PAYLAŞ

 

AİHM Büyük Dairesi, cemevlerinin statüsü hakkında Alevileri haklı buldu ve cemevlerinin resmen ibadethane olarak kabul edilmesine karar verdi. AİHM’ in verdiği kararı samimi bulmadığını ifade eden gazeteci Şükrü Yıldız, kararların uygulanmadığını hatırlatarak, Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye karşı yaptırımlarda bulunmamasını eleştirdi.

 

 

Türkiye’de yaşayan farklı etnik, mezhepsel, dinsel gruba ait toplulukların kültürel, inançsal taleplerinin karşılanmaması sorunu devam ediyor. Uzun yıllardır cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi taleplerle iç hukuk yollarında çözüm arayan Aleviler sonuç alamayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvurdu. AİHM Büyük Dairesi, cemevlerinin statüsü hakkında Alevileri haklı buldu ve cemevlerinin resmen ibadethane olarak kabul edilmesine karar verdi.

11 yıl sonra karara bağlandı

Strasbourg’daki mahkeme, cemevlerinin statüsü konusunda açılan davada Türkiye’de Alevilere dini ayrımcılık yapıldığına hükmetti. AİHM, Türkiye’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Kararda, devletin dini alanda kamu hizmeti verme yükümlülüğü olmadığını ancak kamu hizmeti verilmesi durumunda ise, bunun tüm dini grupları kapsaması gerektiğini belirtildi.

Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ve 202 Alevi yurttaş tarafından açılan davanın duruşması Haziran 2015’te yapılmıştı. Türkiye’de konuyla ilgili 11 yıl önce açılan davada iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından dosya 5 yıl önce AİHM’ne taşınmıştı. 3 Haziran 2015 günü Strasbourg’da Büyük Daire’de görülen davada karar 26 Nisan günü açıklandı.

Bu kararla hukuken devlet cemevlerine bütçe ayırmak durumunda. Alevi toplumu inançlarının Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesine alınmasından ve cemevi dedelerinin devlet tarafından atanmasına sıcak bakmıyor. Alevi kurumlarından bazıları kararı olumlu karşılarken, kimi kurumlarda samimi bulmuyor. BasHaber olarak kararı, Alevilerin kaygılarını, Alevi dernekleri ve şahsiyetleriyle konuştuk.

Eşit yurttaşlık hakkı talebi

Kararı değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Sekreteri Sadık Özsoy, kararın önemli ve kıymetli bir karar olduğunu, fakat kaygılı olduklarını vurgulayarak “Bilindiği üzere AİHM daha önce de zorunlu din derslerine yönelik benzer bir karar almıştı. Ancak o karar sonrasında da hükümet yetkilileri kararı tanımadıklarına dair açıklamalarda bulunmuş, üzerine de 1 tane olan zorunlu din dersleri yerine 3 tane zorunlu din dersini müfredata koymuşlardı. Zorunlu din dersleri kararında olduğu gibi bu kararı da hükümet uygulamayacaktır elbette” dedi.

Mahkeme kararlarının cemevlerinin statüsünü belirlenmesinde ölçüt olmadığını vurgulayan Özsoy, ibadethanelerin statülerine o inanca mensup insanların karar verebileceğini belirtti. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talebini hatırlatan Özsoy, şunları söyledi: “Aleviler bu topraklarda yaşayan tüm toplukların eşit haklara sahip olmasını istiyor. Devletin tüm topluluklara eşit yaklaşmalarını istiyorlar. Hiçbir inancı finanse etmemesini, hiçbir topluluğu ötekileştirmemesini istiyorlar. Tam anlamıyla demokratik, laik özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülke istiyorlar.”

‘Diyanete bağlanmak istemiyoruz’

Alevilerin AİHM kararlarını gündemleştiremediğini ve doğru temelde tartışamadığı eleştirisini yapan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Sözcüsü Ayten Şimşir, bu kararla kendisi gibi olmayan, tüm ötekilere asimilasyonu dayatan, inanç ve ibadet özgürlüğünü tanımayan devlet politikasının mahkûm edildiğini savundu. Kararla birlikte cemevlerinin diyanete bağlanmasından endişe duyduklarını ifade ederek, “Hemen ardından da yol ve erkândan uzak sertifikalı dedeleri yetiştirerek, yol ve erkânımızı kutsallarımız özelinde varlığımızı asimile etme politikaları uygulanabilir. Bizler her zaman dile getirdik desturumuz ” kula kulluk etmemek” ten yanadır ve biz aleviler kula kulluk edecek maaşlı sertifikalı dedeler istemiyoruz. Bu karar doğrultusunda cemevlerimiz ibadethane olarak tanınsın ancak kontrolü kesinlikle diyanete verilmesin” dedi.

‘Bütçe değil, özgür yaşam istiyoruz’

Kararın Büyük Daire’den çıkması nedeniyle bağlayıcılığının olduğunu ve hükümetin karara itiraz hakkının bulunmadığını vurgulayan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, hükümeti sorunu derinleştirmekle suçladı. Doğan, Alevilerin eşit yurttaşlık haklarından yararlanmak istediğini belirterek, “Bir hukuk devleti içerisinde yaşıyorsak, bunu da anayasal bir gereklilik olarak bir yurttaşlık hakkı olarak, bir eşit yurttaşlık mücadelesi içerisinde Alevilerin inanç yerlerinin hukuki anlamda artık tescil edilmesi gerekmektedir. Yoksa meşru olarak Aleviler cemevlerini zaten yaygınlaştırdılar ve ibadetlerini orada yapıyorlar”  ifadelerini kullandı.

Alevilere bütçe verilmesine karşı olduklarını ifade eden Doğan, devletin dinlerden ve inançlardan uzaklaşması gerektiğini aktardı. Bütçe verilerek Alevilerin devletle ilişkilendirilmek istendiği yorumunda bulunan Doğan, “Alevilerin bütçeye ihtiyacı yok. Biz Alevileri bu anlamda devletle ilişkilendirmek isteyen yapılara karşı da hassasız. Yani biz laik ve demokratik bir cumhuriyetin din ile ilişkisinin olmamasını istiyoruz, bu bütçede anlamsızdır. İsterlerse diyanetin bütçesini getirip Alevilere versinler. Aleviler bu bütçeyi kabul etmezler. Aleviler kendi inançlarını özgür ve demokratik bir ortamda yaşamak istiyorlar” diye ifade etti.

‘Karar devletlere ışık tutacaktır’

Kararı önemli ve olumlu bulduklarını belirten Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan,“Din ve vicdan özgürlüğü ile düşünce özgürlüğü açısından yalnız Türk toplumunun değil, tüm inanç gruplarına yol gösteren özellikle de yeni bir Anayasanın yapılmak istendiği dönemde siyasi partilere ve devletlere ışık tutan, din ve devlet ilişkisinde her devlete yol gösteren bir karardır” dedi.  Alevilerin devlete bağımlı kılınmak istendiği yönünde yapılan yorumlara karşı çıkan Doğan, şunları söyledi: “Aleviler bu devletin asli kurucu unsurudur. Divan kararı da bu konuda açık ve net hükümler içeriyor. İbadetin ne şekilde yapılacağı, içeriği ve şekline karar verecek olan kurumlar ve inanç önderleridir. Devletin bu konuda bir takdir yetkisi yoktur.”

‘Aleviliğin içi boşaltılmak isteniyor’

Alevilerin cemevlerinin elektrik-su paralarının devlete ödettirmesine ihtiyacı olmadığını belirten CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı, Aleviliğin bir inanç olarak resmi kabule ihtiyacının olmadığını vurguladı. Devletin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla dinleri ve inançları düzenleyen bir konumda olduğunu hatırlatarak, “Bu durum temel insan hak ve özgürlüklerine, inanç ve ibadet özgürlüğüne aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle Alevilerin ibadet ve inanç sorunlarının çözümü laiklik kavramının her anlamda vücut bulmasıyla çözülebilecektir. Yoksa AİHM’den çıkan kararların ülkemizdeki inanç alanındaki sorunları çözmede yetersiz kaldığını görüyoruz” dedi.

‘AİHM samimi değil’

AİHM’ in verdiği kararı samimi bulmadığını ifade eden gazeteci Şükrü Yıldız, kararların uygulanmadığını hatırlatarak, Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye karşı yaptırımlarda bulunmamasını eleştirdi. Aleviler devletin cemevinin olmasına karşı bir pozisyonda olduklarını dile getiren Yıldız, “Aleviler inançlarının devletin egemenliği atlında olmasına karşı direnmektedirler. Şimdi siz bu direnç karşısında şöyle bir kararla karşılaşıyorsunuz; devlet için Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl bir hizmet görüyor ise, o zaman Aleviler içinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na benzer bir kurum işlev görmelidir. Oysaki Diyanet’in kendisi sorunu teşkil ediyor. Laiklikle çelişen, demokrasiyle çelişen, diğer inançlarla bu güne kadar ki çatışmaların beslendiği ana merkez olarak duruyor. Alevilerinde yarın öbür gün aynı şekilde diğer inançlarla çatışan, devletin siyasal ve politik bakış açısıyla Sünnileri-Alevilerle kavga ettiren, ya da Alevileri diğer inançlar üzerinde bir baskı unsuru haline getiren bir yapıyla Alevilerin bir hukuku olamaz” şeklinde konuştu.

 DİLAN ALMAZ-BasHaber 

 

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız