PAYLAŞ

SEYDİ ÖZCAN

Alevilik, Emevilerle Abbasilerin şiddeti, yolsuzluğu ve ayrımcılığı Kur’an’in buyruğu olarak dayatan uygulamalarından mağdur olan kitlelerin kendilerini savunmak amacıyla geliştirdikleri dini ve siyasi tepkiler manzumesidir. Batınilik ile tasavvufun sentezinden oluşur.

Batınilik siyasi bir kavramdır. Kur’an ve Hadis’in Arapların çıkarına göre yorumlanıp uygulandığını ileri sürer, azınlığa zulmeden iktidarlara devrim yoluyla son verilmesini ister. Tasavvuf ise ahlaki bir kavramdır, hakça bir düzen için zalim yöneticilerin barışçı yöntemlerle değiştirilmesini ve insanların kulluktan kurtarılmasını amaçlayan felsefi bir inançtır.

Yöntemleri farklı olsa da amaçları aynı olan ve birbirlerini tamamlayan her iki inanç, Aşık Veysel’in ünlü deyişiyle “ince ve uzun bir yol”dur, çetin ve çetrefilli bir güzergahtır. Bu çetin yol, derin bir bilgi ve gelişmiş bir akıl ister. Yaşam boyu süren temiz bir ahlak ister. Sevgi ve sezgi, sabır ve metanet, özveri ve hoşgörü ister. Cömert olmak, olanını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak ister.

Hacı Bektaş’ın önderliğinde her iki inancın bağdaştırılmasıyla kemale ulaşan öğreti yaklaşık 200 yıl sonra Balım Sultan tarafından yeniden dizayn edildi. Bu düzenlemeyle Hacı Bektaş Tekkesinin dedelerle, dedelerin talipleriyle ilişkileri ayrıntılı bir biçimde belirlendi. İbadet biçimi yepyeni kurallara bağlandı. Dedelik tüm hak ve imtiyazlarıyla babadan oğula geçen bir yapıya dönüştü ve zaman içindeki uygulamalarla Alevilik, tasavvufi özünü yitiren bir seremoniler yumağı haline geldi.

Belirtilen nedenlerle 19. asrın ortalarından itibaren “Araboğulları” olarak anılan Süleyman ve Veyis kardeşlerin öncülüğünde, mevcut uygulamaya tepki olarak, sonradan “Hakikatlilik” adını alacak olan yepyeni bir akım doğdu. Araboğulları Baba Mansur ocağına mensuptu, dedeydiler. Dedelerin Aleviliği Osmanlı döneminde 500 yıl koruyarak 19. asra salimen taşıdıklarının bilincindeydiler. Bu yüzden eleştirilerini Dedelere değil, Aleviliğin tasavvufi özünü çürüten uygulamalara yönelttiler. Amaçları Hacı Bektaş öğretisini sözü ve özüyle yeniden canlandırmak, erdemli bir insanın niteliklerini öne çıkarıp bunları yoldaşlarının yaşam biçimine dönüştürmekti.

Araboğlulardan özellikle Süleyman büyüleyici, bilge bir kişiydi. Engin tasavvufi kültürü, akılcı ikna gücü ve sihirli hitabetiyle ağırlıklı olarak Kureyşan ocağına mensup yöre halkını derinden etkiledi. Dedeliğin bahşettiği maddi ve manevi olanaklardan uzak duran mütevazı yaşam biçimiyle de giderek efsanevi bir kimliğe büründü. Komşu ocaklardan bağlarını kestikleri için kendilerine “Prod” denilen ziyaretçilerin akınına uğrayan evi bir dergâha dönüştü. Hacı Bektaş’tan sonra ikinci pir anlamında Pir-i sani olarak anıldı.

Araboğluların dostlarından 90-95 yaşlarındaki Hemzo Kokımın (yaşlı Hamza’nın) 1940’lı yıllarda Aziz Babayla muhabbet ederken, henüz çocuk yaşta olan bu satırların yazarının dinlediklerine göre, cemaate mensup yetenekli şahsiyetler, sonradan “Hakikatlilik” adını alan Araboğluların düşüncelerini yayma görevini üstleniyorlar. Ancak eleştirilerini sadece uygulamalara değil, aynı zamanda dede ve dedeciliğe de yöneltiyorlar. Bunlardan Melulören (Orentaş) köyünden Hamo’nun oğlu Apseyd (1860-1932) Sarız, Afşin ve Elbistan yöresinde, Ali Dumke (İdamı: 1898) Akçadağ’ın köylerinde yaptıkları yoğun çalışmalarla Hakikatliliği halka benimsetmeyi başarıyorlar.

Hakikatlilerin önderleri bilgili, kültürlü ve inançlıydılar. Balım Sultan’in koyduğu biçimsel kuralları çoktan aşmış; Hacı Bektaş, Yunus Emre ve Mevlana’nın tasavvufi anlayışını diriltmeğe çalışıyorlardı. Kanaat ehliydiler, mütevazıydılar. Dayanışmacı ve paylaşımcıydılar.

Hoşgörülüydüler, ama düşkün kaldırmıyor, suçu ve suçluyu affetmiyorlardı. Ayrımcılık yapmıyor, fakir fukaraya el etek öptürmüyorlardı.

Özellikle ikinci kuşaktan Meluliler, Aziz babalar, Haydar Bayraklar, Mücrimiler, Ali Şükranlar, Haşimiler, Ali Kamkeler, İbretiler, İbrahim Erdemler, Ali Sayılırlar, Musa Hazarlar, Haydar Bulutlar… muhabbet ve deyişleriyle Araboğluların düşüncelerini sistematize edip kalıcı hale getirdiler. Alevilikte aydınlanma meşalesini yeniden tutuşturdular.

seydiozcanBabaganlık ve Dedeganlığın yanında Aleviliğin yeniden evrimleşmesine büyük katkılar sağlayan Hakikatlilerin “Pir-i sani”si Araboğlu Seyyid Süleyman’a sonsuz minnet ve şükran duygularıyla.

Not: Alevilik hakkında daha fazla bilgi için bakınız: “Alevilik ve Hakikatliler” adlı kitabımıza!

Seydi ÖZCAN

Yorumunuzu yazınız