PAYLAŞ

İbrahim Varlı BirGün gazetesindeki köşesinde IŞİD’i ele aldı. Varlı “Selefiliği besleyerek IŞİD’i yenemezsiniz!” diyerek İstanbul Havaalnını kana bulayan IŞİD’e dikkat çekerken iktidarı da eleştirdi.

 
İktidar tüm politikalarıyla IŞİD’i ortaya çıkaran Selefi karanlığı besliyor. IŞİD’i ve diğer radikal İslamcı örgütleri besleyen iklim yok edilmedikçe, bu karanlığa karşı bir zafer elde etmek mümkün değil

İstanbul havalimanına yönelik saldırının ardından gözler bir kez daha IŞİD’e çevrilirken, Saray ve hükümet yetkilileri dünyaya seslenerek, ortak mücadele çağrısında bulundu. Erdoğan, “Şayet tüm insanlık olarak el ele verip ortak mücadele yürütmezsek, aklımıza getirmekten dahi korktuğumuz ihtimallerin hepsi birer birer gerçekleşecektir. Saldırının dünyada ortak mücadele için bir milat olmasını temenni ediyorum” dedi.

Erdoğan ve AKP’li yetkililer ortak mücadeleden bahsetse de, bir taraftan radikal İslamcı örgütleri yaratan iklimi beslemeyi sürdürüyor, öte yandan da bu karanlığın fikriyatı olan Selefiliği toplumun her bir hücresine yedirmek için “canhıraş” bir şekilde çalışıyorlar. Öyle ki dünyanın en etkin gazetelerinden New York Times dün bu konuya dikkat çekerek, “Erdoğan Türkiye’de daha radikal bir İslam’ın gelişmesine müsaade etti” yorumunda bulundu.

IŞİD ile nasıl mücadele edilir?

IŞİD’i ve diğer radikal İslamcı örgütleri besleyen iklim yok edilmedikçe, bu yapılara karşı bir zafer elde etmek mümkün mü? Üzerinde düşünülmesi gereken temel sorun bu. Batı’da konu üzerine uzun bir süredir önemli tartışmalar yapılıyor. IŞİD’in askeri olarak tarihin tozlu raflarına süpürüleceğine dair inanç güçlü olsa da, onu var eden zihniyet beslendiği sürece nihai bir zafer elde etmenin mümkün olmayacağına dair kanı oldukça yayın.

Selefileşme/Vahabileşme

Yeni yağma ve talan rejiminin inşası için toplumsal yapının kodlarıyla oynayan, gericiliği ve muhafazakârlaşmayı dayatan AKP iktidarı, radikal İslamcılığın beslendiği Selefi/Vahabi zihniyetini toplumsal yaşamın her bir hücresine monte ediyor.

Şeriatla yönetilen Suudi Arabistan’dan ilham alınan eğitim modeli, ilkokul öncesine kadar inen başörtüsü, değerler eğitimi adı altında öğretilen müfredat, imam hatipleştirme, kindar ve dindar nesil yetiştirme arzusu radikalleştirmeyi besleyen uygulamalar.

Toplumsal ve siyasal yaşamı dini referanslar doğrultusunda belirleyen, gericiliği bir devlet politikası haline getiren AKP iktidarı, laikliği/sekülerliği hedef alan politikalarla yeni “İhvan nesli”nin yaratılması için elinden geleni yapıyor.

Meclis başkanı üzerinden ortaya atılan yeni anayasada laiklik ilkesinin olmaması gerektiği ve dindar bir anayasaya ihtiyaç olduğunun dile getirilmesi radikal İslamcı karanlığın yeni yeni dönemde daha rahat hayat bulması demek.

İktidarın hayata geçirdiği tüm politikalar IŞİD zihniyetini besleyen uygulamalar. Bu zihniyetle hesaplaşmadan bu fikriyatı sanıldığı üzere askeri yöntemlerle yok etmek mümkün değil!

Son bir yıldaki katliamların ve politikaların gösterdiği üzere Türkiye’deki IŞİD tehdidi yalnızca Suriye’den ithal edilen bir tehlike değil. Erdoğan rejiminin on dört yıldır adım adım sistematik bir şekilde uyguladığı ve tüm cumhuriyet kazanımlarını yok eden politikaları nedeniyle IŞİD sübvanse ediliyor.

IŞİD’i laiklikle yenebilirsiniz!

Öncelikle IŞİD ile mücadele için “rasyonel” bir projeye ihtiyaç var. O da sekülerizmdir! IŞİD’in beslendiği damarı kesmek, İslamcı köktendinciliği yok etmek için en etkili silah aydınlanmadır. İslamcı gericiliğin karşısına sadece Türkiye’de değil bölgede de ancak sekülerizm gibi bir projeyle çıkılırsa başarılı olma ihtimali var. Çünkü IŞİD sadece askeri bir sorun değil. IŞİD aynı zamanda da bir zihniyet sorunu. Bu zihniyeti savaş uçakları, tanklar ve bombalarla yok etmek mümkün değil. On binlerce cihatçıyı öldürseniz, bir kısmını teslim alsanız dahi geride kalanlar olacaktır. O cihatçılar, ki sayıları oldukça fazla, geldikleri ülkelere en çok da Türkiye’ye dönecektir. Bir kısmı Avrupa’ya. Öyle ya da böyle. Bunların hepsinin birer canlı bomba olma ihtimali oldukça yüksek.

IŞİD Irak ve Suriye’de örgütlenip güç toplarken, Türkiye’den eleman devşirmesine, yabancı cihatçıların Türkiye üzerinden IŞİD’e katılmalarına müsaade edildi. Türkiye’yi Pakistanlaştıran, sınır hattında yeni Peşaverler yaratan politikalar ısrarla sürdürüldü.

Peki ne yapmalı?

IŞİD ve dolayısıyla İslamcı gericilik artık sadece Ortadoğu’nun değil, modern dünyanın bir sorunu. İlk önce gericiliği besleyen bataklığı kurutmalı. IŞİD ve benzeri zihniyete karşı zafer elde etmenin en geçerli ve kalıcı yöntemi bu gericiliğe karşı laikliğe tutunmaktır.

Nihai zaferin tek seçeneği şudur; IŞİD’in bu topraklarda “hoşgörüyle ya da sempatiyle” karşılanmasına yol açan ideolojik iklimle derhal mücadele edilmeli. IŞİD’i doğurup besleyen iklimi yaratan koşullar yok edilmeli. IŞİD’i mazur gösteren, ya da göstermeye neden olabilecek beyanatlardan kaçınılmalı. IŞİD’in eylem yapmasını sağlayan lojistik destek yok edilmelidir.

Komşu bir ülkedeki rejimi yıkacağız diye cihatçı grupların faaliyetlerine göz yumulmamalıdır. Türkiye’nin “cihat otobanı”na dönüştüren politikalardan vazgeçilmelidir.

Yorumunuzu yazınız