PAYLAŞ

#Maraş’taki kamp için HDP’li Baluken’in Meclis Araştırma Önerisi Reddedildi!
Maraş’ta Alevi köylerinin merasına 27 bin kişilik mülteci kampı kurulmasına tepkiler sürerken HDP MV.  Baluken‘in Meclise verdiği  araştırma önerisi reddedildi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Maraş’ta yapımına başlanan AFAD kampıyla ilgili bölgedeki Alevi halkının talepleriyle birlikte bölgenin yapısının araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Baluken’in önerisi reddedildi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Maraş’ta yapımına başlanan 25-27 bin kişilik AFAD kampının, yapım amacının, bölgenin ekolojik, etnik, mezhepsel ve demografik yapısına etkilerinin ve böge halkının kamp ile ilgili taleplerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi.

Tüm denetim mekanizmalarına kapalı olan ve IŞİD, El Nusra ve diğer selefi cihatçı çetelerle anılan AFAD kamplarından birinin Maraş’ta Alevi yurttaşların yoğun yaşadığı köylerin  ortasına yapılmak istenmesinin halkta büyük bir tedirginliğe neden olduğunu belirten Baluken, Meclis Araştırması gerekçesinde, “Kampın şehir merkezine yakın boş dağlık alanlara değil de, verimli tarım alanları olan Alevi köylerinin arasına yapılıyor olması, Silopi’den Maraş’a ve Antep’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada Selefi Kemeri oluşturulmak istendiği yönündeki iddiaları desteklemektedir” dedi.

Geçmişte asimilasyonu hızlandırmak maksadıyla demografik yapı ile oynanarak Koçgiri, Dersim, Maraş gibi coğrafyalarda benzer politikaların izlendiğini belirten Baluken,“Maraş’ta şimdilerde yapılan da bu politikaların devamı şeklinde yorumlanabilir”dedi. Baluken’in önerisi reddedildi.

Araştırma önerisinin tam metni şu şekilde:
Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı yaşam alanlarını terk eden milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Birleşmiş Milletler Yüksek Mülteciler Komiserliği (BMMYK) veri tabanı 2.715.789 Suriyeli mültecinin Türkiye makamları tarafından kayıt altına alındığını göstermektedir. Geri Kabul Anlaşması’yla birlikte Türkiye’ye gönderilmesi planlanan, yaklaşık 1 milyon göçmeni de ilave ettiğimizde bu sayı 4 milyona yaklaşacaktır.

Türkiye’nin mülteciler konusunda Avrupa ile yaptığı anlaşmaya dönük yoğun eleştiri ve tepkiler güncelliğini korurken, mültecilerin dış politikada olduğu gibi iç politikada da hükümet tarafından araçsallaştırıldıkları yönünde iddialar gündeme gelmektedir. Bu iddialar; Suriyeli mültecilerin, AB fonları ve yerli kaynaklarla yapılacak yerleşim planlamalarında, ağırlıkla Doğu-Güneydoğu illerinde yerleştirilmelerinin düşünüldüğü yönündedir. Her ne kadar gerekçe olarak, mültecilerin yaşam tarzı, kültür, dil vb. konularda, bu illerde daha kolay uyum sağlayabilecekleri yönünde söylemler geliştirilse de, bu yerleşim planlamasının ardındaki asıl amaç, bölge illerindeki Kürt nüfusunun dengelenmesi, demografik yapıyla oynanarak, Suriyeli- Iraklı, Arap mültecilerle, Kürt il ve ilçelerinde yeni bir iskân politikasının hedeflendiği açıkça görülmektedir. Yaşanan savaş ve çatışmalardan kaynaklı Sur, Cizre ve Silopi gibi ilçelerde, az hasarlı yapıların dahi ağır hasarlı olarak kaydedilerek yıkılması planlanmaktadır. Acil kamulaştırma ile söz konusu tüm yapıların yıkılıp yerine TOKİ konutlarının yapılacağı hükümetin diğer yetkilileri tarafından da sıkça dile getirilmektedir. Ayrıntısı açıklanmayan bu tarz bir iskan politikası, kamuoyunda var olan kaygıları derinleştirmektedir.

Hükümetin bu yeni yerleşim planı yani iskân politikası ile Suriyeli ve diğer mültecileri dağıtarak demografik değişime gitmeyi amaçladığı, yerleşik yurttaşları göç etmeye zorlayacağı ve yerleşik nüfustan daha fazla sayıda mülteciyi yerleştirerek Türkiye’de yeni bir asimilasyon politikasını uygulamaya başladığı yönündeki kaygıları artırmaktadır.

Bunun son örneği Maraş’ta yirmiye yakın Alevi köyünün bulunduğu, aynı zamanda Maraş’ın en verimli mera alanı ve Habitat Koruma alanı olan bölgeye 360 dönümlük araziye, 600 konutluk, 25 ila 27 bin kişilik bir AFAD kampı/ konteyner kent kurulmak istenmesidir. Türkiye’de tüm denetim mekanizmalarına kapalı olan ve IŞİD, El Nusra ve diğer selefi cihatçı çetelerle anılan AFAD kamplarından birinin Maraş’ta Alevi yurttaşların yoğun yaşadığı köylerin ortasına yapılmak istenmesi, halkta büyük bir tedirginliğe neden olmuştur. Çünkü bölgede yaşayan 3 bin civarında Alevi yurttaşa karşın 25-27 bin arası mülteci adı altında selefi grubun yerleştirilmesinin yeni iskân politikasından bağımsız olmadığı ve tıpkı Sur, Nusaybin, Silopi, İdil ve Cizre gibi diğer ilçelerde olduğu gibi kampla niyetlenenin Maraş’ın ilgili bölgesinde demografinin değiştirilmek istendiğini göstermektedir.

Kampın şehir merkezine yakın boş dağlık alanlara değil de, verimli tarım alanları olan Alevi köylerinin arasına yapılıyor olması, Silopi’den Maraş’a ve Antep’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada Selefi Kemeri oluşturulmak istendiği yönündeki iddiaları desteklemektedir.

Geçmişte asimilasyonu hızlandırmak maksadıyla demografik yapı ile oynanarak Koçgiri Dersim, Maraş gibi coğrafyalarda benzer politikalar izlendiği düşünüldüğünde, Maraş’ta şimdilerde yapılan da bu politikaların devamı şeklinde yorumlanabilir.

Bu politikalar geçmişte olduğu gibi bugün de etnik ve mezhepsel çatışmaları derinleştirmekten başka bir sonuç üretmeyecek, coğrafyamıza hükümetin sosyal mühendislik projesi olarak acıdan başka bir şey getirmeyecektir.

Bu bağlamda; Maraş’ta yapımına başlanan 25-27 bin kişilik AFAD kampının, yapım amacının, bölgenin ekolojik, etnik ve demografik yapısına etkilerinin ve bölge halkının kampla ilgili taleplerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

Yorumunuzu yazınız