PAYLAŞ

 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 9 Haziran 2016 Perşembe Günü kendisine bağlı 261 AKM-Cemevi başkan ve yöneticileriyle birlikte Saat:10:00’da Strasbourg’ta, Avrupa Parlamentosu önünde basın açıklaması yaparak “Faşizme, Şeriata ve Diktatörlüğe Hayır” diyeceklerini duyurdu.

 

Türkiye otoriterliğin, hukuksuzluğun, gericiliğin ve şiddetin kuşatması altında olduğunu ifade eden Aleviler bu duruma karşı sessiz kalamayacaklarını dile getirerek “Kimse bizden kafamızı kuma gömmemizi beklemesin.” dedi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“O nedenle biz kafamızı kuma değil, kalbimizi, aklımızı, sesimizi ve bedenlerimizle Avrupa’nın merkezinde dünyaya sesleneceğiz. Erdoğan’ın Saray entrikaları ve onun kuklası AKP hükümetinin ülkemizi karanlığa, savaşa, yoksulluğa, gericiliğe sürüklemesine hayır demek için, Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu önünde olacağız.

Avrupa Alevileri olarak ülkemizde hukukun hiçe sayıldığı, fiili başkanlık sisteminin dayatıldığı, her gün ölümlerin haber verildiği, Saraydaki Erdoğan’ın isteği üzerine milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırıldığı, TBMM fiilen işlevsiz kılındığı, parlamento fiilen yok sayıldığı, anayasanın çiğnendiği, Alevilerin “eşit haklar ve eşit yurttaşlık” gibi demokratik ve hukuksal taleplerini asimilasyon ve inkar ile sünnileştirmeye çalışan, Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözüm taleplerine karşılık şiddetin ve katliamların yaşandığı, kadınlara ve çocuklara karşı şiddetin, tecavüzlerin ve tacizlerin arttığı, kendi halkına karşı katliamların planlandığı, etnik ve dinsel milliyetçiliğin devletleştirildiği, eğitim dahil tüm kamu hizmetlerinin dinselleştirildiği, Alevilere ait toprakların ve köylerin AFAD kampları altında işgal edilerek, Maraş-Terolar örneğinde olduğu gibi Alevisizleştirmelerin yaygınlaştığı, toplumsal bölünme ve kutuplaştırmanın mezhepçilik ve milliyetçilik üzerinden inşa edildiği ve Türkiye’nin her yerinde canlı bombaların yüzlerce insanın hayatını yok ederek, Türkiye’nin Ortadoğu’laştırıldığı bir dönemde biz Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak bu gerici, ırkçı ve faşist kuşatmaya hayır diyoruz.

AKP’nin Suriye’deki işgale ve cihadist terör örgütlerine verdiği destekler sır değildir. AKP Suriye’de yaşatılan barbarlığı Türkiye’ye taşımıştır. Komşularımızın yaşam ve kendi kaderlerini tayin hakkına müdahalelere hayır diyoruz.

Milyonlarca insanın Suriye’de yerinden, yurdundan edilmesini desteklemiştir. Suriye’deki işgal, savaş ve katliamların sonucu milyonlarca mülteci umuda yolculukları, umutsuzluğa, ölüme dönüşmüştür. 3 milyon mültecinin yaşadığı Türkiye’de mülteciler insanlık dışı koşullar altında yaşıyor.

Biz Türkiye’nin şeriatlaştırılmasına ve cihadistleştirilmesine hayır diyoruz.

Erdoğan ve AKP hükümeti, eğitim sistemini tümüyle dinselleştirilmiştir. Demokratik, laik, bilimsel eğitim için mücadele eden biz Aleviler, dindar nesil ve kindar nesil yetiştirmek için dayatılan dinci, gerici ve mezhepçi eğitime hayır diyoruz.

Bu saldırgan politikalar, ülkeyi geri dönülmez bir karanlığın içine sokmakla kalmayıp, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli toplumsal yapıyı kutuplaştırdı ve düşmanlaştırdı. Toplumsal barış yerine, toplumsal savaşı tırmandırdı.

O nedenle biz Aleviler Kürt sorunun çözümünde silah ve savaşı çözüm değil sorun olarak görüyoruz. Biz Aleviler AKP’nin şiddet ve savaş politikalarına karşı, Kürt halkının demokratik hak ve taleplerinin barışçıl ve siyasal zeminde karşılanmasını talep ediyor, savaşa ve imha politikalarına hayır diyoruz.

Biz Aleviler siyasal İslamcı AKP’nin ve Sarayın mezhepçi politikalarıyla, “laik olmayan yeni anayasa” ve “Türk tipi başkanlık sistemi” karşısında, yargı, yürütme ve yasama erklerinin bağımsızlığını savunarak, demokratik, laik, eşitlikçi Türkiye için, tek adamlığa hayır diyoruz.

Dinci gericilik sadece devleti değil, tüm kamu hizmetlerine, eğitime, siyasete, hukuka, ekonomiye ve yaşam alanlarında egemenlik kuruyor. Laiklik ve İnanç özgürlüğü yerine, din devleti kuranlara hayır diyoruz.

Demokratik ülkeler laik düzen ve yaşam ilkelerinde iyileştirmeler yaparken, Türkiye’de laikliği savunmak şeytanlaştırılıyor. Oysa laiklik sadece din ve devlet ilişkisinin ayrılması değil, aynı zamandan demokrasi ve çoğulcu toplumun teminatıdır. Gerçek laikliği kazanma ve toplumsallaştırma mücadelemizden zerre taviz vermeyeceğiz.

Terolar köyüne AFAD kampı, AKP’nin, Alevilerin Türkiye’deki sosyal ve demografik yapısını bozmayı hedefleyen mezhepçi toplum mühendisliği projesidir. Biz Ovamıza, kimliğimize, yaşam alanlarımıza yönelik AKP dokunmalarına hayır diyoruz!

Dersim, Soma’nın Kozluören Köyü, Hatay Arsuz ilçesinde termik ve hidroelektrik santral projeleri kapsamında Alevilerin topraklarına el konuluyor. Yapılmak istenen bu projelere karşı bölge halklarının direnişleri sürmesine rağmen ağaçlar hızla kesiliyor. Bu girişimler Alevi toplumuna dönük zorunlu göç politikasının yanı sıra, aynı zamanda bir doğa katliamıdır.

AKP’nin de desteklediği cihatçı çetelerden Ahrur-u Şam’ın, Alevilerin yoğunlukta yaşadığı el-Zara Köyünde gerçekleştirdikleri ve yüzü aşkın insanın öldürüldüğü katliamları kınıyor ve Suriye’de işgale hayır diyoruz.

Avrupa Birliği üye ülkeleri başta olmak üzere dünya siyasetinin Türkiye’deki bu kötü gidişat karşısında seslerini yükseltmelerini, temel insan hak ihlallerini ile insanlık suçu katliamlar karşısında sorumluluk almaya davet ediyoruz.

İşte bu endişelerimizi, taleplerimizi, uyarılarımızı paylaşmak için 9 Haziran 2016 Perşembe Günü Saat:10:00’da Strasbourg’taki Avrupa Parlamentosu önünde olacağız.”

Yorumunuzu yazınız