PAYLAŞ

Alevi kimliği temelinde Baba İshak, Baba İlyas, Dede Garkın ve Ebu’l-vefa gibi Alevi erenleri görmezden gelindi.

Türkiye’deki mürşit ocaklarından Dede Garkın Ocağı’nın banisi Dede Garkın, 13. yüzyılda Anadolu’da özellikle Babai İsyanı’nda önemli rol oynamış Aleviler için önemli bir erendir. Ancak hakkındaki araştırmalar ve bulgular yetersizdir. Bu yazıda da hem var olan bulguları toplamak hem de dönem toplumu ve Dede Garkın’ın bir portresini çıkartmaya çalışacağım.
Türkiye’deki resmi tarihin Türk – İslam anlayışı Alevi kimliği temelinde Baba İshak, Baba İlyas, Dede Garkın ve Ebu’l-vefa gibi Alevi erenleri görmezden gelirken Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli’yi ön plana çıkardı. Dede Garkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dedegarkınoğlu’na göre ‘’Bu isimler gerçekte yaşadığı dönemdeki kişiliklerden farklı birer kişilik olarak gösterilmeye çalışılmıştır. ‘’(1) Dede Garkın hakkında ise iki önemli menakıbname mevcut. Elvan Çelebi’ye ait Menakıbul Kudsiyye ve Firdevsi-yi Rumi’ye ait Hacı Bektaş Velayetnamesi. Menakıbul Kudsiyye, Ahmet Yaşar Ocak ve İsmail Erol Erünsal tarafından latinize edildi ve kitap olarak yayınlandı. Orijinali Mevlana Müzesi’ndedir. Bu esere göre; Dede Garkın Şam’da yaşamaktadır ve halifelerinin, taliplerinin bir kısmını Rum(Anadolu)’a göndermiştir. (2)Velayetname’de ana odak Hacı Bektaş Veli olsa da bir bölümü de Dede Garkın’ı içermektedir. Velayetname’ye göre Dede Garkın’ın gerçek ismi Numan’dır. Suriye’de yaşamış ve Vefaiyye’nin (Bir Alevi tekkesi) erenlerindendir.
ALT SINIFLARI BİRLEŞTİREN BİR İSYAN

Anadolu’nun en alt sınıflarını birleştiren bu isyan ilk etapta Selçuklu valilerine ait orduları yenip Adıyaman, Amasya, Sivas ve Kayseri’yi ele geçirdiyse de; payitaht Konya’ya dayanınca Selçuklu’nun çoğu paralı Frenklerden müteşekkil ağır zırhlı ordusu karşısında mağlup oldu ve önce Baba İlyas sonra Baba İshak idam edildi; kadın ve çocuklar hariç isyancılar kılıçtan geçirildi. Ayaklanma ve ardından gelen zulüm Anadolu yoksulları tarafından unutulmadı ve Babai ruhu Alevilik-Bektaşilik-Kızılbaşlık olarak günümüze ulaştı. Dönemin Haydari, Kalenderi, Vefai, Yesevi, Batıni gibi hemen hemen tüm heterodoks grupları isyana destek vererek senkretik bir Babai ekolünün oluşmasında etkili oldu.
Baba İlyas, Baba İshak ve Dede Garkın, Babai isyanının önderleri fetih adı altında işgal yarışına giren Selçuklu’nun sömürdüğü yoksullara umut oldu. Muhtemelen Alamut’un Batıni-İsmaili imamlarıyla münasebeti olan Vefaiyye’nin bu evladları yoksulluktan kırılan halkı ganimetlerin eşit pay edileceğini ve iktidarı aldıktan sonra çoğunluğu köylü olan asilere toprak verileceğini söyleyerek ikna etti. Ayrıca, Selçuklu’ya yakın kaynaklar Baba İlyas’ın kendisini resul ilan ettiğini anlatırken(yaygın kabul); Ayşe Hür’e göre Baba İlyas’ın torunu Elvan Çelebi bu iddiayı reddediyor.(3) Bu eşitlikçi, devrimci düşünceler iktidara gelemese de bugünkü Alevi-Batıni düşünce üzerinde büyük tesiri vardır.
Daha dağınık bilgileri topladığımızda ise Dede Garkın’ın 400 civarı talibi görülüyor. Önce Baba Ilyas’ı daha sonra Şeyh Osman, Aynu’d-devle, Hacı Bağdın ve Hacı Mihman’ı Orta Anadolu’ya gönderdi. Baba İlyas’ın Türkmen boylarını ve Kürt aşiretlerini örgütleyerek, Anadolu Selçuklusuna karşı başlattığı Babai İsyanının perde arkasında o vardı. İsyanın tek lideri uzun yıllar İbn-i Bibi’nin anlatımlarından dolayı Baba İshak olarak kabul edilirken, Ahmet Yaşar Ocak, bu konuyu anlatan diğer vakanüvislerden yararlanarak isyanın manevi liderinin Baba İlyas; fiili yürütücüsünün ise Baba İshak olduğunu ortaya koydu.

Nurhak ÇELİK

ODTÜ

Yorumunuzu yazınız