PAYLAŞ

“Karadeniz’de yapılan eylemlerde gördük, özellikle de kadınlar bu eylemlere öncülük etti, Artvin’deki eylemi biliyoruz nasıl durdurulana kadar kadınlar halk direndiyse Terolar’da da aynı şekilde yapılabilir”

KCK Halklar ve İnançlar Komite üyesi Delal Afşin, “Karadeniz’de yapılan eylemlerde gördük, özellikle de kadınlar bu eylemlere öncülük etti, Artvin’deki eylemi biliyoruz nasıl durdurulana kadar kadınlar halk direndiyse Terolar’da da aynı şekilde yapılabilir” diye konuştu.

Halklar ve inançlar komite üyesi Delal Afşin, Terolar köyünde 38 gündür devam eden Alevi halkının direnişini ve AKP’nin tüm inançlara yönelik geliştirdiği politikalara dönük önemli değerlendirmelerde bulundu.

Avşin, Maraş katliamında hukuki bir sonuç nasıl elde edilmediyse, Terolar’da da hukuki sonuç beklenmeden, eylemler sonuç alıncaya kadar radikalleşmesi gerektiğini Avşin söyledi.

‘MARAŞ KATLİAMINA TANIK OLANLARDIR TEROLARI YAŞAYAN’

38 gündür Terolar köyünde devam eden halkın direnişini selamlayan Avşin konuşmasının başında halkın eylem amacına dönük şu değerlendirmelerde bulundu: “Özellikle AKP’nin Türk devletinin Alevilerin çoğunlukla yaşadığı bu bölgede mülteciler için kamp yapılması ilk günden bu yana çok yoğun tartışılıyor. Bu kamp yapılışının amacı nedir, neden özelikle bu bölge seçildi, bu bölge dışında mültecilerin yerleştirileceği başka yer yok muydu gibi bunun üzerinden yoğun tartışmalar yapıldı elbette bunlar önemli idi. Neden oradan yapıldığı çok açık ve belliydi. Özellikle Maraş’ta yaşayan Alevilerin yakın tarihte yaşamış olduğu bir olay var. Maraş katliamını göz önüne getirdiğimizde buradaki halkın ister istemez devlete karşı bir güvensizlik durumu yaşadığını açığa çıkarıyor. Burada yaşayan katliamda katledilen, yargılanan, yerinden yurdundan sürgün edilen aleviler oldu. Bu ister istemez güven sorgulamasına kadar götürdü. Böylesi bir katliamın izleri ortadan kalkmadan halkın izni, görüşü alınmadan böylesi bir kampın yapılması kabul edilemez bir şeydir.”

‘HALKIMIZ SONUNA KADAR HAKLI VE DİRENİŞLERİNİ SÜRDÜRMELİ’

Ardından AKP’nin kamp yapma amacının daha farklı olduğunun sadece yerinden yurdundan olmuş halkı getirme gibi bir durumun olmadığına ilişkin ise Avşin “Özellikle devletin kendi eli ile kurduğu kamplardaki hepimiz takip ediyoruz DAİŞ gibi gruplara eleman yetiştirme faaliyeti yürütme girişimleri var. Bu da ister istemez oradaki halkı tedirgin etmekte. Bu kadar katliamlara, asimileye, Alevi inancına karşı dış uygulamalara karşı maruz kaldıktan sonra böyle bir kamp kuruluşunu onaylamak elbette yerinde olacak bir şey değildir. Bu temelde Terolar köyünde gerçekleştirilen eylemler çok yerindedir” dedi.

‘DUYARLILIKTAN ÇOK TEPKİLER ORTAYA KONULMALI’

38 gündür yürütülen Terolar direnişi kapsamında devam eden oturma eyleminin daha farklı eylem tarzında yürütülmesinin öneminin altını da çizen Afşin şöyle konuştu: “Birçok yerden destek de almaktalar. Özellikle de Avrupa’dan destek alıyor çünkü Maraş Katliamı sonrası yüzünü ülkeye dönen Alevi halkının kamp yapımıyla karşılaşmaları onlar için kabul edilemez bir şey. Genel olarak Avrupa’da yaşayan Alevi kesimlerin desteği bu noktada çok önemlidir. Belli bir derecede eylemsellikler geliştiriliyor, paneller ve seminerlerle halk bilinçlendiriliyor bu direnişin bir boyutudur. Terolar halkı ‘biz bu kampı istemiyoruz’ diye her gün nöbet eylemindeler ve basın yoluyla seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Fakat devletin hiçbir şekilde kamp yapımını durdurma ya da gelip halkın sesine kulak verme gibi bir girişimi yok tam tersine kampı yapmaya devam ediyor. Bu da şunu açığa çıkarıyor ki bu güne kadar yapılan direnişler her ne kadar anlamlı olsa da yetersiz olduğunu gösteriyor. Alevilerde şöyle bir özellik var yıkmadan, kırmadan, küsmeden bir şeyleri bir sorunu çözelim. Doğru bu güzel bir özellik fakat karşındaki güç buna gelmiyorsa ve kendinde ısrar ediyorsa demek ki eylemlerin biraz daha radikalleşmesi gerekiyor.”

‘7 MAYIS TEROLAR KÖYÜ İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI OLMALI’

7 Mayıs’ta yapılacak mitingin önemine de dikkat çeken Aşvin, “Gerekirse kampın yapıldığı yere gidilebilir. Kamp yapımı durdurulana kadar o alanda oturma eylemi yapılabilir. Karadeniz’de yapılan eylemlerde gördük, özellikle de bu eylemlere öncülük etti, Artvin’deki eylemi biliyoruz nasıl durdurulana kadar kadınlar halk direndiyse Terolar’da da aynı şekilde yapılabilir. Demek ki biraz daha dayatırsak ısrar edersek başarılabilir. Terolarda da radikal eylem geliştirmenin zamanı gelmiştir. Çünkü kamp yapma çalışmaları büyük bir ivedililikle devam ediyor. Bazı şeyler daha başta engellenmedikten sonra karşı çıkmak geç olabiliyor. Mesela 38 gündür oturma eylemleri gerçekleşiyor bunun yanında hukuksal açıdan bazı şeyleri elde etme çabası içerisinde halk fakat bu yönlü çok sonuç alıcı bir şey çıkmadı. Hukuksal açıdan şunları ifade etmek istiyorum. Doğru sorunlarımızı hukuksal açıdan çözülseydi daha iyi olurdu ve sorunlar çözülmüş olurdu. Gerçi hukuk doğru işlemiş olsaydı halkın sesini isyanını duyardı. Fakat hukuk gerçekliğini Maraş’ta gördük. Maraş Katliamında hukuk ne kadar rolünü oynadı. Haksız görülen Aleviler oldu. Katledenler açığa çıkarılmadı. Demek ki bizim hukukla çözeceğimiz bir şeyimiz yok. Bu devletin hukukunun çözümünü beklemek bizim için geç kalınmış bir durum olur. O açıdan halkın gücüyle tüm Alevilerin hatta demokratım diyen kesimlerin 7 Mayıs’ta kitlesel bir biçimde katılması önemlidir. Eylemin radikalliği aynı zamanda başarı düzeyini de belirleyecektir. Bu aşamadan sonra eylem tarzının değişmesi kaçınılmaz bir şeydir. Duyarlı olmak, bilinçlilik yaratmak önemlidir fakat kamp yerinde bu çalışmayı durduracak eylem tarzına ihtiyaç var.”

‘AMAÇ ALEVİLERİ YERSİZ, YURTSUZ BIRAKMAK’

Bu sorun sadece Terolar’da yaşayan halkın ya da Alevilerin sorunun olmadığı tüm Alevilerin bu konuda çok duyarlı olması ve direnişe sahip çıkması gerektiğini de ifade eden Afşin tüm duyarlı kesimlere şu çağrılarda bulundu: “Buradaki amaç Alevileri bulundukları yerden çıkarmaktır. Bugün Maraş’ta bir kamp yapılmaya çalışıyor. Ancak Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde bu tarz kampları yapmaları gündemdedir. Alevilerin yaşamış oldukları toplumsallığı parçalama ve asimile etme hep yürütülen bir politika idi. Şimdi ise toplu yaşadıkları mekanları da parçalayarak bir bütünen Alevileri yurtsuz bir halka indirgemeye çalışmaktadır. İnanç noktası önemli. Alevilerden bahsettik. Son günlerde AKP hükümetinin gündeminde alevi açılımı vardı. Zaten dönem dönem alevi açılımları yapıyorlar. Bu çalıştaylar, açılımlar eğer Terolar köyündeki gibi bir açılımsa Aleviler böyle bir açılım istemiyorlar. O açıdan o açılımların da gözden geçirilmesi gerekiyor.”

‘AKP’NİN YARATMAK İSTEDİĞİ İSLAM DAİŞ ZİHNİYETİNDEN KOPUK DEĞİL’

Terolar direnişinin ardından AKP’nin tüm inanç kesimlere yönelik yürütmüş olduğu politikalara ilişkin ise Afşin “Bugün Türkiye’de son günlerde meclis başkanlığının laiklik üzerine vermiş olduğu bir açıklama var. Tabi ki bütün demokrat kesimleri ve Alevileri de rahatsız etti. Yani şimdi AKP hükümetinin tarzı da böyle değişiklik yapmak istediği bir konuyu önce bir bakanıyla, bir milletvekiliyle ya da bir taraftarıyla gündeme atıyor, gündem oluşturuyor. Toplumun, halkın tavrı neyse o gündeminin yaşamsallaştırıp, yaşamsallatırmamasını takip ediyor. Bu laiklik konusu da öyle. Şimdi başbakan her ne kadar laiklik ya da laikliğin anayasaya konulması gibi bir gündemimiz yok dese de, anayasa komisyonu her ne kadar böyle bir gündemimiz yok dese de bir defa derler ya ok yaydan çıktı. AKP’nin düşüncesi belli oldu. Yani önümüzde ki süreç için bir İslam şeriatına dayalı, şeriatı da demeyelim kurmak istediği sistemin adımlarını atmış olacak. Laiklik konusu halkları tedirgin ediyor. Bugün bir DAİŞ, El-Nusra gerçekliği var. İslamiyet adı altında hareket eden kesimlerin kendi benimsemiş oldukları inançlar dışında diğer halkalara saldırıları bilinmektedir ki bu AKP gerçekliğinden de uzak değil.”

‘DEĞİL ALEVİLİĞİ, TÜM İNANÇLARI YOK EDİYOR’

AKP’nin gerçek İslam’ı savunmaktan çok kendi çıkarları doğrultusunda yön verdiği siyasal İslam’ı öne sürmektedir diyen Afşin bu konuda tüm kesimlerin refleks göstermesi gerektiğine dikkat çekti.

Bugün belki de laiklik tartışmasının yerini bulmayabileceğini de sözlerine ekleyen Aşvin, “Fakat hedefini açığa çıkaran bir gündemin olduğunu görebiliyor. Her ne kadar bu planını hedefini inkar etse de böyle bir gündem yok denilse de uzun vadeli bir planın olduğu açığa çıkıyor. Ayrıca bu gün bile AKP iktidarının laiklik ilkesini uyguladığı konusunda insan şüpheye düşmektedir. Türkiye laik mi soru işaretini koyabiliriz. Çünkü bu ilkenin fiili işletilme tarzı yok. Çünkü AKP’nin şu anki bütün pratiklerine baktığımızda tüm inançları ret ediyor. Bu temelde tüm demokrat kesimlerin Alevilerin bu soruna karşı duyarlı davranması gerekiyor. Çeşitli eylemselliklerle kendi tepkisini ortaya koymalıdır. Biz tek zihniyete sıkıştırılmış bir sistem istemiyoruz. Onu için şimdiden önlem ele almak gerekiyor. Tüm farklı inanç kesimleri kamuoyunu yoklayan bu söylemleri karşısında hemen bir refleksin gösterilmesi gerekiyor. Bugün gösterilemeyen refleks yarın çok geç olabilir. Yerinde ve zamanında eylemsellikler gerçekleştirilmeli. Yani bu ülke birilerine ya da bir sisteme ait değil. Demokratik bir şekilde yönetilmesi bu da demokratik ulusun geliştirilmesi temelinde tüm demokratik kesimlerin farklı inançların harekete geçmesi gerekir.”

 

Yorumunuzu yazınız