bürokraside, siyasette, yargıda, orduda, poliste kime güveneceğini bilememektedir. Fetullah güçleri tümden devre dışı bırakılmış değil. Toplumun tüm alanlarına nüfuz etmiş bir hareketin siyasette karşılığının olmadığı söylenemez. Nitekim Erdoğan’a karşı gösterilen CHP-MHP ortak adayının Fetullah tarafından önerildiği biliniyor. AKP, CHP ve MHP içinde azımsanamayacak sayıda siyasetçinin olduğu da en azından tahmin ediliyor.

Erdoğan böylesi bir süreçte tek başına iktidar yürütemeyeceğini bildiğinden arkasına CHP ve MHP’yi alarak süreci atlatmaya çalışıyor.  6 milyon oy almış HDP ise görmezden geliniyor. Erdoğan hala anti-Kürt bir siyasetle bir bölge gücü olabileceğine inanıyor. Ancak gelişmeler tersini gösteriyor. Kürtlerle şu veya bu şekilde ilişkilenmeyen hiçbir gücün bölgede başarılı olamayacağı ortaya çıkmıştır.

Önümüzdeki süreçte eğer Erdoğan Kürt düşmanı siyasette ısrar ederse büyük kaybedecektir. Bugün Minbic’in düşmesi yakın gelecekte tüm Rojava kantonlarının birleşerek Özerk bir Kürt bölgesinin kurulması, Erdoğan’ın Suriye ve Irak’ta yürüttüğü Sünni İslam eksenli politikasının tümden iflasına yol açacaktır.

Bu açıdan Minbic’in özgürleştirilmesi Demokratik Suriye umudunun artmasıdır aynı zamanda. Artık Esat ne kadar güçlenirse güçlensin savaş öncesinin Suriye’si bir hayaldir. Kürtleri ve diğer inanç ve halkları hesaba katmayan bir siyaset bölgenin sorunlarının halledilmesine yetmez.

Er ya da geç bu bölgenin en kadim halklarından Kürtler özgürlüklerine kavuşacaktır. Tarihin tekeri hep ileriye dönüyor. Zaman zaman araba geri vitese takılsa da (DAİŞ ve türevleri aracılığıyla), aslolan ileriye doğru yol alındığıdır.

Tarihin arabasına ileriye doğru yol aldıran arabanın şoför koltuğunda yiğit Kürt kadını bulunuyor. Bundan dolayı Rojava devriminin diğer adı Kadın Devrimidir. Selam olsun bölge gericiliğine ilk ideolojik mermiyi sıkan Kürt kadınlarına…

Yorumunuzu yazınız