PAYLAŞ

Sinemilli Ocağı Piri Mehmet Yüksel, AKP rejiminin Maraş’ta Kızılbaş Kürt Alevilerinin yoğunlukta yaşadığı Terolar bölgesine AFAD eliyle yapacağı kamp ile Alevilerin kimlik ve kültürlerinin ellerinden alınmak istendiğini söyledi. Yüksel, “Maraş coğrafyasını terk edip gitmemiz isteniyor. Bu coğrafyayı terk edip gitmeyeceğiz. Bu kadar katliama rağmen burada kaldık. Bizim açımızdan burası çok önemli” dedi.

Maraş’taki Kürt Alevilere 1978’de yaşatılan devlet destekli katliam ile Aleviler, Avrupa ve Türkiye metropollerine kaçırtılırken, şimdiler ise bu kez AKP rejimi Alevi topluluğunun yaşadığı bölgede AFAD kampı yaparak geriye kalanları göçertmek ve saldırılarla yüz yüze bırakmak peşinde. Maraş’ın merkez Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Terolar bölgesinde yapılmak istenen kamp ile daha Maraş Katliamı’nın travmasını atlatamayan Aleviler, kampa yerleştirilmeleri beklenen çete ardıllarının saldırıları ile karşı karşıya kalmamak adına ve yaşam alanlarının işgaline karşı direnişe geçti.

Terolar bölgesindeki 7 Alevi köyünün ortasına denk gelecek şekilde mera alanına yapılmaya çalışılan AFAD kampına ilişkin konuşan Sinemilli Ocağı Piri (Dede) Mehmet Yüksel, kampın söylenenin aksine Alevilerde yarattığı algının çok masumane ve sadece “mültecilerin” yerleştirileceği bir proje olarak ele alınmadığını kaydetti. Kampın yapıma dönük kamp alanında alınan askeriye önlemlerin projenin altında yatan niyeti ortaya koyduğunu dile getiren Yüksel, neden Maraş ve neden Terolar sorusuna ise şöyle açıklık getirdi: “Maraş Kürt Kızılbaş Alevi kimliği açısından oldukça önemli bir bölge. Burası tarihsel olarak da Türkiye ve Ortadoğu açısında birkaç önemli merkezden bir tanesidir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan Dersim ve Koçgiri bölgesinin haricinde en önemli bölge burasıdır. Maraş denince Maraş sınırlarıyla matuf tutmamak lazım. Adıyaman’a ve Urfa’ya, Karsa kadar büyük bir etkisi olan Sinemilli Ocağı’nın etki alanı burası. 1500’lü yıllardan itibaren Selçuklusundan Osmanlıya devreden ve oradan da Türkiye Cumhuriyeti’ne geçen asıl derin devlet algısıyla Alevilere karşı yürütülen politikaların sürdürülmeye çalışıldığı bir yer. Bütün bu devletlerin bu bölge üzerindeki Alevilere dönük planları hiçbir zaman bitmedi.”

‘BU MARAŞ KATLİAMININ BİR BAŞKA VERSİYONUYLA DEVAM EDEN HALİ’

Maraş Aleviliğinin aynı zamanda Mezopotamya ve Ortadoğu topraklarından Türkiye coğrafyasına giriş kapısı olarak en önemli güzergah olduğunu söyleyen Yüksel, “Burası çok etkili bir coğrafya. Bu anlamda Dulkadiroğulları Beyliği zamanından bu yana hakim olan egemenin burayla olan savaşları ve davası hiç bitmedi. Buradaki dokuyu hep asimile etmek, hep parçalamak projesi her zaman sürdü. Yavuz Selim zamanından başlayan, Kanuni dönemiyle Şah Kalender Çelebi ve etrafındakilerin hunharca katledilerek bu politikaların devamının günümüze kadar gelen dediğini biliyoruz. O tarihten bu yana Nurhaklar ve Pazarcık her zaman bir direniş yeri oldu. Her zaman bir demokrat kimliğin ifade edildiği ve yeşerdiği alanlar oldu. Buradaki Kürt Kızılbaş Alevi kimliğinin özellikle bu dokuyu besleyen, üreten bir kimlik olduğu için resmi algı bundan kurtulmak istiyor. Yakın tarihte 78 Maraş Katliamı bunun en tepe noktalarından bir tanesidir. Bu da 78 Maraş katliamının başka bir versiyonuyla devam eden hali” dedi.

‘KÜLTÜRÜMÜZ VE KİMLİĞİMİZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENİYOR’

Alevilein yaşam alanı olan Terolar bölgesinde yapılmak istenen kamp ve hayata geçirilmeye çalışılan kirli oyunlar ile kültürlerinin ve kimliklerinin ellerinden alınmak istendiğini vurgulayan Yüksel, “1978’de Maraş’ta bir provokasyon ve vahşi bir katliam ile Maraş’ta ekonomiye hakim Alevi kitlesi sindirilip, yok edilmek ve gönderilmek istendi. Bunda da kısmen başarılı olundu. Şimdi o dönem orayı besleyen ve halen büyük çoğunluğu Alevilerin elinde Pazarcık Ovası’nda da bu hareketin devamı sağlanmak isteniyor. Bu bir tek Maraş ile sınırlı bir proje değil. Özellikle Suriye savaşının bize yansımaları ve Suriye savaşına yangına körükle giden bir AKP’nin yeşil İslami faşizminin Suriye’deki savaşı bir başka şekliyle buraya taşımaya çalışmasıdır. Burada bizim endişemizi arttıran daha önce başka şehirlerde Antep, Kilis, Konya ve İstanbul’da gördüğümüz bu Suriye’den geldiği iddia edilen ya da oradan gerçekten getirilenlerin o kamplarda cihadi-selefi eğitimlere tabi tutulduğudur. Dolayısıyla burada da öyle şeyler olacak diye çok haklı gerekçelerimiz var. Çünkü buranın nüfusunu da aşan yoğunlukta bir şehir (kamp) yapıyor ve buraya 25-30 bin kişi yerleştirileceğinden bahsediliyor. Yerleştirilecek mıntıkaya baktığımızda böyle bir nüfusu buranın kaldırması mümkün değil. Bu nüfus değil sadece burayı değil, Maraş’taki bütün dokuyu da şöyle veya bu şekilde zedeler. Bu anlamda biran önce bundan vazgeçilmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘BU KADAR KATLİAMA RAĞMEN KALDIK, COĞRAFYAMIZI TERK ETMEYECEĞİZ’

“Maraş coğrafyasını terk edip gitmemiz isteniyor. Bu coğrafyayı terk edip gitmeyeceğiz. Bu kadar katliama rağmen burada kaldık. Bizim açımızdan burası çok önemli” diyen Yüksel, şöyle devam etti: “Bizim mücadelesini verdiğimiz özellikle günümüzde Alevilerin kendi içlerinde de çok yoğun bir asimilasyona tabi tutulduğu bu zaman diliminde Alevilik mücadelesinin çok daha bilinçli, sağlıklı ve doğru bir Alevilik çerçevesinde verdiğimiz mücadeleyle buraya bakarak ve bu tür yerlere daha fazla sahip çıkarak; donanımlı, üst boyutlu ve örgütlü bir şekilde yürütme zorunluluğumuz var. Türkiye’nin veya Avrupa’nın her nerede yaşıyorsak bütün Alevilerin, Kürtlerin, Anadolu’da ve Türkiye’de yaşayan herkesin bu artık memleketi bir uçuruma götürdüğü çok açık aşikar olan, uzun yıllardır eğitimde, kanunlarda, yürürlükte ve yönetmeliklerde yaptığı ‘düzenlemeler’ ile memleketi şer-i idareye götüren İslami tanımda faşist bir idareye götüren zalim, zorba ve diktatöryal eğilime biran önce herkesin güç birliği ederek dur demek zorunluluğu var. Kendi kanunlarını, Anayasasını, hukuku çiğniyorlar. Dünyanın gözü önünde yapıyor bunu. Buradaki ekonomik, demografik dokuyu gözümüzün içine baka baka parçalayıp bizi buralardan ya göndermek ya da asimile edip kendi egemen resmi ideolojisinin içerisine çekmeye çalışmak gibi gayesi var. Bunu da gizlemiyor. Bunu eğitimde, ekonomide, iş hayatında, inanç merkezlerimizde ve normal günlük sosyal yaşantıda olmak üzere yaşamın her alanında yapıyor ve dayatıyor. Bizi bunun karşısında marjinalize ve terörize etmeye çalışıyor. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden katletmekte herhangi bir beis görmüyor. Bunu da bütün dünyaya çok normal bir şeymiş gibi anlatıyor.”

‘KİMLİKLE OLAN AİDİYET İLİŞKİMİZ KOPARILMAK İSTENİYOR’

Kürt coğrafyasında Kürtlere yapılan zulüm başta olmak üzere Alevilerin yaşam alanlarında yapılacak her türlü kanunsuzluğa, insansızlaştırma ve her türlü zorbalığa ülkedeki bütün kesimlerin bir güç birliği, bir örgütlenme ve doğru bir siyasi mücadeleyle karanlık günlerden biran önce sıyrılma çabasına girmesi gerektiğini dile getiren Yüksel, “Maraş coğrafyası bizler açısından bize miras kalan bir coğrafyadır. Kızılbaş Kürt Alevi kimliğinin çok önemli bir merkezidir burası. Hangi dağına, tepesine, taşına baksanız, hangi köyüne gitseniz mutlaka her yörede bir ziyaretgah, türbe, bir dergah, insanların gidip niyaz oldukları bir kutsal mekan ile karşılaşırsınız. İnsanların halen manevi hislerini besleyen bir coğrafyadır burası. Birazda o anlamda bir saldırıyla karşı karşıya. Çünkü burayı çökerttiği ve bu duyguyu bertaraf ettiği, bu bağı kopardığı zaman kimlikle olan aidiyet ilişkimizi koparacak. Bizler de Sinemilli pirleri olarak bu yolun, bu hizmetin birer gönüllü neferi ve hizmetkarı olarak; dedelerimizden atalarımızdan bize miras kalan ama bizimde gönül borcumuz bulunan buradaki insanlarımıza, talip kitlemize, dostlarımıza bir vefa borcumuz var. Buraları asla ve asla terk etmeye niyetimiz yok” dedi.

‘BURADA ZAFER DUYGUSUNU ZALİMLERE YAŞATMAYACAĞIZ’

Yüksel son olarak şunları dile getirdi: “Zorla ve cebirle buraya girebilir. Tankıyla topuyla silahıyla buraya girebilir. Şehirleri yıktığı gibi. Ama burayı fethe-demez. Burada bir zafere ulaşamaz. Nasıl ki pirlerimizin dediği gibi. Dersim’e sefer olur ama zafer asla. Aynı şey Maraş içinde geçerli. Burada o zafer duygusunu bu zalimlere yaşatmayacağız. Biz var oldukça, yaşadıkça, taliplerimiz burada oldukça, bu coğrafya ve mekanlarımız ile kutsalımız durdukça bizim mücadelemiz hayatın her alanında sürmeye devam edecek. Bu coğrafya, bu vatan, bu toprak bizim. Başka yerde nefes alma şansımız yok. Geçmişimiz burada bugünümüz burada, yarınımız da burada olacak.”

ANF

Yorumunuzu yazınız