PAYLAŞ

“Hayalimde doğduğum yer
Güneş görmez geldiğim yer
Sevdiklerim bana gel der
Gelebilsem gelmez miyim”

Yukarıdaki dizeler şair Ahmet Dümrül’e ait… Ahmet Dümrül, Pazarcık’ın Milone Ugute köyündendir. Bu köy kartal yuvasını andıran büyük bir kayanın üzerine kuruludur. Öyle ki kayanın yüksekliği 100 metreyi, uzunluğu da 4 kilometreyi bulur.

Ahmet Dümrül ile Stuttgart’taki evinde buluşuyoruz. Dümrül ve eşi bizi çok sıcak karşılıyorlar. Tam da Pazarcık köylerindeki sıcakkanlılıkla… „Ahmet abi, sıcaklığınız bana köyü hatırlattı“ deyince şu yanıtı veriyor: „Köyde taze ekmeğin, domatesin, salatanın kokusu uzakta geliyordu. Bir de misafirperverliğin tadı ayrıydı. Her nesne kendi doğasıyla vardır. Size o sıcaklığı verdiysek ne mutlu bize.“

Ben ilk kez karşılaşıyor olmamıza rağmen hiç yabancılık çekmiyorum. Evi dolaşıyorum, fotoğraflara bakıyorum ve sohbet ediyorum. Sanki ağabeylerimden birinin evindeymişim gibi…

Çaylarımızı yudumlarken Ahmet abinin tüm kitaplarını görmek istiyorum. Önüme altı kitap getiriliyor:

* Ben Türkümü Söylerim: Berfin Yayınları, 136 sayfa, Temmuz 1999/İstanbul

* Dilimdeki Türkü: Berfin Yayınları, 156 sayfa, Temmuz 2000/İstanbul

* Ateşi Yüreğimdeki Türkü: Berfin Yayınları, 112 sayfa, Haziran 2001/İstanbul

* Ayrılık Derin Yazılır: Kora Yayın, 96 sayfa, Ağustos 2002/İstanbul

* Ateşim Ol: Kora Yayın, 150 sayfa, Temmuz 2003/İstanbul

* Güzel İnsan: Kora Yayın, 134 sayfa, Nisan 2007/İstanbul

15 Yaşın Farkı

Ahmet Dümrül’ün yaşamını „15 yaşından önce ve 15 yaşından sonra“ diye ikiye ayırmak gerekiyor. Çünkü şair o yaşa kadar sürekli düğünlerde şarkı söyleyen ve avcılığa çok meraklı bir insan profili çiziyor. Ancak, 15 yaşına geldiğinde babasını kaybediyor. Babasına olan sevgisi nedeniyle çok üzülüyor ve günlerce hiç konuşmuyor. İçine kapanıyor ve şarkı söylemeyi bırakıyor. İlerleyen aylardaki tüm ısrarlara rağmen şarkı söylemeye yanaşmıyor. Aynı yıl Dümrül’ün değiştiği bir konu da avcılık oluyor. „Onların da bir canı var“ diyerek vicdan azabı çekiyor ve avcılığı bırakıyor.

Sürekli içine kapanık olan genç Ahmet, kendini yazmaya veriyor. Böylece Dümrül’ün şiir yolculuğu da başlamış oluyor.

Ahmet Dümrül’ün ilk şiirleri daha çok aşk ve özlem üzerineyken 1975 sonrası yazdığı şiirler toplumsal mücadele, devletin ve düzenin yaptığı haksızlıklar, emek, inanç yoğunlukludur. Maalesef Ahmet Dümrül’ün ilk şiirlerini kitaplarında bulamıyoruz. 1948 doğumlu olan Dümrül’ün kitaplarındaki en eski şiiri 27 yaşında yani 1975’te yazdığı iki adet şiiri…

Bunlardan „Bu Dünyada“ isimli şiirinde Ahmet Dümrül, yaşamı sorguluyor ve şöyle diyor:

„Ezenler de gitmiş bak ezilen de
Can tatlıdır vermek istemesen de
Kurtulan olmadı devri düzende
Topraktan gelen toprağa döner“(1)

Dilimdeki Türkü

Biz bu yazıda Ahmet Dümrül’ün sadece “Dilimdeki Türkü” isimli kitabındaki şiirleri üzerine yoğunlaşacağız. Çünkü, gördüğümüz kadarıyla şairin yaşamını etkileyen en önemli şiirler sanki bu kitapta toplanmış gibi… Dayanılmaz kişisel ve toplumsal acılar, doğduğu topraklara özlem, gurbet yaşamının zorlukları gibi olgular bu kitaptaki şiirlere yoğun bir şekilde nüfuz etmiş.

Dümrül, kendi ülkesinin sorunlarından uzak duran bir şair olmadı. „Dağlara“ isimli şiirinde Kürdistan’ın yalnızlığına şöyle dert yanıyor:

„Üstümüze bomba füze savruldu
Topraklar yarıldı kumlar kavruldu
Bütün dünya buna seyirci kaldı
Dert bırakmıyor ki yüzümüz gülsün.“(2)

Pazarcıklı şairlerin bir özelliği de hem materyalist hem idealist olmalarıdır. Bu onların şiirlerinde de kendisini gösterir. Bu özellik Ahmet Dümrül’de de vardır. Örneğin 14 Nisan 1991’de yazdığı „Dağlara“ isimli şiirde devamla şöyle der:

„Dümrül: Secde ettik diledik dilek
Yalvardık ki huzur yolunu bulak
Bir yanımda düşman bir yanda felek
Dert bırakmıyor ki yüzümüz gülsün“(3)

Şair, 10 gün sonra yazdığı „Toprakta mı“ isimli şiirinde de bu defa tanrıyla hesaplaşır:

„Beni yaratanın yüzü görünmez
Alnıma yazılan yazı görünmez
Ahmet Dümrül gider izi görünmez
Ben nereden geldim nasıl var oldum“(4)

„Cahillere“ isimli şiirinde de „Yaradana güven darda kalırsan“ gibi bir dizesi olan Dümrül, başka bir şiirinde de şöyle der:

„Ey yaradan hakkım yok mu gülmeye
Mal zengine tasa bize yar imiş
Niyet ettim dost köyüne gitmeye
Ovalar dikenli dağlar kar imiş“(5)

Dümrül, „Silahlar“ isimli şiirinde 1980 sonrası kendini fesheden ve „düzen içine“ çekilen hareket ve devrimcileri şöyle eleştirir:

„Silahlar çakıldı uyuduk kaldık
Bizi vuranlara dost muyuz şimdi
Boşa mı vuruştuk boşa mı öldük
Bizi vuranlara dost muyuz şimdi

 

Ahmet Dümrül anlamadım bunları
Unutmuşlar acı dolu günleri
Kurumadan yiğitlerin kanları
Bizi vuranlara dost muyuz şimdi“(6)

Ahmet Dümrül, 28 Ağustos 2000 tarihinde yazdığı bir şiirinde de halka uyanış çağrısı yapar:

„Zulümler denendi karardı günün
Hep ucuza gitti şerefin kinin
Bu topraklar senin bu dağlar senin
Uyan halkım uyan uyuma artık“(7)

Ahmet Dümrül, şiirlerinde güncel gelişmeleri değerlendiren bir şair aynı zamanda. 12 Mart sürgünlerinden olan Dümrül, 12 Eylül askeri darbesini şöyle dile getiriyor:

„İşkence ettiler boyun eğmedik
İfade yazdılar imza atmadık
Can verdik zerrece taviz vermedik
Sinop’ta Metris’te Diyarbekir’de
Aydın’da Mamak’ta Eskişehir’de 

Öz bedenimizde meşale yaktık
Kazdık gönüllere onur bıraktık
Yasaklar acılar sürgün yaşadık
Sinop’ta Metris’te Diyarbekir’de
Aydın’da Mamak’ta Eskişehir’de“(8)

Köyü Üzerine Yazdığı Şiir

Ahmet Dümrül, kendi köyü üzerine de birçok şiirler yazdı. Bunlardan biri „Ne Kuş“ isimli şiiridir. 30 Eylül 1991’de yazılan bu şiirde Dümrül, şöyle diyor:

„Ne bir kuş ötüyor ne çiçek açmış
Kıymetin kalmamış Üngüt deresi
Birer birer göçtü seni sevenler
Ağla garip garip Üngüt deresi“ 

Dümrül’ün köyü üzerine yazdığı bir şiir de „Çöken Sevgi“ isimli şiiridir:

„Çöken sevgi duvarını
Örebilsem örmez miyim
Yanan yürek yarasını
Sarabilsem sarmaz mıyım

Hayalimde doğduğum yer
Güneş görmez geldiğim yer
Sevdiklerim bana gel der
Gelebilsem gelmez miyim

 

Dümrül: Yaşam kavgasında
Bilinmezin gizesinde
Üngüt çayın gözesinde
Kalabilsem kalmaz mıyım“

(Dilimdeki Türkü: sy. 34)

 

Kaynakça

1- Ben Türkümü Söylerim, Berfin Yayınları, sy. 8, Temmuz 1999/İstanbul

2- Dilimdeki Türkü: Berfin Yayınları, sy. 13, Temmuz 2000/İstanbul

3- age

4- age, sy. 14

5- age, sy. 16

6- age, sy. 15

7- age, sy. 24

8- age, sy. 26

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız