PAYLAŞ

Maraş’ın 10 bin yıllık tarihe uzanan bir geçmişi var.

Maraş, Hitit’lerin son döneminde ‘’GURGUM’’  şehir devletinin başkenti olmuştur. Daha sonra uzunca bir süre, ASUR ve MED’lerin şehri olan Maraş, bu dönemde bölgenin merkezi bir kaç şehrinden biridir.

Maraş, ortaçağda sahip olduğu stratejik öneminden dolayı, büyük siyasal güçlerin hedefi durumunda olmuştur. Hitit ve Asurlulardan sonra PERS Kralı 1. Darius, Maraş’ı elinde tutan MED imparatorluğunu yıkarak almıştır.

Daha sonra Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular döneminde de, hep önemli bir merkezi şehirdi Maraş. Dulkadiroğlu beyliği döneminde, ELBİSTAN kısa bir süre beyliğin başkenti olmuş ise de, Beylik merkezi daha sonra, Maraş merkeze taşınmıştır.

Osmanlılar, 1522 yılında Dulkadiroğlu beyliğini, topraklarına katmasıyla,’’Maraşın merkezli, Dulkadir Eyaleti’’ oluşturulmuş, Eyaleti Zülkadiriyye, ya da Eyaleti Maraş olarak devam etmiştir.

Maraş Eyaleti; Osmanlının son döneminde, Malatya’nın Darende, Akçadağ, Doğanşehir, Adıyaman’ın Besni, Gölbaşı gibi ilçelerini, Antep’in İslahiye, Yavuzeli, Araban ilçeleri, Kayserinin Sarız, Pınarbaşı ilçeleri, Sivas’ın Gürün ve Adana’nın bazı ilçelerini içine alan bir yerleşim birimi ve merkeziydi.

Bu bölge ve ilçelerin halk kültürüne baktığımızda, Kızılbaş Aleviliğin ciddi bir bölgesel havzası olarak, LUVİ –HİTİ’lerle başlayan, 650-700 yıl Hititlerde kalmış bir geçmişe sahiptir.

Selçuklu baskısına karşı, Babailerin isyanı 1220 yıllarında ,Elbistan dolayında yaşayan DEDE GARKIN’ın bir halifesi (Dervişi) olan Baba İlyas, Amasya tarafında görevlendirilmiştir.

Babai isyanının düşünsel fikri, Dede Garkın Vefai idi. Yani Ebu’l Vefai Kurdiye bağlı bir düşünür olan, Kürt Ebul Vefa’dır.

1086 yılında Selçukluların eline geçen Maraş, 1240 yılındaki Babai hareketine kadar, ne tam olarak bir Türk şehri, nede bir İslam şehri olmamıştır.

MARAŞ ismi; Evliya Çelebinin Maraş adı ile ilgili yazdıklarına bakarsak, 100 yıl MED imparatorluğunun yönetiminde kalan, Maraş, Kral DEHAK’ın şehri idi. Söylenceye göre, DEHAK’ın iki omuz başını Şeytan öpünce, iki omuzunda 2 ejderha peyda oldu. Hergün Şehir halkından bir kaçını katledip, beyni bu iki yılana verilirdi. ’MAR-i  İŞ’’ ten galat Maraş derler. Nihayet Demirci KAWA başkaldırır ve DEHAK’ı öldürür’’ demektedir.

MAR-İ REŞ’den Maraş’a dönüşen, bu şehrin ismi Kürtçeden gelmesine rağmen, bu gün Kürtlere ve özellikle Kızılbaş Kürtlere yasaklanan bir şehir konumundadır.

Osmanlı dönemi; 1515 yılında Maraş ve çevresi, Osmanlılar tarafından ele geçirilir. 1522 yılında Osmanlı topraklarına katılır.

Yavuz Sultan Selim, Doğubayazıt’tan Kürt bir Sünni aile olan BEYAZIT’lar ailesini getirip yerleştirerek, burada yaşayan Kürt Kızılbaş Alevilere kaşı, Maraş’ın inançsal demografisine müdahale eder. Bu dönemden itibaren, bölge yıllarca isyanların merkezi olur.

Dönemin tarihçileri Maraş’ı, ‘’Kızılbaşların Şekavet Yurdu’’ olarak tanımlamışlardır.

Bölgenin ‘’Şah İsmail’i’’ destekleyen Kızılbaş aşiretlerine karşı Osmanlı, katliamlarla düşmanca bir politika izlemiştir. Bu baskılara karşı bölgede yüzyıllara yayılan bir katliam, isyan süreci yaşanmıştır.

Bu isyanlardan bazıları;

1240 Babailer isyanı

1519 Celali isyanlarının bir kısmı, Şeyh Celal ayaklanması. Tokat’tan başlayıp Maraş’a kadar yayıldı.

1525-26 Sülünoğlu koca Zünnünoğlu isyanı. Kanuni sultan Süleyman dönemi.

1526- Kalender Çelebi isyanı. Osmanlının Dulkadiroğlu beyliğini ele geçirmesinden bir gün sonra,1526 da Ankara’dan başlayan Kalender Çelebi, Maraş –Elbistan bölgesine kadar yayılmıştır.

1577-78 Şah İsmail kod adlı, Maraşlı isyancının isyanı.

1800 li yıllardan sonra zorla iskân dönemi başlamıştır.

Kürtler; Osmanlının son dönemlerinde, Maraş ve çevresinde güçlü bir varlık göstermektedirler. 1860 yılında, Maraş ve çevresinin kaderini değiştiren ‘’FIKRA-İ İSLAHİYE’’ özel ordunun kurucusu Cevdet paşa, bölge Aşiretlerini ıslah etmek üzere, mecburi iskâna tabi tutmuştur.

Çok sancılı uygulamalarla devam eden mecburi iskandan sonra, Abdül Hamit’ten İttihat Terakki’ye devredilen, Şark Islahat planı,  Kemalist Cumhuriyetin, Kılıç Ali Paşa’sının bölgedeki Pantürkist politikası ve paramiliter cinayetleri ile bölgedeki karanlık uygulamaları.

Maraş’ın Fransız işgalinden kurtarılmasında Kürt kızılbaş aşiretlerin belirleyici bir rolü ortadayken, Sütçü imam direnişi diye bir hikâye kurgulanarak, Kahramanlık madalyası ile ödüllendirilen Maraş’ın bu beratının ne anlama geldiği, Maraş katliamı ile daha da netleşmiştir.

Bu madalya 5 Nisan 1925 de kırmızı şeritli istiklal Madalyası olarak verilmiştir. 21 Ocak -11 şubat tarihleri arasındaki Fransız işgaline karşı bölge halkının öz gücü ile işgalci güçleri  bölgeden çıkarmasından dolayı verildiği söylense de, 12 Şubat da şehir merkezinde yapılan kutlamalar sırasında ,Kürt Aleviler ,o gün saldırıya uğrama korkusundan ,şehre gitmez yada şehirdekiler evlerinden zorunlu olmadıkça caddeye çıkmazlar.

Yani bu madalya, Yavuz politikasına, Abdül Hamit politikasına, İttihat Terakki ve Kılıç Ali Paşa politikasına, Ermenilerin, Süryanilerin, Kürt ve Kızılbaş Alevilerin bölgeden sökülüp atılmasının kutlanmasına verilmiştir.

Koçgiri, Dersim katliamları ile gelinen yakın dönem 1978 Maraş katliamı ile, Maraş neredeyse Ermenilerden sonra Kürtlerden de önemli oranda temizlenmiş oluyordu. Son bir hamle ile bölgede yapılan Cihatçı Selefist İŞİD zihniyetlilerin yerleştirileceği kamplar ile Köy ve kırsal alanda kalan Kürt Kızılbaş Aleviler de kaçırtılarak Maraş’ın Kahramanlık süreci tamamlanmak istenmektedir.

1 YORUM

Yorumunuzu yazınız